Geziye sahip çıkan batı operasyona karşı duruyor! – Fikrikadim

Geziye sahip çıkan batı operasyona karşı duruyor!

Nazlı Ilıcak’a dikkat edin. Mağdurların yanında olmayı biliyor. Seçtiği mağdurların bir dönem sonra iktidar olması herhalde tesadüf değil! Fetullah Gülen grubu ile Hükümet arasındaki çatışma sürecinde Nazlı Ilıcak çoktan konumu belirlemişti ve bulunduğu yerden ayrılmaya da pek niyeti yok. Ergenekon mağdurları sürecinde aynı tavrı aldığı söylenemez. Anlaşılan estetik yemiş burnu, Ergenekoncuların iktidar kokusunu alamamış. Tercüman geleneğinden yetişmiş bir ismin Ak Parti gibi merkez sağa yerleşmiş bir politik harekete mesafeli durmasını anlaşılır bulamıyorum. Demek ki uluslararası suflör Sayın Ilıcak’ın kulağına FT grubunun sonraki süreçte iktidara yürüyeceğini fısıldamış.

Fuat Avni’nin geçen hafta verdiği operasyon tiyosunu FT grubunun ciddiye aldığı ortada. Günler öncesinden operasyonun önünü kesmek için kamuoyu oluşturmaya çalıştılar ama nafile. Ok yaydan bir kere çıkmıştı ve planlanan operasyon başlatıldı. Fuatavni ile ilgili ses getirecek bir iddia FT’nin bir zamanlar dizinin dibinden ayrılmayan Latif Erdoğan tarafından ortaya atıldı. Kendi iddiasına göre bir dönem Gülen hareketinin ikinci adamı olan Latif Erdoğan, Fuat Avni adlı hesabın gerçek sahibinin Fetullah Gülen olduğunu yazdı.

Latif Erdoğan’ın verdiği bilgilere göre; “Emniyet, MİT, Askeri İstihbarat birimlerinde yerleşik paralelcilerin koordineli çalışmasıyla elde edilen bilgilerin en üst seviyede denetimi ancak Fetullah Gülen’ e ait bir yetkidir. Bu yetkiyi onun başkasıyla paylaşması asla söz konusu olamaz. Bu açıdan bakıldığında çok net söylenebilir ki, Fuat Avni isminin gerçek sahibi Fetullah Gülen’in kendisidir.”

FT deyin geçmeyin bir konuşmasıyla örgütler icat ediyor bir işaretiyle icat ettiği örgütlere emniyet güçleri operasyon düzenliyor. İşte FT’nin talimatlarıyla 2009-2010 yıllarında yürütülen “Tahşiyeciler grubuna yönelik” operasyon, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen medya ve polis merkezli paralel yapı soruşturmasının temelini oluşturuyor. FT grubunun emniyet ve adliye yapılanmasının bu gruba yönelik operasyonlarının tesadüf olmadığı anlaşılıyor.

Fethullah Gülen’in 6 Nisan 2009’da internet sitesine konulan bir konuşmada Tahşiyeciler için şunları söylediği ortaya çıktı: “Türkiye’de de Hizbul vahşetten sonra El-Kaide’yi icat ettiler. Yarın daha başka şeyler de icat edebilirler. Mesela Tahşiye diye bir şey icat edebilirler. Onları güçlendirirlerse ellerine silahlar da verebilirler. Adlarına da Tahşiyeciler derler. Sonra da Kalaşinkoflar verirler ellerine, iki yerde bir şey yapınca bunlar. Demek ki imkân bulunca bunlar da silahlanabiliyor. İnsanlara terörist damgasını vuracaklar orada.” Uzmanların emniyetin Taşhiyeciler operasyonunun FT’nin bu konuşmasından sonra gerçekleştirilmesine dikkat çekmesi söz konusu.

Pensilvanya’da yaşayan Fethullah Gülen’in ‘paralel yapı’ iddialarına ilişkin başlatılan soruşturmada şüpheliler arasında yer aldığı öğrenildi. Savcılık kaynaklarından edinilen bilgiye göre, soruşturmanın ilerleyen süreçlerinde Gülen hakkında da toplanan delillerin Adalet Bakanlığı’na iletileceği ve İnterpol’den kırmızı bülten çıkarılmasının talep edilecek. Operasyon sonrasında hükümetin FT grubuna ait başta Zaman gazetesi olmak üzere Samanyolu tv ile diğer medya kuruluşlarına el koyacağı ve adı geçen gazete ve televizyon kanalının TMSF’ye devredileceği konuşuluyor.

Operasyonlara yönelik tepkilerin FT grubuna yakın isimler tarafından gündeme getirildiği ortada. Büyük bir çoğunluk, “çalma kapını çalarlar kapını” görüşünde. Oh olsun diyenler çoğunlukta. Birkaç demokrat geçinen yazar, “dün FT grubunun Ergenekon operasyonlarına karşı çıktık şimdide onlara yapılan operasyona karşı çıkıyoruz” havasında. Papaz Martin Niemöller’in “Naziler önce komünistleri götürürken sesimi çıkarmadım, evet, ben bir komünist değildim. Sosyal demokratları hapsettiklerinde sesimi çıkarmadım, evet, bir sosyal demokrat değildim. Sendikacıları almaya geldiklerinde sustum, evet, ben bir sendikacı değildim. Benim için geldiklerinde ise, buna karşı çıkabilecek kimse kalmamıştı…” sözleri bu demokrat geçinenlerin operasyonlara karşı durma gerekçelerini oluşturuyor.

FT grubunun müttefiki CHP’de bazı isimler operasyona ‘özgür basın susturuluyor’ diyemeyiz yaklaşımında. Bunlardan biri de CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler. Güler; 30 Mart seçimlerinde partisinin Cemaatle ittifak yaptığını öne sürdü, “İllerde ve ilçelerde cemaatin çeşitli unsurlarının CHP ile yürüdüğünü hepimiz gördük” dedi.

14 Aralık operasyonunda göze çarpan, Gezi eylemleri sırasında eylemcilere destek çıkan ve hükümeti insan haklarını ihlal etmekle suçlayan Amerika ve Avrupa basınının, FT grubuna yapılan operasyonlara karşı çıkması, hükümeti eleştirmesi. Bu eleştirinin sadece basın düzeyinde değil kurumlar düzeyinde gerçekleşmesi gözlerden kaçmıyor.

Türkiye’de gündemin ilk sırasına oturan 14 Aralık operasyonuna ve sonrasında yaşanan gelişmelere İngiliz basını da geniş yer veriyor. Avrupa Birliği (AB) Türkiye’de  yapılan ve şu ana kadar aralarında Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı dahil 27 kişinin gözaltına alındığı operasyonu eleştirdi. AB yetkilileri Türkiye’yi, operasyonun birliğin değerleri ile bağdaşmadığı yolunda uyardı. Avrupa Birliği, Cemaat operasyonunun basın özgürlüğüne aykırı olduğunu savundu. ABD’den ise “Hedefin Türk hükümetini açıkça eleştiren medya organları olduğu görülmektedir” açıklaması geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, “Türkiye genelinde bir dizi baskın ve gözaltılar yapıldığına ilişkin haberleri yakından takip ettiklerini” belirtti.

Türk-Alman Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Michelle Müntefering Türkiye’de gazetecilerin gözaltına alınmasını eleştirdi. Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz da Twitter hesabından şu mesajı paylaştı: “#ÖzgürBasınSusturulamaz Avrupa Birliği’ne girmek için temel prensip. Türkiye ve basın özgürlüğü farklı yönlere ilerliyor. Zaman’a baskın son derece rahatsız edici.” İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) “paralel yapı” operasyonu çerçevesindeki gözaltıları “eleştirel medyaya sert müdahale” olarak tanımladı. İnsan hakları örgütlerinden Washington merkezli Freedom House (Özgürlük Evi), Türkiye’de aralarında gazetecilerin de bulunduğu kişilere yönelik gözaltı kararlarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, gözaltı kararları sert bir dille eleştirildi, hükümetin yolsuzlukları haberleştiren gazetecilerden adeta intikam aldığı ifade edildi. 

Norveç’in en büyük günlük gazetesi Aftenposten, Zaman gazetesi ve Samanyolu TV’ye yapılan operasyonu ‘Türk polisinden, Türkiye’nin en büyük gazetesi ve TV kanalına baskın’ şeklinde duyurdu. İngiliz Independent gazetesi, ‘medya operasyonu’nu, ‘Erdoğan muhaliflerine baskında düzinelerce gözaltı’ başlığıyla gündemine aldı. ABD’nin en prestijli basın kulübü olarak gösterilen Ulusal Basın Kulübü (National Press Club – NPC), Türkiye’de aralarında gazetecilerin de bulunduğu gözaltılara ilişkin yazılı açıklama yaptı.

ABD Ulusal Basın Kulübü Başkanı Myron Belkind’in imzasını taşıyan açıklama Amerikalı gazetecilerin basın özgürlüğüne yönelik saldırı dolayısıyla kaygılı olduğu ifade edildi. Dünya’nın önde gelen basın organizasyonlarından Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca’nın gözaltına alındığı operasyonu ‘Politik bir intikam alma’ olayı olarak niteledi.

Russia Today; “Erdoğan muhaliflerini susturmayı sürdürüyor” başlığını tercih ettiği haberinde; “Erdoğan’ın kendisini devirmek isteyen terörist yapı olarak suçladığı uluslararası televizyon Samanyolu ve günlük etkin gazete Zaman’ın yöneticilerinin göz alındığını” kaydetti. İspanya’nın saygın referans gazetesi El Pais, Türkiye’de özgür medyaya yapılan operasyona ilişkin, “Erdoğan’ı eleştiren en önemli gazetenin genel yayın yönetmeni gözaltına alındı” başlığını attı. 

