Ligin kaderini santrforlar belirliyor – Fikrikadim

Ligin kaderini santrforlar belirliyor

Spor yazarı Uğur Meleke, yanlış transfer politikalarıyla takımlarından gönderilen santrforların önemine değindi. Semih Şentürk’ü, Ömer Şişmanoğlu’nu, Gökhan Karadeniz’i örnek gösterdi.SemihSenturk1

Uğur Meleke

Uğur Meleke

Süper Lig, son 14 güne nefes nefese giriyor. Bursa’nın men cezası kalkmaz, Sivas da Türkiye Kupası’nda bir mucizeye imza atmazsa Avrupa’ya gidecek 5 takımımız belli. Onların hangi ikisinin Şampiyonlar Ligi’ne gideceğini ise galiba santrforlar belirleyecek.

Mersin’de dakika 88… Durum 0-0. Fenerbahçe, Mersin’den puan kaybıyla ayrılırsa şampiyonluk yarışına belki matematiksel değil ama kimyasal-biyolojik ya da mental, hangi açıdan bakarsanız bakın havlu atacak. Sarı-lacivertlilerin son değişiklik hakkı için tabela kalkıyor ve orada aslında bu durumlarda gözükmesine hiç alışık olmadığımız bir numara, 21 yanıyor. Fenerbahçe’nin belki bu sezon gole en çok ihtiyacı olan o 5-6 dakikada oyuna, sarı-lacivertli formayla sezonluk gol ortalaması 1 olan Selçuk Şahin giriyor…

Diego iki dakika içinde oldukça sorumsuzca iki top kaybetmiş, İsmail Kartal onu değiştirmeyi kafaya koymuş. Dönüp kulübeye bakıyor, orada 3 stoper Bekir, Kadlec, Serdar’la bir ön stoper, Selçuk’u görüyor. Çaresizce tercihini Selçuk’tan yana kullanıyor. Koskoca Fenerbahçe’nin sezonun 32’nci haftasında, üstelik sadece bir santrforu sakatken, üçüncü değişiklik hakkında oyuna sokacak forvet bulamaması garip gerçekten.

Tabii ki bu durum, üç günlük-beş günlük bir planlama hatası değil, sezon başı kadro mühendisliği hatası. Sezona 3 forvet pozisyonu için yalnızca 4 yabancı alternatif (+Alper ve Caner gibi devşirme seçenekler) ile giriliyor. Bedeli de her geçen hafta, acıyla, tekrar tekrar ödeniyor. Kayseri Erciyes karşısında Kadıköy’de 20 şut, 1 gol. 3 gün sonra Mersin’de 17 şut, 1 gol. İnsan bu durumda düşünmeden edemiyor: Kadıköy’den zorla gönderilen Semih Şentürk şu anda Başakşehir’in değil Saraçoğlu’nun kulübesinde olsaydı, Fenerbahçe 33’üncü haftaya 70’ten daha fazla puanla girer miydi? Hayır demek sanırım zor bu soruya…

Gökhan Karadeniz

Benzer bir kaderi hafta sonunda Trabzonspor da yaşadı aslında… Eskişehir’de ilk yarının sonlarına doğru Deniz Yılmaz sakatlandı ve Ersun Yanal, ikinci yarının başında oyuna bir ön liberoyu, Fatih Atik’i sokabildi. Santrfor pozisyonuna da Waris’le Medjani’yi gönderdi. Hani şu sezona stoper başlayan, ön libero devam eden ve G.Birliği maçından sonra ikinci kez santrfora yerleşen Medjani’yi!

Eskişehir’de sezonun en kötü Trabzonspor’unu izledik sanırım. Daha önce de kötü performansları oldu, ama bu kadar çok kötü performans içinden en özelini, en kötüsünü Eskişehir’e saklamışlar! Trabzon’da sahada dolaşan 14 futbolcu içinde bence Medjani dışında herkes zihnen Alaçatı’ya yerleşmiş, bedenen sezonu tamamlamaya uğraşıyorlar. Ve bu durumda kesinlikle teknik kadronun da onları futbola motive edememesinin büyük payı olduğunu düşünüyorum doğrusu.

İnsan şunu düşünmeden edemiyor: Eğer CAS, Bursaspor’a verilen Avrupa kupalarından men cezasını kaldırır ve Trabzonspor ligi altıncı sırada bitirirse ne olacak? Bu kadar umutlarla başlanan sezonun sonunda Avrupa kupalarının dahi dışında kalmak büyük bir travma olmayacak mı? Peki bu takımın bütünüyle bu denli vurdumduymaz olmasının nedeni, altıncılığın şu anda Avrupa’ya yetiyor gözükmesi mi acaba? Pes…

Tabii ki aynen Fenerbahçe gibi Trabzonspor’un da sezon başı transfer planlamasının ne denli hatalı olduğunu not etmek gerek. Cardozo sakat. Yatabare sakat. Deniz Yılmaz sakatlıktan dönmüş. Ve Trabzon bu sezon ikinci kez santrfor pozisyonuna bir stoperi, Medjani’yi gönderiyor. Hem de 3-5 dakikalığına değil, koca bir 45 dakika için. Bu işte bir yanlışlık yok mu? Dün akşam saatlerinde Antalya formasıyla Osmanlıspor’a 2 gol atan Gökhan Karadeniz, Akdeniz’e neden kiralandı ki sahi? 4’üncü santrfor seçeneği olarak kadroda tutulamaz mıydı? Enteresan doğrusu.

Ömer Şişmanoğlu 

Aynen Fenerbahçe ve Trabzonspor gibi sezon başı kadro planlamasının net bir şekilde hatalı yapıldığı gözüken bir başka takım da Beşiktaş… Siyah-beyazlılar bugün belki sezonun en kritik maçlarından birine, Konyaspor karşısına ilk 11’de Mustafa Pektemek ile çıkacak gibi gözüküyor. Demba Ba formsuz, Olcay formsuz, Pektemek formsuz. Ama elde başka seçenek olmadığı için Gökhan Töre’nin yokluğunda yine aynı oyuncuları sahaya sürüyor Biliç…

Oysa yine sezon başında Ba, Pektemek ve Cenk’in yanında dördüncü santrfor seçeneği olarak kalabilecek Ömer Şişmanoğlu, Eskişehir’e kiralanmış. O da, biri dün Trabzonspor’a olmak üzere 8 golle oynuyor bu sezon. Yani tam olarak Mustafa Pektemek’le Cenk Tosun’un toplamı kadar!

Üstelik Beşiktaş sadece santrfor pozisyonunda değil, sol açık/sağ açıkta da kısıtlı seçeneklerle oynuyor. Bugün Gökhan’ın yokluğunda Sosa’nın sağa kayması bekleniyor ki, son 1 aydır zaten Gökhan da Olcay gibi son derece formsuzdu, varlığı da çok fark etmiyordu. Yine Beşiktaş’ta hiç forma şansı verilmeden kapı gösterilen Sezer Öztürk, Eskişehir formasıyla Trabzonspor’a karşı sol açıkta harika bir maç oynadı Pazar günü. Yani tam da Beşiktaş’ın ihtiyacı olan bölgede. Hem de maaşı Beşiktaş tarafından ödenirken…

Eğer Beşiktaş sezon sonunda hedeflerine ulaşamazsa Biliç’in klişe tercihleri/değişiklikleri kadar, alternatifli bir kadro kurulmamış olması da sanırım konuşulacaktır… Ömer ve Sezer’i üstüne para verilerek Eskişehir’e kiralamak ve Mayıs ayında o pozisyonlarda alternatifsiz kalmak, şaka gibi gerçekten.

Ve Emre Çolak…

Aslında şu anda şampiyonluk yarışında ezeli rakiplerinin önünde gözüken Galatasaray’ın da çok alternatifli bir hücum tablosu yok. Zirve yarışının şekillendiği 8-17 Mayıs maratonunda Galatasaray her üç maçını 1-0’lık skorlarla kazandı ve galibiyet getiren üç golün hiçbiri santrforlardan gelmedi (Sneijder, Yasin ve Selçuk’tan geldi). Galatasaray’ın son dönemde Beşiktaş ve Fenerbahçe’ye göre en önemli avantajıysa yalnızca 1 golle kazanabilmesi, yani Muslera’ya sahip olması.

Gençlerbirliği’ne karşı Muslera görevde değildi ama Sinan’ı test edecek bir top da gelmedi zaten kaleye. Galatasaray’ın bir diğer eksiği Emre’yse Hamzaoğlu’nun tercihiyle maçı kulübeden değil, evinden izledi. Hamzaoğlu’nun Emre’yi cezalandırmasını ben de takım disiplini, grup duygusunun tesisi açısından destekliyorum. Ama Emre’nin Beşiktaş maçında hiç olmazsa kulübede olması gerektiğini de düşünüyorum. Çünkü Hamzaoğlu, 1 maçlık ceza ile Emre’yi cezalandırır. Ama eğer ceza 2 maça uzarsa, bu kez cezalandırdığı Galatasaray olur…

-Al Jazeera-

YAZAR HAKKINDA

fikrikadim.com sitesinin görüllü editörü
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Bir yorum bırak