Ortak Arap Gücü Amerikan değil İngiliz projesi! – Fikrikadim

Ortak Arap Gücü Amerikan değil İngiliz projesi!

 

Bazen Suud rejimini eleştirmek istediğimde Suudi Amerika ifadesini bilinç dışı kullandığımı fark ediyorum. Bunun sebebini uzun uzun düşündüm, nihayetinde yanlış bilgilenmeden kaynaklı hatalı bir değerlendirme olduğu kanaatine vardım. Bununla birlikte Suudi Amerika nitelendirmesinin boş bir bilgi olmadığını da biliyorum.  Arabian American Oil Company yani kısa adıyla Aramco; Suudi Arabistan ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ortak petrol arıtma şirketi. Kral Abdullaziz El-Suud ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Franklin Delano Roosevelt tarafından 1933 yılında ortak olarak kuruldu.

İkinci Dünya Savaşı ilerledikçe ABD, Suudi petrolünün stratejik önemini fark etti ve ulusal güvenlik açısından Suudi Arabistan’ı savunmanın ABD’nin savunması için çok önemli olduğuna karar verdi. Çünkü Amerika Birleşik Devletleri; dünyanın bir numaralı petrol tüketicisi, Suudi Arabistan ise dünyanın bir numaralı petrol üreticisi konumundaydı. Uzun yıllar “al takke ver külah” işi götürdüler. Ortadoğu’daki birçok kirli olayın perde arkasında Aramco’nun eli olduğu söylenir. Muhtemelen zihnimin yani bilinçaltımın Suudi Amerika tamlaması yaparken kullandığı bilgi öncülleri bu kaynağa dayanıyor.

Ancak İngiliz kraliyet ailesinin ilk Arap gönüllüsü Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in tohumlarını attığı İngiliz muhabbeti, Suudi rejiminin en temel kriteri olarak günümüzde etkisini sürdürüyor. İngiliz istihbaratı Şerif Hüseyin ve ailesinin yetersizliğini fark ettiklerinde, Arabistan çöllerinde kendi çıkarlarına gözü kapalı destek verecek, feraset yoksunu, klasik ve kadim Osmanlı düşmanı başka Vehhabi bedevi aşiret reisi aradılar. Aradıkları adam Şerif Hüseyin’i devirdi. Şerif Hüseyin ve çocukları bir baltaya sap olamadı. Kala kala ellerinde uyduruk bir Ürdün kaldı. İngiliz servisinin Ortadoğu üssü günümüzde Ürdün’dür.

Yanisi şu ki; Suudi rejimin bekasına karar veren Amerika Birleşik Devletleri değil Birleşik Krallık-Britanya’dır. Suudi Arabistan yönetimi Londra merkezli politik stratejilerin belirlediği rotadan ayrı bir güzergâh takip edemez. İngiltere’nin izin verdiği ölçüde diğer devletler ile ilişkilerini sürdürür. Batı kültürü ile yetişmiş yönetici zümresinde Türk düşmanlığı baskındır. Ellerine fırsat geçtikçe Türklerin yani Osmanlının Arabistan’daki tarihi ve kültürel izlerini ortadan kaldırmak için seferber olurlar.

En yakın örneği Mekke’nin emniyeti ve Hacıların Vehhabi eşkıyanın saldırılarından korunması için yapılan Osmanlı askerlerinin kışlası amaçlı kullanılan Ecyad kalesinin yıkılmasıdır. Yetinmediler  Mekke’deki 500 yıllık Türk hâkimiyetinden geriye Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamit tarafından Kabe’nin etrafında inşa edilen revakları da Kabe’nin etrafının genişletilmesini gerekçe göstererek ortadan kaldırdılar. Kabe’nin görüntüsünü alışveriş merkezlerine benzettiler. Onlar için Türkler, çöldeki inşaat şantiyelerinde çalışan ameleden öte değildir.

İşte bu Suudilerin kurmak için kollarını sıvadıkları Ortak Arap Gücü sanıldığı gibi ya da birçoklarımızın sandığı gibi Amerika Birleşik Devletleri tarafından sunulan bir proje değildir. Projenin üst aklı ve mimarı İngiliz gizli servisidir. Ortak Arap Gücüyle hedeflenen Amerika’nın Ortadoğu’da askeri müdahalelerinin önüne kesmek, deyim yerindeyse zırt pırt bölgeye gidip gelip enerji kaynaklarına el koymasını engellemek ve doğal olarak meydanların İngiltere’ye kalmasını sağlamaktır.    

