Öcalan’ın yol haritası Kobani’den geçiyor! – Fikrikadim

Öcalan’ın yol haritası Kobani’den geçiyor!

Babil halkına verilen en büyük ilahi ceza, birbirlerinin dilini anlayamaz hale gelmeleriymiş. Babil; birbirlerinin konuştukları dili anlamayan insanların, yaşadıkları yer anlamına geliyormuş. Söylence bu ya; bereketli topraklarda konuşulan, unutulan ne kadar lisan var ise işte bunların hepsi Babil’den yayılmış.

Günümüzde Babil neresi? derseniz, Ankara derim, Tahran derim, Bağdat derim, Şam derim. Yani İslam Coğrafyası derim, Ortadoğu derim. Bölgeye bakın, devletlere, örgütlere bakın kimin ne dediği, ne yaptığı belli mi? Her birisi başka telden çalıyor. Nasrettin Hoca gibi herkesin aradığı notayı bulan biri nedense hiç çıkmıyor! Solo yok ama mevcut koronun da armonisi yok, ahengi yok. Maestrosu yok!

Daha düne kadar IŞİD korkusundan gözlerine uyku girmeyen Bağdat yönetimi, Bağdat’ı kuşatan IŞİD birliklerine rağmen, IŞİD bahanesiyle dış güçlerin Irak ve Suriye topraklarına müdahalesinden rahatsız. Irak Dışişleri Bakanı Caferi’nin “Irak’ın askere değil, silah yardımına ihtiyacı var. Biz ne topraklarımızda savaşacak asker ne de askeri üs inşa edilmesi talebinde bulunduk” demesi de bu kabilden.

Ancak anlaşılamayan bir husus, Irak Hava Kuvvetlerinin, Irak Ordusu askerlerine gidecek yardımı yanlışlıkla IŞİD saflarına bırakması. IŞİD Kaynakları bunu, “Hamd Alemlerin Rabbi olan ALLAH(cc)’a mahsustur. Gıda maddeleri, içme suyu ve mühimmatlardan oluşan insani yardım, İslam Devleti operasyonlarına katılan Irak askerleri için hazırlanmıştı. Ancak, yardım malzemeleri, İslam Devleti tarafından kontrol edilen Irak’ın Anbar şehri yakınlarına bırakıldı” ifadeleriyle değerlendiriyor.

Kafası karışık olanlar kafaları karıştırmayı seviyor olmalı ki, sağlıklı değerlendirmeden uzak bilgi kirliliği toplumun hemen her kesiminde prim yapıyor. Bu bağlamda; uzun yıllar terörle mücadele eden TSK mensuplarından Kobani’deki çatışmalara yakın sınır bölgelerinde görevli rütbeliler, IŞİD’in Kobani kuşatmasını ve PKK/PYD/YPG ile çarpışmasını farklı değerlendiriyor. Meselâ Gültekin Avcı’nın Bugün’de yazdığına göre, bölgede görevli TSK subayları “IŞİD, PKK’ya Türkiye’nin 30 yılda veremediği zararı verdi.” diyesiymiş.

Hatta “Kuş sürüsü gibi ölüyorlar ama PKK’ya Türkiye’den katılım azalmasın diye sır gibi saklanıyor” diyorlarmış. İntikal eden bilgilere göre; Kobani’de IŞİD’le çatışan ve çok ağır zayiatlar veren PKK’nın en ağır silahları Bixi (PKM makineli tüfek), Kanas, Doçka (eski teknoloji makineli uçaksavar tüfeği) ve RPG–7 tanksavardan oluşurken, IŞİD’de ise tank ve toplar varmış.

Suruç’tan Ayn el Arap’a (Kobani) geçerek temaslarda bulunan CHP yöneticileri ve milletvekillerinin bölge insanlarıyla yaptıkları görüşmelerde, Ayn El Arap’ta (Kobani) yaşayanlar şu çarpıcı iddiayı ortaya atmış; “Kobani’yi kuşatan IŞİD saflarında kendilerine karşı savaşan Türkiye’den gelmiş resmi görevliler var.”

Şimdi bu yukarıdaki ipe sapa gelmez iddialara itibar ederek; “bölgede görevli TSK subayları, IŞİD, PKK’ya Türkiye’nin 30 yılda veremediği zararı verdi, diyorlarmış” ifadesi ile “Kobani’yi kuşatan IŞİD saflarında kendilerine karşı savaşan Türkiye’den gelmiş resmi görevliler var” ifadesini, yan yana koyduğunuzda,  sanki IŞİD, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin özel harp birliği gibi bir anlam çıkıyor.

Koalisyon güçlerine ait savaş uçaklarının IŞİD mevzilerini bombalamadan geri döndüğünü iddia eden ve IŞİD’le savaşta Amerikalıları ciddi bulmadıklarını söyleyen PYD’liler, Jordan Matson adlı eski bir ABD’li askerin, İŞİD’e karşı savaşmak için YPG saflarına katıldığını biliyor olmalı. Yani Eğer Amerika IŞİD’i kolluyorsa, bir o kadar da PYD’yi kolluyor gözüküyor. Neden mi? Daha önce ABD ordusunda asker olarak görev yapan Jordan Matson, IŞİD’e karşı savaşmak için YPG saflarına katıldığını açıkladı. Jordan Matson sosyal paylaşım sitesi hesabı üzerinden yaptığı açıklamada İslam Devleti ile girdiği ilk çatışmada yaralandığını belirtiyor. Matson, durumunun iyi olduğunu söylüyor ve takipçilerinden kendisine, Amerikalılara ve Kürt militanlara dua etmelerini istiyor.

Tezkere konusunda Hükümet ile HDP anlaşmış gibi görüntü veriyor. Bu görüntünün oluşmasında İmralı sakini Öcalan’ın katkısı büyük. Öcalan ayrıca Türkiyeli Kürtlerin Kobani direnişine sahip çıkması talimatı verdiği açıklamasında “Kobanê gerçekliği ile sürecin ayrılmaz bir bütün olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlatarak, herkesi büyük bedellere mal olan bu demokratik yolculuğumuz ve insanlık mücadelemizi sahiplenmeye çağırıyorum” sözlerini sarf ediyor.

Bununla da kalmıyor Öcalan; “Kobanê kuşatması sıradan bir kent kuşatması olmanın çok ötesinde, sadece Kürt halkının demokratik kazanımlarını hedeflemekle kalmayıp Türkiye’yi de yeni bir darbe sürecine sokacaktır. Bu katliam girişimi amacına ulaşırsa hem süreci sonlandıracak, hem de yeni ve uzun sürecek bir darbenin temellerini atacaktır. Kobanê ve Rojava meselesini doğru anlamak isteyen herkes bu gerçekliği iyi kavramalıdır. Türkiye’de sürecin ve demokrasi yolculuğunun çökmesini istemeyen herkesi Kobanê’ye gereken ciddiyet ve sorumlulukla sahip çıkmaya çağırıyorum” diyor.

Öcalan’ın bu sözleri havada askıya çıkmıyor. Türkiye Kürtlerinden PKK saflarında çarpışan veya örgütün politik eylemlerinde görev alanların birçoğu, Kobani’ye geçmenin yollarını arıyor. Çılgın Kürtler önderlerinin talimatları doğrultusunda Kobani’ye, bir rüyanın gerçekleşmesi uğruna ölmeye gidiyor. Ölmeye giderken de biliyorlar ki; Öcalan’ın yol haritası Kobani’den geçiyor!

Twitter:@oc320c39
omurcelikdonmez@hotmail.com

 

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Fikri kadim’in editöryel politikasını yansıtmayabilir

*BU MAKALEDE YER ALAN FİKİRLER YAZARA AİTTİR VE FİKRİKADİM?COM'un EDİTORYAL POLİTİKASINI YANSITMAYABİLİR.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak