Murat Kapkıner ile özel bir sohbet – Fikrikadim

Murat Kapkıner ile özel bir sohbet

Konu     : NİYETLERLE HESABA ÇEKİLMEK

“Göklerde ve yerdekilerin hepsi Allah’ındır. İçinizdekileri açığa vursanız da gizleseniz de Allah ondan dolayı sizi hesaba çekecektir, sonra dilediğini affeder, dilediğine de azap eder. Allah her şeye kadirdir.” (Bakara: 284)

MK: Şimdi şöyle, genel bir kanı, kelamî bir ön kabul var. Nedir o? Efendim, Allah mümin kuluna, kötü niyetlerini gerçekleştirmediği müddetçe günah yazmazmış, iyi niyetlerini de gerçekleştirmese de gerçekleştirmiş gibi sevap yazarmış. Senin bildiğin de bu değil mi? Böyle bir şeyler biliyorsun değil mi? Duydun değil mi?

TV: Evet

MK: Hah, işte bu palavra! Öyle bir şey yok! Öyle bir şey yok.

TV: Öyle bir hadis nakledilir…

MK: İşte yok böyle birşey… Hâşâ! Hâşâ! “innemel a’malü binniyyat” bu mütevatirdir bak! Bunu demiyorum… Tam benim başlığımdır bu! “amellerine göre…”

TV: Ameller niyetlere göre…

MK: Hah, “ameller niyetlere göredir”… Niyetin neyse, ona göre hesap vereceksin demektir bu. Öyle değil mi? Amelinin sonucu ne olursa olsun, ne kadar kötü çıkarsa çıksın, niyetine göre demektir, değil mi? “innemel a’malu binniyyat”. Benim tezimin başlığı bu! Bu arada bunu söyledim tabi ama tam çelişik, demin söylediğim. Neymiş: Kötü niyeti olur da gerçekleştirmezse ondan hesap sorulmazmış. İyi niyeti olur da gerçekleştirmezse, gerçekleştirmiş gibi sevap alırmış. Şimdi, mütevatir hadisle çelişen bu palavrayı konuşacağız seninle. Şimdi bu can alıcı, yakıcı sorun Bakara suresinde çözümleniyor. Sen söyle: Amerresülü kaça kaçtı? 286?

TV: 285, 286

MK: hah, evet, 285-286. Evet, onun, iki ayet, 286, sanıyorum, fazla değil, iki ayet üstünde bir ayet var. Şöyle: “Allah sizi niyetlerinizle de muaheze eder”…

TV: Evet

MK: Bildin mi?

TV: Evet.

MK: Akşamdan beri söylediğimiz o… Şimdi bu ayet inince, daha “amenerresülü” inmemiş ha, bu ayet indiğinde…

TV: Evet

MK: Sahabe arasında, hangi mübarek sahabeydi bilmiyorum, Hazreti Ebu Bekir’e gelmiş, unuttum şimdi, kimdi: “Ya Eba Bekr, Cenabı Allah böyle bir ayet indirdi, ben münafığım” demiş. Ayet şöyle: “Allah kalplerinizden geçenlerle de sizi muaheze eder.” Demiş: “Niye ki? Ne oldu emmioğlu!” Demiş ki: ”Benim kalbimden neler geçiyor, hükmedemiyorum ki… Neler neler geçiyor”. “Vallah ben de öyleyim” demiş, “Gel, gidelim, Hazreti Peygambere soralım”. Muhammed Aleyhisselam’a gelmişler: “Ya Rasulallah, emmioğlunu bir dinle hele!” Aynısını söylemiş. Demiş: “Ya Rasülallah, ayet böyle indi, kalbimden geçenle beni muaheze edecek, ben yandım, kalbime hükmüm geçmiyor” demiş. “Neler geçiyor, ifade etmekten hayâ duyuyorum” demiş. Parantez açıyoruz burada: Bu hadisi aktarıyorlar, Kelâm kitabında, bak! Neydi o kitapların adı: “İsbatı Vacip”. Kimin derlemesiydi, kimin hazırladığıydı unuttum ama ben “İsbatı Vacip”te okudum: “Vesvese imandandır!” Başlık bu! “Vesvese imandır!” Neymiş, bu hadisi de delil getiriyor, hani sahabe dedi ya, “kalbimden geçenler vesvese…” Peygamber Aleyhisselam demiş ki: “Gerçekten böyle oluyor mu?” Önce bunu tahkik etmiş. “Evet, Ya Rasülallah”. “Mahzâ imandır!” demiş. Yani “bu imanın kendisidir, iman budur!” Şimdi almış mı bunu İslam âlimi İsbatı Vacip’te, Diyanet Yayınlarıydı, “vesvese imanın… İmanın delillerinden biri de vesvese”… E, hani sahabe vesvesesini söylemiş, Peygamber demiş “mahza imandır” vesveseye… Hâşâ… Hâşâ… Kâfir olur insan. Hâşâ, hâşâ. Vesveseye demedi! Mübarek dedi ki, “söylemekten hayâ duyuyorum” dedi ya, hah, ona dedi işte! O, imandır. Söylemekten hayâ duymak imandır! Kalpten geçer. Kalbinden geçmesi, küfür, günah değil. Onu gerçekleştirmek bir yana, onu ifade etmekten hayâ duymak imandır. Başka ne engeller insanı? Kâfir bir adam düşün, ne engeller yav?

TV: Allah korkusu…

MK: Allah korkusudur. Hayâdır. Allahtan hayâ, müminlerden hayâ, İslam’dan hayâ, o engeller; başka bir şey var mı? Mahzâ imandır. Şimdi bunun üzerine ayet inmiş. “Amenerresülü” işte bunlardan sonra indi. Şimdi oku hele “amenerresülü”yü, hele bak, nasıl oturacak. Evet.

TV: Amenrresülü…

MK: “Amenerresülü bima ünzile ileyhi min Rabbih” “Rabbinden inene”… Ayete gelmeden önce Hadisin devamında sahabe gelip: “Ya Rasülallah, kalbimden geçene gücüm yetmiyor benim, ben münafık oldum herhalde” dediğinde ilk tepkisi şu: “Yani Cenabı Hak bu ayeti indirdi; İsrailoğulları gibi siz de ‘işittik, isyan ettik’ mi diyeceksiniz? ‘İşittik, itaat ettik’ deyin!” “Ben de anlamadım” diyor yani. Ama O, “imamül müttaqiyn” ya, demiş ki: “işittik ve itaat ettik”, “Semi’na ve eta’na”. İmamül Müttakiyn… Sahabeye söylediği de ilk tavsiyesi de bu. Ondan sonra konuşulduğunda söylüyor “mahzâ imandır”ı. İşte ayet bunun üzerine iniyor. Aynen Peygamberin tavrını söylüyor, özetidir bu olayın. “Amerresülü” Diyor ki: “Peygamber inandı bir sefer”. Neye inandı? Bir ayet yukarıdaki var ya “kalplerinizden geçenlerden sizi sorumlu tutar”, onu söylüyor orası. İndirilen o ayet. İkiyüzseksendörttür. O ayete, orada söylenene Peygamber inandı.

TV: Rabbinden indirilene kendi inandı ve müminler de inandı.

MK: Evet, Peygamber de müminler de inandı. Onlar konuşuldu bitti çünkü indi, ayet indi. Devam et… Küllün amene billahi

TV: vemelâiketihi vekütübihi ve resülih. Lânüferriqu beyne ehadin min rusulih.

MK: Bütün iman esaslarını saymış. “Dediler ki biz hepsine inandık.” Değil mi? Devam et!

TV: Veqalû semi’nâ ve eta’nâ

MK: “Dedilerki: işittik, itaat ettik.” Anladık, anlamadık, ters geldi, düz geldi, öyle demezler. Bir edep var, âdâb öğretiyor bize: “semi’nâ ve eta’nâ” anlasan da anlamasan da, sen inandın mı, Allah yalan söyler mi, yanlış söyler mi, söylemez. Deki “bende bir yanlış var.” Bir sefer bu âdâb… “semi’nâ ve eta’nâ” “işittik itaat ettik” de, gerisine karışma. Allah seni irşâd eder, aydınlatır, anlamıyorsun şu anda… Devam et…

TV: Ğufraneke Rabbena veileykelmasîr.

MK: Bizi bağışla… Tevbe istiğfar, devam ediyor… Orada bir şey daha vardı. Diyor ki: “Ya Rasülallah, gücüm yetmiyor” diyor “kalbimden geçene”. Değil mi, sahih hadiste?

TV: Rabbena velâ tuhammilnâ mâlâ tâqatelena bih.

