Papa’nın ‘Soykırım’ Ayini – Fikrikadim

Papa’nın ‘Soykırım’ Ayini

Nilgün Cerrahoğlu

Nilgün Cerrahoğlu / Cumhuriyet

“Kıyımdan 100 yıl sonra Vatikan-Ankara arasında diplomatik kavga: Papa‘Ermenistan’da soykırım yaşandı’. Türklerin öfkesi: Kabul edilmez sözler”,
Papa ve Ermeniler: Olan Soykırımdı. Papa: ‘Hıristiyanlara hâlâ bugün soykırım yapılıyor’
Türkler öfkeli, büyükelçi çağrıldı. Papa saldırdı: ‘Ermenilere soykırım yapıldı.’ ”
Hıristiyanların Soykırımı…
Papa, Ermeni Dosyasını Tekrar Açtı…
Papa’nın Ermeni soykırımı ayini”ni, İtalyan basını bu manşetler ve başlıklarla verdi.

Tüm soykırımların anası
Sarkisyan ve Ermeni kilisesi temsilcileri, patriklerinin katıldığı tarihi ayin sırasında, Papa… yalnız “soykırım” sözcüğünü kullanmakla kalmadı:

1.Ermeni soykırımının, Nazi ve Stalinci soykırımların da yolu olan “20. yüzyılın ilk soykırımı” olduğunu söyledi.
2.Bu “ilk soykırımın” sade “tarihte Hıristiyanlığı kabul eden ilk ulus” Ermenileri vurmakla kalmadığını, Süryani Katolik ve Ortodokslar, Asuriler, Keldaniler ve Rumları da hedef aldığını belirtti…
Böylece soykırım kurbanları listesini, Anadolu’nun başka Hıristiyan halklarını da içine alacak şekilde genişletti.
3.Ayinin farklı bölümlerinde üstüne basa basa kullandığı “Bugün hâlâ…”, “Bugün gene…”, “Bugün bile…” ifadeleriyle, bugün Hıristiyan oldukları için cihatçıların kılıcından geçirilen “Hıristiyanlarla”, “tüm soykırımların anası” arasında bire bir irtibat kurdu.
Türkler bu durumda sadece “tarihin ilk Hıristiyan ulusunu” katletmiş olmanın “ilk günahını” taşımakla kalmıyor; aynı zamanda sırf Hıristiyan oldukları için kurbanlarına çullanan günümüz IŞİD’çileriyle aynı çizgide görülüyor…
Birinci Dünya Savaşı olaylarından tümüyle soyutlanan bu söylemde Ermenilerin, sanki sadece farklı bir dine mensup oldukları için/ “Hıristiyan oldukları için” boğazlanmış oldukları algısı işleniyor.
4.En vahimi… Papa’nın konuyu son dönemde sık kullandığı “üçüncü dünya savaşı” kavramına bağlaması…
Başta IŞİD’çiler olmak üzere cihatçıların imzasını taşıyan hunharlıklara -kesin adres vermeden- atıf yapan Papa, “Her gün vahşi saldırılara, acımasız katilamlar ve anlamsız yıkıcılığa şahit oluyoruz. Bu, fasıl fasıl yaşanan bir üçüncü dünya savaşıdır” diyor…
Bu “üçüncü dünya savaşı”nın kökenini de işte üstte anlattığım doğrultuda, “20. yüzyılın ilk soykırımına” dayıyor.
“(Ermeni soykırımını=tüm soykırımların anasını) hatırlamak gereklidir ve aksine buna zorunluyuz. Çünkü belleğin olmadığı yerde, kötülük yarayı hâlâ açık tutuyor demektir. Kötüyü inkâr etmek, saklamak, tedavi etmeden yaranın açık kalmasını sürdürmek gibidir!” diyerek meseleyi günümüze bağlıyor.

Uygarlık çatışmasını tırmandırıyor 
Bu sözlerden Papa’nın davasının “tarihle yüzleşme sunmak” yerine, “Ermeni soykırımı” hattında damardan siyaset yapmak ve “üçüncü dünya savaşında cephe” belirlemek olduğunu görüyoruz. 

Papa, “tarih”i değil, “bugünü” konuşuyor. 
Bugünü” konuşurken -özetle- “Doğu Hıristiyanlarını kılıçtan geçiren” IŞİD ve benzerlerinin hesabını soruyor. 
İtalya da hemen tüm yorumcuların fikir birliği yaptığı üzere, Papa’nın söylemleri, “çok sert ve diplomasiden uzak”, hatta radikal. 
Bu söylemleriyle Papa uygarlık çatışmasına hizmet ediyor. 
Ermeni soykırımının 100. yılında” Vatikan’ın Ankara’nın hoşuna gitmeyecek şeyler söyleyeceği biliniyordu. 
Türkiye’nin “değerli yalnızlığı” belli ki bunu çok kolaylaştırdı. 
IŞİD konusunda güdülen basiretsiz, gözü bağlı, kör siyasetler, hele aşikâr biçimde Vatikan pozisyonunu büsbütün bileyerek sivrileştirdi. 

YAZAR HAKKINDA

fikrikadim.com sitesinin görüllü editörü
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir adet yorum var.

  1. Ciwan Kurken dedi ki:

    ERMENİ SOYKIRIMI VE 100 YIL İNKAR!

    1,5 milyon insanın yurtlarından zorla sürülmesinin ve katledilmesinin üzerinden 100 yıl geçti. Bunlar savaş yapmadı, suçları Ermeni olmaktı!

    Mezopotamya ve Anadolu’nun kadim halklarına karşı 1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu ve onun işbirlikçileri tarafından gerçekleştirilen soykırımın 100. yıl dönümüne giriyoruz.

    Hamidiye Alayları’nın 1894-96 katliamları, 1908 Meşrutiyeti’nin ardından 1909 Adana katliamı, 1915 Soykırımı öncesinde gerçekleştirilen katliamlardır.
    1915’de Türkiye Ermenistanı’ndaki Ermenilere yönelik tecavüz, yağma, işkence ve nihai katliam resmen başladı. Türkiye’den Suriye çöllerine uzanan ölüm tarlaları öyle korkunçtu ki, Ermenilerin cesetleri yığınlar halinde Fırat’a atıldığında su akamadığı için nehrin yatağı değişti.

    1915 Ermeni halkı için planlı bir etnik kimlik ve inanç soykırımıdır. Bunun üzerinden 100 yıl geçmiş olmasına rağmen, Türkiye ve onun yeni müteffikleri İŞİD, Katar, Müslüman kardeşler, Nusra cephesi vs.. soykırım gerekçelerini savunmaya devam ediyorlar!

    Geçen yüzyıl boyunca Ermeni halkının bağrında açılan yaralar hep açık kaldı. Soykırıma maruz kalanların çocukları, torunları nesilden nesile büyük bir travmayı yaşamaya devam etmektedir.

    1.5 milyon Ermeni yaşadıkları topraklardan nasıl ve neden kopartıldı ve yok edildi?

    1915 Soykırımı ve katledilen-sürülen masum halkın mülklerinin Müslümanlara dağıtılması bugünkü post modern Abdülhamitçilik sürecinin ana temasıdır. Erdoğan o dönemi özlemektedir.
    AKP iktidarının, 24 Nisan’da, Ermeni soykırım anmalarını sabote etmek için Çanakkale şenliklerini kutlama kararı alması, devletin,100 yılı aşkın bir süredir uygulanan baskı ve zulüm politikasını maskelemek için yalana ve iftiraya dayalı propagandada sınır tanımadığını, kitleleri galeyana getirerek kirli emellerine alet etmede, hiçbir yöntemden çekinmediğini göstermektedir.
    Müslüman olmayan halkların ülkeden kovulması, mal varlıklarının yağmalanması için hep aynı yönteme başvurulmuştur. M. Kemal, tapusu Ermeni bir aileye ait olan alana ‘Orman çiftliği’ kurdu. Aynı geleneği devam attiren Erdoğan da oraya kendi sarayını kurdu…
    Yöntemin özü aynıdır! Türkiye, bir çete devleti olup soykırım sayesinde doğmuştur.

    Soykırımın ana güdüsü, katledilen insanların mülklerinin, Soykırımın suç ortaklarnca el konulması ve  bunlara dağıtılması. 1915 Ermeni Soykırımı sürecinde, Ermenilerin tehcir edilirken terk etmek zorunda bırakıldıkları taşınmazlar yağmalanmış ve bu taşınmazlara el koyanlara tapu verilmiştir ve bu tapuyu alanlar TC’yi kurmuştur!

    Tepeden, devşirme kalıntılarından oluşturulan bu yeni Türk ulusu varlığını; Ermenilerin, Süryanilerin, Rumların, Kürtler’in,Yahudilerin, Ezidilerin yokluğu üzerine inşa etmiştir. II. Abdülhamit döneminde ortaya atılan Pan-İslamizm doktrinine, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin eklediği Pan-Türkizm doktrini, Osmanlı İmparatorluğu topraklarında yaşayan Müslüman olmayan ulus ve azınlıkların yok edilmesi hedefini güdüyordu.
    Bu ideoloji temelinde kurulan Türk devleti, bunun bir devamı olarak Türkiye’de yaşayan hiçbir ulus ve azınlığa hayat hakkı tanımamaktadır. TC. İçin Ermeni soykırımını kabul etmek demek, soykırımcı Türk kimliğinin çöküşü demektir…

