Kaynağı ve hedefi bir olan iki vehim – Fikrikadim

Kaynağı ve hedefi bir olan iki vehim

Ömer Lekesiz / YeniŞafak

‘Kuruntu’ anlamındaki vehim’in ‘kötülüğü kurgulama’ şeklinde bir karşılığı daha vardır. Buna göre vehim vesvese ile birleşirse sahibinde bir iç-sıkıntısı olarak bulunur ama hayalle birleşirse bir kötülük projesine dönüşür.

Kürtlerle ilgili ‘malum medya’ yazarlarından ikisinin aynı günkü yazılarında tezahür eden iki ayrı vehime bakınca, onların tedhiş ve teröre düşkünlük göstermekle kalmayıp, sanki bu yöndeki vehimlerinin gerçekleşmesi ertelendikçe doğrudan bir kötülük projesi üretmeye başladıklarını ‘yakin’ olarak gördüm. Önce sözkonusu vehimlerin içeriğine birlikte bakalım:

VEHİM BİR

Hükümetin Kobane’deki IŞİD vahşetine seyirci kalması nedeniyle çıkan olaylar ‘Gezi Parkı’ direnişinin devamı niteliğindedir ama o kendisi gibi düşünme- yenleri susturmak gibi tehlikeli bir siyaset izlediği ve vaki olaylardan toplumda bir korku meydana getirmeyi kendisi açısından daha faydalı gördüğü için buna aldırmamaktadır.

Oysa ki Kobane nedeniyle küçük sokaklarda meydana gelenler yakın zamanda büyük sokaklarda da meydana gelecek ve Türkiye otoriter yönetimlere başkaldırıyı simgeleyen Arap Baharı’nın bir benzerine erişecektir.

VEHİM İKİ

Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kürtlerin oylarına muhtaç olduğundan onlara karşı şirin gözüken Recep Tayyip Erdoğan, artık Cumhurbaşkanı seçilmekle oya ihtiyacı kalmadığı için siyaset dilini sertleştirip, yeni olayları da bahane ederek Kürtlerin işini bitirecektir. ‘Zaten çözüm süreci denen bu proje, Hizmet Hareketi’yle yapılacak kavga esnasında Güneydoğu’daki problemleri buzdolabına almak için başlatılmıştı.’

Siyasi çıkarlar ekseninde hareket etmesiyle tanınan ve barış süreci gibi laflarla BDP-HDP eksenli kitleden oy çalan Cumhurbaşkanı, ‘Güneydoğu’nun tamamen PKK’ya bırakılmasından rahatsız olan ve bu yüzden hükümeti eleştiren çok sayıda dindar’ grupları da memnun edecek şekilde ‘daha sert davranacak ve daha hamasi söylemlerle MHP tabanından daha çok oy çalmaya çalışacaktır.’

BU VEHİMLERİN ORTAK HEDEF VE SONUCU

Bu iki vehimden çıkaracağımız ilk sonuç, vehimde tutarlılık aranmayacağıdır ki, zaten bu nedenle vehim dedik. Ama bu vehimlerde gerçek olaylara değen bir yan var; ‘Merdi kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler’ şeklindeki bir atasözüyle özetlenebilecek bir yan.

İnsan bildiği ya da bildiğini sandığı şeyler üzerinden hayal kurar. Biz de yukarıda dedik ki, vehim hayalle birleşirse bir kötülük projesine dönüşür. İşte bu vehimlere değinme ihtiyacı hissedişimin nedeni de budur.

Söz konusu vehimler bir kötülük projenin ifadesi olmaları bakımından vahim olduklarından dolayı içeriklerinin de her vatansever tarafından iyi görülmesi, iyi bilinmesi gerekir. Çünkü bu vehimler bireyselmiş gibi görünseler de sanki bir grubun ortak vehimleriymiş gibi duruyorlar. Buna göre:

İlk vehimde, Gezi darbe kalkışmasının Paralel Devlet Yapılanması’yla ve onun omurgasını oluşturanlarla doğrudan bağlantılı olduğu beyan edilmektedir. Çünkü bir ‘direniş’ olarak nitelenen Gezi darbe kalkışmasının Arap Baharı’yla eşitlenerek süreklileşmesi umulmaktadır. Kişi ise ancak niyetine denk düşeni, tarafı ya da sempatizanı olduğu şey için yararlı olanı umabilir.

Öte yandan, Türkiye ile bölgede eli olan devletlerin ne yapacakları bile henüz belli olmadığı halde, bu belirsizlik şimdiden ‘acı tarih’ kaydıyla bir hükme dönüştürülerek, asıl derdinde olunulan kötülüğün üretimi ‘Kobane (…) Türk kardeşle- rinin bir ihaneti olarak Kürtlerin belleklerinden hiç silinmeyecek. Yoğun çağrılara rağmen Türkiye’nin, IŞİD terör örgütüne karşı Kobane’de koalisyon ülkeleriyle birlikte hareket etmemiş olması da dünya tarihi kitaplarında yerini alacak’ sözleriyle pekiştiriliyor.

İlk vehimdeki diğer bir husus: Arap Baharı’nın bir gereği olarak Mısır’da darbeye karşı gerçekleşen direnişe küçümsemeyle, Firavun’a gitme tavsiyelerinde bulunmayla mukabele edenlerin kimler oldukları unutturulmaya çalışılıyor.

İkinci vehime gelince:

‘Kardeşliğe canımı koydum’ diyebilecek kadar delikanlı, mert ve net olan Cumhurbaşkanı’nın güya mizacına yönelik tutarsız eleştirileri tutarlı gibi göstermek için bir psikolog edasıyla konuşulurken, Cumhurbaşkanı’nın liderliğine ilişkin eleştirilerse devletin yakın takibinde olan PDY ve destekçilerine karşı müsamahasızlığı üzerine kurulmaya çalışılıyor.

Öte yandan konu Kürtler olduğu halde sözler döndürülüp dolaştırılıp ‘cadı avı’ adlı muhayyel bir konuya bağlanıyor ve içten içe o sanal cadı avının muhatapları mağdur postuna oturtulurken, yaşanan son olaylardaki can ve mal kaybı, HDP=PKK’nın tarihi hatası, ölümlerden duyulan acı ve üzüntü hiç kaale alınmıyor.

İkinci vehimde ilginç olan diğer bir husus ‘çözüm süreci denen bu proje’, ‘barış süreci gibi laflar’ vb. küçümseyici tonlamalarla barış sürecine karşı çıkılması ve dolayısıyla Gezi dahil, Kobane teröründe bir medya grubu için vurgulana gelen ABD ve İsrail çıkarlarını gözetme ve bu maksatla ‘tahriklerde bulunma’ ihtimalinin güçlendirilmesine önemli bir katkıda bulunulmasıdır.

İki vehimin ortak sonucuna gelince:

Her ikisinde de Kürtlerle ilgili bir konu dile getiriliyormuş gibi yapılarak asıl iktidarı suçlama, yıpratma hatta zayıf düşürme, Türkiye için kötülük umma tutumu sergilenmekle kalınmıyor, devletin zafiyete uğrayacağına dair kehanet soslu tezler üzerinden o zafiyete neden olabilecek muhtemel yapılardan adeta övgüyle, sevinçle, zevkle söz ediliyor.

Daha fazlasını öğrenebilmek için Kobane terörünün başlayışına, seyrine ve sonuçlarına çok yakından bakmanız yeterli olacaktır.

twitter.com/OmerLekesiz

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak