Nazi rejminin odağındaki örgüt: Gestapo – Fikrikadim

Nazi rejminin odağındaki örgüt: Gestapo

Nazi rejminin odağındaki örgüt: Gestapo

Naziler, 20. yüzyılın dehşet veren rejimlerinden birini kurup, 5 milyon Yahudi’yi Avrupa’nın ortasında soykırıma uğratmadan önce Almanya’yı nasıl teslim almışlardı? İşte bu soruya yanıtın odağında Gestapo var. Nazi rejimi, Goering’in kurduğu, Himmler’in kontrolündeki Reinhard Heydrich’in yönettiği bu aygıt ile kuruldu. İşte bir dehşet rejiminin kuruluşunun adım adım hikayesi…

Gestapo 12 yıl boyunca Almanya’yı, sonra da bütün Avrupa’yı titretmişti. Yüzbinlerce insan “toplumsal gerekler” denen şeyin maskesi altında faaliyet gösteren ajanlar tarafından sürgün edilmiş, milyonlarca kişi onun ve kardeşleri SS’lerin darbeleri altında ıstırap çekmiş ve ölmüşlerdi.

Nazi devletinin merkez ekseni

Gestapo Nazi devletinin merkez ekseniydi. Hiçbir ülkede hiçbir devirde bir örgüt böylesine karışık bir yapıya ulaşamamış, asla böylesine salt bir iktidarı elinde bulunduramamış, etkinlikte ve dehşette böylesine güçlü bir noktaya ulaşamamıştı.

Gestapo başrole geçiyor

30 Ocak 1933’te dünyanın 15 yıllık kaderi, Mareşal Hindenburg kabinesinde tayin ediliyordu. Hitler, Reich Şansölyesi ünvanını almıştı. O sırada Reichstag Başkanı olan Goering, “sandalyesiz bakan” olarak kabineye alındı. Havacılık işleri ve Prusya İçişleri Bakanlığı da ona verildi. Artık Gestapo başrole geçiyordu.

Polis teşkilatında temizlik

Terör Almanya’nın üstüne çöktü. Uzun süredir teşhis edilen ve fişlenen Cumhuriyetçi memurlar ve hatta ılımlılar bile görevden uzaklaştırıldılar. Yerlerine güvendikleri Nazileri aldılar. Yüzlerce komiser, müfettiş, üniformalı polis, yani kadronun üçte ikisi SA ve SS’lerden gelme Naziler lehine görevlerinden atıldı. Geleneksel bir yönetim kadrosunun içine zorla yerleştirilen bu Nazi kuvvetleri ileride karşımıza Gestapo olarak çıkacaktı.

SA ve SS’ler de sokaklara hakim oluyor

Ayrıca Goering SA ve SS’leri günde 3 mark ücretle “polis yardımcısı” görevine getirmişti; Berlin’de 30 bin silahlı ve gamalı haçlı kolluklar taşıyan Nazi de resmi polisin dışında sokaklara hakim olmuştu.

İlk saldırı Komünistlere

İlk saldırı komünistlere karşı başladı. Bütün lokalleri basıldı, parti liderlerinin evleri basıldı, yasa dışı tutuklamalar, işkence ve öldürmeler de Goering’in emriyle devreye girdi. Goering hükümet karşıtı partilerin gösterilerinde polise silah kullanma emri verdi.

Bilindiği gibi Reichstag yangını muhalefetin yasa dışı ilan edilmesi ve totaliterliğin kurulmasının fırsatını sağlayan olay oldu. Bugün bu yangının bir Nazi komplosu olduğundan neredeyse hiç kimsenin şüphesi yok.

Totaliter bütünleşme: Gestapo’yu kuran kararname

Goering 26 Nisan 1933’te çıkardığı bir kararnameyle Devlet Gizli Polisini (Die Geheime Staatpolizei) kurdu ve Prusya’nın İçişleri Bakanının yani bizzat kendi emri altına aldı. Aynı gün Diehls şef yardımcılığına atandı. Almancada Geheimehem gizli hem de özel anlamına gelir. Gestapo gerçekten de hem gizli hem de partinin ve bir kişinin emrindeydi. Bütün totaliter devletlerde olduğu gibi parti ve devlet, en önemli bütünleşmesini bu alanda yaşıyordu.

Polisten sonra sıra yargıya geliyor

Düzenleme işi polisle bitmedi. Yargıçlar ve devlet memurlarına geçildi. 7 Nisan 1933 tarihli yasa faşizm aleyhtarı, Yahudi veya solcu memurların ve yargıçların işten el çektirilmesi imkanını tanıyordu. 22 Haziran’da Goering bir bakanlık emriyle memurlara, devlet hizmetinde çalışan personelin konuşmalarını eleştirmeye cüret edenleri ihbar etme emrini verdi. 30 Haziran tarihli bir başka emirnameyle aynısı işçilere uygulandı. Kısa zamanda Almanya’yı ağı içine alacak, o bitmez tükenmez casusluk, göz hapsi ve muhbirlik rejimi böyle kuruldu.

