Türkiye Amerika’nın uzattığı Musul havucunu yer mi? – Fikrikadim

Türkiye Amerika’nın uzattığı Musul havucunu yer mi?

Ömür Çelikdönmez

Ömür Çelikdönmez

Amerika Musul operasyonuyla birden fazla kazanç peşinde. Musul saldırısına verecekleri destek ölçüsünde bölgedeki ülkeleri sınıflandırdıkları bir gerçek. Ancak operasyonun Türkiye ayağı halen eksik ve bu nedenle Türkiye’yi çıbanbaşı görme eğilimindeler. Ellerine geçecek ilk fırsatta Türkiye’yi bir bardak suda boğmak isteyeceklerinden kimsenin şüphesi yok. Sözde Musul’a destek istemek için gönderdikleri askerler, Türk Silahlı Kuvvetleri nezdinde yaptıkları görüşmelerde, siyasi iradeyi hiçe sayan talepleri müzakere ediyor. Bu fiili durum, askeri darbeye kışkırtma ve yönetime el koymaya davet gibi karanlık emeller içeriyor.

Türkiye’nin askerler arasında yapılan görüşmeden rahatsızlığı önceki deneyimlerine dayanıyor. Amerikalıların bu alanda sabıkası malum. Örneğin 2015 Ağustos Şurası’nda Genelkurmay Başkanı olması beklenen Orgeneral Hulusi Akar’a dair, 18 Ekim 2012 tarihli belge, Amerikan Genelkurmay İkinci Başkanı Oramiral James Winnefeld’in o ay Türkiye’ye yapacağı ziyaret öncesi hazırlanmış ve Amerikalı komutana Türkiye’deki durumla ilgili genel bir değerlendirmeyle sunulmuştu. Winnefeld’in bir araya geleceği mevkidaşı Akar için ise aynen şunlar yazılmıştı, “Sizin asıl muhatabınız, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, harika İngilizce konuşuyor, parlak ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki çalışmalara ve gelişmeye tamamen hâkim.”

Bu hiç şüphesiz siyasi iradenin hoşnut kalmadığı bir durum. Amerika TSK’ya verdiği mesajda “Obama yönetimi siyasi makamları değil Türk askerleri muhatap görüyor, Musul kararını da siz verin!” temasını işliyor. Bu tema aynı zamanda askeri sivil iradeye kışkırtma amaçlı. İşte bu nedenle Türkiye’nin, ABD Merkez Kuvvetleri Komutanı Lloyd Austin düzeyinde değil ABD ile diplomatik açından en üst düzeyde gerçekleşecek görüşmelerde pazarlığı tercih ettiği belirtiliyor. Bu nedenle Amerika’nın taleplerini ileten Austin ile görüşmelerde sadece teknik kısımla ilgili “eğit-donat” ile sınırlı askeri değerlendirme yapılması taktiği izlendi.

Orgeneral Austin’in Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ile bu çerçevede gerçekleşen görüşmesinde, detayları netleşen konu başlığı sadece “eğit-donat” oldu. Austin, Ankara’dan askeri helikopter ile Türk Silahlı Kuvvetleri personeli eşliğinde, Kırşehir-Kaman’a geçerek, Şehit Tuğgeneral Bahtiyar Aydın Kışlası’nı ziyaret etti. Austin’in, incelemesinde ABD’nin teknik donanım olarak kışlaya getireceği malzemeleri ve ihtiyaç listesini değerlendirdiği kaydedildi. Habertürk kaynaklı “ABD ile Türkiye, bomba taşıyan insansız hava araçlarının (İHA) İncirlik Üssü’nden havalanarak, IŞİD hedeflerini vurması konusunda anlaştı” içerikli malumatın aslı astarı yok.

“Ağzında bal olan arının kuyruğunda iğnesi vardır” atasözünün işaret ettiği gibi, Amerikalılar her seferinde Türkiye’ye birden fazla teklifle geliyor. Bir taraftan aba altından sopa gösteriyorlar diğer taraftan havuç. Akıllarına koymuşlar ya korkutarak ya da kandırarak taleplerini illa kabul ettirecekler. Önce sopadan söz edelim. Amerika ve haçlı müttefikleri Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlayamadığı bahanesiyle işgal edilmesini planlıyor. Konuyla ilgili zaman zaman kamuoyuna yönlendirici açıklamalar düşüyor.

