YARGIÇ (THE JUDGE) – Fikrikadim

YARGIÇ (THE JUDGE)

Yargıç Büyük ResimEpeydir sinemaya gitmiyordum. Bir sinemada izlediğim son filmin üzerinden aşağı yukarı 25 yıl kadar zaman geçti. Fikrikadim.com için bir film eleştirisi yazmaya karar verince gitmem şart oldu. İyi de oldu; gerçekten özlemişim.

Ekli tabloda da göreceğiniz üzere Ekim ayında 13 yerli 19 yabancı olmak üzere 32 film gösterime girdi. Hepsini izlememiz olanaksız elbette. Aralarından bir seçim yapmamız zorunluydu.

Bir diğer husus, gidilecek mekânın uzaklığı… Anadolu yakasında oturup Avrupa yakasına geçmek külfetli bir iş. Gidebileceğim en yakın –ya da bana yakın gelen– sinemalar Capitol ’deki Spectrum sinemaları. Az değil 14 salonu var ama 32 filmin aynı anda gösterimine yetmiyor tabiki.Ekim Filmleri

Seçim yapmamızı gerekli kılan bir diğer husus, izlenecek filmin kalitesi. İsminde bile meymenet olmayan harcı âlem bir sürü film gösterime giriyor. Bu tür filmleri daha isim bazında eliyorum.

“Yargıç”ı seçmemin görece daha az önemli bir nedeni de rahmetli Necip Fazıl (Kısakürek) üstadın “Reis Bey” namlı tiyatro eserinin başkahramanı olan Yargıç ile Amerikalı bir yargıcın arasında acaba ne gibi benzerlikler veya aykırılıklar var, bunu merak ettim.

Henüz dublajı yapılmamış olan Türkçe altyazılı “Yargıç” (The Judge) filmini seçmemin nedenleri kısaca böyleydi.

Listedeki diğer filmlere baktığınızda bayağı güzel filimler var. Fırsat bulduğumda izlemek istediğim filmler şunlar: Unutursam Fısılda, Fury, Ya Aşksa, Birleşen Gönüller, İncir Reçeli-2, Aşkın Halleri ve Balık.

Gelelim sadede: Filmde Amerika’nın Indiana eyaletinin mutena bir kasabasında 42 yıldır yargıçlık yapan 72 yaşındaki Joseph Palmer’ın (Robert Duvall) hayatı anlatılıyor. Fakat filmin baş aktörü filme adını veren yargıç değil, onun New York’da avukatlık yapan ortanca oğlu Hank Palmer (Robert Downey Jr.)dır. Hank Palmer’in ağabeyi ve erkek kardeşi de filmde yer verilen önemli kişilerdir.

Savunma avukatı Avukat Hank Palmer, bir duruşmanın tam ortasında annesinin öldüğü haberini alır. Annesinin cenazesine katılmak için yıllar sonra doğup büyüdüğü şehri ziyaret etmek zorunda kalır. Cenaze işlemlerini bitirip geri dönerken uçakta aldığı bir haberle yeniden babasıyla ilgilenmesi gereken bir durum oluşmuştur: Hank’in babası, Alzheimer hastasıdır ve bir gece aracıyla giderken daha önce mahkûm ettiği bir kasabalıya çarparak ölümüne sebep olmaktan sorumlu tutulmaktadır. Kaza gibi görünen olaydaki bütün göstergeler Yargıç Joseph Palmer’ı işaret etmektedir.

Hiç geçinemiyor da olsa babasını o durumda bırakıp gitmek istemeyen ve gerçekleri öğrenmek için mücadele eden Hank için bu olay, aynı zamanda yıllar önce bırakıp gittiği ailesiyle yeniden bağ kurmanın zamanıdır.

Babası onurlu ve gururlu bir hakim olarak suçu peşinen kabul etmiş ve 1. Derece cinayetle suçlanmak üzeredir. Oğlu Hank’in kendi avukatı olmasını istememektedir. Vasat bir kasabalı avukatı savunma avukatı olarak belirlemiştir. Ön duruşmaya izleyici olarak katılan Hank, bu avukatın yetersizliğini görmüş, eğer onunla devam ederse babasının akıbetinin hiç de iyi olmayacağını anlamıştır. Zorlanarak da olsa babasını avukatlığını üstlenmeye ikna etmiştir.

Filmin takip eden bölümlerinde klasik Amerikan Juri sisteminin çalışmasını, avukat ve savcı cedelleşmelerini, karşılıklı yeni delillerin ortaya çıkarılmasını izlemekteyiz. Yargılamanın sonucu bir sürprizdir.

Yargıç OyuncularıFilmi sonuna kadar ilgiyle izliyorsunuz. Ana teması, temposu, romantizm içeren sahneleri, aile içi çekemezlik ve kavgaları, aile dayanışması v.b. yönleriyle gerçekten izlenmeye değer bir film. Klasik Amerikan filmlerine göre erotik sahneler de var ama tolore edilebilir.  Filmin sonlarında ağlatan duygulu sahnelere de tanık oluyorsunuz. Bana göre filmde her şey var: Aşk, sevgi, ihanet, vefa, vefasızlık, kardeşlik, arkadaşlık, merhamet, acımasızlık…

Başta belirtmiştim: Bu filmi seçmemdeki nedenlerden biri d üstad NFK’nın Reis Bey tiyatro eserindeki kahramanla benzerlik ya da farklılıklarını görmek istememdi. Bu açıdan değerlendirirsek, Reis Bey’in teması yaşadığı akıl-gönül çelişkileri, iç hesaplaşmalarıdır. Oysa Yargıç’ta tema böylesi derin bir iç hesaplaşma değil, sadece yaşlı, hasta bir yargıcın kendisinin yargılanmasına verdiği tepkilerdir. Reis Bey enfüsünde derin muhasebeler yapar, çelişkiler yaşarken; Yargıç’ımız kendisinden son derece emin, onurlu ve gururlu, şanına leke sürdürmesin isteyen bir kişiliktir. Özetle: Düzlemi çok daha basit ve temel olan Yargıç’ı, derin muhasebelerin adamı Reis Bey ile karşılaştırmamak, filmi bu gözle izlememek gerekiyor.

Filmi 10 üzerinden puanlamam gerekirse 8 ile değerlendirdim. Bu da filmi vasatın üzerine çıkarmaktadır. Nitekim IMDb (İnternet Movie Database) oylamalarına göre de film 10 üzerinden 7,7 puandadır.

Filmin yönetmen, aktör, aktris ve diğer yönleriyle ilgili katıldığım bilgi, değerlendirme ve eleştiriler de şöyle:

“ Yargıç (The Judge), bizim meşhur Babam ve Oğlum filminin ABD şubesi gibi yapım. Hani mevzu adalet gibi görünse de, aile içi işler, sorunlar, eski yaşanmışlıklar, bunlardır asıl derdimiz… Haliyle yüzleşmek gerek, hesaplaşmak gerek, dönüşmek gerek, yine ve yeniden kaynaşmak gerek. Yani çok sevmek, bunun için çok beklemek gerek.

David DobkinDavid Dobkin, ‘sulu’ diyebileceğimiz komedi filmleriyle tanınan bir yönetmen, “Şangay Şövalyeleri” (Sanghai Knights), “Davetsiz Çapkınlar” (Wedding Crashers) ve “Hayat Sana Güzel” (Crash-Up) gibi… Ancak bu kez karar değiştirmiş Dobkin ve artık yeter bu kadar gülmek diyerek, resmen drama yüklenmiş. Ne yalan söyleyelim, iyi de etmiş. Evet, Yargıç, bir baba-oğul öyküsü, duygu durumunuza göre kısmen çarpıcı, bir parça sarsıcı ve aile işi olduğu için de akılda kalıcı… Ve elbette, adalete ve vicdana dair… 

Yargıç’ın oyuncu kadrosu harbiden sağlam, Robert Downey Jr.Robert DuvallVera Farmiga ve Billy Bob Thornton, rollerinin hakkını ziyadesiyle veriyorlar, yaklaşık iki buçuk saatlik filmi alıp, yolu daha da uzatan tüm zorluklara rağmen, sürüklemeyi deniyorlar. Ama iki Robert’e ayrı bir paragraf açmak lazım, bu Amerikalı ‘Babam ve Oğlum’ filminde, resmen bir baba oğula dönüşmüşler. Deneyimli aktör Duvall’ın karşısında, canımız ciğerimiz Downey Jr. asla ezilmiyor, ben her rolü sırtlarım, fantastik olsun, dram olsun, komedi olsun, fark etmez diyor, ne güzel diyor.

Kahramanımız Hank Palmer, “Suçluları savunuyorum, çünkü masumların parası bana yetmiyor” diyen bir avukat, büyük bir kentte yaşıyor, başarmayı seviyor. Vicdanının sesini susturmuş, ideallerini hepten unutmuştur. Babası eski ve efsanevi hâkim Joseph Palmer, cinayet ile suçlanınca, oğul, kasabaya geri dönüyor, haliyle… Hep mazlumun, doğrunun, haklının yanında kalmış olan yargıç baba ve Şeytanın avukatı oğul… Ailesiyle ilişkileri, yıllar önce kopan Hank, hem cinayet perdesini aralamaya çalışacak, hem de evdeki sorunları çözmeye uğraşacaktır. Hesaplaşma, kolay bir iş değildir, hüzünlü, yıpratıcı, yorucu bir süreçtir. Tek babası da değildir mesele, ağabeyi, eski sevgilisi derken, tüm geçmişi kurcalaması gerekmektedir. Ama baba, bambaşkadır. Hani Can Yücel der ya; “Hayatta ben en çok babamı sevdim diye…”, işte öyle… 

Klasik yoldan sapmayan, dolayısıyla klişelere boğulan bir film bu, bilmedik bir şeyi anlatmıyor bize, hatta çok tanıdık gelen bu proje, hayatın içerisinde tonla örneğini gördüğümüz şeyleri sıralıyor.(…)” (Alper Turgut) ( http://www.beyazperde.com/filmler/film-215680/elestiriler-beyazperde/)

 

-Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve fikrikadim’in editöryel politikasını yansıtmayabilir-

*BU MAKALEDE YER ALAN FİKİRLER YAZARA AİTTİR VE FİKRİKADİM?COM'un EDİTORYAL POLİTİKASINI YANSITMAYABİLİR.
  Sosyal   Medyada   Paylaşın

YAZAR HAKKINDA

Tahsin Varol, sinema yazılarını fikrikadim.com'da paylaşmaktadır. Yazarın diğer yazılarına ulaşmak için isme tıklayın
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

7 adet yorum var.

  1. Kasım dedi ki:

    Tahsin hocamı içtenlikle tebrik ederim. Zira 25 yıldır sinemaya gitmediğini ve düzenli film seyretmediğini düşünürsek, piyasada sinema eleştirmeniyim diye dolaşan, gazetelerde köş verilen pek çok insandan daha iyi şeyler yazabileceğini gösterdiği için. Bizde sinemanın neden halen komedinin ötesinde bir gelişme gösteremediğini anlamak isteyenler; amatör bir sinema eleştirmeni kadar dahi izledikleri filmi değerlendiremeyen sözde sinema eleştirmenlerinde aramalıdır.

  2. Tahsin dedi ki:

    Yorumu için Kasım arkadaşımıza teşekkür ederim. Yalnız şöyle bir açıklama yapmama müsade buyursun: 25 yıldır sinemaya gitmiyor olmam elbette hiç film izlemiyorum anlamına alınmamalıdır. Günümüz dünyasında film izlemekten kolay bir alan hemen hemen yok gibidir. İnternette her türlü filmi bulup izleyebilirsiniz. Bir ara o kadar kaptırdım ki kendimi, internette “torrent” denilen film paylaşım portalları vardı (şimdilerde telif hakları nedeniyle çoğu mahkemelerce kapatıldılar), oralardan 1000 (bin)’e yakın film derledim 1 TB harddisk içerisine. Ayrıca 600’e yakın DVD+VCD kayıtlık arşivim bulunuyor. Özetle çoğunluğu IMDb puanıyla ortalamanın üzerinde ve top 250 de yer alan 1.500 (binbeşyüz) adetlik film arşivine sahibim. Zaten böyle bir altyapım olmasa film eleştirmek gibi bir alana soyunmaktan ictinab ederdim. Bilvesile selam ve saygılar.

  3. Ömür Çelikdönmez dedi ki:

    sinematografik anlatım, filmi masaya yatırmışsınız, kendimi sinemada hissettim, tebrikler efendim

  4. Mahmut Furkan dedi ki:

    Merhaba Tahsin ağabey,

    Oldukça açıklayıcı az ve öz bir anlatım olmuş. Kaleminize sağlık. Özellikle bize ait bir yapıtla karşılaştırılarak ele alınması her eleştirmenin başvurduğu bir yöntem değil malesef. Tebrikler.

    Selam ve dua ile.

  5. Tahsin Varol Tahsin dedi ki:

    Yorumcular Ömür Çelikdönmez ve Mahmut Furkan’a da ilgi ve alakaları için teşekkürler. Eskiler “marifet iltifata tabidir” derler. Yani “bilgi ve irfana ne kadar teşvik verilirse o kadar artar” anlamında bir deyim. Yorumlar teşvike vesile olmaktadır. Tekrar teşekkürler, sevgiler, saygılar.

  6. victor dedi ki:

    robert duvall için izlediğim bir filmdi.. diğer oyuncuların da haklarını vermek gerekir tabi ki ama robert duvall in kötü oynadığı hiçbir film hatırlamıyorum ben ve filmi seçmemdeki ana etken buydu..

    ehliyetimi aldım, araba kullanmakta ustalaştım ama ne kadar iyi araç kullanırsam kullanayım, babam yan koltuktaysa eleştirilerin gelmemesi sürpriz oluyor.. kendisini sürekli benimle kıyaslıyor,, bu filmde de robert duvall, başarılı olduğunu bildiği halde filmin başında bunu oğluyla paylaşmıyor.. filmin sonunda bu şansı buluyor belki ama bu şansı bulamayan birçok baba/oğul var gezegende.. izlerken aklıma hep bu tarz şeyler geldi.. ayrıca filmi izlerken nebraska (2013) filmini anımsadım.. son zamanlarda baba/oğul ilişkilerini ele alan filmler arttı sanki..

    sonuç olarak ülkemizde bu filmi bu kadar özenle eleştirecek birilerinin olduğunu sayenizde öğrenmiş oldum.. teşekkürler, saygılar..

  7. Tahsin Varol Tahsin dedi ki:

    Sayın Victor rümuzlu yorumcumuza teşekkür ediyorum. Benden daha ilerde bir film tutkunu ve yorumcusu olduğu izlenimi ediniyorum. Bu nedenle değerli katkılarını önemsiyorum. Sağolsun, varolsun.

Bir yorum bırak