Hiperrealist Siyaset'in İnşası – Fikrikadim Hiperrealist Siyaset'in İnşası

Hiperrealist Siyaset’in İnşası

Servet Kızılay

Hiperrealizm;1960-70’li yıllarda sanat alanında –Resimde- ortaya çıkan bir akım, anlayış. Gerçekliği en görünür haliyle bile kabul etmeyen, daha doğrusu, onu halen karanlık bulan dolayısıyla üzerine ışığı olabildiğince geçirmeye çalışan bir anlayış. Şeyleri en küçük ayrıntısına kadar ortaya çıkarmak, göstermek, sergilemek, adeta bir fotoğraf gibi öne koymak, en öncelikli iddiasını oluşturuyor. Gerçekliğin detaylara indikçe parçalandığını, ufalanıp algıları değiştirdiğini de söylüyor. Bir taraftan modern toplumun gerçeklik algısıyla dalga geçmeyi hedefleyen ince rütuşları da bünyesinde barındırıyor. Lakin modern “gösteri toplumu”nun şovunu dağıtabilecek güçte teoriye sahip bulunmuyor. Bunun nedeni; nesneyi-şeyleri olabildiğince teşhir etme yöntemiyle, keşfedilecek her türlü içeriği tüketmek istemesinde yatıyor. Oysa şeyler, onun giderek artırılmasıyla değil ona kendi kendisinde bulunmayan unsurların artması ya da azaltılması ile öteye-beriye taşınabiliyor ya da aşılabiliyor. Öte yandan Hiperrealizm’de başka bir paradoks bizleri bekliyor: Işık fazlalaştıkça gözün görme kuvvetinin bir noktadan sonra azalıp kararması. Bu ise istenilen ya da iddia edilenin tam tersi bir durumu gösteriyor. Yani nesneleri-şeyleri aydınlatacağım derken onun karanlığında kaybolmayı beraberinde getiriyor. Sanattaki Hiperrealizm, geniş tartışma alanlarına, sorunlarına uzanıyor. Onu burada tartışmak, asıl meselemiz değil. Asıl mesele olarak gördüğümüz şey; Hiperrealist unsurların siyasette bir imkanının olup olmadığı, rasyonel temellere oturup oturmayacağı, neler sunabileceği, nasıl yapabileceğini, hangi işleve sahip olacağı,…vb gibi içeriklerdir.

Hiperrealist siyaset nedir? Nasıl oluşur? Sorularına cevap aramak, öncelikle ilk adım. Süreç içerisinde daha detaylı temellendirilip gösterildiği takdirde kendi içinde bir bütünlük sağlanabilir. Bugün bildiğimiz birçok kuram, zamanında küçük gazete yazıları yahut makalelerle gündeme sokulmuş, üzerinde giderek ciddi yoğunlaşmayla birlikte bir kurama dönüşebilmiştir. Yazının hedefi yalnızca bir adım şimdilik.

Hiperrealist siyaset, siyasette gösterilen ve kurgulanan şeylerin oldukça karanlıkta kalmasından dolayı bir aydınlatma girişimidir. Bu anlamıyla sanattaki Hiperrealizm ile hiç olmazsa niyette örtüşür. Lakin onunla aynı hedefleri ve yöntemleri de kapsayamaz. Bu anlamıyla da ondan çok farklıdır. Hiperrealist siyaset, siyasetin özellikle devletlerin üzerlerimizde azalan değil hiç olmadığı kadar artan-tasallut eden- güçlerine karşı bir cevap arayışıdır. Onun temeli, öncelikle ahlakın ve mantığın bazı içerimsel koşullarına dayanır ve bunları talep eder. Bu temellere bakacak olursak; teolojik, metafizik, değersel tartışmaların yürütülmesi kaçınılmaz olur.

