Libya'da çözümün ufukları – Fikrikadim

Libya’da çözümün ufukları

Samir Allavi

Samir Allavi

2015 yılı, Libya krizinin uluslararası boyut kazanacağı yıldır; ekseri tahminler, önümüzdeki bahar aylarının Libya’da siyasi veya askeri açıdan belirleyici olabileceği yönünde. [Kısa süre önce] Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nden, ilgili ülkelerin Libya’ya askeri müdahalede bulunmasına izin verilmesi amaçlı bir karar çıkarılmaya çalışılmıştı.

Uluslararası tablo, Libya’nın petrol kaynaklarındaki karışıklığın devam ederek iç ekonomik şartlara baskı yapmasını ve Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün, 21 Mısır vatandaşını öldürme görüntüleriyle zirve yapan yeni boyutun ortaya çıkışını kaldıramaz. 

Siyasi tablo

Libya’da iki ana blok, 2014 yazından beri sahnenin ön sırasında yer alıyor. Her iki bloğun da kendine ait hükümeti, askeri güçleri, siyasi ve ekonomik kartları bulunuyor.

Birinci Blok: Bu blok, başkent Trablus’taki geçici meclis Milli Genel Kongre (MGK) tarafından desteklenen Ömer Hasi’nin başkanlığındaki Ulusal Kurtuluş Hükümeti’ni temsil ediyor. 17 Şubat (2011) Devrimi sonrası seçilen ve görev dönemi, sona erdikten sonra uzatılan ilk yasama organı konumundaki MGK’nın meşruiyeti, Libya Anayasa Mahkemesi’nin desteğiyle dokunulmaz bir hâl aldı. Darbeciler ve eski rejimin adamları dedikleri kesimlere karşı kapsamlı bir dizi operasyon gerçekleştiren Fecri Libya (Libya Şafağı) güçleri de MGK’yı destekliyor. Kasura ve Şuruk, Fecri Libya‘nın söz konusu operasyonları arasında ön plana çıkanları.

Kasura Operasyonu, Trablus ve havaalanının silahlı gruplardan temizlenmesi için yapıldı. Şuruk Operasyonu ise ülkenin orta ve batısındaki ‘Petrol Hilali’ bölgesinin kurtarılmasını amaçlıyordu.

Mısrata Devrimcileri, bu güçlerin omurgası. Ulusal Kurtuluş Hükümeti’nin zayıf noktası, ülkenin yüzde 80’inden fazlasını kontrolünde tutmasına rağmen uluslararası çevrelerce tanınmaması.

İkinci Blok: Libya’nın en doğusundaki Tobruk’ta bulunan Abdullah Sini başkanlığındaki geçici hükümet. Geçici hükümet, üç siyasi bloğun desteğini alıyor: Demokratik Güçler İttifakı, federasyon yanlıları ve Emekli General Halife Hafter.

Tobruk hükümeti; uluslararası tanınmaya, Arap ülkeleri ve 17 Şubat Devrimi sonrası başbakanlık yapan Ali Zeydan ve Mahmud Cibril gibi liberal isimlerin desteğini almasına rağmen Anayasa Mahkemesi’nin, (içinden çıktığı ve güvenoyu aldığı) parlamentonun geçersiz olduğu yönündeki kararı sonrası iç meşruiyetini kaybetti. Hükümetteki isimler arasında derin siyasi anlaşmazlık ve rekabet baş gösterdi. O isimleri bir araya getiren tek şey, Müslüman Kardeşler ile temsil edilen siyasal İslam düşmanlığıdır. Tobruk hükümeti, Trablus hükümetinin arkasında Müslüman Kardeşler hareketinin olduğunu düşünüyor.

Libya Anayasa Mahkemesi’nin, Haziran 2014’teki parlamento seçimlerinin geçersiz olduğu yönündeki kararı, birçok sebepten ötürü tam bir sürpriz teşkil etti. Bu sebepler şöyle sıralanabilir:

1) Libya Anayasa Mahkemesi, tıpkı komşu ülkeler Mısır ve Tunus’ta olduğu gibi derin devlete çalışıyor.Burada görev yapan yargıçlarının çoğunluğunun ataması ve tayinleri, Muammer Kaddafi rejimi zamanında yapıldı.

2) Libya Anayasa Mahkemesi’nin Haziran 2014 seçimlerini geçersiz kılan kararı öncesinde Tobruk hükümeti ve feshedilen parlamentodan yapılan açıklamalar, bu kararı kabul etme yönündeydi. Şöyle ki mahkeme, Tobruk’taki parlamentonun yani Libya Temsilciler Meclisi’nin (LTM) oturumlarının geçersiz ve anayasaya aykırı olduğu yönündeki tahminleri boşa çıkarmadı. Ancak yargı kararı, LTM’yi temelden ortadan kaldırdı ve Sini hükümetine destek veren uluslararası toplumun kafasını karıştırdı.

3) Yargı ve Merkez Bankası, neredeyse Libya devleti içindeki tutarlı yegane iki kurum. Bunlara itiraz edilmesi, Libya devletini tamamen devirebilir.

4) Tobruk merkezli Sini hükümeti ve onun Libya’da faaliyet gösteren şirketlerini tanıyan uluslararası kararın şaşkın hali. Uluslararası karar, Trablus’taki yargı sistemine başvurmak zorunda kalırken meşruiyetini yargıdan alan Trablus hükümetini tanımıyor. Tobruk hükümeti ise paralel bir yargı sistemine muhtaç.

BM, Trablus’taki Ulusal Kurtuluş Hükümeti’ni tanımamak için o hükümetin mahkeme kararı çıkmadan önce kurulduğunu belirtiyor. BM Libya Özel Temsilcisi Bernardino Leon, Libya Anayasa Mahkemesi kararının (parlamentoyu oluşturan seçimlerin geçersiz olduğu yönündeki netliğine rağmen) belirsiz olduğunu ifade etti. Sini hükümeti ise silah altında alındığı gerekçesiyle mahkemenin kararını reddetti.

Sahadaki durum

2014 yılında Libya’da devrimciler ile Hafter güçleri arasında dört açık cephe oluştu:

Birinci Cephe: Batı Bölgesi. Fecri Libya güçleri, ülkenin batısındaki Onur Güçleri ve Kabileler Ordusu‘nun son kalesi olan Vatiye Hava Üssü’nü ele geçirmek için baskı uyguluyor.

İkinci Cephe: Petrol Hilali Bölgesi. Sirte Körfezi’ndeki petrol kaynaklarını ve beş ana limanı içine alıyor. Bu bölgeyi halen, önceki Ali Zeydan hükümetinin petrol kuyularını ve tesislerini korumak için destek aldığı İbrahim Cudran Milisleri kontrolünde tutuyor. Cudran, Barka’da (Sirenayka) federasyon kurulmasını destekliyor. Fecri Libya devrimcileri, Aralık 2014 ortasında Petrol Hilali Bölgesi‘ni kurtarmak için Şuruk Operasyonu’nu başlatmıştı. Buna Sirte kentinde yayıldığı düşünülen yeni IŞİD sorunu eklenebilir.

Üçüncü Cephe: ‘Doğunun Başkenti’ Bingazi. Oluşturduğu siyasi sembol ve stratejik konumu sebebiyle bu kent üstündeki çekişme kızışıyor. General Hafter’in Bingazi’yi ele geçirdiğine dair sürekli tekrarlanan iddialarına rağmen Tobruk’taki geçici hükümet, Bingazi’ye yerleştiğini gösteren (feshedilen parlamentonun oturumlarının yapılması gibi) tek bir sivil faaliyette bulunmadı.

Dördüncü Cephe: Derne Mücahitler Şura Meclisi. Ensar Şeria örgütü de dahil dört grubu içeriyor. Bu grup, Abrak Havaalanı’na saldırdı ve oradaki birçok savaş uçağını imha etti. Bu saldırı, Derne Mücahitleri Şura Meclisi’nin, ‘terörle savaş’ söylemini kullanan Hafter güçleriyle savaştığının göstergesi olarak değerlendirildi.

Uluslararası yaptırımlar

BM, diyalogu engelleyenlere karşı yaptırımlarda bulunacağını ima etti fakat sahadaki gerçekler, yaptırımlardaki hedefin Trablus hükümeti ve özellikle de Fecri Libya devrimcilerine ait teşkilatlar olduğuna işaret ediyor. İlan edilmemiş uluslararası ambargo, aşağıdaki uluslararası adımlarla Trablus’taki Ulusal Kurtuluş Hükümeti’ne uygulandı:

I) Libya uçaklarına Avrupa ve Mısır hava sahasında uçuş yasağı.

II) Arap ülkelerinin Trablus ve Mısrata’dan havalanan Libya uçaklarını kabul etmemesi. Bu uçaklara ancak Tobruk Havaalanı’na inmeleri ve ardından Hafter güçlerince kontrol edilmeleri sonrası izin verilmesi.

III) Hafter güçlerinin Tunus sınırındaki Ra’s Cedir gibi sınır kapılarını ele geçirme girişimi.

IV) Gıda malzemeleri tedarik depolarının, Trablus’taki Mitiga ve Mısrata Havaalanlarının bombalanması.

V) Cudran güçleri tarafından Ulusal Kurtuluş Hükümeti’ni petrol gelirlerinden mahrum bırakacak şekilde petrol limanlarının engellenmesi.

Petrol şirketlerinin nüfuzu

Libyalı siyasetçiler, Libya krizine sadece ekonomik açıdan bakıyorlar; Batılı ülkelerin tutumlarının dev petrol şirketlerinin çıkarlarına bağlı olduğunu düşünüyorlar; güvenlik, askeri ve siyasi şartlardaki karışıklığın, Trablus’un Kaddafi döneminde imzalanan tüm anlaşmaları gözden geçirmekte kararlı olduğunu açıklaması sonrası yaşandığına işaret ediyorlar. Libya’da faaliyet gösteren Batılı petrol şirketleri, anlaşmaların gözden geçirilmesine karşı cephe aldılar.

Libya petrol sahasında faaliyet gösteren başlıca Batılı şirketleri şunlar: İtalyan Eni; Avusturyalı Axcidalkorsorsiyumu ve OMV; Kanadalı Petro Repsol korsorsiyumu; Fransız Total; Neoveçli Statoil; Amerikan Saja,Hess, ConocoPhillips ve Marathon Oil; Alman Wintershall. Bu şirketlerle yapılan anlaşmaların çoğunluğu yayınlanmadı. Gözlemciler, her iki Libya hükümetinin de petrol şirketlerine gösterdikleri esneklik ve verdikleri ödünler oranında Batı’nın desteğini alacakları görüşündeler.

Krizin eğilimleri

Bir dizi seçenekten bahsetmek mümkün. En önemlilerini şöyle sıralayabiliriz:

1) Askeri Çözüm: Diyaloğun yararlı olacağını düşünmeyen çoğu siyasetçinin eğilim gösterdiği ihtimal.Sahadaki iki ana askeri güçten birinin kefesinin ağır basmamasından dolayı siyasi taraflar hiçbir ödün vermiyorlar ve Hafter güçlerinin uluslararası büyük askeri bir destek almaksızın ilerlemekte aciz olduğunu düşünüyorlar. Fecri Libya güçlerinin ise sahadaki işi bitirme gücüne vurgu yapılmasına rağmen dört sebepten ötürü tereddüt içinde olduğu görülüyor:

a) Uluslararası yaptırım ve gıda karşılığı petrol anlaşmasına benzer bir yapının dayatılması korkusu. Böylesi bir durum, Libya’dan petrol akışını garanti altına alacak ve Trablus’a abluka dayatacaktır.

b) Savaşın petrol yatakları ve limanlarında yaratacağı büyük çevresel ve ekonomik etkilerin hesaba katılması. Sadece İbrahim Cudran’ın petrol bölgelerini ele geçirmesinin yol açtığı büyük ekonomik kayıplar ve IŞİD’in yayılmasının oluşturduğu tehdit, Fecri Libya güçlerini bedeli ne olursa olsun Petrol Hilali Bölgesi‘ni ele geçirmeye sevk ediyor.

c) Fecri Libya güçlerinin özellikle de Vatiye Üssü çevresindeki ilerleyişini engellemek için Hafter güçlerinin mayınlara başvurması.

d) Fecri Libya güçlerinin, ülkedeki bölgeci hassasiyet sebebiyle doğudaki Bingazi kentinde durumu lehine çevirmek için batı bölgesinden takviyeler göndermekte tereddüt etmesi.

2) Siyasi Anlaşma: Çoğu gözlemci, birçok Avrupa ülkesinin, BM Temsilcisi Leon’un çabalarını son fırsat olarak gördüğünü düşünüyor. Zira Avrupa ülkelerinin ekonomik çıkarları, Libya’daki iç savaştan dolayı tehlikeye giriyor. Leon, krize barışçıl çözüm arayışında ilerleme kaydedildiğini vurgulamak amacıyla, bedeli ne olursa olsun, tarafları toplamak için mücadele ediyor. Leon’un diyalog projesine yaklaşımı, Lübnan İç Savaşı’nı sonlandıran 1989-Taif Anlaşması’na benziyor. Ancak BM Temsilcisi’nin diyalogdan devrimcileri istisna tutması, çabalarının etkisi zayıflatıyor. Bazıları ‘Gadames 1’ görüşmelerindeki başarısızlığın arkasındaki sebebi, diyaloga katılanların karar sahibi olmamaları ve sahadaki etkin güçler (Fecri Libya devrimcileri ve Hafter güçleri) üzerinde güçlü etkilerinin bulunmamasına bağlıyor.

BM Libya Özel Temsilcisi Bernardino Leon, diyalogun şartsız veya herhangi bir kural ve temeli dikkate almadan yapılması gerektiğini düşünüyor. Yani görüşmelerin sonuçları, gelecekteki siyasi sürecin temelini oluşturacak. Hâl böyleyken geçici meclis MGK, 17 Şubat Devrimi ilkelerine, anayasa bildirgesine, yargıya saygı gösterilmesine ve aranan isimlerin dışlanmasına tutunuyor. Feshedilen parlamento ise MGK temsilcileriyle masaya oturmama kararı almıştı.

3) Uluslararası Askeri Müdahale: Bu ihtimal, askeri veya siyasi bir ilerleme kaydedilmedikçe uzak görülmüyor ama Avrupalıların Ukrayna kriziyle uğraşmaları, Libya’da çıkarların kesişmesi ve askeri operasyonların faturası, uluslararası askeri müdahaleyi engelliyor.

İtalya’nın Trablus büyükelçisi, birçok kez doğalgaz tesislerine dokunulmasının İtalyan ulusal güvenliğine dokunmak olduğunu açıkladı. Libya’daki en önemli doğalgaz tesisleri, Fecri Libya güçlerinin kontrolü altında. Amerikan petrol şirketleri de petrol limanları konusundaki kararı ellerinde bulunduruyor. Zira Amerikan deniz kuvvetleri, 2014 yazında Sidra Limanı’ndan çalınan petrol tankerini geri almak için bir müdahalede bulunmuştu.

Şu an Mısır, terörle savaş şemsiyesi altında çekişmeyi bitirme amaçlı uluslararası müdahale eğilimindeki tek ülke gibi görünüyor Mısır, Sini hükümetinin kendisinden IŞİD’e yönelik hava saldırılarıyla askeri destek talebinde bulunmasıyla pozisyonunu güçlendirirken Cezayir, bu tür bir müdahaleyi reddederek karşı tarafta duruyor, Tunus ise siyasi çözümü yeğlemekle birlikte çekişmede tarafsız kalmaya çalışıyor.

Libya’nın doğu ve batıdaki komşularının tutumları, Libya’nın iç ve dış şartlarına yansıdı. Mısır, Hafter güçleri ve Tobruk hükümetine kucak açıyor. Cezayir de Fecri Libya güçleri ve Trablus hükümetine açık bir esneklik gösteriyor. Trablus hükümeti, müzakere yeri olarak Cezayir’i gösterdi. Libya devrimcileri, Cezayir’e devrim ihraç etmeyecekleri ve silahlı grupların Libya topraklarını Cezayir’e karşı kullanma isteklerini reddedecekleri yönünde ciddi garantiler verdiler. 

Kayna: -Al Jazeera-

YAZAR HAKKINDA

fikrikadim.com sitesinin görüllü editörü
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak