İstanbul'da öğrenci olmak – Fikrikadim

İstanbul’da öğrenci olmak

Başlıktan anlaşılacağı üzere röportaj İstanbul’da, üniversite öğrenciliğini ele alıyor. Aslında bu röportajı hem İstanbul’da hem Anadolu’da okuyan öğrencilerle yapıp; bir metropol ve bir Anadolu şehrinde üniversite öğrencisi olmanın farklarını, artılarını ve eksilerini değerlendirmek istiyorduk. Maalesef İstanbul dışında bizim ulaştığımız yerlerde sorularımıza cevap veren olmadı. İnternet sitesinde bunu yayınlayacağımızı söylediğimizde anket sananlar, gereksiz bulanlar, kabul edip sonra vazgeçenler oldu. Tamam, bizim İstanbul’da olmamız, birebir iletişimimizin olmaması bir handikap olabilir ama Anadolu’daki öğrencilerin olaya böyle bakması düşündürücü doğrusu

İstanbul Üniversitesi’nde şu anda final zamanı Kütüphaneler, bekleme salonları dolu. Tanıdık tanımadık arkadaşlar arasında not ve soru paylaşımları, tahmin edilesi  sorular, tüyolar, fotokopi kuyruğu, kahve, çay, bisküvi Bilindik öğrenci manzaraları Kimi öğrenciler harıl harıl ders çalışıyor. Kimileri de son anda durumu kurtarmaya çalışıyor. Herkes ama herkes için stresli bir dönem…  Hatice İskenderi fikrikadim.com için hazırladı. 

Tarih Bölümünü isteyerek mi tercih ettiniz? İstanbul Üniversitesi’nde okumak size neler hissettiriyor?

-Feyza: Öncelikle hayır. İlk etapta iletişim fakültesindeki bölümleri tercih etmiştim. Ancak İstanbul’da bu bölümlerden birini kazanamadım. Ek yerleştirmelerde tarihi yazdım. Liseden beri tarih okumaları yapıyorum ama bölüm olarak okuyacağımı hiç düşünmemiştim. Demek ki kısmetimde varmış. İyi ki tarih okuyorum. Şu an okumaktan çok memnunum. İstanbul Üniversitesi’ne gelince hem Osmanlı Devleti hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk üniversitesi olması sebebiyle kendimi çok köklü bir ağacın dallarında oturuyormuşum gibi hissediyorum.

-Tolga: İlkokul ikinci sınıftan itibaren tarihle ilgili kitaplar okumayı severim. O yüzden tarihe ilgi duyuyorum. İstanbul Üniversitesi’ni de kariyerime yüksek lisans ve ilerisi için avantajlı gördüğüm için seçtim. Bunun için uğraş veriyorum.

-Barbaros: Evet, ortaokuldan beri istediğim bölümdü. Heyecanla başladım fakat beklediğimi bulamadım. Hayal kırıklığı oldu biraz. O yüzden şu an özel bir şey hissettirmiyor Nedenine gelince akademik açıdan verimli ve öğretici bir kurum bekliyordum ancak lisenin biraz daha ileri seviyesinde bir kurumla karşılaştım.

Barbaros’un  akademik eğitimle ilgili itirazlarını aktarmadan geçmeyelim:

-Barbaros: Sınavlara dayalı bilgilerin hap gibi ezberlemeye iten sistem hiç bir verim getirmez. Bu sistemi zorunlu kılan da aslında ülkedeki genel eğitim politikası ve üniversite kavramının toplum üzerinde yarattığı zorunlu algıdır. Kökten yenilik gerçekleşmezse üniversite bünyesinde bu değişikliği yapmak oldukça zor. Bu kökten yenilik liselerden başlanmalı. Mesleki eğitim kaliteli bir şekilde liselerde başlanıp branşlaştırılmalı.Üniversiteler bugün meslek kapısı olarak görünüyor. Aslında yanlış. Üniversiteler bilim yapılan yerlerdir ve araştırmaya yönelik bir sistem geliştirilmelidir.Üniversitelere  bu amaçla daha az öğrenci alınmalı. İki yüz kişinin olduğu bir bölümde tabi ki akademik verimlilik düşer. Çünkü bilim titizlik gerektirir

Nerde kalıyorsunuz ve nasıl geçiniyorsunuz?

Feyza: Ailem İstanbul’da fakat okula yakın olması açısından yurtta kalıyorum. Ailemden aldığım harçlıkla geçiniyorum. Herhangi bir burs ya da kredi almıyorum. Ara sıra ekonomi bakanlığına bağlı bir yerde çalışarak harçlığımı çıkarıyorum. İstanbul’da bu imkanlar çeşitli… Ajans işleri olabilir, ya da çok iyi kurumsal part-time eleman alan yerler var. Okul içinde çalışmak da mümkün.

Tolga: Ailemle kalıyorum. Kendim özel bir şirkette çalışarak geçiniyorum.

Barbaros: Öğrenci evinde kalıyorum. Burs alıyorum ve her ay ailem para gönderiyor.

İstanbul’da tutumlu olmak önemli , bunun için neler yapıyorsunuz?

Feyza: Okul yemekhanesini kullanmak yeterli.

Tolga: İstanbul’da öğrenci olmak cep yakıyor diyebiliriz. Ulaşım maliyetli. Mesela dil kursuna gidiyorum, pahalı doğrusu… Ailemle kaldığım ve çalıştığım halde zorlanıyorum ki dışarıdan gelen öğrenciler için bu daha zordur. Tutumlu olmak için yemeği uygun yerlerde yiyorum. Kıyafet düşkünlüğüm olmadığı için bu konuda fazla para harcamıyorum diyebilirim.

barbaros

Barbaros (İstanbul Üniversitesi öğrencisi)

Üniversite arkadaşlık ilişkileri nasıl?

Feyza: Vaktin nasıl değerlendirildiğine bağlı… Her gün tavla batak atan arkadaş grupları da var ama daha faydalı şeylerle uğraşan ve birbirini teşvik eden öğrenci grupları da var. Şehir dışından gelen öğrenciler birbirilerine daha çok bağlanıyorlar çünkü yepyeni bir çevre. Ama İstanbul’da doğup büyüyenler için durum biraz daha farklı. Ben arkadaşlık ilişkilerinin süreç içerisinde gelişmesinin daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum.

Tolga: İdeolojiyle ilgili değilim.Benim için düşünce olarak kafa denkliği önemli. Çevremdekilerin de nasıl arkadaşlık yaptıkları beni ilgilendirmiyor.

Barbaros: İdeolojik, düşünsel, kafadarlık… Hepsi var.

Arkadaşlarınızla okul hayatı, sınavlarla ilgili yaptığınız espriler var mı?

Feyza: Daha çok hocalar ekseninde espriler dönüyor. Onları da söyleyemeyiz sanırım. Bahsettiğim hocaların söylediği komik şeyler, aforizmalar falan…

Tolga: Bu tür espriler yapan ben olmuyorum genel de gülen ben oluyorum.

Barbaros: Bu seneki ders ve sınav takviminin yoğunluğuyla ilgili ironik espriler yapılıyor. Şu an aklıma gelmiyor ama bununla ilgili tarih grubunda capsler yapılıp paylaşılıyor.

İnternetle, sosyal medyayla aranız nasıl?

Feyza: Makaleler ve pdfler bulmak için çok iyi siteler var ama ben mümkün mertebe kağıttan okuma yapmayı tercih ediyorum. Ama eğlence amacıyla interneti daha çok kullanıyorum. Video oyunlarıyla uzun vakit geçiriyorum.

Tolga: Sosyal medyada okul arkadaşlarımızla ders paylaşımı için facebook kullanıyorum. Facebooku eğlence amacıyla da kullanıyorum.

En kalıcı nasıl öğrenirsiniz?

Feyza:  Yazarak, sürekli müsvedde kağıtlar kullanıyorum ve şablonlarla görselleştiriyorum beynimde.

Tolga: Bunu açıkçası daha çözmüş değilim. Dinleyerek ve okuyarak diyelim.

Barbaros: Tartışarak, arkadaşlar arasında. Akademide tartışarak öğrenilmesi biraz zor.  Hem kalabalık hem de politik nedenler var. Bazı öğrenciler, görüşlerini tahmin ettiği hocalara karşı düşüncelerini özgürce ifade etmekten çekiniyor.

