IŞİD sonrası Kürt siyaseti ve KDP-PKK gerilimi – Fikrikadim

IŞİD sonrası Kürt siyaseti ve KDP-PKK gerilimi

Osman AliOsman Ali

PKK, Sincar’da üstünlük kurarak Rojava’daki Kürt kantonlarını ayakta tutmayı ve Irak Kürdistanı’nın güneyinde yerini sağlamlaştırmayı amaçlıyor. KDP ise bu durumda PKK’nın etki alanının fazlasıyla genişleyeceğinden endişeli.

Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Ortadoğu’da siyaset sahnesine çıkışı, bölgenin siyasi ortamını ciddi şekilde değiştirip, ihtimal dışı ittifakları mümkün kılmış görünüyor. Öyle ki, modern tarihte ilk kez düşman Kürt gruplar bu sayede birleşmiş oldu. Görünürdeki bu birliğin ötesinde, en güçlü iki Kürt grubu PKK ile Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) arasında hızla tırmanan bir gerginlik mevcut. Bunun da nedeni geçmişte yaşanan kanlı çatışmalar ve tarafların gücü tekeline alma arzusu.

PKK, Türkiye’nin güneydoğusunda ve Suriye’nin kuzeyindeki Kürt kantonlarında tüm rakiplerinin üzerine kararlı şekilde gitti. Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) bunun son örneklerinden biri. PKK’nın Suriye kolu Demokratik Birlik Partisi (PYD) de, geçen yıl üç kanton kurarak rakip Kürt gruplarını bertaraf etti.

Bu arka plandan hareketle, son dönemde PKK ile KDP arasında (Suriye-Irak sınırı yakınlarındaki) Ezidi nüfus ağırlıklı Sincar bölgesi üzerinden yaşanan çekişmenin şiddetle biteceği sonucuna varmamak zor. Sincar’ın denetimini ele geçirmek isteyen tarafların arasındaki gerilim son zamanlarda tehlikeli bir şekilde tırmanıyor. Sincar’ın geçen Haziran ayında IŞİD’in eline geçmesinin ardından, PKK karşılarına çıkan fırsatı hemen değerlendirerek 100 bin Ezidi Kürt’e barınma imkânı sağladı. Kısa süre içinde, Sincar Direniş Birliği (YBŞ) adı altında yüzlerce kadın ve erkekten oluşan silahlı bir grup kurmayı da başaran PKK, gruba katılmak üzere yeni üyeler eğitmeye devam ediyor. Sincar Dağı’na geri getirilen grup şu anda bölgenin kontrolünü elinde bulunduruyor.

14 Ocak’ta PYD’nin girişimiyle Sincar Dağı’nda düzenlenen Ezidi toplantısında, geçici bir kurucu meclis kurulması yönünde karar alındı. Toplantıya katılanlar arasında Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), Avrupa merkezli Ezidi dernekleri ve Türkiye Ezidi Vakfı temsilcileri yer aldı. Yapılan ilk duyuruda, meclisin demokratik özerk bir geçiş organı olduğu ve Ezidiler üzerinde hiçbir otoriteyi tanımadığı açıklandı.

Barzani’nin otoritesine muhalefet

Bu, Mesut Barzani’nin otoritesine açıkça karşı gelmeydi. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) ve Kürdistan Parlamentosu, sert bir açıklamayla söz konusu adımı iç işlerine müdahale olarak nitelendirdi ve “… Şengal’de kanton kurmak, Irak ve IKBY kanunlarına aykırı, hukuksuz bir girişimdir” ifadesini kullandı. Musul’da görevli bir KYB yetkilisi ise PKK’nın bu hamlesine üstü kapalı destek vererek “Sincar’ın 3 Ağustos 2014 öncesine dönmesini istemediklerini” belirtti. KYB’li yetkilinin bu açıklaması, Barzani açısından kötü haber; zira KYB, IKBY’nin önemli ortaklarından biri. IKBY’nin bir diğer önemli ortağı olan Goran Hareketi’nden de Sincar konusunda PKK yanlısı benzer bir açıklama geldi. Açıklamada “KDP’nin politikasının, Kürt ulusunun menfaatlerinden ziyade Türk yönetiminin lehine olduğu açık” denildi.

PYD’nin bu hamlesi, Kürdistan bölgesindeki diğer siyasi partiler ve Kürtler tarafından büyük bir kaygı ile karşılandı. Bunun iyi hesaplanmamış bir hamle olduğunu anlayan Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK), Murat Karayılan imzalı bir açıklama yayınlayarak, KCK’nın Sincar’da kanton kurma meselesinde dahlinin bulunmadığını ve bu yönde bir niyetinin olmadığını belirtti. Ancak açıklamada, söz konusu girişimi hükümsüz kılan herhangi bir ifadeye de yer verilmedi ve bunun tamamen Ezidilerin iç meselesi olduğu dile getirildi.

Fakat PKK her ne kadar inkâr etse de Sincar’da kanton kurma konusunda kararlı görünüyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, 26 Aralık 2014 tarihli bir açıklamasında, Sincar’da ‘kanton’ uygulamasına gidilmesi gerektiğini söyledi. PKK bağlantılı KCK’nın Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, demeçlerinde pek çok defa IŞİD mağlup edilse bile PKK’nın Sincar’ı KDP’ye terk etme niyetinde olmadığını ifade etti.

PKK’nın Sincar’ı elde tutma arzusunun altında pek çok farklı etken mevcut. Her şeyden önce PKK, bölgeyi Rojava’daki kantonların ayakta kalabilmesi açısından hayati bir nokta olarak görüyor. Geçen yıl KDP, Irak Kürdistanı ile Suriye’nin PYD kontrolündeki bölgeleri arasına uzun bir hendek kazdı. O dönemde PKK, bu hendekleri “ihanet” olarak değerlendirdi. Öte yandan, Sincar, PKK’nın Irak Kürdistanı’nın güneyinde yerini sağlamlaştırması ve KDP’yi batıdan çevrelemesi için imkân da sunuyor. Ayrıca Ezidi Sincar halkı, PKK’nın laik Kürt milliyetçiliği anlayışını hayata geçirmek için ideal bir zemin teşkil etmekte. KDP kaynakları, PYD’yi, Ezidileri onlardan ayırarak Kürtleri bölüp zayıflatmak için Suriye rejimi ile gizli bir tertip kurmakla suçluyor.

PKK’nın Sincar’daki son hamlesi üzerine paniğe kapılan KDP, belli ki bölgeyi yeniden ele geçirmek amacıyla 10 bin civarında adam topladı. Söz konusu kuvvet, IŞİD sonrası süreçte PKK ile yaşanması muhtemel ve kaçınılmaz olan çatışmada kullanılacak.

Sincar’ı ne pahasına olursa olsun elde tutmaya en az PKK kadar kararlı olan KDP, PKK’nın Sincar’a yerleşmesi hâlinde bu denetimi Barzani’nin hâkimiyet alanını da kapsayacak şekilde genişletmek isteyeceğinden ve KDP’nin Irak’taki başlıca rakibi KYB ile ittifaka gideceğinden endişe duyuyor. PKK, Kürt birliği platformunu hayata geçirmek için ihtiyaç duyulan tüm kaynaklara sahip. Türkiye, İran ve Suriye’deki Kürtler nezdinde en hâkim güç konumunda olan PKK, KDP’yi, Kürt Ulusal Konferansı’nı toplayarak hapisteki lideri Abdullah Öcalan’ı tüm Kürtlerin tartışmasız lideri ilan etmesinin önündeki tek ve son zorlu engel olarak görüyor. Barzani’nin de benzer bir arzusu var. Kürt liderin şu anda sahip olduğu güç, Batı ve Türkiye ile olan yakın ilişkisinden ileri geliyor. Barzani’yi bu güçten yoksun bırakmak için elinden geleni ardına koymayan PKK ise, IŞİD ile savaşırken gösterdiği askerî kapasite sayesinde uluslararası meşruiyetini artırmış oldu. Cemil Bayık, son dönemde yaptığı birçok açıklamada Batı’ya Barzani’yi değil kendilerini silahlandırmaları yönünde çağrıdabulundu.

Barış süreci etkilenir

Şayet [PKK-KDP arasında] çatışma yaşanırsa, bu durum bölgede ve özellikle de Türkiye’de istikrar ortamını olumsuz etkiler. Kürtler arasında bir savaş, Türkiye’de kritik bir aşamaya ulaşan barış sürecini raydan çıkaracaktır. Iraklı Kürtler, bilhassa da Barzani bu sürecin önemli bir bileşeni. IKBY’deki istikrarsızlık, Türkiye’nin Irak’ta giderek büyüyen hayati önemdeki iş ilişkilerini baltalayacak ve bu olumsuz etkinin en çok hissedileceği alan da petrol ve doğalgaz olacaktır. Maliye Bakanlığı’nın verdiği bilgiye göre, IŞİD savaşı, Irak’ta faaliyet gösteren Türk şirketlerini ekonomik açıdan muazzam bir zarara uğrattı. Sadece 43 şirketin zararının bile 4,5 milyar doları bulduğu belirtiliyor. Öte yandan, Kürt gruplar arası bir çatışma çıktığı takdirde İran da çıkarlarını artırmak için Türkiye’yi harcayıp bu değişken ortamdan faydalanacaktır. Bunu önlemenin yolu ise, barış sürecinde cesur ve somut adımlar atarak PKK içindeki İran yanlısı unsurları önemsiz kılmaktan geçiyor.

Etiketler:
Hüda-Par KDP PKK Sincar

YAZAR HAKKINDA

fikrikadim.com sitesinin görüllü editörü
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak