IŞİD’in Ürdünlü pilotü öldürmesi ve kötülüğün sıradanlığı – Fikrikadim

IŞİD’in Ürdünlü pilotü öldürmesi ve kötülüğün sıradanlığı

El Maraşiİbrahim El Maraşi

Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) tarafından 3 Şubat 2015 gecesi yayınlanan ve Ürdünlü rehin pilot Muaz Kasasbe’nin yakılarak öldürülme görüntülerini içeren video, örgütün uyguladığı vahşeti kamuoyuna anlatma stratejisinde değişikliğe gittiğini gösteriyor.

Kasasbe’nin infazı öncesinde IŞİD, “dinin esaslarına aykırı” saydığı Suriyeli ve Iraklı toplulukları zorla sınır dışı etmekten tutun, o grupların dini mekânları tahrip etmeye ve kadınlarını köleleştirmeye kadar farklı zulüm yöntemlerine dayalı bir strateji uyguluyordu.

Örgütün çarmıha germe, kafa kesme, eşcinselleri yüksek binalardan atma şeklindeki idam metotlarının her birinin kendi başına gaddarca olması bir yana, bu eylemlerin ileride yayınlanmak üzere videoya kaydedilerek belgelendirilmesi, hem örgütün esas taraftarlarına kararlılık aşılama hem de düşman halkları korkutma amacına hizmet ediyordu.

Liderleri hedef alan manipülasyon

IŞİD’in daha önce Amerikan ve İngiliz vatandaşlarını idam etmesinde amaç, ABD ve İngiltere liderlerini manipüle edip tepki göstermelerini ve IŞİD karşısındaki gelişmiş ordularına rağmen, örgütün misilleme yapma imkânına sahip olduğunu kabullenmelerini sağlamaktı.

Son idam olayında da aynı patoloji söz konusu. Örgüt bu kez de Ürdün Kralı’nı nasıl manipüle edebildiğini gösteriyor. Kasasbe’nin yakılarak öldürülmesi ise Müslüman bir devlet liderine karşı özellikle iğrenç ve zalimce bir intikam mesajı.

IŞİD, son idam eyleminde Hannah Arendt’in Kötülüğün Sıradanlığıolarak adlandırdığı kavrama uymadığını gösterdi. Ünlü siyaset felsefecisi Arendt’in 1963 yılında yayımlanan Kötülüğün Sıradanlığı: Adolf Eichmann Kudüs’te isimli kitabında ortaya attığı bu kavram, Yahudi Soykırımı’nı yöneten Nazi bürokrasisi içerisinde Avrupalı Yahudilerin yok edilmesinin rutin ve sistemli hale getirilmesini ifade ediyor.

Öyle görünüyor ki, IŞİD, uyguladığı şiddetin sıradan olmadığını; kafa keserek başladığı vahşi eylemlerini insanları diri diri yakmaya kadar vardırabileceğini göstermenin derdinde. Zira örgütün hesabına göre, bıçak ya da kılıçla kafa kesmek, dehşete düşürmek istediği kesimlere bu yöntemin artık rutine bağlandığı izlenimini verebilir.

Kasasbe vakasında yakarak öldürme yöntemine başvurulmasının nedeni, daha büyük bir şok yaratmaktı. Olay, IŞİD’in idamları gösteriye dönüştürmeyi takıntı haline getirdiğinin; insanları (bu örnekte bilhassa Ürdün kamuoyunu) her seferinde şok edip düşünmeye sevk edecek yeni yollar aradığının bir göstergesi.

Sembolik önem

Ürdünlü pilotun böyle vahşice bir yöntemle öldürülmesinin trajik diyebileceğimiz sembolik bir önemi de var. Kasasbe’nin idamının ironik tarafı, kendisi gibi Ürdünlü olan El Kaide liderlerinden Ahmed Fadıl Nazzal Haleyle, nam-ı diğer Ebu Musab Zerkavi tarafından tohumları atılmış bir şiddetin kurbanı olmasıydı.

Ürdün’ün Zerka kentinde büyüyen Zerkavi’nin 2003 Irak Savaşı sonrasında kurduğu terör örgütü, takip eden 10 yılı aşkın süre zarfında IŞİD’e dönüşecekti.

Kaderin bir diğer cilvesi de şu: Ürdün’de hapiste bulunan ve Kasasbe ile takas edilmesi planlanan Sacide Rişavi isimli Iraklı kadın, Kasım 2005’te başkent Amman’da bir otel bombalama eylemine karışmıştı. IŞİD öncesi Irak’ta faal olan teröristler, bu olayla savaş alanlarını komşu ülke Ürdün’e de taşımışlardı.

Bombalı eylemde bir düğün için orada bulunan davetlilerin yanı sıra, Cadılar Bayramı (Halloween) serisi ve Hazreti Muhammed’in hayatını konu alan Çağrı (The Message, 1977) filmlerinin Suriye asıllı yönetmeniMustafa Akkad da trajik şekilde hayatını kaybetti.