FT yapılanmasının bu tepkileri yönlendirmesinde uluslararası alanlarda örgütlenmesinin payı olduğu kesin. Gerekirse bir kaşık suda fırtına koparabileceklerini bir kez daha göstermiş oldular. Akılları sıra gazeteci kimliklerinin kendileri için dokunulmaz olduğunu sanan FT Medyası üst düzey yöneticileri, kahraman edasıyla gruplarından devşirilen kalabalığa hitap ederek gözaltına alınma görüntülerinden ileride demokrasi kahramanı çıkar mı hesabındalar. Bana kalırsa ellerini yalarlar. Şimdi özgürlük ve demokrasi çığırtkanlığı yapıyorlar, ama bir farkla sadece kendileri için.

Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com  

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

5 adet yorum var.

  1. densiz nesrin dedi ki:

    hukuk ve demokrasi düşmanlarının başı dar düştüğünde hak hukuk demesi gülünç

  2. ÇAĞDAŞ dedi ki:

    Emperyaller Türkiye yi Türklere bırakmak istemezler çok önemli bir coğrafi, tarih, ve kültürel kavşaktadır.Bunun için Vesayet kullanırlar
    Vesayet sürüm 1.0 ın asıl yüklenicisi…. idi ve bitti.
    Vesayet sürüm 2.0 ın yüklenicisi …. idi ve bunu da emperyaller (deşifre olduğu için) bitirecek. Ama bitişini vesayet 3.0 ı dizayn ederken dikkatleri vesayet 3.0 ın üstünden kaldırmak için kullanacak
    Sorum şu; Vesayet 3.0 ın taşıyıcıları kimler olacak?

  3. selma peksoy dedi ki:

    etme bulursun dünyası

  4. yavuz Burgulcu dedi ki:

    akıllı olun bunların hep algı operasyonu,
    gözaltına aldıklarını birkaç gün sonra geri bırakacaklar
    o zaman ne diyeceksiniz?
    zamanında yapacaktınız
    geçti borun pazarı sür eşeğini Niğdeye beyim

  5. Semih dedi ki:

    Operasyon Yapıldı; Yapılmaya Devam Ediliyor. Öncelikle Tarihi Anlamlı Neden Diye Sorulacak Olursa, 17 ve 25 Aralık Yolsuzluk Operasyonu Adı Altın’da Hükümeti Ve Başbakan’ı Itibarsız Hale Getirmek, Tayyip Erdoğan’ı Oturduğu Koltuktan Kaldırmaktı Amaçları. Aradan 1 Yıl Geçti Bu Sefer Devlet, Akıllıca ve Bilerek Herhangi Yeni Bir Oyuna İmkan Vermemek İçin Zamanlamayı İyi Seçti. Tabiki Batı Operasyona Karşı Çıkacak. Amaçları Türkiye’yi Karıştırmak ve Yükselen Gücünü Engellemek. Kendi Çıkarları Uğruna Kullandıkları F. G yi Asla Vermek Istemiyorlar. Hatırladığım Kadarı İle John Psaki Ne Demişti. F. G yi Buraya Biz Getirdik Onu Veremeyiz Açıklaması Vardı. Hatta Bunu Amarikan Gazeteci Bir Bayan Açıklama Yapmıştı. Neyse Vermesinler Zaman ve Şartlar Oluştuğunda Almasını Biliriz. Gelelim Basın Özgürlüğüne Vurulan Darbe Söylemlerine!!! Yahu Bu Paralel Medya Değilmiydi ki 28 Şubat Sürecinde Erbakan Hükümetine Beceremediniz Diye Manşet Atanlar. Bunlar Değilmiydi ki Çevik Bir’e Methiye Dolu Mektup Yazan Hocalarının Bu Mektubunu Ön Sayfalarında Yayınlayanlar. Neler Neler. Aynı Malum Medya Yıllar Sonra Gazetelerinde İş Kendilerine Dönünce 28 Şubat Kararları Bile Bu Kadar Acımasız Değildi Diye Manşet Atanlar. Kusura Bakmasınlar Devletin İçinde Yapılanmaya Gidip, Kadrolaşıp Devlete Karşı Bir Paralel Devlet Kuramazlar, Bunların Yaptığı Hainlikten Başka Birşey Değil. Ilımlı İslam Adı Altın’da Yapılan Bu Hizmetler Dünya’nın 160 Ülkesinde Açılan Okulların Güya Türkçe’yi Öğreterek Ülkenin Itibarının Artmasını Sağlıyoruz Diyenlerin Asıl Amacı Hristiyanlıştırmak. Beyler Hiç Kusura Bakmayın Keser Döner, Sap Döner, Gün Gelir Hesap Döner. Batı Ne Derse Desin Bunlar Yaptıklarının Cezasını Çekecek.

Bir yorum bırak