Bir öğrencinin en kötü kabusu ne olabilir?

Feyza: Muhtemelen ödev yetiştirememek.Ya da tek derse kalmak.

Tolga: Belirlediğim amaca ulaşamamak. Şöyle diyeyim notlarımın düşük gelmesi.

Barbaros: Sanırım okulun uzaması.Ya da hocalar arasında kötü bir üne sahip olması.

Kariyerinizde neler planlıyorsunuz?

Feyza: Askeri tarih üzerine yüksek lisans ve doktora yapabilmek.

Tolga: Genel Türk Tarihi üzerine yüksek lisans yapmak.

Barbaros: Almanya’da tarih üzerine yüksek lisans yapmak.

İstanbul’da okumanın nimetlerinden yararlanıyor musunuz?

-Tolga: Yararlanmak çok ama çok istiyorum. Ama İstanbul şartlarından dolayı çalışmam gerekiyor. Bu yüzden pek çok etkinliğe katılamıyorum. Mesela bugün Balkanlarla ilgili konferans vardı fakat çok istediğim halde katılamadım.

-Barbaros: Evet, İstanbul zengin bir şehir… Özellikle tarih öğrencileri için çok büyük bir avantaj tabi değerlendirene… Elimden geldikçe sıklıkla müze ziyaret etmeye ve etkinliklere katılmaya çalışıyorum.

-Feyza: İstanbul’un bir metropol olması ve bunun sağladığı imkanlar muhtemelen diğer şehirlerde kolayca elde edebileceğimiz şeyler değil. Şehrin gelişmiş ulaşım yapısı sayesinde her tarafında çeşitli sosyal ve kültürel faaliyetlere katılabiliyoruz. Sergiler, konserler, müzeler, kütüphaneler, tiyatrolar ulaşabileceğimiz mesafede ve her gün bu etkinliklerin her birine katılma şansımız var. Bunun dışında İstanbul’da “tarih” bölümü okuyor olmak da başlı başına en büyük şansımız. Zira bütün tarihimiz, yaşadığımız şehirde; binalarıyla, saraylarıyla, mezarlıklarıyla somut biçimde karşımızda duruyor. Ben de bu imkanları mümkün olduğunca değerlendiriyorum hatta sokak sokak gezerek… İstanbul’da öğrenciyseniz İstanbul’un keyfini sürmek için illa ki büyük paralar harcamak zorunda da değilsiniz. Bir müze kartın yıllık ücreti yirmi lira, devlet tiyatrolarında bir oyun izlemek altı lira ayrıca belediyeler sürekli kültür sanat sohbetleri düzenliyor. Bunların tamamı ücretsiz. Keza bir sürü vakıf üniversitesi öğrencilerine ücretsiz akademik dersler veriyor ve alanlarında uzman hocalarla biraraya gelmenizi sağlıyorlar.Ben de bu imkanlardan  yararlanmaya çalışıyorum. Ayda bir kere devlet veya şehir tiyatrolarında oyun izliyorum. Sevdiğim yabancı grupların konserlerini kaçırmamaya çalışıyorum. Süreli sergilerin takibini yapıyorum. Kütüphaneleri kullanıyorum, müzelere ve yine müzelerdeki süreli sergileri takip ediyorum ama en önemlisi İstanbul’u sokak sokak keşfetmeye çalışıyorum elimden geldiğince… Mesela Aksaray metro istasyonundan çıktınız Yusufpaşa’da tramvaya bineceksiniz, yürüyorsunuz ve bir caddeden geçiyorsunuz. Caddenin bir ismi var muhtemelen kimsenin kafasını kaldırıp da bakmadığı o caddenin ismi Tanburi Cemil Bey Caddesi… Bunu  ben de üç gün önce fark ettim. Keşke daha önce fark etseymişim diyorum. Tanburi Cemil Bey “gamzedeyim deva bulmam” ın bestekârı…

 

Röportaj sırasında Feyza’nın ilginç bir hobisini öğrenmiş olduk: Sokak gezileri…

 

feyza

Feyza (İstanbul Üniversitesi öğrencisi)

Sokak gezilerinden biraz daha bahseder misin?

-Feyza:  Özellikle Fatih, Beyoğlu ve Üsküdar ilçelerinin tarihi geçmişlerinin de olması sebebiyle bu ilçelerdeki sokak tabelaları daha ilginçtir. Bu noktaları çok önemsiyorum. Bunların her biri İstanbul’un çarkları…Bu çarklar şehrin dinamizmini oluşturuyor. Bu yüzden İstanbul’da okumak ama bilhassa İstanbul’da tarih okumak çok mühim.

Bu sokak gezileri nasıl başladı? 

-Feyza: İlkokul yıllarımdan beri harita kurcalamayı çok severdim. O zamanlar evde Turing’in çıkarttığı 88 Türkiye otoyolları haritası, 94 İstanbul haritası ve bir de doğup büyüdüğüm ilçe olan Maltepe’nin haritası vardı. Garip sokak isimleri görüp merak ederdim, Bir de rastgele baktığınız sokak isimlerini yolda karşınızda görmek acayip bir heyecan veriyor. Çocukken gördüğümüz her şeyi okuruz. Eminim her çocukta vardır bu alışkanlık. Benimki sadece sonrasında da devam etti. Bunda Yusuf Atılgan’ın payı çok. Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam romanındaki ana karakter İstanbul’un sokak isimleri, tarihiyle alakalı bir kitap yazmaktan bahseder. Bu romanı lise yıllarımda okudum ve çok ilgimi çekti. Sokaklarla ilgili çalışmalar da var. 2010 Kültür Başkenti yayınlarından çıkma Ahmet Uçar’ın bir çalışması var

Çocukluğunda hatırladığın sokak isimleri ve bununla ilgili hatırladığın bir olay var mı?

Feyza: Çocukken Emirgan’da gezerken, korudan sahile doğru iniyorduk. Boyacıköy hizasına doğru bir sokağa girdik. Sokağın ismi Safsaf. Bu bana çok eğlenceli gelmişti tabii. Balat-Eminönü arasında uzanan kordon boyundaki caddenin ismi Ragıp Gümüşpala Caddesi var. İçimden büyük bir adam olmasa diyordum bu caddeye ismini vermezler. Kadırga’da Samsa Sokağı var, Franz Kafka’nın Dönüşüm kitabındaki ana karakter “Gregor Samsa” ile ilişkilendirdim. Muhtemelen şehir planlamacılarımız bunu böyle düşünmemiştir. Bu sadece benim kişisel anlamlandırmam.

Çocukluğunda oyun gibi başlayan bu sokak gezileri sonra bir vazgeçilmeze mi dönüştü diyelim. Daha sonrasında planlı mı gezmeye başladın?

Feyza: Evet, algıda seçicilik haline geldi. Sokak gezileri bazen yolumun üzerinde oluyor. bazen de özellikle gidiyorum.

Tarihçi olacaksın bu sokak gezilerini yazmayı düşündün mü?

Feyza: Hiç düşünmedim , sanırım kendime saklıyorum.

Favori sokakların neler?

<

p class=”p3″>Feyza: Kirazlı Mescid , Dede Efendi, Peykhane (Fatih); Mühürdar ve Muvakkıthane (Kadıköy); Safsaf (Emirgan)

YAZAR HAKKINDA

Fikr-i kadim sitesi yazarı ve yayın editörü. / dunyadakianadolu.com sitesi kurucuları arasında
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

2 adet yorum var.

  1. kaya dedi ki:

    Tamam röportaj iyi hoş da öğrenci Feyza’nın günlüğüne dönmüş doğrusu

  2. Hatice İskenderi dedi ki:

    Evet öyle görüneblir. Verilen cevaplarla alakalı olabilir. Feyza sorularımıza daha ayrıntılı cevaplar verdi ve sokak gezileriyle ilgili anlattıkları çok hoşuma gitti. Görmemelikten gelemedim doğrusu… Ama bu Tolga ve Barbaros arkadaşlarımızın verdiği cevapların yetersiz olduğunu göstermiyor. Onların cevaplarına baktığımızda kesin ama doyurucu olduğunu görüyoruz.

Bir yorum bırak

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Bir yorum bırak