    Soykırımın bir diğer şekli olan koordineli asimilasyon politikaları ile Milli kahramanlar, sermayenin el değiştirmesi ile yeni zenginler, zorla İslamlaştırma (Hristiyan yetim çocukların Türk ve Müslüman olarak yetiştirilmesi, soykırımda sağ kalan genç kızlar ile zoraki evlilikler, Bir ulusun kutsal değerleri olan Kilise, sanat, tarih ve kültürünün harap edilmesi, yıkılması, el konulması), Ana dilde eğitimin yasaklanıp, Türkçe eğitim zorunluluğu, Türkiye Kürdistan’ında yaşayan milyonlarca Kürt’ün ‘kardeşlik’ adına sistematik bir dejenerasyon ve kültürel soykırıma tabii tutulmasının sonucu olarak, bu ülkede % 99 Türk- İslam nüfusu oluşturulmuştur.

    100. yılında Ermeni Soykırımının en etkin şekilde gündeme gelmesini engellemek için TC karşı eylemler yapma peşinde: TC Başbakanlığı, geçen yıl uluslararası kamuoyunu aldatmak için ‘Ermeni bildirisi’ adı altında, soykırımı rededen tutumu devam ettiren bir manevraya girmişti. AKP yönetimi, bu bildiri ile acıma duyguları üzerinden vaaz veren bir din adamının tavrından öteye gidemedi.
    Ermeni soykırımı sorunu, suçsuz yere katledilen 100 000 lerce masum insanın, dualarla, karşı eylemlerle geçiştirilemeyecek, ağır bir insanlık dramıdır. Mağdur olmuş milyonlarca insanın sorunu, sahte bir bildiri ile çözülemez. Ermeni Soykırımı meselesi çok boyutlu. Meselenin adalet ve vicdan boyutunun yanı sıra, ekonomik, coğrafi, siyasi, kültürel ve insani boyutları da söz konusu.

    100. yılında Ermeni Soykırımının özellikle yasal zeminde kabul görmesi gerekirken,bu yıl Nisan ayının 24’ünde 100. yılının anılması bilinçlice planlanan Çanakkale Savaşları anmasının Ermeni Soykırımı anmasına karşı kullanılması, Türkiye’nin tavrının ne yönde geliştiğine dair iyi bir göstergedir. Türkiye, Ermeni düşmanı politikasından vaz geçmemektedir. Bu yıl devlet inkârcılık konusundaki çabalarını bir adım daha öteye götürdü. Her yıl 18 Mart’ta yapılan Çanakkale savaşı anması, bu yıl iki kez gerçekleştirilecek. İkinci anmanın tarihi ise 24 Nisan olarak belirlendi. 

    1915 soykırımını unutturma politikaları yeni değildir. Yüzyıldır varlığını, başka halkların imhası üzerine inşa edenler, bugün uyduruk bir bildiri, sahte bayramlarla konuyu unutturmaya çalışıyor!
    Ermeni soykırımı olmamıştır demek, İŞİD ve Nusra cephesine yeşil kart sunmak demektir. Ermeni soykırımı olmamışsa, Yahudi soykırımı da olmamış ve bugünkü Cihatçılar eylemlerinde sonuna kadar haklıdırlar anlamı çıkmaktadır!
    Ermeni Soykırımı’ndan, şimdiki İŞİD ve El-Nusra’ya kadar süreklilik arzeden zihniyetle hesaplaşmadan, kirli tarihle yüzleşmeden ırkçı şöven düşmanlık atmosferinden, Müslüman olmayanlara karşı kin ve nefret söyleminden kurtulamadan, sorun çözülemez.

    Osmanlı İmparatorluğu’nun cihatçı, ümmetçi, mezhepçi zihniyeti Türkiye Cumhuriyeti tarafından da devam ettirildiği için Koçgiri, Hakkâri, Ağrı, Dersim ve diğer birçok bölgede Ermeni soykırımından esinlenerek katliamlar, sürgünler gerçekleştirilmiştir.
    İnkârcılık sürdükçe Türkiye halkları 100 yıllık kâbustan uyanamayacak ve kendi halkı da İŞİD’leşerek yeni soykırımlar yapacaktır!
    Son yıllarda El Kaide, IŞİD, El Nusra ile Selefi ve Müslüman Kardeşler örgütleri aynı soykırımcı zihniyeti temsil ederek, farklı din ve halklara karşı soykırım yapmaya çalışmaktadırlar. Türkiye desteğinde ki bu örgütler, insanlık dışı yöntemlerle, estirdikleri terörle Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmişlerdir. Bu örgütler, Ermeni,Asuri soykırımına, kalınan yerden devam etmektedirler.

    1915 ile yüzleşilmeden, Gasp edilen Ermeni köyleri, kiliseleri, okulları ve malları sahiplerine iade edilmeden bu yara asla kapanmayacak.

    CİWAN KURKEN A.
    Hanna Hekimyan

Bir yorum bırak