Himmler-Goering rekabeti

Goering Prusya’da Gestapo’yu örgütlerden Heinrich Himler de benzeri bir tutkuya kapılarak siyasi polise dayandıracağı bir iktidar sağlamayı aklına koymuştu. Mart 1933’te Münih polis müdürlüğüne, bir ay sonra da tüm Bavyera Siyasi Polis Müdürlüğüne getirilmeyi sağladı. Ve derhal SS’lerin şefi olmasından da yararlanarak kilit noktalara kendi adamlarını yerleştirmeye koyuldu. Ama bunu yaparken SA’larla burun buruna geldi. Zira onlar da gözlerini aynı noktalara dikmişlerdi.

Gestapo’nun yönetimi Himmler’e geçiyor

Ekimde Reich’ın ikinci büyük kenti ve özgür bir devletin başkenti olan Hamburg’un polisini kontrol altına aldı. Kısa bir süre sonra Prusya dışında tüm Almanya Himmler’in kontrolüne girmişti. 20 Nisan 1934’te Goering Gestapo’nun yönetimini Himmler’e devretti. Ama yine de son bir tedbiri ihmal etmedi. Kendisi hukuken şef olarak kalacak, mevkii fiilen Himmler işgal edecekti.

Gestapo merkezileşiyor ve Heydrich sahnede

Himmler o güne kadar bir yığın devletin ve kentin polis şefi olmuştu ama bu görevleri fiilen yerine getirmiyor, vekiller görevlendiriyordu. Bu vekilleri SS’ler arasından güvendiği kişiler arasından seçiyordu. Bunlardan biri de Baavyera’daki vekili Reinhard Heydrich’ti.

Himmler amacına ulaşır ulaşmaz Berlin’e yerleşti ve Almanya’nın tüm siyasi polislerini birleştirdi ve Reinhard Heydrich’i de Berlin’e getirerek Gestapo’nun merkez şefliğine atadı. Heydrich bir canavardı. Gestapo’nun en vahşi cellatları bile onu tanıyınca dehşetle titremişlerdi.

Korkunç görevi çelik gibi sinirlere sahip olmasını gerektiriyordu ama Heidrich’in sinirleri zayıftı. Sık sık öfke krizleri geçirir, haykırır, köpürür ve astlarını tehdit ederdi. Hasımlarının olduğu kadar dostlarının da başarılarını çekemez, iktidara, mevkiye, unvana, paraya doyamazdı. En üst makama göz dikmişti ve ona erişmek için her şeyi yapmaya hazırdı.

Hitler, Gestapo’ya ayrıcalık tanıdı

Hitler Gestapo’nun ayrıcalıklarını en baştan tespit etmişti: “Partinin bütün servislerine, bunların dalları ve ilgili kuruluşlarına, Gestapo’nun yetkisinde olan işler hakkında soruşturmalara girişmelerini yasaklarım. Siyasi polisle ilgili bütün olaylar şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da Gestapo’nun yetkili servislerine iletilecektir. Partinin kulağına gelecek bütün suikast ve devlete ihanet olaylarının, devletin gizli polisine duyurulması gereğini özellikle tekrarlarım. Kendi inisiyatifiyle araştırmalara ve soruşturmalara girişmek, bu ve bundan başka konular partinin yetkisi içinde değildir.”

SS’lerin elinde ve onunla bütünleşmiş olan Gestapo’nun ilk icraatlarından biri, aslında SS’in özel bir birliği olduğu, SA’ların ortadan kaldırılması oldu.

Hindenburg ölünce…

Reich Başkanı Mareşal Hindenburg’un ölümünün hemen ertesi günü Hitler bir yasa ilan ederek Reich Şansölyeliği ve Başkanlığını birlikte eline aldı. Ertesi gün Hindenburg’un ölümü ilan edilir edilmez Reichwer üyelerine sadakat andı verdirdi. Artık Alman ordusu da Führer’in şahsına bağlanmıştı.

Reinhard Heydrich’e bağlı olan ve SS’in iç güvenlik birimi olarak iş gören SD, 1934’ün ikinci yarısında partinin tek haber alma servisi haline getirildi. SD hala bir devlet örgütü değildi ama o kadar genişlemişti ki halkın büyük bir yüzdesini içine almıştı.

Kurulduğundan beri SD bütün haber alma servisleri gibi muhbirler kullanmıştı; bunlara iyi bir görünümde olsun diye “gönüllü üyeler” adı verilmişti. Birçoğu geçici pirimlerle veya masraf karşılığından başka ödenek almıyor, muhbirliği siyasi inançları veya kişisel zevkleri için yapıyorlardı.

Naziler, 20. yüzyılın dehşet veren rejimlerinden birini kurup, 5 milyon Yahudi’yi Avrupa’nın ortasında soykırıma uğratmadan önce Almanya’yı nasıl teslim almışlardı? İşte bu soruya yanıtın odağında Gestapo var. Nazi rejimi, Goering’in kurduğu, Himmler’in kontrolündeki Reinhard Heydrich’in yönettiği bu aygıt ile kuruldu. İşte bir dehşet rejiminin kuruluşunun adım adım hikayesi…

30 kişiden 30 bin kişiye

İktidarın ele geçirilmesinden önce SD’de devamlı çalışanların sayısı 30-50 arasındayken 1934’ten başlayarak gönüllüler daha da arttı, 30 bini buldu. Bu gizli ajanlar her sınıf halktan seçiliyorlardı. Üniversite profesörleri göz hapsindeydiler, SD ajanları olan öğrenciler derslerde notlar alıyor ve bunlar profesörlerin siyasi tutumlarını yargılamaya yarıyordu. Savaşın sonunda muhbir ağının çoğunu kadınlar meydana getiriyordu. Bunlara yeni bir ad takılmıştı: V. Manner (güvenli adamlar).

Reinhard Heydrich Temmuz 1934 itibarıyla SD aracılığıyla müthiş bir belgeleme işine başladı. Sosyal toplulukların incelenmesine temel alınacağı bahane edilmekle beraber gerçek amaç eski ideolojilere hala az çok bağlı kalmış kişileri nasyonal sosyalizme çevirmeye yarayacak eğitimin temel esaslarını tespit etmek.

Bu yapılanmanın yaratıcıları da daha sonra Polonya ve Danimarka’da Nazi rejiminin korkunçluklarını sergileyecek olan Dr. Mehlhorn ve Dr. Best’ti.

Heydrich’in “Kitty’nin Salonu”

Reinhard Heydrich’in haber alma konusundaki projelerinden biri de “Kitty’nin Salonu”ydu. Heydrich, bir konak kiraladı, lüks ve konforla döşeyerek orasını bir randevuevi haline getirtti. Odalara ve barın samimi köşelerine mikrofonlar, binanın mahzenlerine ses kayıt cihazları yerleştirildi. Arthur Nebe adlı bir Gestapo çalışanına kadınları bulma görevi verildi. Çok geçmeden “Kitty’nin Salonu” seçkin müşterilerle dolup taşmaya başladı. Bu usulle “çok değerli” bilgiler elde edildi.

25
38

Gestapo’nun temel yasası

10 Şubat 1936’da Goering, Prusya Başbakanı sıfatıyla ilerde Gestapo’nun temel yasası adını alacak olan metni imzaladı. Bu yasa Gestapo’nun ülke içinde devlete düşman güçler hakkında araştırmalar yapabileceğini düzenliyordu. Ayrıca Gestapo’nun fiil ve işlemlerinin idari mahkemeler önünde dava konusu olamayacağını da belirtiyordu.

Toplama kamplarının yönetilmesi

Bu yasanın yayımlandığı gün, Goering ile Frick’in imzalarını taşıyan bir de yürütme kararnamesi çıkarıldı. Bu, Gestapo’nun bütün ülkeyi kapsayan tedbirler alabilme erkine sahip olduğunu belirtiyordu. Başka bir paragraf ise Reinhard Heydrich tarafından esinlenmiş olup Gestapo’nun toplama kamplarını yöneteceğini belirtmekteydi. Ancak Heidrich’in maddi çıkar heveslerini bilen Himmler uygulamada buna engel oldu ve kampların yönetimini SS’in özel bir kısmına verdi.

Himmler tek yetkili

17 Haziran 1936 tarihli bir kararnameyle de Himmler tüm Almanya polisinin en yüksek şefi konumuna getirildi ve tüm polis kuvvetleri tek elde toplandı. Himmler polis servislerini iki kısma ayırdı: ORPO (Ordnungspolizei) düzeni sağlayan polis ve SİPO (Sicherheitspolize) güvenliği sağlayan polis. İkinciler sivil soruşturma servisleriydi. Birleştirilmiş, merkezileştirilmiş, askerileştirilmiş ve Nazileştirilmiş olan bu polis, Himmler’in geçmişteki düzenleme devresinde denediği adamlarına teslim edilmişti.

Gestapo ordunun denetim altına alınmasında da rol oynamıştı. Hitler ve Nazi partisinin yöneticileri ordudan hep çekiniyor ve ordunun nasyonal sosyalizmi benimsediğine inanmıyorlardı. Hitler’in “Kara Kuvvetlerim tutucu, Deniz Kuvvetlerim Hristiyan, Hava Kuvvetlerim nasyonal sosyalist” dediği aktarılıyor. Kara kuvvetleri gerçekten de monarşist kalmış ve hala imparatorun yaş gününü açıkça kutlamaktan çekinmiyordu.

Hitler subay görünce selam veriyordu

Ayrıca Hitler’in eski bir onbaşı olmanın verdiği aşağılık kompleksi ve şartlı refleksiyle bir subayla karşılaştığında hazır ol durumuna geçtiği anlatılıyor. Sonraları kendisine hep talepçi olarak gelen bu subaylara ve generallere alıştığı ama onları hep yabancı saydığı belirtiliyor.

Alman ordusuna hükmedenler

1933 ilkbaharında Alman ordusu üç kişinin elindeydi. Savaş Bakanı General von Blomberg, Kara Kuvvetleri Komutanı General von Fritsch ve Genelkurmay Başkanı General Beck.

General von Blomberg Nazilerle fazla uyum içinde görülmekten eleştiriliyordu. Blomberg, Hitler’in General von Schleicher ve General von Bredow’un öldürülmesini tertiplemesine, mareşal yapılmak karşılığında sessiz kalmış, Hitler’e sadakat yemini etmiş ve orduda “Oyuncak aslan” denilen birisiydi.

32
38

General Blomberg’e şantaj

Savaş Bakanı olmayı bekleyen General von Blomberg 1938’te genç bir kadınla evlendi ve balayı için İtalya’ya doğru yola koyuldu. Gestapo ise Hitler’in önüne Blomberg’in evlendiği kadının bir fahişe olduğunu, ailesinin ise kriminal işlere bulaştığını gösteren bir dosyayı koydu. Hitler bu evliliği geçersizleştirdi, Blomberg’in bir daha şansölyeliğe girmesi ve üniforma giymesi yasaklandı.

General Fritsch’e sahte ifadeyle komplo

Ordu hiyerarşisinde Blomberg’in yerini alması beklenen General Werner von Fritsch için de Gestapo hemen devreye girdi ve 1935’te örtbas edilmiş bir olayın dosyası ortaya çıktı. Cezaevinden çıkarılıp getirilen ve bir dönemde Gestapo’da zengin ve yüksek mevki sahibi eşcinselleri takip etmekle görevli olarak çalışmış olan Hans Schmidt’in ifadelerine başvuruldu. Schimidt’in ismini verdikleri arasında Fritsch adlı bir subay da vardı.

Blomberg olayının hemen arkasından böyle bir şeyin yaşanması orduda tertip şüphesini uyandırdı ancak Gestapo’ya açıktan karşı çıkmaya da cesaret edemiyorlardı. İddialar ordu tarafından soruşturulduğun da ise ortaya çıkan şey şuydu: Sözü edilen Yüzbaşı von Fritsch diye birisiydi. General ile ilgisi yoktu.

Sonuç değişmedi

Gestapo’nun rolü ortaya çıkmıştı, tanıklar çarçabuk ortadan kayboldu, yüzbaşı da birkaç gün sonra öldürüldü. Ama sonuç değişmedi, Fritsch de bu şekilde saf dışı bırakıldı.

Hitler’in radyodaki açıklaması

Kaba ve sert bir karar duruma son verdi: 4 Şubat 1939’da Führer’in gizli emirleri gün ışığına çıktı. Radyodan Hitler, Savaş Bakanı Blomberg’in uzaklaştırıldığını ilan etti. Emekliye ayrılmıştı ama nedeni açıklanmadı. Kara Kuvvetleri Komutanı von Fritsch’e gelince o da “sağlık nedeniyle görevden affını” istemişti.

12 Mart’a gelindiğinde Alman birlikleri Avusturya sınırını aşıyorlardı, generaller arada kaynayan olayları unuttular. Hitler 4 Şubat’ta Savaş Bakanlığını lağvetti; Alman ordusunu doğrudan kendi emrine aldı.

Gestapo’nun Avrupa’daki rolü başlıyor…

Almanya’da Nazilerin tüm rakiplerini ortadan kaldırmalarını ve tüm kurumları denetimlerine almalarını sağlayan Gestapo, işgal edilen ülkelerde yaşatılan vahşetin de odağındaydı.

-CNN-

YAZAR HAKKINDA

fikrikadim.com sitesinin görüllü editörü
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Bir yorum bırak