MK: Hah, “takatim yetmiyor” diyor. Hakikaten de bir beşer olarak kalbinden geçene takatin yetmez. Yanlış değil yani. Ayet diyor ki oralarda, cevap veriyor: “Yeter” diyor, “takatin yeter” kalbinden geçene. Nasıl yeter? Yani yukarıdaki ayeti tefsir ediyor bu. Nasıl yeter? Kötü şey düşünüyorum demeye gücün yeter. “Hayâ duymak” var ya ona gücün yeter. İşte ona gücün yeter! Bitti… Kalbinden geçer o, kalbinden geçmesini senden sormuyor Allah. Kalbinden her şey geçer. Şeytan damarlarında delik delik geziyor. “Ne kötü şey düşünüyorum” demeye gücün yeter. İşte ayet bunu söylüyor. Hayâ duymak, günahtan, günah düşünceden, kötü düşünceden hayâ duymaya gücün yeter, diyor. Ama… Gücünün yetmeyeceği şeyler de var, ben sana söyleyeyim. Diyor “gökten taş yağdırırım, gücün yetmez ona” diyor, “sınava çektim daha öncekileri, sen yat-kalk dua et böyle bir şey yapmayayım başına, işte ona gücün yetmez” diyor. Ona gücün yetmez, dua et, böyle bir şey yapmayayım. Ona yetmez, buna yeter… “Taş yağdırırım başına, daha öncekilerin başına yüklediğim gibi sana da yüklerim, ona gücün yetmez.” Doğru diyor. “Yav ben böyle bir şey yapmadım sana, dedim ki kalbinden geçenleri de yargılarım, doğru düşün, güzel düşün; kötü düşüncede de ‘kötü düşünüyorum’ de”. Şimdi, özetlersek: “Ne kötü düşünüyorum” demek elimizde. İşte hepsi budur! Örnek verip kapatalım: Bir adam var. O, başta anlattığım, rivayet ediyorlar dedim ya, o palavrayı şimdi söyleyeceğim. Bir adam var mesela, Allah korusun, ben seni öldürmeyi kafaya koymuşum. Niyetim bu, öldüreceğim. Fakat Allah izin vermiyor. Fırsat vermiyor. Allah fırsat vermiyor, yoksa öldüreceğim. Öyle de ölüyorum ben, o niyetle. Ben bunun hesabını öldürmüş gibi veririm. Çünkü Allah izin vermedi, öldürecektim, anlıyor musun dediğimi? Tersini söyleyelim: İyi niyetli, yapıyorsun ediyorsun. Yapacaktın ama olmadı, hakikaten Allah izin vermedi ona da. Doğru… Onun mükâfatını verir. Allah izin vermediyse, Allah koymadıysa… Yok değilse: “Eh işte ben şöyle yapmak istiyordum da filan da yapmadım da yapamadım da…” O da öyle değildir! Şunu söylüyorum özetle: Zina edeceksin, gücün yetmiyor, rakı içeceksin paran yok, adam öldüreceksin Allah fırsat vermiyor; velhasıl bütününe Allah imkân vermiyor, değilse hepsini yapacaksın. Sen bunun hesabını verirsin. Ayetleri, “amenerresülü”nü, bütün bu sebebi nüzullerle beraber ele aldığımız zaman “niyet” konusu ortaya çıkar. Niyetlerimizden böyle sorgulanacağız. Niye geçiyor, onu sormuyor; geçer, onu sormuyor. Yalnız o geçtiğinde, diyeceksin ki: “Kötü bir şey düşünüyorum”, “ne kötü şey düşünüyorum”…

TV: Nefsi Levvame…

MK: Nefsi levvame… “Keşke öyle olsa, şu karıyla keşke öyle olsa” diyorsun, kötü niyetlerinle barışık haldesin, bunun hesabını verisin. “Ne kötü şey düşünüyorum” dedin mi imtihanı kazandın. Niyet olayı budur. Onun için diyorum ki yani bir şeyler olsun. Şunlar kayıt altına alınsın. Ben ölmeden, senin gibi birkaç mümine ulaşsa ola ki üç beş odunumu eksik atarlar Cehennemde. Üç-beş odun eksik atılsın, ola ki… O ilk başta söylediğim niyetlerim dediğim, çok düşüncelerim vardı yani elli senenin, altmış senenin sonu, anlıyorum ki, netice itibariyle elimizde kalan sadece niyetlerimiz… Yoksa kötü bir kaderciyim ben, senin kadar. Bir şey var, bir özgürlük alanımız: Ne, ne, ne? Niyetlerimiz! Niyetlerimiz! Yoksa senin kaderinde kerhaneci olmak varsa kerhaneci olacaksın arkadaş, yolu yok ama iyi bir kerhaneci olacaksın. Nereye gidersen git! Niyetine göre işte. Şu ayrıntıyı da unutmamak lazım: İyi niyetle beraber, mücahedesi de söz konusu olmalı. Yani kötü olan ortam iyiye tahvil olsun diye çaba gösterecek. Gösteriyor ama gene olmuyor, kerhaneci oluyor, gene kerhaneci oluyor. O, niyetiyle yargılanacak.

TV: Öyle niyetli olan birisini Cenabı Hak o hal üzere bırakmaz herhalde Abi ya!

MK: Bırakır, bırakır…

TV: Bırakır mı?

MK: Karşında duruyor, karşında duruyor. İyisi olsun dedikçe battım. Her şeyin iyisi olsun, İslamîsi olsun dedikçe fâcirin önde gideni oldum. Önde gideni… (ağlıyor…)

Not: Bu kayıttan Murat Abimin haberi yoktu. Yayınlamadan önce oldu.

17 Ekim 2012 / Varide’de yayınlanmıştır

 -Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve fikrikadim’in editöryel politikasını yansıtmayabilir-

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak