Mısır yargısının çifte standardı – Fikrikadim

Mısır yargısının çifte standardı

Abdussettar Kasım

Abdussettar Kasım

Tüm ülkelerde yargı adaletin yurdudur. Yargı, mazlumlara adildir ve öyle olması gerekir. Yargı, hukukun hiçbir ayrım gözetmeksizin istisnasız herkes için uygulandığı hususunda güvence verir. Devletin ahlâkiliğine, istikrar ve iç barışı sağlama kararlılığına açık kanıtlar oluşturur.

Yargı uygarlığın adresi, devletin insana saygı gösterme ve haklarını koruma yükümlülüğünün barometresidir. Yargı yükseldikçe, adaleti korudukça devlet de uygarlık basamağında yükselir. Devlet yükseldikçe halkı da yükselir; kalkınma, çalışma ve üretim basamağında önemli itici bir güç kazanır.

Devlet gücünü halkından alır. Yargı çürüdükçe insanlar kendi kurumlarına olan güvenlerini kaybederler; sahip oldukları hakların güçlülerin ayakları altında ezildiği kanaatine varırlar, ahlâkları bozulur, devlete bağlılıkları azalır ve iç barışı tehdit eden çekişmeler patlak verir. Adil bir yargıyla sabahlamayan her yönetici devletin geleceğini ve yüce çıkarlarını hafife alır ve insanları devletin bağlarını koparacak tehlikeli çatışmalara sürükler.

Mısır yargısının nezih, tarafsız ve bağımsız olduğu yönünde değerlendirmeler duyuyorduk. Mazlum Arap vatandaşı için adaleti sağlayacak Arap nüvesini oluşturacağını düşünmüştük. Yargının sorunlarına ayrıntılı olarak vakıf değiliz; ancak yargıçların nezihliği, deneyimleri ve davalara bakarkenki nesnel yaklaşımlarıyla ilgili söylentiler dinleyenleri büyülüyordu. Arap yargısı hakkında güzel sözler duymak kulağa hoş geliyor, ancak bu güzellik Mısır’da yaşanan siyasi dalgalanmalardan sonra yargının pratik sınavları karşısında fazla direnemedi.

Son zamanlarda Mısır yargısının kararlarını takip edenler, artık bu efsane (!) kararları akıllarında tutamıyorlar. Yargının nezihliğiyle ilgili medyanın ve siyasi araştırmaların yanlış yönlendirmesi sonrası açıkça aptal yerine konulduklarını görüyorlar.

Mısır yargısının yüzlerce, hatta binlerce Mısırlının dosyasını verilen idam kararlarını onaylaması için cumhuriyet müftüsüne göndermesi şaşırtıcıydı. Mısır yargısı sanıklara yöneltilen suçlamalarla ilgili yeterli soruşturma yapmadan toptan idam kararları veriyor ve benzer başka dosyalara geçmek için bunları hızlıca kapatıyor.

Yargılamaların da bir usûlü ve karmaşık adımları vardır. Geri kalmış ülkelerde genelde davaların inceleme süresinin uzaması beklenmektedir. Hatta bu ülkelerde süreç o kadar uzar ki davacı dava açtığına pişman olur, üstüne bir de bu yolda harcadığı paralar nedeniyle kahrolur.

Yargılama şekilleri ve karmaşık usûl meseleleri Mısır yargısı tarafından kolaylıkla ve süratle aşıldı. Sanki yargıçları tek ilgilendiren husus kendilerini yönlendiren siyasetçiler ve medyanın pozisyonlarıyla örtüşen kararlar çıkarmaktı.

İnsan bazen düşünüyor ve soruyor: Acaba Mısırlı yargıçlar bu hızlı ve aceleye getirilen kararların Mısır iç barışı ve ulusal çıkarları üzerindeki sonuçlarını düşündü mü? Kendi dünyaları ve ahiretleri için kafa yordular mı? Dünyadaki intikam eylemlerini ve kıyamet günündeki zor hesabı dikkate aldılar mı? İnsanlara zulmün sonuçlarını ve bu zulmün doğurabileceği intikam, cinayet ve yıkım eğilimlerini hesapladılar mı? Görünen o ki yargıçların ettiği yemin kendileri açısından ikna edici değilmiş. Bu yüzden yoldan çıktılar ve kendi arzularına uydular.

Mısırlılar seçilmiş cumhurbaşkanlarını devirmeye kalkışarak ve bazı yöneticilerinin davranışlarını meşru görerek aslında kendilerine kötülük yaptılar. Tutuklanmasını ve siyaset dışında kalmasını haklı göstermek için Muhammed Mursi’ye yöneltilebilecek suçlamaları epey araştırdılar. En tuhaf olanı da Mursi’nin Hamas dahil dış çevrelerle işbirliği yaparak bir cezaevinin kapılarını açtığı yönündeki suçlamaydı. Bu cezaevinde siyasi mahkûmlar vardı ve devrimin siyasi tutuklamaların yasaklanması da dahil birçok sorunun çözülmesi için yapılmış olması gerekiyordu.

Mursi’nin ve Mısır devrimini destekleyen herkesin görevi Hüsnü Mübarek’in Mısır güvenliğini tehlikeye atmakla suçladığı tüm siyasi mahkûmları serbest bırakmaktı. Yani Mısırlı esirleri serbest bıraktığı için Mursi’ye ve beraberindekilere teşekkür edilmesi gerekiyordu. Keza Mısır medyasının ve siyasi iradenin Mursi’ye Hamas’la istihbarat alışverişinde bulunduğu suçlaması yöneltmesi de tuhaf. Ki Hamas Filistin’i, halkını ve Mısır ulusal güvenliğini savunmak için İsrail’le mücadele noktasında büyük bir sınav verdi. Peki kendileri İsrail’le istihbarat alışverişinde bulunurken nasıl istihbarat paylaşımından bahsediyorlar? İsrail’le istihbarat paylaşımı yaparak Araplara ihanet edenlerin ihanet ve casusluktan şikâyet etme hakları yoktur. Sonra Hamas, Mısır’ı işgal etmek için mi Mursi’den bilgi bekliyordu? Bu tam bir aptallık.

Daha da önemlisi Mursi’nin Mısır tarihinde özel sembolik bir anlamı var. Zira Mursi ülke tarihinin ilk seçilmiş cumhurbaşkanı. Mursi birçok hata yaptı, bazı Arap aydınlar ve düşünürler bu hatalarından dolayı kendisini uyardılar ancak Mursi hiç kimseyi dinlemedi. Yalnız hatalar, tarihî yanlışı haklı çıkarmaz ve Arap dünyasında demokrasinin olmadığını dillendirirken demokratik yolla seçilmiş cumhurbaşkanının devrilmesinin gerekçesi olamaz.

Mısırlılar tarih kitaplarının yazacağı bir sembolü (seçilmiş ilk cumhurbaşkanı) kaybettiler; Arapların demokrasiden anlamadıklarını, demokrasiyi uygulamayacaklarını ve onun ilkelerine saygı göstermeyeceklerini teyit ettiler. Mısır, doğrudan halk tarafından seçilmişlere karşı yapılanlar hususunda Cezayir, Filistin, Sudan, Moritanya ve Irak’a katılmış oldu.

Son olarak Mısır yargısı Mursi’yi 20 yıl hapse mahkûm eden kararını verdi. Bu karar tüm Araplar için bir utançtır. Gelişmiş milletler kendi liderlerini denetlerler ve kabul edilemez hatalar işlediklerinde nezih mahkemelerde yargılarlar. Bazı ülkeler de devlet başkanı suçlu bulunduğu zaman görevine son vermekle yetinirler ve hapiste tutmazlar.

Mübarek’e beraat, Mursi’ye yirmi yıl hapis

Mısır’daki gelişmeler bizlere Müslüman Kardeşler cemaatiyle ilgili yargılamaların adli değil, siyasi olduğunu gösteriyor. Siyasi iradenin yargılayan ve hüküm veren taraf olduğu, yargıçların ise başka Arap ülkelerindeki gibi siyasetçilerin elinde oyuncaktan ibaret oldukları açık. Siyasetçiler yargıçları görevlendiriyor ve medya bu yargıçların beyinlerini yıkıyor. Yargılamaların siyaset ve medya düzleminden uzak olması gerekiyor ki yargının siyasi iradenin çıkarlarına bağımlı olmaması sağlansın.

Mübarek’in beraat etmesi bugünün ironilerindendir. Oysa Mısır halkı ona karşı ayaklanmıştı ve kendisine masumların öldürülmesi de dâhil birçok suçlama yöneltildi. Mübarek Mısır’ı uzun yıllar yönetti; ülke ekonomisini sabote etmeye çalıştı, sınır ayrımını, ekonomik ve mali tekeli canlandırdı. Siyasi muhaliflerini bastırmakta, medyayı tekelleştirmekte ve karşı medyayı kuşatma altına almakta tereddüt etmedi.

Mübarek kaynakları iyi şekilde dağıtmadı, Mısır’ın uluslararası ve Arap sahasındaki konumunu zayıflattı. Filistin ve Lübnan direnişlerine karşı İsrail’le doğrudan işbirliği yaptı, Araplara zarar vermek için hiçbir fırsatı kaçırmayan ABD ile işbirliği yaptı. Mübarek Mısır’a karşı işlediği suçlara rağmen beraat etti. Mursi ise çok sürmeden yirmi yıl hapis cezası aldı.

Mursi’ye hiç katılmadım ve kendimi sadece büyük Arap vatanına ait hissettim. Sürekli olarak Mursi’nin hatalarını yorumladım ancak siyasi amaçlar için ahlâki kuralların hiçe sayılmasına karşıyım. Mısır’da bir etik sorunu var ve bu sorun özellikle de siyaset ve medya çevrelerinde kök salmış durumda.

Haksız kararlar tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi bazı gergin insanların derdine şifa olabilir. İntikam duygularına boyun eğen yöneticiler ve etkili isimler de olabilir. Bu kimseler siyasi rakiplerinden intikam alınca rahatlıyorlar. Yalnız intikam hiçbir zaman insanların kenetlenmesi ve birliğini sağlayan bilimsel bir idari ilke olmadı. Sadece aptallar devletlerini intikam ruhuyla yönetirler. Zekiler ise uzlaşı, hoşgörü ve birlik yöntemini izlerler. Mısır’da bu kararlara sevinenler var, ancak medya üzerinden terörden bahsetmemelerini umuyoruz.

Zulüm terörün birinci kaynağıdır. Arap rejimleri insanlara zulmetmeseydi, umutlarını ve özlemlerini yıkmasaydı, onları kibirli insanlara hizmet etmeleri için hayvanlar gibi gütmeseydi devrimler yaşanmazdı. Zulüm patlamayı beraberinde getirir. Zulüm nefret ve kini besleyen unsurlarla doludur. Güven içinde ve rahat şekilde yaşamak isteyenler, insanlara zulmetmemeli, haklarını gasp etmemeli.

Çoğu Arap yetkili Mısır’daki yeni yönetimi, zulmün tehlikeleri konusunda uyardı ve rejimin faaliyetlerinin Mısırlı askerlerin ve sivillerin hayatına mal olacak şiddet eylemlerinin önünü açacağını belirtti. Sina’da ve Mısır’ın farklı kentlerinde yapılan askerî operasyonlara karşı uyarılarda bulunuldu. Zira rejimin çalışmaları aşırılığı tetikliyor ve Mısır içinde büyük bir güç oluşturacak kadar düşman yaratıyor.

Mısır’da ülkenin dört bir yanından büyük kitlelerin oluşturduğu Müslüman Kardeşler’e karşı açık resmî bir tutum var. Bu cemaatin, kendisine karşı çıkarılan kararlar ve atılan adımlara karşı sessiz kalacağını kim düşünür? Biraz aklı olanın, cemaatin tüm bu yapılanlara sessiz kalacağını düşüneceğini sanmıyorum. Bu türden kararlar Mısır içinde tansiyonu artıracaktır. Terörist kimdir? Kendisine yapılan zulmü engellemeye çalışan mı, yoksa zulmeden mi?

Mısır ekonomik olarak zayıf bir ülkedir. Halkı fakirlik, cehalet, hastalık ve yoksulluk içindedir. Ulusal birlik ve güvenli bir ortama muhtaçtır. Ülkenin ekonomik şartlarının iyileşmesi için tüm Mısırlıların çabasına ihtiyaç vardır. Bu yüzden birlik çabalarının intikam çabalarının üstünde tutulması gerekmektedir.

Mısır halkı çok sıkıntılar, hüzünler ve acılar yaşadı. Siyasi iradenin halkın sıkıntılarını daha da artıracak zulümler yapma hakkı yoktur. Mısır, dışarıdan gelecek ekonomik ve mali yardımlarla değil, vatandaşlarının çabalarıyla kendine yetebilir. Bu dış yardımlar şartlara bağlanmakta veya Mısır’ın egemenliğini çiğneyici unsurlar içermektedir. Mısır halkı, konuşmadan önce meselelere dengeli bakabilen ve adım atmadan önünü gören sağduyulu yöneticilere ihtiyaç duymaktadır. Mısır halkına yapılanlardan dolayı artık Allah’tan korkun. Bu halkın çektiği acılar kendisine yeter

-Al Jazeera-

*BU MAKALEDE YER ALAN FİKİRLER YAZARA AİTTİR VE FİKRİKADİM?COM'un EDİTORYAL POLİTİKASINI YANSITMAYABİLİR.

YAZAR HAKKINDA

fikrikadim.com sitesinin görüllü editörü
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Bir yorum bırak