Japonya mı o da kim? – Fikrikadim

Japonya mı o da kim?

Bizim muhafazakârların bir ezberi vardır. Japonya kalkındı da biz kalkınmadık. Japonya örfüne adetlerine böyle sadık, kültürüne şöyle bağlı, Japonya böyle yaman, Japonya şöyle yaman vs. Bunların çoğu abartıdır. Hikâyedir.

Japon abartısı tarihi bilmemenin adıdır. Bir ülkenin iktisadi açıdan kalkınması büyük bir olaydır ancak her şey demek değildir. Fazla değil iki buçuk asır önce Dünyanın en büyük gücü idik. Bizim dışımızda gelişen gelişmeler – iktisatta buna makro neden denir. Coğrafi keşifler yeni kıtaların bulunması- bizi geriletti.

Kurtuluş Savaşı bitiminde Yunan sürüldükten sonra savaş kazanılır ancak bunu ekonomik yönden güçlendirmezsen hiçbir anlamı olmaz denildi. Bunu düşünen lider kadro İzmir’de İktisat Kongresini toplamıştı. Hedef kalkınmış zengin Türkiye. Görünen şuydu; nüfusun % 80 köylerde yaşıyordu. Haydi demekle şehirli olmazlar.

Köyden şehre göç, Avrupa’da asırlarca sürmüştü. Bu süreçte bu kıta ihtilallere iç kavgalara büyük çalkantılara muhatap olmuşlardı.

Fransız ihtilali, feodalite kalıntılarına son verip, şehirleşmeyi tamamlayan göçün adıdır. Hani insan derisi ile kaplı anayasa diye övünüyorlar ya o Anayasa hem toprağın hem de üzerinde yaşayan köylünün sahibi feodaliteyi öldürme hakkını köylüye vermiştir. Bunu beceren burjuva kesimidir. Burjuva, feodal kontların ölüm fermanını yayınlamasaydı, Köylü şehre getirtmeseydi kurduğu fabrikalarda iş gücünü nerede bulacaktı?

19. Yüzyılın başından itibaren Osmanlı Devleti denge politikasıyla ayakta kaldı. Kendi gücü tükenmişti. Atılım yapamıyordu. Mevcut sistemi kökten değiştirmeden de yapması mümkün değildi.

Avrupa Osmanlıyı kâğıt üzerinde parsellemişti. Böyle olmasaydı Birinci Dünya Savaşı öncesi ittifaklarda yanlarına çoktan alırlardı. Müttefik arayışına giren İttihatçıların yüzüne bütün kapılar kapanmıştı.

Büyük Şairimi Sezai Karakoç’a göre, Milletimiz 250 yıllık bir uyku içerisindedir. Bu bir devin uykusudur. Devlerin uykusu tavşan uykusuna benzemez. Tavşan bir çıtırtı da uyanır..

Bu arada neden geriledik diye çözüm yolları arayanlar gözlerini hayranlıkla Japonya’nın sıçrama yapmasına çeviriyorlar.

Japonya’nın güçlenmesi ile Amerika’nın ve Avrupa’nın güçlenmesi arasında emperyal dünya için hiçbir fark yoktur. Çünkü bu ülke de kendileri gibi ulusalcı eğoist sömürgecidir.

Siz hiç Japonya’nın kalkınmasını tamamlamış Kore’nin Çin’in ezilen mazlum milletler yanında sesini çıkardığını gördünüz mü?

Japonya bizim için hiçbir zaman model olamaz. Bu ülkenin insanlığa sattığı teknik gelişme dışında neyi var. Hangi vakıf hizmeti hangi hayır hizmeti var.

Biraz kalkındı Çin’i işğal etti. İkinci Dünya savaşını başlattı. Kore’yi işgal eden Japon askerleri milyonlarca Koreli bayanın ırzına geçti. Ha Irakta ’ki ABD askeri ha Kore’deki Japon askeri yamyamlıkta aralarında hiçbir fark yok. Japonya naylon bir uygarlıktır. Japonya’yı taklit edelim şöyle kültürlerine sadıklar böyle sadıklardır bu da muhafazakar bir kuruntudur.

Anadolu insanının eline biraz para geçse Suriyeli, Iraklı, Somalili, Afrikalı kardeşi ile paylaşmak istiyor. Bu gelenek büyük milletlere has bir gelenektir. Bir köklü görgülü bir insan fakir düşebilir ancak bu ilelebet böyle devam edecektir anlamı çıkmaz.

Anadolu insanın ayağa kalkması farklı az güçlendi mi kardeşini düşünüyor Myanmar’ı, Filistin’i, Suriye’yi düşünüyor. Afrika’yı sömürmeyin diyor. Milletimiz sömürüye karşı çıktığı için kalkınması engelleniyor kalkınsa tarihteki gibi engelleyecek.

*BU MAKALEDE YER ALAN FİKİRLER YAZARA AİTTİR VE FİKRİKADİM?COM'un EDİTORYAL POLİTİKASINI YANSITMAYABİLİR.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir adet yorum var.

  1. Tahsin Varol Tahsin dedi ki:

    Japonya hakkında muhafazakar söylemi sarsan bir yaklaşım. Belki hemen bu kadar silip atamazsak da Japonya hakkındaki düşüncelerimizi, Bilal beyi dikkate almaya değer.

Bir yorum bırak