Yemen'de neler oluyor? – Fikrikadim

Yemen’de neler oluyor?

CENGİZ TOMARCengiz Tomar

Irak ve Suriye’de devletlerin zayıflamasından faydalanan IŞİD gibi, Yemen’de de El Kaide fırsattan istifadeyle gelişmekte. Husilerin iktidara gelmesi Sünniler arasında El Kaide’nin daha fazla taban bulmasına sebep olabilir.

Antik Grek ve Romalı coğrafyacılar tarafından Arap Yarımadası’nın büyük kısmı çöl olan bölgelerinin aksineArabia Felix (Mutlu Arabistan) olarak adlandırılan, Arapların ilk vatanı, Arap dil ve kültürünün başlangıç noktası, vahalarıyla ünlü, verimli Yemen… Arapça’da Yemen kelimesinin kökeni sağ, uğurlu ve mutluluk manalarına gelir zaten. Aden Körfezi’ni kontrol ettiğinden tarih boyunca hep stratejik öneme sahip olmuş. 1200’lü yıllardan sonra Türk kökenli Resûliler ve Memlüklerin ardından Osmanlıların 1. Dünya Savaşı’na kadar yönettikleri  ve II. Abdülhamid döneminde inşa edilen yapıların hâlâ ihtişamını koruduğu, Sebe Melikesi Belkıs, kahve ve türküsüyle meşhur hatıralarımızda…

Tarihte “Mutlu Arabistan” olarak anılan Yemen, günümüzde Arap ülkelerinin en yoksul ve eğitimsizlerinden olarak aynı zamanda en mutsuzlarından. Eski tabirle ismiyle müsemma değil artık. 23 milyondan fazla, çok genç ve eğitimsiz bir nüfusa sahip. Kişi başı yıllık ortalama gelir 2 bin dolar civarında ve okuma yazma oranı yüzde 50’lerde. Halkının yarısından fazlası yoksulluk sınırının altında yaşayan fakir bir ülke Yemen. Son zamanlarda ise sürekli çatışma haberleriyle gündemimizde maalesef. Yaklaşık 800 yıl Türk hanedanları tarafından idare edilecek kadar yakın, uçakla 5 bin km. mesafe kadar bize uzak, bilmediğimiz bu ülkede neler oluyor bugünlerde?.. Yemen toplumundaki çatışmanın dinamikleri neler?..

Diğer Arap topraklarından sosyo-kültürel olarak oldukça farklı olan Yemen’de yaygın olan mezhepler de oldukça ilginç özellikler taşımakta ve toplumun şekillenmesinde büyük rol oynamaktadır. Sünnilerin yanı sıra, Yemen’in önemli bir kısmı bütün Şiî mezhepleri gibi dini olmaktan ziyade siyasi özellikler taşıyan ve Sünniliğe en yakın Şii mezhebi olarak kabul edilen Zeydilik’e mensuptur. Mezhep ismini Hz. Hüseyin’in torunlarından Zeyd bin Ali’den almaktadır. Yemen nüfusunun yaklaşık yüzde 30-35’i bu inancı benimsemektedir. Aslında Kuzey YemenZeydiler, Güney Yemen Sünniler demek Yemen’de.

Akılcı Mutezile prensiplerini benimseyen Zeydilerin belki de Sünnilerden tek farkı Hz. Ali soyundan gelen bir bir imamet inancına sahip olmaları. Ancak Şia’nın aksine Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’i de halife olarak kabul ederler. Yine On İki İmam Şiiliği’ndeki ğaip (kayıp) imam kavramı yoktur. İran, Irak ve Lübnan’dakinin aksine On İki İmam Şiiliği’ne değil, Yemen’e has bir Şiilik olan “Beş İmam Şiiliği”ne inanırlar. Bu nedenle kendine özgü sentez bir yapısı vardır. İmamet çeşitli kesintilerle birlikte 1962’ye kadar bin yıldan uzun süre Zeydi imamlarının kontrolündeydi. İmametin sona ermesinden sonra da mutluluk gelmedi Yemen’e. Biri sosyalist diğeri Batı paktında Güney ve Kuzey Yemen olarak iki devlete ayrıldı ve sık sık çarpışmalar yaşandı. Ancak 1990’da Ali Abdullah Salih’in liderliğinde tek devlet olabildi Yemen. Ama çatışmalar hep devam etti.

Çatışmanın dinamikleri

2000’li yıllarda ise iki yeni gelişme ortaya çıktı. “Yemen veya Arap Yarımadası El Kaidesi” ile Husiler. Yemen’de istikrarsızlığı artıran bu iki grup da aslında başkaları adına vekâlet savaşı yürütüyorlar.

