Tezgâh Siyaseti

Gönderim Tarihi: Ocak 13th, 2018 Güncelleme: Ocak 13th, 2018.
63Okunma

Servet Kızılay

Siyasetin aldatıcılığı, tezgâhıyla ilgili herkeste genel bir kanaat vardır. Bu kanaat hem iç siyaset hem de dış siyaset için kullanılır. İç siyasette kastedilen, siyasal  oyunlar, entrikalar, yönlendirmeler..vb şeylerdir. Dış siyasette kastedilen ise, Ülkenin uluslararası arenada bazı devletlerce oyuna getirildiğidir. Siyaseti gündelik hayatın içine sokacak kadar genişletirsek, tezgâhın da kurum olarak siyasetle sınırlı olmayacağı söylenebilir. İşte asıl mesele de burada ortaya çıkıyor gibidir. Kurum olarak siyasette kurulan tezgâh, yerini başka alanlara yapılara bırakır.

Türkiye’de tezgâh siyaseti, kurum olarak siyasetle ilgili değildir. Siyaset burada baş aktör rolünü sürdürse de onu taklid eden yapılar bulunur. Siyaset ile bu yapılar arasında karmaşık ilişkiler bulunur. Eşdeğer bir ağırlıkta bir tezgâh kurulmaz. Her yapı kendi çapında tezgâha katılır. Tezgâhı kurabilmenin ve geçerli yapabilmenin biricik yolu; belirli formlarda insanlarda düşünce ve davranış üretilebilmesidir. Bir kanaat oluşturulmadan insanları belirli bir şey etrafında toplamak, düzenlemek, döndürüp durmak mümkün olmaz.

Tezgâh siyasetini daha anlaşılır kılması için 3 alan (siyaset-düşünce-cemaat) üzerinden örnek vererek meseleyi netleştirelim. Bu üç alanın birbirinden yalıtılmış olmadığını fakat kendi içlerinde farklı tezgâhlar kurabildiklerini de söyleyelim.

1-Alan; siyaset: Türkiye’nin ABD vesayetini parçalıyor olduğu sık sık dile getiriliyor. Anlatılan ya da savunulan siyasal tezin –bu başka başka tezler de olabilir-  sınanmasına yönelik şöyle bir öneri sunalım: Şayet devlet bu tezde kararlı ise yani bu bir siyasal  kurgunun parçası değilse, o hâlde; belirli bir konum almaya niyeti olan devlet, ABD’nin dünya çapında baş rolünü oynadığı Darbeler (suikastler) özellikle Dünya Katliam Haritası’nı çıkarsın ve bunu hem dünyaya  hem de BM de göstersin. Mesela; ABD, 1970-1975 arasında Kamboçya’da ve Doğu Tamil’de yaklaşık 2 Milyon İnsanın katledilmesinden sorumlu olduğu ispatlandı. Yanı başımızda gözümüzün önünde Irak’ta aynı ABD 1.5 Milyon insan katletti. Şimdi bu öneri açıktır ki; siyasette ve siyasilerin gündemine geldiğinde alayla karşılanacaktır. Bir Utopya olarak değerlendirilir: Öyle ya! Katliamları yapan devletler hangi tarihten itibaren suçlanacaktır, bunun uluslararası geçerliliği ve saygınlığı olacak mıdır? Sonra; her devlet birbirinin kirli çamaşırlarını ipe dizmek için yarışacak mıdır?…Vb yüzlerce itiraz sıralanabilir fakat meseleyi en merkezi yerden yakalayamadıktan sonra, onun yapısını çözemedikten sonra neye yarayacaktır, bizlere neden sunulur? Kısacası; siyaset sadece belirli şeyler etrafında köksüz tutunmamızı temin ve tesis ederek tezgâha getirir.

2-Alan; düşünce(ler);belirli bir düşünce oluşturularak kurulan tezgâh en yaygın olanıdır Mesela; Türkiye’de  İslâm  Medeniyet teorisini hiçbir eser olmadan da kurulacağını söyleyen, medeniyet teorilerinden sık sık bahseden, geniş kitleleri etkileyen düşünürler var. Onları sınamamız için şöyle bir öneri sunalım: Şayet İslâm Medeniyetinden bahsedip teoriler ileri sürdükleri doğru ise, şimdiye kadar bu konuyla direkt alakalı olan Lahey ve Unesco Protokülleri’ tartışmaya açmalılar. Lakin böyle bir öneriyi duyduklarında verebilecekleri tepki siyasilerden çok da farklı olmayacaktır. Şimdiye değin teorik düzeyde bile tartışmaya açılmayan bu ve benzeri şeyler, siyasilere havale edilerek ötelenir fakat “İslâm mimarisi, estetiği, eserlerin değeri –korunması…vb bol bol ağız dolusu lafın öne sürülmesi ihmal edilmez. Bunlar, siyaset üretebilecek bir tazyîk olmadan kendini çok etkili imiş gibi sunması adeta pazarlamasıyla işlevsellik kazanır. İnsanları etkilemek bu tezgâh modelinin en belirleyici özelliğidir.

3-Alan; sosyal yapılar (cemaatler); tıpkı siyaset ve oluşturulmuş kanaatler gibi sosyal yapılar da tezgâh siyasetini kendi altında tuttuklarına ve kendi güçleri ölçüsünde  uygular. Türkiye’de İsrail konusunda cemaatlerin ne kadar hassas olduğunu bilmeyen yoktur. Hatta İsrail bayrağı yakmamış, yakmasa bile ona lanet etmemiş bir yapı bulunmaz. Siyaset bazlı görüşü önceleyen bazı cemaatler, nerdeyse bütün siyasal angajmanlarını bunun üzerine kurmuştur. Lakin onları da sınayacak bir öneride bulunabilir, sadece belirli bir refleks içinde kalıp kalmadıklarını da görebiliriz. Madem İsrail konusunda duyarlı cemaatler vardır, o hâlde bunlar İsrail’in en büyük silahı haline gelen Soykırım Endüstrisini ortaya koyan, teorik ve pratik çeşitli çalışmalar yapmalılar. Bayrak yakmak, öfkeden başka bir sermaye bir bedel getirmez. Revizyonist Tarihçilere ait yüzlerce makale, video vb çevrilmeyi beklemekte. İşin ilginç tarafı; bu konuda en radikal cemaatin aklına bile, düşman belledikleri İsrail’in tezlerini çürütecek etkili ve alternatif çalışmaların gelmemesi, devleti buna karşı zorlamamasıdır. Bir yandan devletin İsrail siyasetini yer yer eleştirmek bulunurken diğer yandan bu işin devlete havale edilmesi, söz konusudur. Kısacası; belirli bir davranış ve düşünce (kanaat) içinde kalarak fakat onun esas gerekli olan kısımlarına dokunmayan sosyal yapılar, tezgâh siyasetini başka modeller üzerinden kurarlar. 

Burada tezgâh siyasetini basit anlaşılır kılmak için bazı somut öneriler sunuldu fakat burada öneriler sunmak ulaşılması beklenen hedef değildir. Asıl anlaşılması gereken şey, tezgâh siyasetinin ciddi görünüp bizleri çevirip duran, sadece siyasette değil diğer alanlarda da işlevselliği olan, bir niteliğinin fark edilmesidir. Tabii ki ticarette olduğu gibi kimse tezgâhının dağılmasını istemez. Bundan dolayı her türlü işlevsel modeller kullanılır.

 

 

 

 

Yazar Hakkkında
Servet Kızılay

Yorum yaz

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.