Toplumun cinnet hali sahici aidiyetlerin erimesi – Fikrikadim

Toplumun cinnet hali sahici aidiyetlerin erimesi

Eyup Şenköy

Eyup Şenköy

Aidiyet, insanı kendi yaşadığı çevrede ve de çerçevede anlamlı ve anlaşılır kılan yegane değerdir. Bir yere ait olmamak, insanı güvensiz bir sahada yaşıyor durumuna düşürüp onda anksiyeteye yol açar. Hayata dair ne varsa benliğimiz/belleğimizde hep aidiyet duygusundan  kök almıştır. Tüm kültürel ve düşünsel kodlarımız hep aidiyet üzerinedir. Aidiyet duygusundan bağımsız bir yaşam sürdürmek zor bir iş olsa gerek. İnsan bir aidiyeti olmadan da bir zeminde durabilir mi? Müslüman olduğunu düşündüğümüz bir coğrafyada aidiyet kavgaları, bizleri bir tarafın doğal üyeleri olarak var olmaya zorlamakta.

Aidiyet duygusu olmaksızın da bir yaşam mümkün değil gibi duruyor. Bir yere ait olmamak, mekânsız, zeminsiz olmak köksüz ağaç gibi olmak anlamı içermiyor. Bunun içeriği kendi anlam dünyanı oluşturduğun yapıları bir süzgeçten geçirmek ve ardından aidiyet kurmak istediğin alanla ve de bilinçli bir seçimle anlam dünyanı kurmaktır. Bu seçimi yaparken kendinde oluşturduğun bilincin kaynağı konusunda da ayrıca detaylı düşünmek gerek. Belkide ilk yıkman gereken yer ‘bilinçli’ dediğin seçiminin ne kadar bağımsız yani aidiyetsiz olduğudur. Bu alışık durumu/hali çözmenin bir yöntemi var mı o da bir başka soru. İnsan soru sordukça kendi gerçeğiyle yüzleşiyor. Kendine sorun ya da kendinle sorun yoksa gerçeklede pek alakan yoktur. Huzursuz bir bilinç aidiyeti sorgular. Kendi kurgusunu, yaşam döngüsünü ve düşünsel macerasını kendi huzursuz bilinci ile yapar.

Seni kendi amaçları uğruna harcayan insanlara yem olmaktır aidiyet. Hele de günümüz enformasyon kirliliğinin had safhada olduğu bir çağda bir yere, bir kuruma, siyasi bir objeye, her ne ki ona bağlı olmak -ki bu ne kadarda bilinçli olsa- kendi elinle intihara kalkışmakla eşdeğer. Bir yanılgıdır aidiyet. Bir halüsinasyon. Verilen her şeyi seninmiş gibi sanmak ve de günün sonunda aldanmaktır aidiyet. Fikri bir mesele örneğin ne kadar bana ait olabilir. Ben ona aitim. Çünkü o ikna etmiş beni; aidiyetim gereği. Günümüz görünmeyen savaşlardan biri de ve de belki en önemlisi, kendisini ona nispet ettiğimiz aidiyetiyle var olduğumuz düşünsel savaşlardır. Çağımızda medya iletişim aracı ile neredeyse anlık verilerle zihin kodlarımıza zerk edilen aidiyetlerle sanal bir mutluluğun koynunda yaşar hale geldik. Anlık duygular, anlık fikri zafiyet, anlık kültürel değişimler bizi var etmeye başladı. Bu şekilde asalak bir kişilik olarak varlığımızı sürdürebiliyoruz. Toplumun cinnet hali sahici aidiyetlerin bir bir erimesi sonucu ortaya çıkmıştır. Gerçek bizim olduğunu düşündüğümüz her ne varsa bize mi ait?

Son cümle; ben buraya ait değilim. Hatta buanın yabacısıyım.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir adet yorum var.

  1. İsa Özdemir dedi ki:

    Çok güzel bir düşünsel aktarım.Makalenizi çok beğendiğim zira köşe yazısından ayrıksı olmuş.Kaleminize kuvvet

Bir yorum bırak

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Bir yorum bırak