Merkez siyasetin Türkiye serüveni ve zirvesi; Ak Parti – Fikrikadim

Merkez siyasetin Türkiye serüveni ve zirvesi; Ak Parti

çağatay özdemirÇağatay Özdemir

Siyasi partiler; halkın desteği vasıtasıyla devlet yönetimine talip olan ve hukuka uygun yollarla elde ettiği temsil kapasitesini sürdürmeye çalışan, sürekli ve istikrarlı bir örgüte sahip siyasi topluluklar olarak aktarılmaktadır. Bu eksen bize siyasette bir aracı olarak siyasi partilerin en temel aktörlerden birisi olduğunu göstermektedir. Nitekim siyasi parti kavramı içerisinde çeşitlenen, parti örgütlenmesi, parti sistemleri ve sağ, sol ile merkez gibi kavramlar bu temel tanım içerisinde şekillenmektedir. Bu haliyle siyasi partilerin ülkemizde ki konumları ve siyasi eylemleri önem arz etmektedir. Özellikle 1945 yılı ve çok partili siyasal hayata geçişle siyasi partilerin cumhuriyet Türkiye’sindeki önemleri vazgeçilemez bir hal almıştır. Toplumun çeşitlenmesinde ve özellikle kamplaşmasında derinlemesine etkisi olan bu partilerden merkez siyaseti temel alanlar ise ayrı bir önem teşkil etmektedir. Bu bağlamda Demokrat Parti, Anavatan Partisi ve AK Parti Türkiye siyasal hayatının ve merkez siyasetinin mihenk taşı konumundadır.

Bu çerçevede Demokrat Partili yıllar olan 1950-1960 arası dönemde Türkiye muhafazakarlık, geleneksellik ve Anadolu seçmeni gibi kavramlarla sıkça karşılaşmış ve bir anlamda iç içe yaşamıştır. O dönemler de bu kavramlar bir yandan etkisini arttırırken diğer bir yandan da geleneksel toplum vurgusu dönemin siyasetçilerinin yükselişinde kritik rol oynamıştır. Neticede halk adamı ve İslami değerlere saygılı lider olgusu o dönem merkez sağ siyasetinin maymuncuk anahtarları olmuş ve seçimlerde sıkça önemli bir nitelik olarak dikkat çekmiştir. Demokrat Parti ile zirveye ulaşan geleneksel topluma dayalı siyaset anlayışı 1950’li yıllardan başlayarak günümüz Türkiye’sine kadar gelmiştir. Bu çerçevede Anadolu insanı İslami değerlere kökten bağlı ve değişim baskılarına kapalı bir seçmen profili oluşturmuştur. Ek olarak Demokrat Partinin maruz kaldığı askeri müdahale ve yukarıdan yapılan toplum mühendisliği Anadolu seçmeninin profili değiştirememiştir. Bu noktada belirtmek gerekir ki; Anadolu insanı her daim İslam’ı içselleştiren ve bunu Kemalist şekillendirmenin baskısına boyun eğmeden dimdik savunan cefakar bir halk olagelmiştir.

1980’lere geldiğimizde ise karşımıza yeniden bir askeri müdahale, yeni bir şekillendirme çabasına karşı ortaya çıkan başka bir merkez parti göze çarpmaktadır. Bu anlamda Anavatan Partisi, 1980 askeri müdahalesinden sonra Türkiye siyasal hayatının normalleşme sürecinde farklı alanlarda rol almış önemli bir diğer siyasi aktördür. Özellikle Türkiye’nin iç ve dış politikasında, ekonomik alt yapısında ve sosyal değişimlerinde rol oynayan Anavatan Partisi’nin mirası günümüze kadar ulaşmış ve Türkiye insanın zihninde derinlemesine bir etki bırakmıştır.

Tüm bu süreçlerin zirve noktasını ise AK Parti oluşturmuştur. Nitekim merkez siyasetini toplumun her kesimini kucaklayarak gerçekleştiren, bu anlamda sessiz yığınların sesi olarak yıllardır pek çok siyasi şekillendirmeye maruz kalan mazlumların yeniden dirilişini simgeleyen, nihayetinde ise siyasal konjonktürü yepyeni bir perspektife taşıyan bir parti olması hasebiyle AK Parti Türkiye siyasal hayatı için en önemli soluktur. Bu anlamda 2002’den beri entelektüellerden, yeni ilmiye sınıfına, girişimcilerden, fikir üreticilerine kadar toplumun her kesimini kucaklayan AK Parti, merkez siyaset olgusunu farklı bir seviyeye taşımıştır. Ez cümle; Türkiye siyasal hayatında köklü bir mirasa dayanan merkez siyaset birikimini nevi şahsına münhasır nüvelerle destekleyen ve nihayetinde ise ‘‘Yeni Türkiye Vizyonu’’ ile sentezleyen AK Parti, gelecek nesillerin umut ışığı olmuştur.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak