Türkiye Irak Türkmenlerine neden silah vermedi? – Fikrikadim

Türkiye Irak Türkmenlerine neden silah vermedi?

Ömür Çelikdönmez

Ömür Çelikdönmez

Zaman zaman yolumuz Ankara’da misafir Irak’tan göç etmiş Türkmenlerle veya Türkmen dernekleri yöneticileriyle kesişiyor. Laf dönüp dolaşıp Irak Türkmenlerinin Türkiye sevdasına kilitleniyor. Türkmenler karşılıksız seven mecnun gibi hissediyor kendini. Türkiye’nin Bölgesel Kürt yönetimine verdiği desteğin binde birini dahi kendilerinden esirgediği, Irak Türkmen Cephesine tahsis edilen ödeneklerin tamamen kesildiği iddiasındalar. Türkiye’nin askeri malzeme vermesi durumunda IŞİD karşısında direnebileceklerinin bilinmesine rağmen Türkiye’nin IŞİD saldırılarına karşı Türkmenlerin kendilerini koruma amaçlı dahi silah ve mühimmat desteğinde bulunmadığını, Kızılay’ın insani amaçlı erzak yardımından öte kendilerine hiçbir malzemenin ulaştırılmadığını söylüyorlar. Şikâyetçi olunan konulardan biri de IŞİD’in Türkmen bölgelerini ele geçirmesinde yardım ve yataklık edenlerin daha sonra Türkiye’ye sığınmaları. En büyük endişeleri de bu şahısların halen Türkiye’den IŞİD’e katılımları organize ettikleri ve günün birinde Türkiye’de bombalı eylem gerçekleştirme ihtimali.

Türkmenlere göre IŞİD, bölgeyi bölmek için getirilmiş. O yüzden IŞİD önce Türkmen bölgelerine, ondan sonra Sünnilerin yaşadığı bölgelere saldırdı. Şu anda haritada Irak, üçe bölünmüş görünüyor. En büyük korkuları ise Sünni Kürt Bölgesi, Şii Bağdat Hükümeti ve Selefi/Vehhabi ne idüğü belirsiz IŞİD bölgeleri arasında dağılan Türkmenlerin yaşadığı bölgelerin ileride haritadan silinecek olması. Türkmenlerin yaşadığı bölgelerin merkezi hükümetin kontrolünden uzakta, Sünni Araplarla Kürtlerin arasında olan bir coğrafyada kalması Şii Türkmenler için adeta bir talihsizlik.

Merkezi hükümetin silah ve cephane yardımı yapabileceği coğrafi bir menzilin dışında kalmak onlar için ölüm kalım meselesi. Ancak buna rağmen IŞİD’in yaptığı insanlık dışı muamelenin Kürtler tarafından kendilerine yapılmayacağı konusunda da hem fikirler. Türkiye’ye sığınan Şii Türkmenlerden bazıları Selefi/Vehhabi IŞİD yönetimine karşı Sünni Kürtlerin yönetimini tercih ettiklerini ancak eğer Türkiye’nin zamanında kendilerine silah ve mühimmat verebilseydi bağımsız Türkmen bölgelerinde bugün IŞİD’e karşı direnç merkezleri oluşurdu diyorlar.

IŞİD sonrası ciddi bir tehdidin altında kalan coğrafyada Türkmensiz bir siyasetin kurgulanmış olması onları rahatsız eden konuların başında geliyor. 3 milyon Iraklı Türkmen’in bundan sonra izleyecekleri en uygun siyasetin, merkezi Irak hükümetiyle ve Kürtlerle ilişkiyi bozmamak olduğu ortaya çıkıyor. Irakta örgütlü Türkmen dernekleri ve partiler; Iraklı Türkmenlerin istikbalini güvence altına almak için, anayasal maddeler, idari, siyasi sistemlerin üzerinden Kürtlerle anlaşarak beraber yaşabilecekleri bir yönetim modeli arayışı içindeler. Bu politikanın Türkiye tarafından desteklendiği biliniyor.

Türkmenler Kürtlerle aynı masaya oturmadan ve garantör devletlerin onayını almadan bu adımı da atmamaya çalışıyorlar. Bir diğer meşruiyet arayışını da uluslar arası arenada gerçekleştirmek niyetindeler. Uluslar arası güç odaklarının güvencesini almaya çalışıyorlar. Çünkü Türkmenlere göre; tek taraflı bir uzlaşı kayıtsız şartsız teslimiyet demek. Bunun böyle olmaması için Kürtlerin veya merkezi Irak hükümetinin kendileriyle masaya oturmasını bekliyorlar. Konuyla ilgili Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşad Salihi, Iraklı Türkmenlerin geleceklerini anayasal güvence altına almalarını istediklerinin altını çizerek “Her iki tarafla da anlaşarak, bölgemizi ve kimliğimizi korumak mecburiyetindeyiz” diyor.

Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi bağımsızlık ilanı peşinde. Mesut Barzani’nin son yurtdışı gezileri bir tür icazet arayışına odaklanmıştı. Amerika üstü örtülü zamanı değil mesajı verdi. En son Ürdün gezisinde İngilizlerin adamı Kral Abdullah, Barzani’nin duymak istediklerini söyleyiverdi. Türkiye Irak’ın toprak bütünlüğünü tanıdığını resmiyette deklare ediyor. Lakin de facto durum bu tanımayı geçersizleştirdiğinden olası gelişmelere karşı hazırlıksız yakalanmak ta istemiyor. Nedenine gelince; IŞİD (DAİŞ), Suriye ve Irak arasında Esat rejiminin kontrol ettiği son sınır geçiş noktasını da ele geçirerek, Irak ve Suriye sınırlarını birleştirdi. İngilizlerin Osmanlıdan kopararak temelini attıkları Irak devleti falan kalmadı, tarihe karıştı.

Beyaz Saray’ın şaşkınlığı gözlerden kaçmıyor. Ancak yeni Vietnam sendromu yaşama korkusu Amerikalıları daha dikkatli yapıyor. Nitekim Irak’ın Ramadi ve Suriye’nin antik Palmira kentinin düşmesini değerlendiren Beyaz Saray sözcüsü Josh Earnest, “Başkan Irak’a muharip asker göndermeyi kesinlikle düşünmüyor” diye konuşurken, bunun nedeninin ‘geçmişteki işgalden alınan dersler’ olduğunun altını çiziyor. Iraklı milletvekili Muvaffak er-Rabii, ne derece doğru olduğu bilinmeyen bir iddia ortaya attı. Muvaffak er-Rabii ABD’nin Ramadi’deki El-Habbaniyye hava üssünün DAEŞ’in eline geçmesi durumunda Irak’tan kısmen çekilmeyi planladığını söyledi.

Rusya’nın başkenti Moskova’da ülkesi adına resmi temaslarda bulunan Irak Başbakanı Haydar Abadi, Ankara’nın IŞİD ile mücadelesini yetersiz bulduklarını söylüyor. Aslında bu serzenişin arka planında Türkiye’nin Sünni Kürtlerle ve Araplarla olan ilişkileri var. Bu ilişkilerin mevcudiyeti ve gerekliliği, Türkiye’nin Türkmenlere neden silah vermediğinin de açıklaması. Irak Başbakanı Haydar Abadi,  basiretsiz yönetimi ile Irak’ı bugüne getiren tesbih tüccarı Maliki’nin icraatlarını yeniden hortlatıyor. Adeta Maliki’ye özeniyor. Sünnileri dışlayan Şii ağırlıklı politikalar yeniden gündemde. Bu bağlamda yaptığı işlerden biri de Musul Valisi Esil Nuceyfi’yi görevden almak üzere soruşturma açtırması olmuştu.