Zerkavi’nin örgütü ve örgütün yeniden vücut bulduğu IŞİD, daima İslam adına eylemler yapan, nihilist bir ölüm ekolü olageldi. Yaşamı boyunca yaptığı işlerle insanları peygamberin hayatıyla ilgili bilgilendirmeye çalışmış bir yönetmenin öldürülmesi eylemi, İslam dünyasına en büyük zararı verenlerin aslında IŞİD ve selefleri olduğunu göstermişti.

2005’teki Amman saldırısından Kasasbe’nin infazına kadar bu şiddetin faillerini ve kurbanlarını incelediğimizde, Müslümanlar arasında, maalesef çok sayıda gayrimüslimin de ölümüne neden olan, bir iç savaş yaşandığı görülüyor. Ki bunun son örneği de IŞİD’in elindeki Japon rehine Kenji Goto’nun öldürülmesiydi.

Sonsuz şiddet döngüsü

Yaşananları şöyle özetlemek mümkün: Ürdünlü Zerkavi, önce ülkesinden Afganistan’a, oradan da 2001 yılında Irak’a gider; binlerce Iraklıyı öldürecek bir terör örgütü kurar; 2005 yılında emrindeki Iraklıları masum sivilleri ve ünlü bir yönetmeni öldürmek üzere Ürdün’e gönderir. Suriye ve Irak’ta faaliyet gösteren, uluslararası bir terör örgütü ile savaşmak için görevlendirilen Ürdünlü bir pilot ise 2015 yılında bizzat kendisi gibi Ürdünlü biri tarafından kurulmuş bir örgüt tarafından öldürülür.

Kasasbe’yi öldüren İslam değil; 2003 Irak Savaşı ve 2011 Suriye İç Savaşı ile zincirinden boşanan, Ortadoğu ve İslam dünyasını tüketen yeni küreselleşme dinamikleri ve uluslararası şiddetti.

Ürdün toplumunun unsurları arasında IŞİD’e sempati duyanlar olabilirse de, Kasasbe’nin infazı, büyük ihtimalle ülkenin IŞİD ile mücadeledeki kararlılığını pekiştirecektir. Nitekim Ürdün’ün yoksul kentlerinden Maan’da IŞİD’e yönelik açık bir destek söz konusu. Hatta kentin sakinlerinden bazıları, IŞİD bayrağı asıyorlar.

Amman, Kasasbe’nin ölümü üzerine muhtemelen IŞİD’e yönelik her türlü sempatizanlığı daha büyük bir azimle bertaraf etme yoluna gidecektir. Fakat ülke şu anda kritik bir dönemeçte. Ürdün devleti, Kasasbe’nin infazı eylemine cevaben Maan’a sert müdahalede bulunursa, bu durumun yaratacağı ters etki, pilotun ölümünden duyulan üzüntüyü yok edeceği gibi, vatandaşların bir kısmının IŞİD saflarına katılmasına da yol açabilir.

Ürdün devleti ve güvenlik güçleri tarafından Kasasbe’nin ölümünün ardından verilecek tepki, ülkenin uzun vadeli güvenliğini etkileyecek. Ürdünlü yetkililer, Kasasbe’nin öldürülmesine yanıt olarak Rişavi’nin idam edildiğini açıkladılar. ABD Başkanı Barack Obama’nın Ulusa Sesleniş konuşmasına cevaben yazdığım makalede belirttiğim gibi, devlet dışı aktörler eliyle yürütülen şiddet eylemlerine devlet yaptırımına dayalı şiddetle karşılık vermek, beraberinde terörü yaratan – işsizlik, aşağılama, yönetim eksikliği gibi – koşullar da ele alınmadığı müddetçe, sonsuz bir şiddet döngüsü yaratmaya devam edecektir.

Ürdünlü olmadığım için Rişavi’nin idam edilmemesi gerektiğini yazmak benim açımdan kolay olabilir. Fakat memleketinin Rişavi gibiler tarafından yakılıp yıkıldığına tanıklık etmiş Irak asıllı bir Amerikalı olarak, [Ürdün’ün] intikam arzusunu da anlıyorum.

Bununla birlikte, Rişavi’nin idamı etik açıdan şu soruyu doğuruyor: Ürdün devleti, IŞİD teröristlerinin şiddet eylemlerine misliyle karşılık mı vermeli?

-Al Jazeera-

*BU MAKALEDE YER ALAN FİKİRLER YAZARA AİTTİR VE FİKRİKADİM?COM'un EDİTORYAL POLİTİKASINI YANSITMAYABİLİR.

YAZAR HAKKINDA

fikrikadim.com sitesinin görüllü editörü
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak