İngilizler Ortadoğu’da partnerini seçti: Türkiye! – Fikrikadim

İngilizler Ortadoğu’da partnerini seçti: Türkiye!

Ömür Çelikdönmez

Ömür Çelikdönmez

17 Mart 2014’te neşrettiğim “Musul Kerkük derken İngilizler Kıbrıs’ı götürüyor!” başlıklı makalemde “ İngiltere bölgeye yeniden çok güçlü şekilde dönmek istiyor. Bu amaçla Kıbrıs’taki üslerini tahkim edecek, personel artıracak. Şimdilik Palikarya ile iyi geçiniyor. Lakin el altından Türkiye ile 2023’ten sonra geçerli olmak kaydıyla, Kıbrıs’ın tamamını ve 12 adayı Türkiye’ye sunmanın pazarlığını yapıyor” demiştim. Ardından dünkü yazımda; “Türkiye Diyanet’in Umre programı üzerinden İsrail’le diyalog halinde!” olduğuna dikkat çektim. Aslında Türkiye’nin görünürdeki dış politik tercihleri ile gizli ajandasında kodladığı öncelikli tercihleri birbirinden farklı.

Önümüzdeki dönem Türk Dünyası ve İslam Aleminde iki ülkenin stratejik ortaklığına tanık edilecek. Bu iki ülke uzunbacaklıların Birleşik Krallığı yani İngiltere ile Türkiye. Aslında Türk milliyetçiliğinin ortaya çıkışında İngilizlerin katkısı büyük. Rusların Orta Asya ve Balkanlarda önlerini kesmek isteyen İngilizler, bu geniş coğrafyada en büyük nüfus ve nüfuza sahip Türk topluluklarına yöneldiler. Oryantalizm araştırmalarını İngiliz gizli servisinin emrine verdiler. Türkçe konuşan toplulukların kültürel dinamikleri üzerinden Pantürkist bir yapılanmanın Rusların işine gelmeyeceğini ön görerek Turan ideolojisini temellendirdiler. Nitekim Kırımlı Türkçülerden Gaspıralı İsmail Efendi’nin İstanbul’a gelmesine izin vermeyen II. Abdulhamit, Gaspıralı’nın Türkçü faaliyetlerinin arka planında İngiliz gizli servislerinin parmağı olduğunu düşünüyordu.

İngilizler Kırım Savaşı’nda (4 Ekim 1853-30 Mart 1856) Osmanlı ordusunun savaş kabiliyetini yakinen gözlemlediler. 93 Harbi ya da 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Osmanlı ordusunda İngiliz askeri danışmanları bulunuyordu. Hatta bunlardan bir kısmı Plevne müdafaasında Gazi Osman Paşa’nın maiyetindeydi. Ancak İngiliz danışmanların taktik ve stratejisine rağmen bu savaş kazanılamadı. Sonraki süreç İngilizlerin Osmanlı İmparatorluğunu tasfiyesini planladıkları bir süreçti ve bu onlar için yeni yüzyılın en önemli enerji kaynağı petrol yataklarının Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde olmasından dolayı ve tam da bu nedenle gerekliydi.

İngiliz gizli servisinin yönlendirdiği Siyonistlerin Mason Localarıyla kol kola gezdikleri dönemde Osmanlı İmparatorluğunun kaderini belirleyen İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin neredeyse yarısına yakın yöneticisi Mason’du. Bu Masonlar 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun Almanya saflarına katılmasını sözde imparatorluğun çıkarları açısından uygun buluyordu. Oysa İngiltere çoktan bu imparatorluğun tasfiyesini planlamış, ajanları harıl harıl Osmanlı tabiiyetindeki etnik unsurları özellikle Arapları kışkırtmakla uğraşıyordu. İşin garip tarafı kendi ajanları ve diplomatları kanalıyla Mason localarına üye yaptıkları İttihatçı önderlerin Mason olduklarına dair belgeleri bütün İslam coğrafyasında dağıtıyorlar ve Osmanlı idarecilerinin dinden çıktıkları propagandasını yapıyorlardı.

İngilizler bir kez daha 1. Dünya savaşında Türklerin nasıl savaştıklarını yakinen tecrübe ettiler. Türklerin karşılarında değil yanlarında olması gerektiğini bir tarafa yazdılar. İkinci Dünya savaşı yıllarında İngiliz diplomasisinin çalıştığı konuların başında Türkiye’nin tarafsız kalması vardı ve bunda başarılı oldular, Türkiye Almanların yanında yer almadı. Türkiye deniz ve hava kuvvetlerinde görevli personelin İngiliz deniz ve hava kuvvetlerinde görev yapmasını sağlandı. Bu seçilmiş kadro gözlemci statüsünde staj yaptılar. Almanların ana kraliçenin oturduğu adayı bombardımanları sırasında hayatını kaybeden Türk Pilotların mezarları İngiltere’de, günümüzde İngiltere’de yaşayan Türkler tarafından ziyaret ediliyor.

18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yüzüncü yıl kutlamaları çerçevesinde yayımlanan mesajlar içerisinde en çok dikkat çekeni ve sosyal medyada ses getireni İngiltere Büyükelçisinin twitter’da paylaştığı mesajdı.  İngiltere’nin Türkiye Büyükelçisi Richard Moore Libya doğumlu ve Oxford Üniversitesi’nde Felsefe, Politika ve Ekonomi dallarında öğrenim gördü. Twitter hesabından Türkçe tweet atarak, ”Hak edilmiş zaferi kazanan Türkler oldu… Çanakkale geçilmez” diye yazdı. Moore o mesajında; “ -Bütün Türk dostlarımızın Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nü saygıyla kutlarım. -Çanakkale’de tüm taraflar cesurca çarpıştı ancak hak edilmiş zaferi kazanan Türkler oldu… Çanakkale geçilmez” ifadelerini kullandı.

British Forces Cyprus Kıprıs İngiliz Kuvvetleri komutanı Hava Korgeneral Mike Wigston’un İngilizlerin Kıbrıs’taki üslerinin önümüzdeki iki yılda İngiltere’nin yurt dışındaki en büyük askeri gücü olacağını” kaydetmesi ile İngiltere’nin Türkiye Büyükelçisi Richard Moore’nin “Çanakkale geçilmez” temalı mesajı, Türkiye ve İngiltere arasında yeni bir ilişkiler ağının (network) ipucunu veriyor. İngilizler sessiz sedasız uzun bir süredir Türkiye’ye İngiliz nüfus yığıyor.

İngiliz kaynaklarına göre Türkiye’de kalıcı 40 bin civarında İngiliz vatandaş var ve ayrıca her yıl 2,5 milyon civarında İngiliz tatil yapmak için Türkiye’ye geliyor. Birleşik Krallık yani Britanya’nın Ankara’daki Büyükelçilik ve İstanbul’daki Başkonsoloslukları bulunuyor. Antalya, Bodrum, Marmaris ve İzmir’de konsoloslukları mevcut. Bu aynı zamanda İngiliz istihbarat ağı demek. Türkiye’de kurulu şirketleri, sözde bilim adamlarını, gazetecileri, din adamlarını işin içine soktuğunuzda, İngilizlerin Türkiye’de küçümsenemeyecek kolonilerinin olduğu görülebilir.

Neden İngilizler Türkiye’yi partner seçiyor ve İsrail’i partner görmüyor? Aslında Ortadoğu’da İsrail yükünü sırtından atan ilk ülke İngiltere’dir. Her ne kadar İsrail devletinin kurulmasını İngilizler sağladı denilse de asıl kurucu iradenin Amerikan Yahudi sermayesi olduğu söylenebilir. 1939’da İngilizler, Yahudilerin Filistin’e göçünü büyük ölçüde engellemeye çalışıyordu.

Siyonist silahlı örgütlerin buna cevabı Orta Doğu’dan sorumlu İngiliz bakan Lord Moyne‘nın öldürülmesi oldu. Siyonist çeteler Arap köylerine saldırmalarını engellemeye çalışan İngiliz askerlerini öldürmekten çekinmediklerinden, İngilizler bölgeyi Siyonist çetelere bırakmak zorunda kaldı.  İzak Rabin, Ariel Şaron, Rehavam Ze’evi, Dov Hoz, Moşe Dayan gibi ünlü isimler İngilizlere karşı savaşan Yahudi silahlı gruplarda yer aldılar. İngilizlerde zaman zaman İsrail karşıtı Arap örgütlerine sempatiyle bakmayı kendi menfaatleri açısından gerekli gördüler.

Son olarak Gazze’ye yardım konusunda Türkiye ile birlikte hareket ettiler. Mesela Mavi Marmara’da 34 İngiliz vatandaşı bulunuyordu. Bu kişiler arasında kurşunla ve dayakla yaralananlar arasında 13 İngiliz vatandaşı vardı. Mavi Marmara’da bulunan İngilizlerin tamamının Müslüman olduğunu sanmak gibi safdilliğe düşmeyin çünkü bunlar arasında Hristiyan İngilizlerde vardı, Gazze’ye yardım götüren filoda bulunan 42 yaşındaki İngiltere vatandaşı Alexandra Lort Phillips bunlardan biriydi.

İngiliz-Türk işbirliği yeni değil. Kıbrıs meselesinde İngilizlerin üstü örtülü desteği zaten vardı. İngilizlerin Türkiye tercihinin arka planında Türkiye’nin Orta Asya ve Ortadoğu ile Balkanlar üzerindeki etkisi mutlaka hesap edilmiştir. Ayrıca Amerika’nın Türkiye’yi dışlayarak İran’a yaklaşması, merkezkaç etkisi yapmış, İngiltere bu savrulma sırasında kendisini Türkiye’nin yamacında bulmuş olabilir. Amerika’nın uzattığı eli tutmakta gecikmeyen İran, İngilizlerin özellikle Arap kökenli Şiiler üzerindeki nüfuzunu ortadan kaldırmak için “İngiliz Şiiliği” kavramını ortaya attı ve bu konuda ilk çıkışı Uluslararası Camiatul Mustafa Üniversitesi Rektörü Ayetullah Arafi yaptı.

Arafi; “velayet” kavramını kullanarak aşırıcılığı, mezhepçiliği, çatışmayı ve her türlü hoşgörüsüzlüğü pompalamaya çalışan bir akım oluşturulmuş bulunmaktadır. Aşırıcılığı yaymaya çalışan bu akıma “İngiliz Şiiliği” de diyebiliriz; çünkü beslendikleri nokta asırlardır gerçek İslam’la mücadele halinde olan İngilizlerdir. İngilizlerin sağladığı lojistik ve finansal destekle beslenen bu grup Ehlibeyt maarifine en ağır darbeyi vurmaktadır!” sözleriyle İngiliz-İran karşıtlığını temellendirmiş oldu.

Bu sözler en çok İran’a yaklaşmaya çalışan Amerikalıları sevindirdi. Çünkü Amerikalılar, İngilizler yüzünden Ortadoğu’da rahat dolap çeviremediklerinden şikâyetçiydi. Amerikalılar İran’a şirin görünmek adına İran’ın bilgisi dâhilinde Yemen’deki Şii gruplara silah ve mühimmat yardımında bulundu. Hatta bu silahların akıbeti hakkında ABD’li askeri yetkililerin ifadesine göre; Yemen hükümetine gönderdikleri milyonlarca dolar maliyetindeki hafif silah, cephane, gece görüş gözlüğü, devriye teknesi ve askeri aracın izi kaybedildi.

Twitter:@ oc32oc39

omurcelikdonmez@hotmail.com    

 

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

8 adet yorum var.

  1. YEŞİL GÖZ dedi ki:

    İngilizlerin ipiyle kuyuya inilmez diyordunuz,
    ne oldu gözlerin mi doldu,
    neden vazgeçtiniz?

