Oyumu Ak Parti'ye neden vermeliyim? – Fikrikadim

Oyumu Ak Parti’ye neden vermeliyim?

hayati

Hayati Esen

Hobbes’e göre düzen ve istikrar olmadan insan yaşamı ‘yalnız, aciz, kötü, vahşi ve kaba’dır. Siyaset düşünürleri 17. yüzyıldan günümüze kadar geçen sürede ‘düzen problemi’ni tartışarak; insanlığın kaos ve kargaşaya düşmesini engellemenin yollarını aradılar. Zira, siyasal ve sosyal kaos batılı siyaset felsefecilerin en temel kalıcı korkusudur. Bu korkularını günlük kullanımda ‘anarşi’ kelimesine verdikleri, kaos ve şiddet anlamında görebiliriz. Bu nedenle ‘düzen’, siyaset kuramcılarının yanında her zaman destek görmüş, düzensizliği ise şimdiye kadar savunan -çok az olmakla birlikte- kimse görülmemiştir denebilir.   

Düzeni ayakta tutmanın yöntemi olarak hukuk savunulmuştur. Sosyal dokuyu ve insanların güvenliğini tehlikeye sokacak bir kaosun, anarşinin önünde en önemli kalkan hukuktur kanaati egemen bir düşüncedir. Çünkü düzen savunucularına göre hukuk yok ise egemen olan kaostur, anarşidir. Ve kaos, toplumsal ahlaksızlığın, adaletsizliğin bir nedeni olarak engellenmelidir. Öyleyse hukuk, yaşam tarzında ve ahlaki davranışlarda meydana gelen değişimlerin toplumu tehdit etmesi karşısında zor kullanma hakkına sahiptir. Ahlaki kirlenmeye ve düzeni bozacak her türlü muhalif tutuma, davranışa karşı cebri yöntemleri kullanma hak ve yetkisi; gücü elinde bulunduranların yani devlet denen düzenin, egemenlerindir

Düzen, disiplin ve otorite gibi kavramlar, devletle ilişkili kavramlardır ve bu kavramlar iktidarı elinde bulunduranlar tarafından yasal düzenlemelerle yukarıdan dayatılarak, sosyal hayatı kontrol etmenin araçları olarak teorize edilirler. Düzen savunucuları; öğretmenler, akademisyenler, belletmenler, okullar, üniversiteler, medya gibi çeşitli kurumlar tarafından da toplum katmanlarında meşrulaştırılırlar. Düzen onların nemalandıkları yerdir ve o asla bozulmamalıdır. Bütün bilgi ve becerilini, birikim ve zihinsel çabalarını bunun için harcarlar. Özetle, devlet denilen sistem, hiç bir zaman, fakirin, yoksulun, ezilmişin, garip gûrabanın koruyucusu ve hamisi değildir, tarih boyunca da böyle bir şey görülmemiştir.  

İşte tam burada demokrasi yani mevcut düzen, halkın, devlete ve iktidara ortak olma, onu denetleme ve en azından kimi ihtiyaçlarının karşılanmasının bir aracı olarak geliştirilmiştir. İnsanlar kendi içlerinden birilerinin bu mekanizmayı kendi lehlerine, beklentilerine, kültürel ve ahlaki değerlerine uygun olarak dönüştürmelerini talep eder. Böylece, temel sorunlarını çözmenin imkanlarını aralayabileceklerine inanır. 

12 yıldır iktidar da bulunan AKP’de bu ülkede düzen karşısında ezilen halk için bir umut kaynağı olarak; merkeze, güç odaklarına, rantçı yapılara karşı direnmenin bir kalesi  umuduyla tercih edildi. Ne olursa olsun desteklendi. Zira yılların ezilmişliği, hor ve hakir görülmenin psikolojisi vardı. 80’li yılların İslamcı kuşağının bu topraklarda estirdiği özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin, Anadolu insanın yaşadığı mağduriyetin, okullarda, üniversitelerde görmüş olduğu eziyetin ve yaşadığı temel sorunların az da olsa bir çözüm olacağına inanılarak…  

Oysa geçen bu kadar zaman içerisinde karşı karşıya kaldığımız tablo ise sadece iktidar oyunlarıyla zamanını geçiren, her türlü popülist söylemle halkın desteğini alan bir partiden ötesi olmadığı…  Sadece yılların ideolojik kimi kavgalarının sonucunda kazanılmış olanı; merkeze taşınan ve çözüm için beklenenleri yerine getiren bir partinin ötesine geçemedi. Toplumun hiç bir yapısal sorununa çare olmadı.

The Cemaatle iş birliği yapan, her türlü imkanı onlara sağlayan ama vakti zamanı geldiğinde -iktidar kavgasına tutuşunca- kendisine destek veren insanların duygularını sömüren, onları yeni Türkiye vaadiyle kandıran ama diğer yandan zehirli devletçi dili, topluma egemen kılan, kendisine muhalif olan her türlü siyasal yapıyı nefret diliyle, linç kültürüyle bastıran odakların merkezi haline geldi

Ülkeye çoğulculuğu, farklılığı, özgürlüğü; dini, mezhebi, siyasal farkıllıkları kabullenmeyi, bir arada yaşamanın yöntemlerini hedefleyen bir söylem yerine, sırf oy kaygısıyla, iktidarı elinden kaçırmama amacıyla, kitleleri konsolide etmekten öteye gitmedi. 

Yandaş sermayedarları iyice palazlansınlar diye kendisine oy veren halkı, sıradan vatandaşı, belediyelerde, kurum ve kuruluşlarda; taşeron şirketlere mahkum ederek kişiliksizleştiren, onları sadece oy deposu olarak gören, işçi sınıfının sorunlarını çözmeyen, sadece sermaye sahiplerini, “üretin nasıl üretirseniz üretin” diyerek inşaatlarda, madenlerde, fabrikalarda ölümleri seyreden…  

80 anayasasını değiştireceğine söz veren ama o anayasanın bütün cebri imkanlarını sonuna kadar kullanan ve araziye sürdüğü besili yeni yetme kalemşörleriyle bütün İslami kitlenin duygularını sömüren, yeni sistemin kurucusu ve taşıyıcısından öte bir parti değil. Ezilenlerin sesi teranesiyle, sadece iktidar nimetlerini dillendiren devletçi, din sömürücüsü medyanın koruyucusundan başka hiç bir şey değil.

Bu parti artık bu halkın, ezilenlerin partisi değil, hiç bir zamanda olmadı zaten. 12 yıl boyunca birlikte iş tuttuğu zümrelerden açıkça anlaşıyordu ama hep ‘bu defa’ diyerek umuttu…

AKP, merkeze yerleşmiş yeni egemenlerin kulübüdür. Kazandığı her seçimle eski düzenin kazananlarının yanına yeni ve daha azılı kapitalist, din ve emek sömürücüsü bir sermayedarlar zümresini ekleyen popülist bir düzen partisidir.  

Siyaset bir sınıf savaşıysa bu parti hangi ezilenlerin partisidir!

Sahi oyumu AKP’ye neden vermeliyim? 

Etiketler:
AK Parti

YAZAR HAKKINDA

Fikr-i Kadim Yayın Yönetmeni (Yazarın diğer yazılarını okumak için lütfen isme tıklayın.)
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

11 adet yorum var.

  1. Pirimugan dedi ki:

    Şöyle ya! Hayati Esen’i okumak istiyoruz… Fikrikadim AKP’nin bültenine dönüşmüştü….

  2. hakan tatar dedi ki:

    Hayati, geç kalmış bir yazı ama yine de en azından memnuniyetsizliği dile getirmen güzel. AKP’liler düşünsün şimdi…

  3. Doktor dedi ki:

    YENİ BİR ARABA ALDIM KATALOĞUNDA 3,6 LİTRE /100 KM YAKIT TÜKETİR DİYE YAZIYOR. bEN ARABAMI 3 AYDIR KULLANIYORUM HİÇ 3,6 OLMUYOR. ARABANIN YAKIŞI 4,5 LİTRENİN ALTINA DA DÜŞMÜYOR. BEN DE SERVİSE GİTİM DEDİM Kİ BU ARABA DA SORUN VAR ÇOK YAKIYOR. bANA BAKIP GÜLDÜLER, “BEYEFENDİ 3, 6 LİTREYİ DÜZ YOLDA, DEPOSU YARIM DOLU OLARAK, RÜZGARIN OLMADIĞI , İÇİNDE YOLCUNUN BULUNMADIĞI, HAVA SICAKLIĞININ 22,5 DERECE CANTİGRAD OLDUĞU, VE BİZİM ŞÖFORÜMÜZÜN SÜRDÜĞÜ DURUMDA YAKAR DEDİLER.
    LİBERAL DÜŞÜNCELERE BAYILIRIM. DOĞRUYU SÖYLERLER AMA İÇİNDE BULUNULAN ORTAMDA NASIL UYGULANABİLECEĞINI SÖYLEYEMEZLER, ÇÜNKÜ BİLMEZLER. YAPANI DA ELEŞTİRİLER.

  4. Doktor dedi ki:

    BU MÜCADELE SINIFSAL BİR MÜCADELE DEĞİLDİR. SERMAYEYE KARŞI EMEK VE SONUÇTA SERMAYEYİ YOK EDİP EMEĞİN TÜM SİSTEMİ YÖNETMESİ HEDEFLENMİYOR.

    TÜRKİYE Yİ LOZAN LA YARI SÖMÜRÜ HALİNE GETİREN EGEMEN GÜÇLERE VE ONLARIN DİNİMİZE, MİLLETİMİZE VE KÜLTÜRÜMÜZE KOYDUKLARI SÖMÜRÜ VE MANDASINA KARŞI VERİLİYOR.

  5. Ömür Çelikdönmez dedi ki:

    Doktor haklı
    Ak Parti sınıf mücadelesi veren merdiven altı Marksist Leninist propaganda örgütü değil!

    ol mailer derya içredir deryayı bilmezler
    ol hakikat bir ummandır görmezler
    ne sevmeyi ne yermeyi bilirler

    oldu mu şimdi?

  6. hakan tatar dedi ki:

    Yorumcuların getirdiği eleştrilere bakıyorum tipik AKP’li refleksi, karalayıcı, itham edici. Yazının neresinden Marksist Leninist propaganda görüldüğünü merak ediyorum doğrusu. Olsa ki ne olur? Yıllardır muhafazakar çevrelere pompalanan komist düşmanlığının bir sonucu olarak yapılan yorumları…
    Siyasetin merkezinde sınıfların iktidar mücadelesi vardır. Yazar doğru bir soru sormuş AK parti hangi sınıfın partisidir?
    Ayrıca Lozana gidenler vatan haini miydi yani?

  7. Milli İttifakçı(SP-BBP-MHP) dedi ki:

    seçimler dışında islamla gram alakası olmayan,seçimler yaklaşınca da pygamberden daha müslüman nabza göre şerbetçi bir partidir AKP.
    Konyada Erbakan,
    İzmirde Mustafa Kemal,
    Ispartada Demirel,
    Doğuda Kürt,
    Sivasta Muhsin Yazıcıoğluyla oy toplar.
    ama asıl oyu mezarına çelenk bıraktığı Theodor Herzl,topantısına katıldığı CFR, 300 ler klübünden mason teşkilatı Bilderbergten ve “akp gitsinde chp mi gelsin” diyen dindar görünümlü dinidarlardan alır.
    Kuran okumalarını profil resmi yapıp şimon perezle kadeh tokuşturduğunu görmeyen sakallı hüsnüden alır.
    “one minute”u gören ama perezi TBMMde ayakta alkışlamayı görmeyen kasketini gözüne indirmiş Hasan amcadan alır…
    30 Yıl Milli Görüşte kalıp sonra Yanılanlar,
    10 Yıl The Cemaatle yatıp-kalkıp sonra Yanılanlar
    Irakta 2.5 milyonu öldürüpte Yanılanlardan farksızdır.(nitekim AKPnin sebebiyetiyle ölmüştür o 2.5 milyon da..)
    AKP-Alllah adıyla Kandıranların Partisidir.

  8. Kemal Özcan dedi ki:

    CHP’den sanada mı teklif geldi yoksa. Bu aralar eski İslamcıları çağırıyormuş CHP.

  9. Şemsi Karakaş dedi ki:

    Yazı AKP’ye oy vermeyi kutsal bir görev sayanlarla, AKP düşmanlığını başka bir kutsal görev sayanların ilgi alanında. Nitekim onlar kendi aralarında vuruşmaktalar. Benim ilgimi çeken ise yazının “benim oyum dağdaki çobanın oyu ile neden aynı olsun” sitayişinde bulunanlarla aynı modda bulunması. Oy ile yazarın eleştirilerinin farklı bağlamları olması gerekmez mi? Dam başında saksağan lafı galiba da bu gibi durumlar için söyleniyordu.

  10. Tahsin Varol Tahsin dedi ki:

    Bir kelamı kibar vardır:

    “Bilen >>>>>> Yapar,
    Az bilen>>>>> Akıl verir
    Bilmeyen>>>> Eleştirir
    Yapamayan>> Çamur atar.”

    Bir atasözü de şöyle der: “Bekara avrat boşamak kolaydır.”

    İnanan insanlarca 80 senede yakalanmış bir fırsatı menfaatperestlikle heba edenler inanıyorum ki Allah c.c. katında mes’ul olacaklardır. Biz üzerimize düşeni yaparız. Bizden aldıkları yetkiyi hukuka uygun kullanmayanların cezasını Allah’a bırakırız. Nasıl ki kendilerine verilen emaneti hakkaniyete aykırı kullanan FG ve cemaati hâk ile yeksân oldularsa yönetimdekiler için de böyle olur. Şu an için Hayati Bey’in iktidar eleştirileri tamamen bilgisiz, temelsiz ve inadına muhalif bir tavırdan kaynaklanmaktadır. Katılmamız söz konusu değildir.

  11. Tahsin Varol Tahsin dedi ki:

    İlave olarak, Hayati Bey madem işin içine siyaseti ve partiyi soktu, o zaman şunun da sorusunu sorsun: Oyumu Akparti’ye değil de hangi partiye, ne için vermeliyim?

Bir yorum bırak