Amerikalı Senatör Dan Coats,” IŞİD’e katıldığı tahmin edilen 20 bin savaşçının çoğunluğunun Türkiye üzerinden geçiş yaptığını, NATO’nun Türkiye sınır güvenliğini korunması gerektiğini” söylemişti. Senatör Dan Coats’ın Türkiye’ye güvenmediklerini, Türkiye sınırlarının yabancı çokuluslu Nato askerlerine bırakılması gerektiğini ima ettiği ortada. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) 2016 yılı başkanlık seçimi adaylardan Senatör Rand Paul’da, “Ben Kürdistan için yeni sınırlar çizeceğim ve onlara yeni bir ülkenin sözünü veriyorum, Bunun için Türkiye’den de toprak alınması gerekecek.” sözleriyle diplomatik skandala yol açabilecek açıklamalarda bulunmakta bir sakınca görmeyenlerden.

Amerika bu konuda tek başına hareket etmiyor. Nitekim İngiltere Parlamentosu İçişleri Komitesi Başkanı Keith Vaz,  İngiliz vatandaşlarının IŞİD’e katılmak üzere Türkiye üzerinden Suriye’ye geçmesini önlemek için İstanbul’daki havalimanlarına İngiliz polisi yerleştirme önerisini gündeme taşımıştı.

Türkiye sınırlarına çok uluslu NATO gücü askerlini yerleştirmek, İstanbul havaalanını denetim altına almak istiyorlar. Bunu sağlamak, zemin oluşturmak için de medyayı kullanıyorlar. Bütün amaçları ne pahasına olursa olsun Türkiye’yi Musul savaşına çekmek. Amerika’nın önde gelen gazetelerinden New York Times, Türkiye’nin NATO üyeliğinden uzaklaştığı uyarısında bulunuyor. Gazetenin başmakalede, Türkiye’nin 1952’de üyesi olduğu Kuzey Atlantik Anlaşması ittifakına bağlılığı konusunda hiç bu denli ‘çelişkili’ davranmadığı vurgulanıyor. IŞİD’le mücadelede Türkiye’nin İncirlik Üssü’nün ­Amerika’nın kullanımına açması çağrısında bulunan New York Times gazetesi, Merkezi İstihbarat Dairesi’nin (CIA) Başkanı James Clapper’ın bir süre önce Kongre üyelerine verdiği açıklamada, Türkiye’nin IŞİD’le mücadele konusunda “umutlu olmadığını” Türkiye’nin “başka öncelikler ve çıkarlara” sahip olduğunu söylediğini hatırlatıyor.

CIA Direktörü Brennan IŞİD saflarında savaşan 90 ülkeden 20 bin yabancı olduğunu, Suriye ve Irak’taki cihada katılmak için Batılı devletlerden binlerce radikal İslamcının bölgeye gittiğini belirtiyor. Tabiî ki bu sözlerden anlaşıldığı gibi Türkiye’ye sınırlarını kevgire dönüştürdüğü suçu isnat ediliyor. Oysa gerçek hiçte öyle değil. Türkiye, Suriye sınırını geçmek isteyen 24 bin kişiyi yakaladı. Türkiye, Batı’nın “Türkiye IŞİD’e katılmak için gelenlere sınırdan geçmeleri için göz yumuyor” eleştirilerine, yapılan 24 bin gözaltı ile yanıt verdi.

Yakalanan yabancı uyruklu kişiler arasında 62 Rus, 4 ABD’li, 5 İsveç, 5 İngiltere, 2 Fransız, 14 Alman, 45 Çinli, 4 Avustralyalı, 2 İsviçreli gibi 40 ayrı ülkeden yabancı vatandaş bulunuyor. Suriye’den Türkiye’ye 2014’te 57 ülkeden 50 bin 428 kişi kaçarken yakalandı. Bu rakam son 4 yılda ise 102 bin 946 olarak gerçekleşti. Suriye’den Türkiye’ye geçmek isterken yakalanan kişiler arasında da 15 Fransız, 9 ABD, 13 İngiltere, 4 İsveç, 4 İsviçre, 6 Avusturya, 4 Hollanda, 2 Belçika, 50 Alman, 6 İspanyol, 58 Rus, 11 Çinli bulunuyor.

Gelelim Amerika’nın Türkiye’yi ikna etmek amacıyla uzattığı Musul havucuna. Küresel oyun kurucu, Türkiye’nin Musul oltasına takılması veya Musul zokasını yutması ya da Musul havucu için yollara düşmesi için “Musul konusunda çıkarı olan tüm aktörlerle teması olan tek ülke Türkiye” jeopolitiğinden hareket ediyor.   Oyun kurucuya göre Türkiye Musul’da yaklaşan savaş öncesinde tüm taraflarla görüşerek bir “dürüst arabulucu” rolü oynayabilir ve Musul’da en az miktarda kan dökülerek sonuç alınmasını sağlayabilir. Gayet masumane değil mi? Geredeli Aşık Dertli gibi sizde sorabilirsiniz; şeytan bunun neresinde?

Şurasında efendim tam ortasında. “Türkiye’nin Musul’a olan tarihi hassasiyeti Musul konusunda kayıtsız kalmasını engelleyecektir” öngörüsünden hareketle Ankara’nın bir şekilde ‘Misak-ı Milli’ toprağına asker konuşlandırmanın yollarını arıyor olabileceği varsayımını göz önünde bulunduruyorlar. Onlara göre Türkiye’nin Musul’da asker konuşlandırması; ‘bölgedeki Sünni nüfusun güvenliği’ gibi bahanelerle yapılabilir. ABD Musul harekâtına destek konusunda Türkiye’yi sıkıştırıyor.

Aslında hiç bunlara gerek yok! IŞİD göstermelik bir çatışmayla Musul’u Sünni güçlere terk etmeye hazırlanıyor. Musul merkezli bir oluşum IŞİD sonrası kent yönetimini ele aldığını ilan edecek. Bu iddiayı ortaya atanlar; IŞİD lideri Bağdadi’nin, gördüğü bir rüyadan ötürü tüm savaşçı ve taraftarlarından savaşmadan Musul’u terk etmelerini istediğini ileri sürüyor. Kaynaklar, Bağdadi’nin güya rüyasında İslam Peygamberi Hz Muhammed’i gördüğü, Peygamber’in kendisine, ”müminlerin canına zarar gelmesin diye şimdilik kenti terk edin” talimatı verdiği şeklindeki söylemlerin Musul’da dolaştığını bildiriyor. 

Bu iddiaların bir taktik mi yoksa IŞİD’in daha fazla kayıp vermemek için yaptığı bir manevra mı olduğu şimdilik kaydıyla bilinmiyor. Sonuç şu; Türkiye Musul havucuna uzanmamalı! Havucu uzatanlar havucu yedirmek niyetinde değil. Amaçları Türkiye’yi olabildiğince kullanmak ve yıpratmak, Irak bataklığına çekmek. Oysa Musul ve Kerkük’te Türkmenler, Araplar ve Kürtler kendi egemenliklerini tesis edecekler ve ağabey gördükleri Türkiye’nin elbet kapısını çalacaklar!

Twitter:@oc32oc39

omurcelikdonmez@hotmail.com

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

7 adet yorum var.

  1. Bekir Bin Musa Bakır dedi ki:

    Ey İhvan, islam kardeşliği neyinize yetmez?
    fani dünyanın debdebesine kapılmayın
    Allah için yaşayın Allah için ölün
    Allah için birbirlerinizi sevin ki
    kurtuluşa erenlerden olasınız

  2. canısı Selda dedi ki:

    Amerika ve Türkiye Nato üyesi, 1946da Rusya Türkiyeden üç ili ve boğazları istediğinde Amerika yardıma koştu, Bosna’da Sırplar beş vakit müslümanları keserken yardıma Amerika koştu, Saddam Halepçede zehirli gazlarla binlerce kürdü öldürdüğünde Amerika yardıma koştu, şimdi Amerika tu kaka öylemi?..

  3. Zaholu Baho dedi ki:

    mubarek Newroz arefesinde demirci Kawanın torunlarına tohmet ediyorsunuzdur
    Kurdi Turki hele bakınki kardaştan öte
    acem uşağına itimat edilmez

  4. laşer dedi ki:

    Alevi düşmanlığı yapanlara acıyorum

  5. Ömür Çelikdönmez dedi ki:

    Anlayamadığım bir şey var, bu köşede Alevi düşmanlığı yapılmaz hatta bu sitede buna hiç müsaade edilmez, ama bu rağmen bazı okuyucularımız nasıl oluyor da bu önyargıya ulaşıyor gerçekten anlayamıyorum

  6. çağdaş dedi ki:

    Gezi olaylarında Gezi zekalılarla Türkiye’nin yolunu kesmek istediler…. OLMADI

    17-25 Aralıkta Türkiye’nin Kandırılmış Müslümanlarla (Ehli kitap’tan dost edinen) yolunu kesmek istediler….. OLMADI

    Ekonomik Çöküş girişimleriyle geliyorlar…. OLMUYOR

    Bizim Daiş ile savaşa girmemizi çok istiyorlar. Niye? çünkü başka bir seçenekleri kalmadı kısa vadede de o yüzden çok ısrarcılar.

    DAİŞ i kim kurduysa ve kim parasal ekonomik silah ve eğitim ile destekliyorsa onlar desteklerini çekseler zaten DAİŞ ile savaşmaya gerek kalmaz ki. Amerikanın ordularını sayacak olsak.
    1. ordusu,
    2. ordusu,
    3. ordusu,
    4. ordusu,
    Daiş ordusu,
    diye saymak gerekir.

    Savaşmaya gerek yok ki, ABD Daiş ordusunu çeksin buradan.

  7. bilal sürgeç dedi ki:

    Bilgili, mantıklı bir yazı’ elinize sağlık

Bir yorum bırak