Şimdi; gerek insanlığın en yüksek değeri olan Tanrı ( ve diğer teolojik değerler bütünü) gerekse her türlü metafizik değerler, uzun süreden beri hiçbir mahremiyet taşımaz, gizli kalmaz bir şeklide hem düşüncede hem de siyasette dışarıda kaldıysa, neden Devletler bundan payını almadı? Sadece teorik olarak onun kutsal olmadığı, mahrumiyete de sahip bulunmadığı öne sürüldü fakat gerçekten de öyle mi? Siyaset, artık kendi kendine (kurumları, yapısıyla) yeten olgusallıkla hem teolojiyi hem de metafizik unsurları rahatlıkla araçsal ekipmanlara çevirmiş durumda. Bu ilişki biçimiyle bütün problemleri çözebileceğini ve gerek teolojiden gerekse metafizikten kaynaklandığını düşündüğü şiddetten, sapıklıktan, sapkınlıktan, hayalden…vb kurtulduğunu iddia etmekte, dahası bunu pratize edip göstermektedir. Tam da bu noktada Hiperrealist siyaseti öne sürebiliriz. Modern siyasetin (devletlerin) iddialarını hepsini kabul ederek işe başlayalım ve tekrar soralım: En yüksek soyutlama-değer olan Tanrıyı bile kolaylıkla bir köşeye atabiliyorum fakat Devletlerin mutfağı neden karanlık ve kutsal olarak kalıyor? Yani ben uluslararası antlaşmalarda dönen pazarlıkları neden halen bilmiyorum? Ne konuşuluyor? Hangi pazarlıklar işin içinde? Yalnızca uluslararası durumlarda değil devletin kendi mutfağı da bize kapalı hem de kutsal bir pratikle. Milyonlarca insanı istatistiğe çeviren, üzerlerinde istediği gibi zar atan bu devletlerden daha fazla şeffaflık görmek, hiçbir şeyin dışarda kalmayacak şekilde önümüzde olmasını beklemek, ne denli bir yanlışlık içerebilir ki?! Şayet bu duruma felsefi düzeyde yaklaşırsak, aklın devlet lehine bir çizgi çekmesinin, orayı kapalı, karanlık, bırakmasının geçerli bir sınırı olmadığı görülür.  Kısacası; Tanrıya yapmadığımız iltiması devletlere göstermek çok da rasyonel değil gibidir. Buna şöyle bir itiraz gelebilir: Ameliyat yapan doktorun her şeyi göstermesi, herkesin her şeyi en açık biçimde bilmesi gereksizdir. Bu, kısmen çok doğru yerinde bir itirazdır. Bizim her şeyi bilmekle mükellef olmadığımız, burnumuzu da sokmamız gerekmediği, rahatlıkla söylenebilir. Tabii ki; kabul edilir ancak bir şartla; siyaset milyonlarca insanın kaderiyle oynamayacaksa eğer.

Hiperrealist siyaset, demokratikleşmedeki şeffaflıktan daha fazla bir ışık talep eder. Siyasetin devletlerin yalnızca kendi aralarında değil kendi içinde de en üst birimlerden en alt birimlerdeki yapılara kadar.

Hiperrealist siyaset, siyasetten her türlü konuşmaların, taleplerin, kurguların en açık-basit gösterimini naif bir biçimde bekler. ‘En güçlü-derin siyaset, en basit-açık gösterenlere sahip olan siyasettir’ ilkesiyle hareket eder. Bir şey ne denli basit (cüzlere parçalanmaz) ise, o denli karmaşık olduğunu vurgular. Güçlü-derin siyasetin, Hiperrealist siyasetin maksadı bakımından yani yönetilenler bakımından başka bir çelişkiyi ortaya çıkardığını görebiliriz fakat illa iktidarı-otoriteyi daha muktedir kılmayı hedeflemez. Hatta ortaya çıkaracağı sonuçlar bakımından tam tersi şeyler de üretebilir. Ne olursa olsun Hiperrealist siyaset, siyaseti özellikle devletleri belirli açılardan zorlamak ister. Bu anlamda o, yönetenlerin değil yönetilenlerin siyaseti olmaya yönelir. Gizli, karanlık yerlere ışık tutmaya çalışıp açıkça görmeyi arzular.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Bir yorum bırak