Ve Bir Yıl Daha Geçer – Fikrikadim

Ve Bir Yıl Daha Geçer

Önce büyükten küçüğe doğru saymaya başladık, baktık ki sıfırdan sonrada yaşam devam ediyor bu sefer yukarı doğru saymaya başladık. Belki bir süre sonra bu rutin sayma işinden de sıkılıp  daha renkli ve heyecanlı bir stil geliştiririz.

İsminin ne olduğuna bakmadan bir yılı daha kovalamaya çalışırken, altını kısıp demlenmeye bıraktığımız yenisini karşılamaya hazırlanıyoruz bir kez daha. Gelen yılın, geçen yıldan daha güzel olanakları önümüze sermesini dilerken  yine de ihtiyatı elden bırakmamak gerektiğinin altını çizelim. 1913 ve 1938 yılları sona ererken aynı dilekleri tekrarlayan bizler değil miydik ki her ikisinde de gelen yıl iki büyük dünya savaşıyla büyük bir yıkım başlatmadı mı? O yıllarda tarla sürerken, köy okulunda ders verirken, Karadeniz’de balık tutarken, fırında ekmek yaparken   bütün bunları nereden bilebilirdik ki?. Bununla beraber günümüz koşullarında dijital köyümüzde artık  hiçbir şey tahmin edilemez ve öngörülemez değil.  Yaşamımızda sürprizlere neredeyse hiç yer kalmadı. Adeta programlanmış süreçleri bir görev insanı edasıyla yaşıyoruz. Mutlu oluyoruz, isyan ediyoruz, kızıyoruz, üzülüp seviniyoruz ama mutlaka önceden bilerek yaşıyoruz.

Umut, bilmediğimiz bir gelecekte istediğimiz güzelliklerin gerçekleşmesi ihtimaline koyduğumuz addır. Ne yazık ki son yıllarda en çok yıpranan, en fazla azalan, en uzak kaldıklarımızdandır aynı zamanda. Umutlanmak, yenini umudu kesmek    eylemine terk etmiş gibi sanki.  Önümüzdeki yılların tüm insanlığın büyük çoğunluğu tarafından daha kötü geçeceğinden kuşkumuz yok. Öte yandan insanlığımızın bir gereği olarak ‘yine de’ diyeceğiz, yine de güzel günler görmek istiyoruz, göreceğiz, görmeliyiz.

Milenyumdan  sonra doğan çocukların sanki  düşünsel bir evrim geçirmişçesine dünyaya daha nitelikli baktıklarını, farkında olduklarını, büyümüş de küçülmüş gibi davrandıklarını gözlemliyoruz. Haliyle onların beklentileri bizimkilerden daha gerçekçi, daha az duygusal ve daha büyük. Bu da bir taraftan ne çok güzellikten eksik kalarak büyümeye çalıştıklarını göstermiyor mu? Kalabalık aileler, mahalleler, sokak oyunları, sınırsız doğa, yazın sıcağı kışın soğuğu yaşama, bilgiye ulaşmada çaba harcama. Daha neler neler sayabilirim. Bu küçük arkadaşlarsa tarafımızdan bir serada yetiştirilmeye, dünyanın kötülüklerine karşı betondan kalelerde dijital tabaklarda yemek yiyerek her mevsimi aynı mevsim gibi yaşatılmıyorlar mı? Peki bunu zamanın ruhu mu emrediyor  yoksa sürekli kırıla kırıla bitap düştüğümüz küçük savaşlarımızdan onları müstesna kılmak için bizlerin yenilmiş, umudu kırılmış ruhları mı?

Ve bir  yıl daha geçer derken aslında geçen ömürlerden birer yıl daha. Sonsuzluğa giderken elbette kutladığımız giden günler değil, geleceğin getireceklerine olan inancımızı tazelemek değil mi? Politikacıdan tüccara, konu-komşudan aile efradına herkes önümüzdeki yılın daha kötü olacağını söylüyor, dahası biliyor. Ancak batılı gerçekçiliğimiz doğulu iyimserliğimizi tümden yok etmediyse hala umutlanan ruhumuz ölmemiş demektir. İnsan olmamızın gereği diyelim, yine de diyelim,   güzel günler  diyelim, yenilmiş ruhlarımıza inat daha bir şey görmemiş küçük arkadaşlar için diyelim, enseyi karartmayalım, umutlarımızdan vazgeçmeyelim, yeni bir yıl için kendimize şans verelim, bakarsınız her şey kolayca yoluna giriverir. Sağlıcakla, iyi yıllar dilerim.

Aydın ÜNLÜ  ,  Dış Ticaret Danışmanı, Gümrük Müşavir Yrd.

*BU MAKALEDE YER ALAN FİKİRLER YAZARA AİTTİR VE FİKRİKADİM?COM'un EDİTORYAL POLİTİKASINI YANSITMAYABİLİR.

YAZAR HAKKINDA

fikrikadim.com sitesinin görüllü editörü
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Bir yorum bırak