  2. KanKi Mon Mor Durur dedi ki:

    İngilizlere yüklenmeyin bühtana ne lazım
    ingilizin vefasına şerh düşer molla kazım

    bunu yazan mülazım

  3. Şakirt Nuri dedi ki:

    İngilizler yaş taşa basmaz
    rahmetli dedem cihan harbinde Filistin cephesinde ingilizlere esir düşmüş, bunları bir gün toplamışlar ilaç dolu çukurlara sokmuşlar kimi kör olmuş kimisi de ölmüş, dedem dahi yarı kördü. Allah idarecilerimize feraset versin

  4. muharrem dedi ki:

    elimizdekileri almak isteyeceklerdir

  5. Hüseyin Ertaş dedi ki:

    Güzel tespit. Evet iki ülke partner gibi görünüyor.

    Hep müttefik görünseler bile, ikinci dünya savaşı sonrasında bile İngiltere ile ABD arasında bir rekabet hep vardı. Ama Irak ve Afganistan fiyaskolarını müteakiben ekonomik krize giren ABD’nin eski gücünü ve etkinliğini kaybettiği günümüzde İngiltere ABD ile gizlenemez bir rekabet içerisinde artık. ABD’nin İran’a yatırım yaparak elkaide, işid vb. doğal düşmanlarının karşısına yine doğal bir şii topluluğunu düşman olarak çıkarmasına paralel olarak, İngiltere eski dostlarını düşman yapmak üzere olan ABD’nin bıraktığı boşluktan, aslında yeni sayılmayan ancak güçsüz kaldığı soğuk savaş döneminde terketmek zorunda kaldığı imparatorluk bakiyesi eski nüfuzunu kazanma yolunda sağlam adımlar atıyor. İngiltere ve Türkiye, iki eski imparatorluk ülkesi kaybettiklerini nasıl geri alacaklarına dair gece gündüz kafa patlatıyorlar. Dolayısıyla işbirlikleri gayet mantıklı ve ortak çıkarlar doğurabilir. Sahi, İşid konusunda Türkiye ve İngiltere’nin politikaları birbirine ne kadar da benziyor farkedebildiniz mi? İki ülke de lafta işid karşıtı ama bir şey yapılacağı zaman ikisi de ipe un seriyor. Neyi bekliyorlar?

  6. Budinbodler dedi ki:

    italyanlar makarnacı İngilizler magnakartacı

  7. esref sefik dedi ki:

    Yazdiginiz makalede bana gore ciddi bir hata var. 2.dunya savasinda Turkiye’nin tarafsiz kalmasinin, Ingiliz stratejisi oldugunu yazmissiniz. Halbuki Turkiye, Ataturk’un supheli vefatindan kisa sure once Balkan Paktini imzalamisti.Balkan Pakti, fasist Almanya ve Italya’ya karsi, Balkan ulkelerinin ortak savunulmasi icin Ingilizlerin 1933’den 1938’e kadar yaptiklari yogun baskilar sonucu yapilmisti. Almanya, bu pakti 1939’da paramparca ettiginde ise Turkiye, attigi imzanin geregini yerine getirmedi. Cunku Ataturk vefat etmis, hukumet degismis, devletin basina Milli Sef gelmisti. Milli Sef kelimesini Almanca’ya cevirirsek, “der fuhrer”oldugunu goruruz. Ayrica Ataturk’un olumuyle kurulan hukumetin bakanlarinin fotografini netten bulabilirsiniz. Fotografa bakarsaniz, hayretle goreceksiniz ki, bakanlarin yarisinin biyiklari, Hitler biyigidir.
    Bu bilgilerden sonra, Turkiye’nin 2.dunya savasinda tarafsiz kalmasinin, Ingiliz stratejisi degil, kesinlikle Alman stratejisi oldugunu net olarak soyleyebiliriz. Bilmiyorum tabii, siz ne dusunuyorsunuz?

  8. esref sefik dedi ki:

    Ben, genel anlamda yukarida yazdiginiz makaleye katiliyorum. Ingilizler sahaya indiler 2012 sonrasinda onemli kazanimlar elde ettiler. Fakat Turkiye ile stratejik bir ortaklik yapacaklarsa, bunun onunde cok ciddi bir engel var.

    Tayyip Erdogan. 5 kasim 2007 sonrasi saf degistiren Tayyip Erdogan’la anlasmalari mumkun degildir.

Bir yorum bırak