PKK içindeki İranlı unsurlar Türkiye’yi istikrarsızlaştırır mı? – Fikrikadim

PKK içindeki İranlı unsurlar Türkiye’yi istikrarsızlaştırır mı?

Bölgesel dinamiklerin, Türkiye ile İran arasındaki ilişkileri gerdiği bir gerçek. Sünni İslam anlayışının mümessili Türkiye ile Şii İslam anlayışının temsilcisi İran’ın kültürel, siyasi, jeopolitik ve askeri alanlarda olduğu gibi, gizli istihbarat örgütlerinin faaliyet alanı açısından da aralarındaki gerginliğin artmasını her an söz konusu. Kürt sorununun çözümüne yönelik müzakere sürecinde olası bir uzlaşma; Türkiye’yi petrol zengini Kuzey Irak’ta nüfuzunu artırma hedefine yaklaştırabileceği gerçeği batılı ülkeleri rahatsız ettiği gibi İran’ı da rahatsız edebiliyor. Bu nedenle İran’ın Kürt unsurları kullanarak müzakere sürecine yönelik müdahalelerde bulunabileceği öngörülüyor. 

PKK’nın Kandil’de ikamet eden liderlerinden Murat Karayılan ile ilgili “İran istihbaratının güdümünde olduğu” türden iddiaların kaynağı,3-4 yıl önce yaşanan bir olay. Hatırlarsanız 13 Ağustos 2011 Cumartesi günü TRT Haber, PKK’nın elebaşlarından Murat Karayılan’ın İran tarafında yakalandığı haberini flaş geçmişti. TRT’nin kaynağının Anadolu Ajansı olduğu ortaya çıkmıştı. Anadolu Ajansı’nın haberine göre İran, terör örgütü PKK’nın elebaşlarından Murat Karayılan’ın yakalandığını açıklamıştı. 

Hatta İran Meclisi Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Alaaddin Burucerdi, Fars Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, Karayılan’ın, İran tarafından yakalandığını doğrulamıştı. PKK’nın İran uzantısı PJAK’a yönelik operasyonlarını artıran Devrim Muhafızları’nın, gerçekleştirilen sınır ötesi operasyon kapsamında kuşatma altına alınan Kandil’i uzun süredir top ateşine tuttuğu belirtiliyordu. Ancak her ne oldu ise önce PKK ardından İran ve Türkiye bu gelişmeyi doğrulamadı.  PJAK yani Partiya Jiyana Azad a Kurdistanê, bu olaydan sonra tamamen kendini tasfiye etti, Kandil birkaç yıl İran’a yönelik her hangi bir atraksiyonda bulunmadı.

2011’de İran’ın başlattığı büyük operasyonun ardından PKK, Rojhılat yani Doğu Kürdistan olarak adlandırdığı bölgedeki faaliyetlerini sonlandırmıştı. Rojhilat deyip geçmeyin. Rojhilat, Ermenistan’dan başlayarak, Urmiye Gölü’nün kıyısından Kermanşah’a kadar uzanan, büyük ve etkili bir coğrafyayı kapsıyor. IŞİD saldırılarının Kürtlerin yaşadığı bölgelere uzanmasıyla, İran rejimine karşı mücadele eden PJAK güçleri Türkiye ve Suriye’ye kaydırılmıştı. 

Savaşı fırsat bilen İran makamları ayrılıkçı nitelendirmesine tabi tuttukları Kürt siyasal hareketinin önderlerini tasfiye etmeye başladı. Kürt siyasi mahkûmları idam edildi ve İran’ın bu idamlarla Türkiye’ye mesaj verdiği yorumları yapıldı. İran’ın Yekîneyên Parastina Rojhilatê Kurdistanê –Doğu Kürdistan Savunma Birlikleri YRK ile Türkiye arasında nasıl bir bağ kurduğu anlaşılabilir değil! 

PKK, kritik süreçte yeniden İran’da yapılanma kararı aldı. Haziran 2014’te, Rojhılat yani Doğu Kürdistan Savunma gücü HRK  3. konferansını gerçekleştirdi. Günümüzde ise PJAK’ın kaldığı yerden, Doğu Kürdistan Savunma Güçleri YRK, İran Kürtlerinin bağımsızlık hareketi silahlı mücadeleye devam ediyor. İran gizli servisi Savama ajanlarının, Doğu Kürdistan Savunma Güçleri YRK yapılanmasına sızmış olabileceği ihtimal dâhilindedir. Şengal ve Kobani olaylarına bakıldığında bölgedeki büyük çatışmaları tetikleyebilecek Kürt fay hattının faaliyete geçtiği görülüyor.

Kürt gruplar arasında bir çatışma yaşanması durumunda İran da doğal olarak çıkarlarını korumak adına Türkiye’yi devreden çıkarıp ortamdan faydalanmaya çalışacaktır. Uzmanlara göre Türkiye açısından büyük sıkıntılara yol açabilecek bu gelişmeleri önlemenin yolu, barış sürecinde cesur ve somut adımlar atarak PKK içindeki İran yanlısı unsurları önemsiz kılmaktan geçiyor. Aslında İran gizli servis elemanları PKK ve benzeri yani türevi örgütlere sızmış olabileceği gibi cemaat görünümlü bazı siyasi yapılara da nüfuz etmiş olabilir.

Öncelikle belirteyim bu iddia bana ait değil. İngiltere‘de yayımlanan, 22 Kasım 2013 tarihli Economist dergisi Aralık 2012’de Türkiye’de siyaset sahnesine atılan HÜDA PAR‘ın ortaya çıkışının, İslamcı ve milliyetçi Kürtler arasında yeni bir hâkimiyet mücadelesine yol açmasından endişe duyulduğunu ve birçoklarına göre yeni partinin Türkiye ile İran arasındaki gerginlikleri yansıtan bir boyutunun da olduğunu yazmıştı. Hatta Economist’e konuşan dönemin Batman Valisi Yılmaz Arslan’ın, ”Hizbullah ölmedi,’HÜDA PAR’la geri dönüş yaptılar.” Sözleri yeni bir tartışmayı alevlendirmeye yetmişti. Vali Yılmaz Arslan, İran’ın HÜDA PAR’ı kullanarak Türkiye’yi ve PKK ile başlatılan barış sürecini zayıf düşürmeye çalıştığını belirtmişti.

Türkiye’de yaşanan bazı olaylara bakıldığında farklı ülkelerin istihbarat örgütlerinin parmağı görülebiliyor. PKK- HÜDA PAR çatışmaları acaba Türkiye’yi istikrarsızlaştırma niyetinde olan ecnebi devletlerinin mi yoksa yakın ve sınır komşumuz, Müslüman İran İslam Cumhuriyeti’nin mi eseri? Sorusu sürekli Türkiye kamuoyunda tartışılıyor.

Kürtler arasında yaşanabilecek olası çatışmalarda en çok zarar görecek Kürtlerin kendileri olduğu gibi Kürtler kadar zarar görebilecek bir başka ülke de Türkiye’dir. Bu sosyal, ekonomik zararı en aza indirgemenin yolu, barış müzakereleri devam ederken PKK ve adı geçen diğer siyasi yapı içindeki İran yanlısı unsurları her açıdan etkisizleştirmekten geçiyor. Yoksa yaşadığımız coğrafyaya sürekli ‘kan ve para akıtan’ ABD’nin tüm zamanların ”en büyük’ kaybına uğradığı gibi, Türkiye ve İran’ın da tüm zamanların en büyük kaybına uğrayanlardan olması kaçınılmazdır.

Baksanıza Almanya Savunma Bakanı, Kuzey Irak’taki peşmergelere silah sevkiyatının devam edeceğini açıkladı. Alman ordusu da bölgeye askeri birlik göndermeye hazırlanıyor. Almanya geçen yıldan beri IŞİD’e karşı savaşan peşmergeye 70 milyon euro değerinde silah ve askeri teçhizat gönderdi. Bu silah ve askeri malzemelerle 100 bin peşmergeden 10 bini donatıldı. Şimdi tüm hazırlıkları kime karşı yapıyorlar? IŞİD’e karşı mı? Bağdat yönetimine karşı mı? PKK’ya veya Türkiye’ye karşı mı? Sorunun cevabı sizlerde…

Suriye’nin Kobani kentindeki çatışmaların son bulmasının ardından, Şanlıurfa’nın Suruç ilçesindeki sınırın sıfır noktasına 100 metrelik Türk bayrağı asıldı. Aslında bu mütevazi tören; Kobani savaşını kimin kazandığını göstermesi açısından önemli bir ritüel ve obje. Unutmamak gerekiyor; Türkiye için, Kürdistan Bölgesi önemli bir aktör. Kürdistan Bölgesi için ise Türkiye, dünyaya açılan kapı. İşte Kürtlerin bu dünyaya açılan kapısından PYD/YPG’ye silah ve mühimmat sevkiyatı yapılmasaydı, IŞİD’le savaş halen sürüyor olacaktı? Ey Kürtler bilmem anlatabildim mi? 

Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com    

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

4 adet yorum var.

  1. Kurt adam dedi ki:

    Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır
    Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır

  2. aksın dedi ki:

    Şanlıurfa’nın Ceylanpınar İlçesi’nde PKK’nın şehir yapılanması KCK’ya yönelik operasyon kapsamında aranan bir evde 25 el bombası, 3 roketatar, 2 tüfek, 1 tabanca, 13 şarjör, 20 fünye, 2 el telsizi, 1 gece görüş dürbünü ve toplam 3 bin 497 mermi ele geçirildi. Operasyonda 1’i Suriyeli, 4 kişi gözaltına alındı

    bu şekilde çok ev var serhildan dediklerini gün gelip başlatacaklar yoksa bu kadar silah niye

  3. Ubeyd Bin Cerrah dedi ki:

    muhterem kardeşim rafizilerden herşey beklenir,
    takiyye meslekleridir,
    Hasan Sabbah bunların adamıdır
    siz siz olun güvenmeyin sakın

  4. Adem dedi ki:

    Kanaatimce Almanlar hem Türkiye’de hem Güney Kürdistan’da saman altından su yürütür gibi üsler müsler kurarak bölgeyi bir sarmaşık gibi sararak ele geçiriyorlar. Bu ırkın iki kez dünya savaşı çıkarmak gibi bir sabıkası var, böyle giderse üçüncünün fitilini de onlar ateşleyecek gibi. Allah fırsat vermesin.

Bir yorum bırak

rekmob.com, 1787,DIRECT reklamstore.com, 98005, DIRECT appnexus.com, 1619, DIRECT adform.com, 1431, RESELLER pubmatic.com, 156547, RESELLER improvedigital.com, 1216, RESELLER rubiconproject.com, 17270, RESELLER, 0bfd66d529a55807