İran istihbarat kaynaklarına göre Musul’u IŞİD’e kurşun sıkmadan teslim eden Nuceyfi, Maliki’nin en önemli karşıtı olan eski Meclis Başkanı Usame Nuceyfi’nin kardeşidir. Nuceyfi kardeşler, Irak’ın eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Irak’ta hakkında çıkartılan idam kararının ardından sürgünde yaşayan Tarık El Haşimi’yle birlikte Türkiye’nin müttefikleri. ABD’nin Musul Harekatı için Türkiye ile yakın temasta olan ve TSK’nin Musul Kampı’nda Sünni grupları eğitmesini sağlayan Nuceyfiler, bu ilişki üzerinden Şiileri Musul’dan uzak tutmaya ve Sünni-Kürt ittifakı inşa etmeye çalışmakta. Bu istihbari gözlemlerin doğruluk derecesi tabiî ki su götürür. Ancak Telafer bölgesindeki Şii Türkmenlerinde bölgeyi tamamen boşaltması, aktardığım bilgilerle yan yana konulduğunda daha farklı bir tablonun görüntüsü önümüze çıkıveriyor.

Geçen yıl IŞİD, Bağdat yönetiminin Musul’daki tek noktası olan Türkmen bölgesi Telafer’de denetimi ele geçirdi, 150 bin Türkmen kaçmaya başladı. Telafer’deki üst düzey ITC (Irak Türkmen Cephesi) yetkililerinden biri IŞİD ile Kürdistan bölgesel yönetimi arasında anlaşma olduğunu iddia etti. İddiaya göre Peşmerge güçleri Sincar’a gitmeye çalışan Türkmenlerin silahlarına el koyarken, IŞİD ile de silahları teslim etme karşılığında koruma üzerine anlaşma yaptı. Nüfusunun tamamına yakını Türkmenlerden, Türkmenlerin çoğunluğu ise Sünnilerden oluşan Telafer, aşiretlerin desteğiyle Bağdat yönetiminin Musul bölgesinde elinde tuttuğu tek bölge olma özelliğine sahipti.

Telafer’deki Şii Türkmen aşiretler, Bağdat yönetimine taban desteği sunmanın yanı sıra Irak ordusuna askeri destek sağlama görevi de üstleniyordu.  Taklid mercii olarak (merceiyyet makamı) Ayetullah Uzma Seyit Ali Sistani’yi kabul eden Şii Türkmenlerin, Irak halkının canını, malını, namusunu hedef alan tekfirci, terörist saldırılar karşısında cihat fetvası vermesi ve eli silah tutan herkesin orduya yardım etmesi gerektiği konusundaki fetvasına duyarsız kalmaları mümkün değildi. Türkiye işte tüm bu sosyal gerçeklikleri göz önünde bulundurarak hareket etti denilebilir. Türkmenleri Ayetullah Sistani’nin fetvası ve Türkiye sevdası üzerinden test etmedi.

Türkiye bir taraftan Nuceyfi kardeşler ve Tarık Haşimi sayesinde Şiileri Musul’dan uzak tutmaya ve Sünni-Kürt ittifakı inşa etmeye çalışırken öte tarafta Bağdat yönetimine taban desteği sunmanın yanı sıra Irak ordusuna askeri destek sağlama görevi de üstlenen Telafer’deki Şii Türkmen aşiretlerin bölgeden uzaklaşmasını sağladı. Irak ordusunun bölgede egemenlik kurmasının önüne geçildi. Bunun en önemli nedenlerinden birisi de Telafer ve civarındaki Irak ordusu aynı zamanda Suriye rejiminin can damarlarını oluşturuyordu. Şimdi bu can damarı kesilmiş oldu. Yani bir taşla iki kuş vurmak deyimi tamda bu olaya uyarlanabilir. Ancak taş bir tanede vurulan kuş sayısı kaç onu da Allah bilir? Çünkü Irak ordusunun bölgeye inmesi eskisinden daha zor. Musul konusunda hak iddia edebilecek konumda değil. Kürtler daha rahat hareket edebilecek. Irak ordusu Suriye rejimine yardım edemeyecek, müşterek askeri operasyonlar yapamayacak.

Şimdi anladınız mı Türkiye’nin neden Irak Türkmenlerine silah vermediğini? Silah vermesi durumunda Suriye sınırına yakın Şii Türkmenlerin yaşadıkları bölgelere IŞİD yaklaşamayacak, bölge merkezi Irak Ordusunun denetiminde olacağından, Suriye rejimine her türlü maddi ve lojistik destek sürekli intikal ettirilecekti. Irak ordusu Kürtlerin bağımsızlık ilanına karşı cezalandırma operasyonlarına kalkışabilecek, Musul üzerinde hak iddiasını sürdürebilecekti. Ya şimdi? Dahasını yazmaya ne elim varıyor ne kalemim?

Twitter:@ oc32oc39

omurcelikdonmez@hotmail.com   

*BU MAKALEDE YER ALAN FİKİRLER YAZARA AİTTİR VE FİKRİKADİM?COM'un EDİTORYAL POLİTİKASINI YANSITMAYABİLİR.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

9 adet yorum var.

  1. taneli dedi ki:

    hadi canım Türkiye fırıldakmı yani?

  2. DAĞISTAN aSLANI dedi ki:

    cihada çamur atanların akibeti pek hayr olmaz, binlerce canını ortaya koyuyor, ölüyor, ölümle şaka olmaz çocuklar, çelik çomak oynamayın

  3. fatmacık dedi ki:

    analar ağlamasın oğul,
    kirli savaşlara verdiğimiz kurbanlar yeter,
    petrolün karası alın karası oldu
    akan kan bizim çıkan can bizim
    yetmedimi daha yetmedimi?????

  4. Ramadan Begoviç dedi ki:

    acı gerçekler biberde acı lakin bu okduklarım dahada acı, Allah Türkmenlerin yardımcısı olsun, sabırlar versin, dayanma gücü versin.

  5. jale uyanık dedi ki:

    ya Rabbim sen ne büyüksün? Allahın sopasımı var diyenler IŞİD sopasını görmüyormu?

  6. Zerdüşt dedi ki:

    Ezidi kızlarına tecavüz ettiler, seks kölesi yaptılar, köle pazarlarında sattılar, Müslümanların kafasını kestiler, evlerini başlarına yıktılar, camilerini, mescitlerini, türbeleri patlattılar

  7. Murat dedi ki:

    Abi güzel yazmışsın da. Peki Türkiye Bu üçgende kiminle savaşıyor, sünniler, kürtler, işid herkese yardım yapıyoruz hani Türkün türkten başka tostu yoktu. Biz düşmanlarımızamı yardım yapıyoruz.
    Arkadaşın birisi yazmış Türkiye fırıldak mı? 🙂
    Bir diğeri İŞİD’in sopasından bahsediyor.
    Bir diğer arkadaş ezidi kızlarının tecavüze uğradığını, seks kölesi olarak kullanıldıklarını söylüyor.
    Ya abi TÜRKİYE NEYİ ÇÖZDÜ ŞİMDİYE KADAR.
    Ha unutmadan İŞİD’e yardım yaparak Kobanide katliam yapılmasını seyretti

  8. John Art dedi ki:

    Dear Omur very nice

  9. muharrem dedi ki:

    orada türkmenlerin hem şii hem de sünni mezhepte olanlar var
    şii türkmenler kendilerini önce türkmü şii mi hissediyor bilmiyorum ancak silahlansalar dahi işid le baş edemezler devlet baş edemiyor
    türkiye ise genelde sünni lerden kurulu ırak türkmen cephesine duyduğumuz okuduğumuz kadarı ile yardım ediyor

Bir yorum bırak

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Bir yorum bırak