Arap Birliği, kurulduğu 1945 yılından kısa bir süre önceye kadar “Dişsiz Kaplan” ya da “Gevezeler Kulübü” gibi tanımlamalarla alaya alınıyordu. Çünkü Arap Birliği’nin sadre şifa bir işe yaradığı görülmemişti. Arap Birliği bir süredir oluşturmayı tartıştığı ortak Arap ordusu fikrini, Yemen’deki Şii Husi ilerleyişi sonrasında var gücüyle hayata geçirmeye çalışıyor. Arap Birliği Zirvesi’nden çıkan ‘Ortak Arap Gücü’ kararı bu projenin, Yemen krizinden çok daha önce tasarlandığını gösteriyor. Uzmanlara göre; Batı için Ortadoğu’da canını vermeye hazır yeni bir ordu kuruluyor ve Arap ülkelerinin kuracağı ‘Ortak Arap Gücü’ bu ülkelerin kendi halklarından gelen tehdide karşı ortak bir arayış ve çözüm olarak ileri sürülüyor.

Türkiye ve Pakistan ordularının ilk başta Ortak Arap Gücü’ne destek vermeleri düşünüldü ve sonrasında köstek olmamaları için her iki ülkeye de teklif götürüldü. Ancak Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Mısır’da tutuklu Müslüman Kardeşler mensuplarının kayıtsız şartsız tahliye edilmesi, Suriye’de Esad rejimine karşı savaşan muhaliflerin desteklenmesi ve Türkiye’deki Suriyeli göçmenlerin ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik taleplerinin dikkate alınmaması, Türkiye’nin bu projeye mesafeli durmasına neden oldu. Türkiye’nin tavrına bakarak Pakistan’da benzer duruş sergiledi. Pakistan Savunma Bakanı Hoca Muhammed Asıf, İslamabat’ın Yemen’in iç işlerine karışmayacağını belirtti.

Hatta Suudi Arabistan ziyaretinden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suud Kralına ilettiği konularda herhangi bir ilerlemenin gerçekleşmesi üzerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın  İran’a gerçekleştirdiği son ziyaretin ardından Ankara’nın Orta Doğu’da geliştirmeye çalıştığı yeni bölgesel politikaya ilişkin spekülasyonlar gündeme geldi. Bu politikanın, Türkiye’nin Arap Baharı’ndan önce bölgesel krizlerde benimsediği potansiyel arabuluculuk rolüne dönüş esasına dayandığı anlaşılıyor. Asıl önemlisi İran ziyareti sırasında Erdoğan’ın mezhep savaşlarını eleştiren mesajıydı. Bu mesajın muhatabı öncelikle Yemen’de Husilere karşı Sünni dünyasını arkalamaya çalışan Suud yönetimiydi.

Mısır’ın Şarm El Şeyh kentinde 29 Mart’ta toplanan Arap Zirvesi‘nde ortak sorunların çözümü hedefiyle “Ortak Arap Gücü” oluşturulması yönünde bir karar alınmıştı.  Alınan karar, Arap Dışişleri Bakanları tarafından imzalanmış ve bir ay içinde ilgili ülkelerin silahlı kuvvetler yetkililerinin toplanması çağrısı yapılmıştı. Bu çağrının ardından birkaç gün önce Mısır’ın başkenti Kahire’de Arap Birliği Genel Merkezi’nde toplanan üye ülkelerin genelkurmay başkanları, geçen ay Şarm El Şeyh’teki son Arap zirvesinin ardından alınan ‘Ortak Arap Gücü’ oluşturulması yönündeki kararın uygulamaya yönelik konularını ele aldı.

Toplantıya ev sahipliği yapan Mısır Genelkurmay Başkanı Mahmud Hicazi; kurulması planlanan Ortak Arap Gücü’nün rolünün ‘terörle mücadele’ amaçlı olduğunu, ülkelere bağlı ulusal silahlı kuvvetlerin tek taraflı olarak terörle mücadelede yeterli olmadığının açıkça ortaya çıktığını, zorunlu görüldüğü durumlarda hızlı müdahale için güç oluşturma mekanizmasının ihtiyaç halini aldığını ifade etti. Hicazi, söz konusu silahlı müdahalenin ilgili ülkelerin egemenliğine halel getirmeden o ülkelerin istekleri üzerine gerçekleştirileceğini söyledi.

Anlaşılan kukla yönetimlerin onayı ile bazı ülkelere askeri operasyon düzenlemeyi düşünüyorlar. Yemenden sonra sırada Libya olduğu ileri sürülüyor. Ancak daha Yemen’de başarı sağlamış değiller. Yemen’de hava saldırısına katılan Ürdünlü pilotlara son model lüks araçlar hediye ediliyor. Suud ordusunun savaşmak için gönülsüzlüğü dikkatlerden kaçmıyor. Bunu fark eden Suud yönetimi Kraliyet Muhafız Alayını kara harekâtı için cepheye sürmeye hazırlanıyor. Gelen haberlere bakılırsa; Yemen’de Kararlılık Fırtınası operasyonu sonar erirken, Suudi Arabistan kara operasyonu için harekete geçtiği, Kral Salman’ın ordunun en güçlü kollarından olan Ulusal Muhafız Birlikleri’ne operasyona katılma talimatı verdiği anlaşılıyor.

Çok önemli bir not: Selefi Arnavut kardeşlerimizin dikkatine; sonuçta tüm bunlar ne Araplar için ne İslam için ne de bazı saf dillerin umud ettiği gibi Selefilik için. Hatta duyduğuma göre bazı Balkan ülkelerindeki Selefi gruplar, Suudilerin önderliğindeki Ortak Arap Gücüne cihad misyonu yüklüyorlarmış. Akılları sıra Suud ordusuna katılacaklar Allah için savaşacaklar. Ama bilmiyorlar ki İngilizler için savaşacaklar İngilizler için ölecekler. Aman dikkat!

Twitter:@ oc32oc39

omurcelikdonmez@hotmail.com

*BU MAKALEDE YER ALAN FİKİRLER YAZARA AİTTİR VE FİKRİKADİM?COM'un EDİTORYAL POLİTİKASINI YANSITMAYABİLİR.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

5 adet yorum var.

  1. cihangir İskender dedi ki:

    arı duru İslam akidesinin asrımızdaki temsilcisi Selefilere bu düşmanlık neden? Avrupadaki Müslümanları Şiileremi bıraksalar?

  2. DAĞISTAN aSLANI dedi ki:

    Cihadı ekber her müslüman farz, bidatlerle mücadele farz,
    zulme rıza zulümdür, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır,uyan ey Müslüman gafletten uyan

  3. muhacir Hüsmen aga dedi ki:

    bre more te bunların birşey yapacaklarindan degıldır,

  4. muharrem dedi ki:

    iran yayılmasına karşılık suud lar dur diyebildi aynı şey suriyede olsa idi beşar şimdiye gitmişti
    suud larda para çok eh razılarda yolları açık olsun gerekli yerlerde bizde lojistik destek verir bir şeyler satarız
    en önemlisi düşen petrol fiyatları nedeniyle iran ekonomisi zora girer ırak ve suriyeden çekilirler

  5. Tahsin Varol Tahsin dedi ki:

    Güzel yorumu için Ömür bey kardeşime teşekkür ediyorum. Ancak, kimin projesi olursa olsun ortak Arap gücünün kurulup bir şekilde faaliyete geçmesi iyidir diye düşünüyorum. Nedeni şu: Olaya sadece bu günkü zaman diliminden bakmamak lazım. Geleceği elbette Allah bilir ama ilerde bu gücün salih insanların eline geçeceğini sanıyorum. Arapların dağınıklığı yerine bir arada olmaları her zaman iyidir. İlerde şartlar uygunlaşırsa Türkiye, Pakistan ve muhtemeldir ki İran da iştirak edebilirse ortak bir İslam ordusu çıkarılmış olur. İnşaallah…

Bir yorum bırak

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Bir yorum bırak