" Filipinler ile önemli adımlar atmaktayız" – Fikrikadim

” Filipinler ile önemli adımlar atmaktayız”

Başbakan Davutoğlu, Malezya’da yaşadığı süreçte, Filipinler’den de kültürel miras bakımından olumlu etkilendiğini, Dışişleri Bakanı olarak da Doğu Asya’nın Türkiye için önemli bir nokta olduğunu ifade eden bakış açısını ortaya koyduklarını vurguladı. 

Farklı ülkelerde büyükelçiliklerin sayısının arttırılmasının bu yaklaşımın bir göstergesi olduğunu ifade eden Davutoğlu, bu kapsamda Laos’ta da yeni bir büyükelçilik açacaklarını kaydetti.

Davutoğlu, “Önemli bölge ülkelerinde ikili olarak stratejik ilişkiler ortaya koyduk. Yine bugün de Filipinler’de stratejik olarak ilişkilerimizi güçlendirme açısından önemli adımlar atmaktayız” diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, sadece ikili ilişkilerle değil 2010 yılında bir antlaşma imzalayarak Güneydoğu Asya Ülkeleri İşbirlilği Örgütü (ASİAN) ile bu ülkelerle işbirliği mekanizmaları oluşturulması konusunda anlaşma ortaya koyduklarını hatırlattı.

Ahmet Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Filipinler de bu çerçevede çok önemli bir ülke bizim için. 2002’de 13 milyar dolarlık bir ticaret hacmi söz konusuydu ülkemiz ve bütün bölge arasında. Bu noktada 50 milyar dolara çıkarmış durumdayız. 2002’de göreve geldiğimizde Gayri Safi Milli Hasılamız (GSMH) 4 kat artmış durumda ve 820 milyar dolarlık bir GSMH noktasına getirdik. 

Ekonomimiz 4 kat arttı 2000’den bu yana. İhracatımız da yine gelmiş olduğumuz noktada 150 milyar dolarlık bir hacme ulaştı. Bizim hedefimiz elbette ki daha da yükseği. 2 tirilyon dolarlık bir GSMH ile ilk 10’a girebilmek ve toplam ihracatımızı da 500 milyar dolara çıkarabilme hedefini ortaya koymaktayız. Bütün bu açılımlar bizler için iyi ilişkiler oluşturmak gibi siyasi çabalara ve bunu yanı sıra ekonomik boyuta sahip ve çeşitlendirmemiz gereken ekonomik, ticaret hedeflerimiz söz konusu.”

“Türkiye radikalliğe karşı cevap olabilir”

Davutoğlu, Türkiye’nin küresel kültür dönüşümünü, çok kültürlülüğün önemli bir ülkesi olduğuna ve çok boyutlu kültürel içeriği olan bölgeleri yakın gördüğüne dikkati çekti.

Türkiye’nin tarih boyunca İpek Yolu ve Avrupa arasında çok önemli bir ülke olduğunu bildiren Davutoğlu, Avrupa tarihinin Viyana’ya kadar çok önemli bir parçası olan Türkiye’nin AB’ye adaylığını anımsattı.

Davutoğlu, “Kültürümüzde dini çoğulculuk söz konusu. Türkiye önemli kazanımlara haiz. Bütün bunlar bize kültürel anlamda bir karakter sağlamakta ve bununla birlikte radikalliğe karşı önemli bir cevap olabilme kapasitesine sahibiz” diye konuştu.

“Bölgedeki tüm konuları takip etmek zorundasınız”

Jeopolitik açıdan Türkiye’nin Avrupa, Asya, Orta Doğu, Kafkasya, Balkanlar, Akdeniz ve Karadeniz ülkesi olduğunu belirten Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz bir çok coğrafyanın parçasıyız ve bütün bu coğrafyaların sorunlarına yönelik çözümler ortaya koymak durumundayız. Brüksel’de bulunduğumda bir Avrupalı olarak bulunuyorum, Manila’da bir Asyalı olarak bulunuyorum, Balkanlar’da bir Balkanlı lider olarak bulunuyorum. Birçok konulara hitap etmek durumundasınız, zorundasınız. Bu çok boyutlu bir coğrafya. Ve elbette, bazı avantajlar ve riskler ortaya koymakta. 

Siz, bu çerçevede bölgedeki tüm konuları takip etmek zorundasınız, bölge içerisinde bulunarak ve bu sorunlar çerçevesinde değişimlere de uyum sağlamak zorundasınız.” 

Türk ekonomisi ile Avrupa ekonomisi arasında derin ilişkiler bulunduğunun altını çizen Davutoğlu, 2007’de Avrupa’da kriz ve daralma söz konusu olduğunda, Türkiye’nin yeni yollar bulma arayışına girdiğini kaydetti. Davutoğlu, Türkiye’nin bu süreçte Ortadoğu’ya, Balkanlar’a, Kafkaslar’a ve çevresindeki diğer ülkelere döndüğünü belirtti. 

Davutoğlu, bu dönemde Türkiye’nin Avrupa’ya yüzde 57 olan ihracatının yüzde 37’ye düştüğünü, etrafındaki ülkelere olan ihracatının ise yüzde 8’den yüzde 33’e yükseldiğini bildirdi.

Türkiye’nin ortaya koyduğu prensiplere de değinen Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Demokratikleşme, iç barış ve güvenlikle demokrasi arasındaki denge. Bu 12 yıl içerisinde Türkiye’de tutarlı bir şekilde demokratikleşme süreci yaşandı. Bu durum bir momentum oluşturdu ki siyasi meşruiyetinin temelini oluşturdu, siyasi hayat anlamında önemli oldu. İkincisi ise aktif dış politika… Şayet çevremizde barış iklimi söz konusu olmazsa bu sizi olumsuz bir şekilde etkileyecektir.”

Davutoğlu, Arap baharı öncesi ve sonrası bölgede iç risklerin oluştuğunu anlatarak, bunlardan birinin de mülteciler sorunu olduğunu söyledi. Davutoğlu, SUriye’den gelen sığınmacılara da değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“4 yıl içerisinde ülkemize 2 milyon mülteci aldık. Ülkedeki şiddet içeren rejimin bombalamasından kaçan ve IŞİD teröründen kaçanları misafir etmekteyiz. Bu sorunlar kendi dış politikanızı elbetteki etkiliyor. Irak’ta da bunun benzeri durum söz konusu. Son zamanlarda, Irak’tan da değişik gruplardan oluşan 250 bin mülteci söz konusu oldu. Türkiye, çok aktif bir şekilde bütün bu bölgede, komşu ülkeler çerçevesinde, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Ortadoğu’daki sorunlar karşısında aktif dış politikasına devam edecek.

Üçüncü boyut ise yeni alanlara açılma politikası, yeni bölgelere, yeni kıtalara. Burada temel olarak bir açıdan bakacak olursak, bölgemizdeki krizlere bir cevap söz konusu olmakta bu yaklaşım içerisinde. Çünkü bu bölgedeki ticari potansiyel de ilişkilerle ilgili potansiyel de azalabilmekte, aynı zamanda bir stratejik vizyonla bunun gerçekleşmesi söz konusu.”

Hükumetlerinin ilk dönemlerinden itibaren farklı kıtalara ve bölgelere açılma politikasını ortaya koyduğunu dile getiren Davutoğlu, yeni yaklaşımlarının, Afrika, Latin Amerika ve Doğu Asya açılımları çerçevesinde olduğunu anlattı. Davutoğlu, 2009’dan bu yana Afrika’da birçok büyükelçiliğin açıldığını ve yatırımcı ruha sahip işadamlarının da bölgede bulunduğunu aktardı. 

Etiyopya’da 2007’de bir şirket bulunduğunu ve toplam yatırımının yaklaşık 50 milyon dolar olduğunu aktaran Davutoğlu, şimdi 3,5 milyar dolarlık yatırımın ve 300’den fazla Türk şirketinin bu ülkede faaliyet gösterdiğini söyledi.  

Davutoğlu, Afrika’da bir kaç başkente uçan Türk Hava Yollarının, şimdi en büyük havayolu haline geldiğini söyledi.

Davutoğlu, Filipinler programı kapsamındaki konferansta, İngilizce yaptığı ve TRT Haber’de simültane tercüme edilen konuşmasının ardından soruları yanıtladı.

“Ekonominizin dört kat büyüdüğünü ifade ettiniz, bu çerçevede Filipinliler, Türkiye ekonomisindeki başarıdan ne gibi izlenimler elde edebilir?” sorusunu Davutoğlu, “Elbetteki bütün uluslar kendi şartlarına ve kendi politikalarına sahip. Aynı politikaları takip etmek farklı bağlamlarda, farklı ülkelerde zor olabilir ancak bizim yapmaya çalıştığımız şey, öncelikle demokrasinin öneminin altını çizmem gerekiyor. Demokratikleşmenin birinci başarı şartı siyasi istikrar ki bu demokratik yönetimler temelinde olmalı” diye yanıtladı.

 Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Bazen siyasi istikrarlar açısından bakacak olursak 20-30 yıl belli risklerden ziyade demokratik temeller üzerine kurulmuş olan hesap ve ekonomik çerçevede oluşmuş olan bir süreç. Hukuk çerçevesinde hesap verilebilirlik çerçevesinde ortaya koyulan ve demokrasi olmazsa her hangi bir test söz konusu olmaz, demokrasi olursa bir test söz konusu olur. Tüm ekonomik sistemde bu testle siz dinamik bir hale gelirsiniz. Bu açıdan bakıldığında şayet performansınız iyi değilse hükümet olarak başka kişiler yönetime gelir. Bu test olmalı.”

Davutoğlu, kendileri için siyasi istikrarın, demokrasi temelinde çok önemli olduğunu, bunun başarının kaynağı olduğunu söyledi.

Hükümet olarak 12 yıl içerisinde üç genel seçim, iki yerel seçim ve iki referandum geçirdiklerini, bunlarda başarılı olmak ve insanları ikna etmek açısından dinamik olunması gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, makro ekonomik istikrar söz konusu olmadığı takdirde dış yatırım alınamayacağını kaydetti.

Davutoğlu, “12 yıl içinde makroekonomik performansımız devamlılık ve istikrar açısından önemli veriler ortaya koydu. Bütçe açığı düşük tahmin edilebilir ekonomi oldu, rasyonel bir ekonomi oldu. Bu süre içerisinde yüksek oranda dış yatırım çektik, çekmiş olduğumuz dış yatırım daha önceki dönemden fazlaydı” dedi.

Başbakan Davutoğlu, hükümet programı içerisinde, yeni hükümeti ortaya koyduklarını belirterek, programı sadece seçimlere göre hazırlamadıklarını, 2023’e göre hazırladıklarını dile getirdi.

Bazı kritik sektörlerde dönüşüm programı açıkladıklarını hatırlatan Davutoğlu, Türkiye’nin turizmde altıncı büyük destinasyonu olduğunu, tarımda ise yedinci en büyük ülke olduğunu söyledi.

Davutoğlu, siyasi ve makroekonomik istikrarın bununla birlikte devam eden reformların, başarı için önemli olduğunu belirtti.

-AA-

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak