Turist-Force Majeure – Fikrikadim

Turist-Force Majeure

2Soner Ünveren / Fikr-i Kadim

Özgün hikâyeler sinema dünyasında her zaman karşımıza çıkmıyor. Genelde bu hikayeler de kadın-erkek ilişkilerini irdeleyen yapımlarda hayat buluyor. Turist (İsveç’te orijinal adı) filmi toplumda ya da en küçük topluluk birimi olan ailede, kadının ve erkeğin rolünün ne olması ve nasıl olması gerektiğini irdeleyen farklı bir İsveç filmi.

Ruben Östlund’un yazıp yönettiği ve aynı zamanda yönetmenin 4. Filmi olan Turist, Ruben’in sinematografisinde zirve yaptığı filmdir. Cannes’da belirli bir bakış bölümünde, jüri özel ödülünü almıştır. Filmi güzel kılan bir diğer şey ise Fransız Alplerinin muhteşem doğa manzarasıdır. Film bittikten sonra yerini doldurmasa da kendinizde küçük bir tatil için Uludağ’a gitme isteği uyandırıyor.

Tomas (Johannes Kuhnke) karısı Ebba (Lisa Loven Kongsli) ve çocukları Vera ve Harry ile kış tatili için 1 haftalığına Alpler’’e gelmişler ve tatilin 2. gününde restoranda yemek yerken üzerlerine bir çığ yaklaştığını farketmişlerdir. Tomas bunun kontrollü bir çığ olduğunu söyler ve çocuklardan korkmamasını ister. Çığ restorana giderek yaklaşmış ve gerçekten korkutucu boyutlara ulaşmıştır. Çığ tam restorana çarpacak gibi olurken Vera 2 çocuğunu kucaklamış ama Tomas bir anlık korkuya kapılarak eldiven ve telefonunu alarak kaçmaya başlamıştır. Çığ gerçekten de kontrollü ama biraz tehlikeli bir çığdır. Bütün restorant bembeyaz toz bulutu içinde kalmış Tomas ise yaklaşık 45 saniye sonra toz bulutu ortadan kalktıktan sonra tekrar masaya gelmiş ve hiçbir şey yaşanmamış gibi yemeğini yemeye devam etmiştir. Ama bu olay Ebba için kolay atlatılacak bir olay değildir. Kocasının bir panik anında onu tehlikenin ortasında bırakarak kaçması onda derin yaralar açmıştır. Evliliğin artık eskisi gibi olamayacağı ve ailenin bu olayı nasıl atlatacağı filmin ana konusunu oluşturmaktadır.NEW_20KEY_20ImageVaultHandler-0-2000-0-1125-crop.0Filmin komedi drama dalında gösterilmesi ise olayın biraz da absürtlüğünde yatmasıdır. Gerçekten trajik olarak nitelenebilecek bu olayı tebessüm ederek izleyebiliyorsunuz. Yönetmen bunu gerçekten sinsice filmin içine serpiştirmeyi başarmış. Bu absürtlük ise Tomas’ın kaçtığını reddetmesi ile zirve yapmıştır.

Dünyadaki çoğu toplumlarda erkeğe ailenin koruyucusu ve kollayıcısı rolü verilmiş ve bunun bilincinde olan erkekte her zaman bu görev karşısında ezilmiştir. Kadın erkek eşitliği her zaman bu noktada tartışma konusu olmuştur. Cesaret erkekte gerçekten olması gereken bir özellik midir? Peki ya Tomas yerine olay yerinden Ebba kaçsaydı? Annenin çocuklarına her zaman doğurganlığından dolayı babadan daha fazla değer verdiği gerçeği var birde. Filmden erkek ve kadın izleyiciler tamamen farklı yorumlar çıkaracaktır. Ben ne kadar Tomas’ın doğru yaptığını savunamasamda ailede erkek ve baba olmanın bütün sorumluluğu üstüne almak, hayatı pahasına onları korumak olduğunu düşünmüyorum. Erkeğin ve kadının tamamen fiziksel olarak bile eşit olduklarını savunuyorum. Tomas’ın yaptığı bu yanlış anlık hareketi Ebba gibi karşılamanın aile içinde daha fazla tamir edilemez sorunlar açacağını düşünüyorum.

Bana İsveç sinemasını sevdiren Ingmar Bergman’ı hayal kırıklığına uğratmayan, İsveç sinemasının son dönemdeki en iyi yapımlarından biri Turist. Alp dağlarında bu sevimli aile ile 1 hafta boyunca tatil yapmış olma hissi için bile izlenebilir.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir adet yorum var.

  1. Cem Sancar dedi ki:

    yorumu okudum. ellere sağlık. fakat mevzu bence çok daha derin. ontolojik bir yarılma… final sahnesinde altta ağlayan bitmiş erkek, onun üstünde şımarıklıklarını terk etmiş çocuklar ve en üstte zoraki de olsa ailesini kollarının arasına almış kadın fotoğrafı bize modern-post modern ne derseniz deyin kentli insanın gösterişinin arkasındaki hüzünlü zayıflığı gösterir. bu zayıflık anlaşılabilir bir aczin bir kulluğun zayıflığıdır olsa olsa. film bize fazla numara yapma der sanki…

Bir yorum bırak