Yemen veya Arap Yarımadası El Kaidesi (Tanzimü’l-Kaide fi Cezireti’l-Arab) diğer adıyla Ensârü’ş-Şeria(Şeriatın Yardımcıları), uluslarüstü terörist organizasyon El Kaide’nin Yemen ve Suudi Arabistan şubesi. Suudi Arabistan’da çok fazla varlık gösteremeyen bu grup istikrarsızlığın hâkim olduğu Yemen’de ise hayli etkili. Binlerle ifade edilebilecek mensubu olduğu düşünülüyor. 2000’de Aden yakınlarında Amerikan savaş gemisinin bombalanarak 17 denizcinin öldürülmesi, 2004’te Suudi Arabistan’ın doğusunda Hober’de 22 kişinin öldürülmesi gibi sansasyonel eylemlere imza attılar. Ülkedeki karşıklıklardan istifade eden Ensârü’ş-Şeria 2011’de Güney Yemen’de Ebyen bölgesini ele geçirerek kısa süreliğine de olsa emirliğini dahi ilan etti.

Şu anda Yemen’de savaşmakta olan gruplardan Ensârullah (Allah’ın Yardımcılar) veya Eş-Şebâbü’l-Mü’min(İnançlı Gençler) gibi adlar taşıyan Zeydî Husiler ise El Kaide’ye göre çok daha güçlü özelliklere sahip. Zira Zeydi imameti gibi Yemen için her zaman bir fay hattı olan problem üzerinde oturuyor. “İnançlı Gençler”Hüseyin Bedreddin el-Husi tarafından 1992’de Kuzey Yemen’de Sade’de, adından da anlaşılacağı üzere, bir gençlik örgütü olarak gençleri Zeydi inançları çerçevesinde yetiştirmek üzere kuruldu. Kısa sürede popülerlik kazanarak 20 bin civarında öğrenciye ulaştı. Husiler 2003’te Irak’ın ABD tarafından işgalinin ardından Amerikan karşıtı gösteriler düzenlemeye başladı. 2004’te hükümet kuvvetleriyle çarpışarak isyan başlattı. Özellikle 2011’den itibaren Yemen’in bazı bölgelerini, son olarak da başkent Sana’yı  zaptetti. Büyük bir nüfusa sahip ve 100 bin civarında savaşçısı olduğu söyleniyor. Yemen halkının büyük kısmının bağlı olduğu Zeydiliğe mensuplar ve geniş bir tabana sahipler. Yemen tarih ve kültüründe önemli yeri olan ve 1962’de kaldırılan imametin yeniden kurulması hedefi onlara dini bir motivasyon da sağlıyor. Sloganları “Allahuekber, Amerika’ya ölüm, İsrail’e ölüm, İslam’ın zaferi”. Bu grubun Yemen’in sabık cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih tarafından desteklendiği iddia ediliyor.

Yemen’i ne bekliyor?

Aslında komşularımız Irak ve Suriye’de yaşanan sürecin bir benzeri de Yemen’de yaşanıyor. Temenni etmemekle birlikte, nasıl gelecekte Irak ve Suriye’nin üniter devlet olarak kalmaları mümkün değilse, en az üç parçaya bölünmeleri çok muhtemelse Yemen’i de benzer bir süreç bekliyor gibi görünüyor. Irak ve Suriye’de devletlerin zayıflamasından faydalanan IŞİD gibi, Yemen’de de El Kaide fırsattan istifadeyle gelişmekte. Husilerin iktidara gelmesi Sünniler arasında El Kaide’nin daha fazla taban bulmasına sebep olabilir. Zeydiliğin Sünniliğe en yakın Şii mezhep olduğunu düşünürsek Yemen’de dahi Sünniler ve Şiiler anlaşamıyor ve çarpışıyorlarsa, Irak ve Suriye’de Şii ve Sünnileri bir araya getirmek çok daha zor olacak.

Esas problem İslam dünyası ve Ortadoğu’da vekâlet savaşlarının arkasında hiçbir risk almadan duran bölgesel ve küresel güçler. Maşa olarak kullandıkları gruplarla bölgeyi şimdiden bir ateş çemberine çevirmiş durumdalar. Ancak bu vekalet savaşlarının artarak devam etmesi ve bu ateşin körüklenmesi uzun vadede bütün bölgeyi içine alacak bir savaşa neden olabilir.

-Al Jazeera-

*BU MAKALEDE YER ALAN FİKİRLER YAZARA AİTTİR VE FİKRİKADİM?COM'un EDİTORYAL POLİTİKASINI YANSITMAYABİLİR.

YAZAR HAKKINDA

fikrikadim.com sitesinin görüllü editörü
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak