LGS Matematik Önerileri / Hatice İskenderi – Fikrikadim

LGS Matematik Önerileri / Hatice İskenderi

Bu sene benim oğlum da LGS sınavına hazırlandı ve epeyce sınavla haşır neşir oldum. Ondan daha heyecanlıyım. Bu doğru bir durum mu? Hiç değil. Ebeveynler olarak çocuklarımızın yerine her şeyi yapıyor, her şeyi hazır hale getiriyoruz. Onların yerine sevinip üzülebiliyoruz. Heyecan da duyabiliyoruz. İşte onlardan biri de benim. Ebeveyn ve çocuk ilişkilerinde zamanla sorunlar ortaya çıkıyor, çıkacak ve maalesef yine bu sorunlar iyice içinden çıkılmaz hale gelince sorunu çözmeye çalışacağız. Tıpkı eğitim sistemimiz gibi.

İlk önce geçen sene sınava girmiş çocuklarımıza bir selam çakmak istiyorum. Gerçekten onlarda olan olgunluk başka hiçbir ülkenin çocuklarında yoktur. Nasıl olduğunu bilemedikleri ve asla tahmin edemeyecekleri bir sınava girdiler. Okulda görmedikleri tarzda soruları çözmek zorunda bırakıldılar. Bütün bu olumsuzluklara rağmen yaygara koparmadan okullarına yerleştiler. Bu çocuklardan umutlu olmalıyız çünkü bu yaşta karşılaştıkları zorlukla bir şekilde başa çıkmasını başardılar.

Nerede yanlış yapıyoruz?

Burada amacımız bir kurumu veya kişileri suçlamak olmamalı. Planlamada ve öngörmede sorunlar yaşıyoruz. Bence iyi bir eğitim sistemi en iyi model olduğu kadar mümkün olduğunca sürdürülebilir olmalı. LGS kötü bir sınav değil. Hatta baktığımızda çocuklarımıza, içinde bulunduğumuz hayatla okulda görülen dersleri bağdaştırmalarını sağlıyor. Bisiklet sürüyorsan tekerleği bir silindirden oluşuyor. Lastiği patladıysa alacağın lastik uzunluğu silindirin çevresi kadar olmalı. Merdivenlerde ve evlerin çatılarında eğim açısından faydalanılıyor. Mesafelerde alınacak yolların, tarlalara dikilen tellerin, bir partide dağıtacağın pastaların en doğru paylaşımlarını yapmak istiyorsan matematikte öğrendiğimiz EKOK ve EBOB işlemlerini uygulamalısın. Bir çiftçinin kendisi için en uygun gübreyi seçmesi, bir sürücünün arabasına en uygun yakıtı alması, müşterinin bir mağazadaki alışveriş kampanyayı en uygununu bulması için oran hesaplamalarıyla mümkün.  Bir uçaktan bilet alırken veya bir otelden oda tutarken olasılıkları hesaplayarak en uygun bileti ve yeri seçebilirsin. Bunlar çocuklarımızda görmek isteyeceğimiz öğrenme biçimleri. “Okulda matematik ezberle, bir kenara at!” mantığını yok edip matematiği günlük hayatımızın içine yerleştirerek işlevsel hale getiriyor. Ama sorun şu ki bu sınavı yapmadan önce eğitim sistemimizi buna göre tasarlamalıydık. Müfredat, dersler, materyaller bu sisteme uygun olmalıydı. En önemlisi öğretmenlerimiz bu sisteme göre yetişmeli ve eğitim vermeliydi. Yani ilk önce buna uygun bir eğitim modeline geçtikten sonra bu sınav yapılmalıydı. Böyle olmadıkça bu sınav hep çocuklarımıza haksızlık olacak.

Koskoca sınavı değiştiremeyeceğimize göre biz sınava ayak uydurmalıyız. Oğlumla çok düzenli çalıştığımız söylenemez. Ama matematik en zorlu ders olduğu için bütün dönem matematik konularına baktık. Derslerin dışında, bir bakıma ben ona koçluk yaptım. Benim için de farklı bir deneyim oldu. Eski bilgileri tazeledim. Tabi artık yaşlanmışız. Şimdiki çocuklar hızlı ve pratik. Oğlumun, ona koçluk yaparken benim hakkımda bazen şüpheleri oluştu. Onun yanında yavaş kalıyordum ve anlamadığım bazı durumlarda o anlatıp açıklıyordu. Yani ben mi ona öğretiyorum yoksa o mu bana öğretiyor belli değildi. Zaten benim amacım ona matematik öğretmek değil öğrenmesi için yardım etmekti. Sanırım bu durum onun öğrenmesine yardımcı oldu. En iyi öğrenme yöntemlerinden biri de çocukların bir şeyi başkasına anlatırken öğrenmesi. Yani ebeveynler “Ben bu dersten anlamıyorum.” deyip işin içinden çıkmıyorsunuz. Çocuğunuzun size anlatmasını sağlarsanız zaten o öğrenecek.

Bu yıl boyunca özellikle matematik dersi için oğlumda gördüğüm eksiklikler ve hatalar karşısında ona bulunduğum uyarıları paylaşmak istedim. Bu önerileri ister ebeveynler okuyup çocuklarına uygulatabilirler veya öğrenciler kendileri okuyup uygulayabilirler. Ama bu bir süreç. Bu uyarıları çocukların uygulaması zaman alıyor. Çoğu zaman da kulak arkası yapıyorlar ve bildiklerini okuyorlar. Belki bu sınavda olmazsa ileri ki sınavlarda çocuklara yararlı olması için kayıt altına alma istedim.

Matematik örnek sorularında ilk önce kullanacağınız formülü veriyorlar. Şimdi çocuklar “Biz zaten bu formülü biliyoruz.” diyecekler. Sınavın heyecanıyla veya dikkatsizlikle unutabilirsiniz. Lütfen çözerken bu formüllere dikkat edin. Çözümün omurgası o formülü kullanmak olacak.

Matematik çözerken mutlaka işlemleri yazın. Çocuklar yazmayı gereksiz ve zaman alıcı buluyorlar. Özellikle kafadan bulanabilecek işlemleri hiç yazmak istemiyorlar. Çözümler ise tek işlemden değil en az birkaç işlemden oluşuyor. Kafadan sayı bulununca kaybolması veya işlem hatası yapmak çok yüksek ihtimal. O yüzden en basit işlem de olsa en azından bulduğunuz sayıyı yazın ve diğer işlem basamağına o sayıyı teslim edin. O sayı veya işlem hepsi birer anahtar ve kapılar açıldıkça en son doğru cevaba ulaştıracak.

Yine çözümleri yazarken sorudaki kağıt boşluğunu doğru ve düzenli kullanın. Örnek soruları çözerken tıpkı öğretmenlerinizin yaptığı gibi. Saçma ve zaman alıcı geliyor. Ama değil. İşlemlerinizi boşluğun en başından tıpkı defterlerinizdeki gibi yazın. Tekrarlıyorum, bazı sorular fazla işlemli. Zor değil ama işlem yapmak gerekiyor. Bu dediklerim zaman kaybettirmeyecek. Aksine sorunun çözümünü kolaylaştıracak. İzlediğin yolu görmeni sağlayacak. Bazen önünü görmen için arka bakman gerekir. Ve arkandaki ipuçları ne kadar açık ve anlaşılır olursa o kadar önünü görebilirdin. Şekilli sorularda şekli doğru incele ve kullan. Şekilde verilen detaylara dikkat et. Sorunun çözümünde o verilen detayı da kullanman gerekebilir.

Matematikte dikkat edilmesi gereken bir hususta cevaplardan emin olunması. İşlem basamakları bir yap bozun veya bir zincirin parçaları gibi birbirini tamamlayıcı olmalı ve bulunan cevap içinize sinmeli. Problemin çözümünde bulunan cevap şüpheye yer vermemeli, zihninize ‘cuk’ oturmalıdır. Bulduğunuz çözüme inanmalısınız.

Matematik sorularının bu sene örnek sorularla uyumlu çıkacağı hep söyleniyor. Millî Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk da böyle olacağını belirtti. Büyük ihtimal geçen seneki matematik soruları kadar zor çıkmayacak. Zaten son üç aydır yayınlanan matematik örnek soruları biraz daha ferah sorular. Bu 20 sorudan en fazla 4-5 tanesinin eleyici ve ayırt edici olacağını düşünüyorum. Geri kalan 15 sorunun orta ve kolay çözülebilecek sorular olacağını tahmin ediyorum. Yıl boyunca bir şekilde matematik çalışıldıysa bu sorular çözülebilecek. Yalnız şu da var ki kolay soru olsa bile mantık ve dikkat gerektiriyor.

Soruda ‘ne istenildiği’ önemli. Örnek soruların çoğunda gördüğüm son cümlede istenilen şey, ters köşe yaptırıyor. Bulduğun sayıyı kullanarak bir işlem daha yapmanı istiyor. Lütfen dikkat!  Örneğin bir EKOK sorusu çözüyorsun. İşlemleri yapıyorsun doğru gidiyor. Ama soruda senden bu bulduğun EKOK sonucunu başka bir şeyde daha kullanmanı istiyor. Küçük ama dikkat gerektiren küçük bir adım daha istiyor. Yahut bir uzunluğu bulman gerekiyor. Tamam buldun, doğru gidiyorsun fakat ona örneğin aradaki kalınlığı, bilmem şekil boşluğunu da katmanı veya katmamanı istiyor. O yüzden son cümlede soruda ne istenildiği, bu sınavın en karakteristlik özelliklerinden biri. Bunu sözel sorularında da yapıyor. Sözel sorularına fazla bakmadım ama birkaç soruda gördüğüm ‘parçaya göre’,’ burada anlatılana göre’ diyor. Örneğin Büyük Taarruz’dan bahsediyor. Sen de hemen Yunanistan’a karşı yaptığımız mücadele ilk akla geliyor. Ama verilen parçada Yunanistan’dan bahsetmiyor. Burada bir yanılsama oluşuyor. İşte o yanılsamaya düşmemelisin. Yani soruyu dikkatli oku! Özellikle sözel bölümde sorunun başlangıcı ve sonu çok farklı. O yüzden sorulardaki kelimeler atlanılmadan okunmalı. Soruyu çözebilecek bilgiye sahipken bu dikkatsizlikten dolayı emeklerin boşa gitmesin.

Kolaylıkla çözülebilecek sorular olursa ki bu kolay sorulardan örnek soruların içinde var çocuklarımız  bu sefer” Bu kadar mı kolay mı?” diye soruda başka bir şey arayabilirler. Lütfen kolay soruları aşağılamayın ve böyle soruları şükrederek çözmeye çalışın. Kolay soruda, böbürlenip dikkatsizlik yaparak soruyu kaçırmayın. O soruya saygı duyarak ve sakinlikle çözün.

Sayısal bölüme benim önerim matematikle başlanması. Tabi bu bir öneri. Herkes kendine uygun bir taktik uygular. Ama Fen bölümünü ne kadar hızlı ve kolay yaparsanız yapın zihinsel olarak yorulmuş olacaksınız. Oysa matematikle başlanırsa ne kadar zorlayıcı olursa olsun daha berrak bir kafa ile çözeceksiniz.

Şimdiki sorular nerdeyse bir sayfayı kaplıyor. Bu çocukları korkutuyor. Ama tam aksine bir soru ne kadar şekillerle ve uzun bir anlatımla doluysa o kadar ipucu veriyordur. Hele şekilli olması tamamen işinizi kolaylaştırır. Şekillerin üzerinde verilen bilgileri uygulamak, kafadan tasarlamaktan daha kolay. Ne kadar şekil ve ne kadar uzun yazı varsa soru o kadar kendini çözdürmek istiyordur. Soru ne kadar kısaysa kendini saklar. Uzun sorunun zor olacağı düşüncesi, yanlış bir algıdan ibaret. Yani uzun soru gördüğünüzde sevinin.

Tüm çocuklarımıza başarılar diliyorum. Emek vermek güzel şey. Emeklerinize sağlık…

*BU MAKALEDE YER ALAN FİKİRLER YAZARA AİTTİR VE FİKRİKADİM?COM'un EDİTORYAL POLİTİKASINI YANSITMAYABİLİR.
  Sosyal   Medyada   Paylaşın

YAZAR HAKKINDA

Fikr-i kadim sitesi yazarı ve yayın editörü. / dunyadakianadolu.com sitesi kurucuları arasında
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Bir yorum bırak