Küresel İstihbarat Ağı İslam Korkusunu Pekiştirecek mi? – Fikrikadim

Küresel İstihbarat Ağı İslam Korkusunu Pekiştirecek mi?

Will Global Intelligence Network Corroborate the Islamophobia?  Küresel İstihbarat Ağı İslam Korkusunu Pekiştirecek mi?

Ömür Çelikdönmez

Ömür Çelikdönmez

Charlie Hebdo baskını, Kolombiyalı yazar Gabriel García Márquez‘in 1981’de yayımlanan yedinci romanı Kırmızı Pazartesi’nde yazdığı gibi, işleneceğini herkesin bildiği, engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir namus cinayetinin öyküsü. Neden mi? Her şey Fransız istihbaratının bilgisi ve görgüsü dâhilinde olmuş. Çünkü Fransız istihbaratı saldırganları 10 yıldır takip ediyormuş. Ayrıca benzer bir haberde İngiliz Times gazetesinde yayımlandı.

İngiliz Times gazetesi, Fransa’daki Charlie Hebdo mizah dergisine düzenlenen saldırının Londra bağlantısı olduğunu yazdı. Gazetenin pazar günkü Sunday Times baskısında Fransa’daki saldırıyı gerçekleştiren üç saldırganın yakın ilişki içinde olduğu kişinin 1990’lı yıllarda Londra’daki Finsbury Park Cami‘sinde intihar bombacısı olmak üzere örgüte alındığını ileri sürdü. Gazetenin yayımladığı haber fotoğraflarında saldırganların yakın plan takip resimleri yer alıyor. Şimdi gelde göz göre Charlie Hebdo baskınında öldürülenlere acıma?

Fransız yetkililer üç Fransız teröristin öldürüldüğü olaylar sonrasında yaptıkları açıklamalarda kesinlikle İslami terör kavramını kullanmadılar. Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, ülkede son yaşanan saldırıların İslam diniyle hiçbir ilgisi olmadığını söyledi. Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere, Paris’teki olaylar sonrasında Müslümanlara şüpheyle bakılmamasını istedi ve “Paris’teki saldırıların İslamiyet ile hiçbir ilgisi yok,” dedi.

Demek ki Fransız ve Alman yetkililerinin bir bildikleri var. Paris saldırılarından sonra olayın failleri ve azmettiricileri deşifre etmek çok kolay oldu. Fransa’nın başkenti Paris’te, Perşembe günü bir Yahudi süpermarketinde 19 kişiyi rehin aldıktan sonra polis operasyonunda öldürülen Amedy Coulibaly’ye ait olduğu öne sürülen bir video yayımlandı. Böylelikle saldırganların IŞİD ve Yemen El Kaidesi ile bağlantıları kendi ağızlarından tescillendi.

Eğer doğruysa Yemen güvenlik yetkilileri Çarşamba günü Fransa’daki Charlie Hebdo dergisine saldırı düzenleyen kardeşlerden birinin Yemen’deki El-Kaide örgütü tarafından birkaç yıl önce eğitildiğini bildirmiş. Yemen El Kaidesi de boş durmadı. Yemen El Kaidesi, Fransa’ya “Allah’a ve Müslümanlara karşı savaşa devam ettikleri sürece güvende olmayacakları” tehdidinde bulundu. Yemen El Kaidesinin bu açıklamasından sonra Yemen’in topun ağzına konulmak istenildiği anlaşılıyor. Yemen El Kaidesine yapılacak operasyon bahanesi en çok Amerika ile Suudi Arabistan’ın işine gelecektir.

Şimdi bakıyorsunuz İslam ülkeleri bazında başta Türkiye olmak üzere, İran Mısır ve birçok İslam ülkesi Paris saldırılarını kınayan İslamla bağdaştırılamayacağını söyleyen açıklamalarda bulunuyor. Hatta Hizbullah ve Hamas gibi örgütlerde bu saldırıların İslamla bağdaşmayacağını bas bas bağırıyor. Ancak Paris’teki yürüyüşe Suudi yetkililerden kimsenin katılmaması dikkat çekiyor.

Yine bir başka iddia ki ben onu 9 Ocak 2015’te “Charlie Hebdo’ katliamında Opus Dei parmağı!” başlığı ile gündeme taşımıştım. Bu iddiaya göre Charlie Hebdo’nun yayın politikasından rahatsız olanlar sadece Müslümanlar değildi. Vatikan ve hatta Fransa’yı İslam dünyasında radikal İslamcı örgütlerin hedef tahtasına dönüştürdüğü için Fransız hükümeti de hoşnutsuzluğunu zaman zaman belli ediyordu.

Fransız Karikatür Dergisi Charlie Hebdo yönetimi ile Fransa Hükümeti arasında, Fransa’nın işgal politikası ile ilgili kimi sorunların yaşandığı ve saldırıların yaşanan bu sorunların sonrasında düzenlendiğine dikkat çekiliyor. Fransa medyasından edinilen bilgiye göre, her konuda muhalif olan Charlie Hebdo isimli derginin Fransa’nın Libya’yı işgal etme planını deşifre etmek üzere olduğu, bundan dolayı Fransa yönetimiyle öldürülen Dergi yöneticileri arasında çok büyük sorunların yaşandığı iddia ediliyor.

Fransa’nın işgal politikalarını ve Afrika’da yaptığı katliamları da sayfalarına taşımak isteyen derginin, yaşanan sorunların hemen ardından böyle bir saldırıya uğraması Fransa Hükümeti hakkındaki iddiaların güçlenmesine neden oldu. Daha önceden İslam’a ve İslami değerlere de hakaret ettiği için İslam Dünyası tarafından da tepkiyle karşılanan Charlie Hebdo’ya gösterilen tepkiden istifade etmek isteyen Fransa’nın bu komployu düzenlemiş olabileceği belirtiliyor.

Bu söylentiye göre; Aralık sonunda France-Inter radyosuna konuşan Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Batılı ülkelerin istikrarsızlığa sürüklediği Libya’yı işgal sinyali vermişti. Önümüzdeki günlerde Fransa’nın Libya’ya yönelik işgal harekâtını dergiye taşımaya hazırlanan Charlie Hebdo yönetimi ve çalışanları, bu nedenle öldürüldü. Bu söylentiyi dillendirenler; Fransa’nın hali hazırda Libya’nın güney komşusu Nijer’de, Libya sınırına yaklaşık 100 kilometre mesafede bir askeri üs kurduğunu belirtiyor.

Ayrıca Nijer’in başkenti Niamey’de ABD ve Fransa insansız uçaklarının konuşlandığını ve en önemlisi; geçmişten bu yana Afrika kıtası üzerinde emperyal emelleri olan Fransa’nın özellikle Cezayir, Libya, Tunus, Nijer ve Mali gibi Afrika ülkeleri üzerindeki ırkçı emperyalist sömürgeci hayallerinin öteden beri bilindiğini söylüyor.

Amerika ve Suudi Arabistan istihbarat örgütlerinin işi olabilir mi?  31 Aralık 2014 Çarşamba günü, “Gottes Sonne Scheint Über Europa/İslamlaştırılma projesi” başlıklı yazımda Fransızların; Amerika ve Suudi Arabistan yapımı, taşeronluğunu IŞİD’in yapacağı bir terör olayı beklentisi içinde olduğunu yazmıştım. Çok geçmedi tam bir hafta sonra Paris saldırıları gerçekleştiğinde 8 Ocak 2015 tarihli yazımda “Suudi Amerika kına yaksın El Kaide Fransa’yı patlattı!” demiştim. Bazı emareler bu ihtimalin kuvvetle muhtemel olduğuna işaret ediyor.

Amerikalılar saldırıların hedefi olan Charlie Hebdo dergisi hakkında hiçte olumlu düşünmüyor. New York Times yazarı David Brooks terör saldırısı sonucu öldürülen Fransız Charlie Hebdo dergisi çalışanlarının özgürlük şehitleri olarak anıldığını ancak derginin yayınlarında bir nefret söyleminin bulunduğunu söylemesi bunun göstergesi. David Brooks, son olaylara verilen tepkilerden insanların radikal terörist grupların görüşlerini eleştirenleri kahramanlaştırdığı ancak kendi görüşlerini eleştirenlere karşı da oldukça hoşgörüsüz olduklarının ortaya çıktığını belirtti.

Sözlerinin devamını okuduğunuzda çoğunuz “Amerikalılar hidayete eriyor” diye düşünebilirsiniz. David Brooks diyorki “Bir çoğumuz için ‘ben Charlie’yim’ demek doğru değil çünkü bir çoğumuz Charlie Hebdo’nun saldırgan mizah anlayışını tasvip etmiyoruz. Kısacası saygı ve medeniyet ölçülerini sürdürmek istiyoruz ama aynı zamanda yaratıcılığa da elbette bir pay bırakmamız gerekiyor.”

ABD Başkanı Obama, Fransa’da terör tehdidinin sürdüğünü söylerken, İngiliz istihbaratçılar da Avrupa’da kitlesel katliamların olabileceği uyarısını yaptı. Konuyla ilgili farklı bir çözüm arayışı teklifi İtalya Başbakanı Matteo Renzi’den geldi. İtalya Başbakanı Matteo Renzi Paris saldırıları üzerine ortak bir Avrupa Birliği istihbarat servisi kurulmasını önerdi. Renzi bu önerisine “Ortak bir para birimimiz var, ortak bir istihbarat servisine de ihtiyaç duyuyoruz. Avrupa terörizme karşı birlik olmalı” sözleriyle açıklı getirdi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, “Hepimiz için önemli ve yaşantımızın temeli olan değerleri, Avrupa’da birlikte savunacağız” dedi. Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere Paris’teki saldırılar sonrasında Avrupa Birliği güvenlik kurallarının sertleştirilmesini istedi. Almanya İçişleri Bakanı de Maiziere askıya alınmış Avrupa Birliği güvenlik yönergesi taslağını tekrar gündeme getirmeye hazırlanıyor. Der Spiegel‘in haberine göre taslak, uçaklardaki yolcularla ilgili bilgilerin güvenlik birimlerine aktarılmasını içeriyor. Polis böylece yolcu listelerini elindeki aranan şahıslar listesiyle karşılaştırabilecek. Taslak Avrupa Parlamentosu’nda takılmıştı

Görülen o ki Paris saldırılarının sonrasında Avrupa Birliği ülkeleri için istihbarat örgütleri arasındaki işbirliğini geliştirmek zorunlu hale gelmiştir. Avrupa Birliği yapılanmasının diğer örgütlerden örneğin Nato gibi daha farklı istihbarat kurumlarının desteğine ihtiyacı olduğu kesin. Avrupa Birliği Paris saldırılarını kendi beraberliğini pekiştirmek, dağılma sürecine giren birliği yeniden toparlamak için bir fırsat görüyor. Ayrıca Rusya ve Amerika ve İngiltere gibi ülkelerin dikkatini çekmeden, onları ürkütmeden ama onlara karşı korunma refleksli bir istihbarat kalkanı düşünülüyor.

Bu ihtiyaç yıllar öncesinde Avrupa kıtasında yaşanan terör olayları ile ortaya çıkmıştı. Son yirmi yıldır Avrupa Birliği kurucu ülkeleri arasında istihbarat paylaşımında bulunmak, Avrupa Birliği’ne yönelik Amerika, Rusya, Çin, İran, İsrail ve Türkiye gibi ülkelerin gizli servis faaliyetlerini önlemek, deşifre etmek ve bu gizli servislere sızmak alanlarında mutabakat sağlandı. Birlik ülkeleri arasında ikili anlaşmalarla bu mutabakatlar geliştirildi. Günümüzde mevcut dört AB istihbarat kurumu bulunuyor. Bu kurumlar şunlar; Ortak Durum Merkezi (Joint Situation Center) (SITCEN), Avrupa Genelkurmay İstihbarat Dairesi (Intelligence Division of the European Military Staff) (INTDIV), Avrupa Birliği Uydu Merkezi (European Union Satelite Center) (EUSC) ve Europol.

İsrail’in National News haber sitesi, Dışişleri Bakanı Avigdor Liberman ve bir Mossad yetkilisinin Paris’te bazı Arap ülkelerinin yetkilileriyle gizli görüşmeler gerçekleştirdiğini yazdı. Tamda bu sırada Charlie Hebdo dergisine yönelik kanlı baskını araştırmakla görevlendirilen komiserin intiharı akıllarda soru işareti oluşturdu. İsrail hükümeti adına Paris’te bulunan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu belli etmese de bu saldırılara en çok sevinenlerden. Helal ürün satan bir Yahudi marketine düzenlenen saldırıda yaşamı kaybeden Fransız Yahudilerin olması, İsrail’in mevcut nüfusunu artırmak için gayret gösteren İsrail hükümeti için fırsata dönüştürmüş durumda.

İsrail, Fransa’da 7-9 Ocak arasında yaşanan katliamlar sonrasında giderek daha da tedirgin olan Avrupa Yahudilerine çağrı yaparak, ülkeye göç etmelerini istedi. Başbakan Netanyahu, Avrupa Yahudilerine seslenerek, “İsrail sizin yuvanızdır” mesajı verdi. Nitekim İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, “Yahudi karşıtlığının arttığı Avrupa ülkeleri ve Fransa’daki Yahudilerin İsrail’e göçlerini artırmak için çalışacağını” söylemesi, psikolojik destek şeklinde yorumlansa da “Fransız Yahudilerinin evi İsrail” şeklindeki sözleri göçü kamçılayan bir tahrik ifadesi değil de nedir?

Yirmi yıldan daha uzun bir süredir faaliyette olan Avrupa Birliği istihbarat kurumlarının gerçek amacı ne olacak? Amerika ve Rusya’nın siyasi, ekonomik ve askeri saldırılarını püskürtebilecek mi? Avrupa2yı tehdit ettiği iddia edilen Radikal İslamcı örgütlerin terör eylemlerini engelleyebilecek mi? Yoksa küresel istihbarat ağı İslam korkusunu pekiştirir mi? Bu soruların cevabını siz ne kadar merak ediyorsanız bende en az o kadar merak ediyorum. Yüce Rabbimiz izin verirse hep birlikte müşahede edeceğiz. 

Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

8 adet yorum var.

  1. lokman hekim dedi ki:

    bana kalırsa korkunun ecele faydası olmaz

  2. Doktor dedi ki:

    bu saldırının 1 . hedefi müslümanları 2 gruba ayırmaktır.
    1. terörist
    2. batı ile uyumlu
    bu daha önce Bush tarafından da ifade edilmişti(11Eylül’de) “yabizimlesiniz ya da bizim düşmanımızsınız” demişti ve haçlı seferinden söz etmişti.
    ABD paris yürüyüşlerine katılmadı, netenyahu katılması istenmemesine rağmen geldi.
    bu ÜST AKIL (artık kimlerden oluştuğunu herkes biliyor) müslümanlarla avrupayı savaştırmak ve haçlı seferlerini de avrupaya yaptırmak istiyor. bu saldırıların devamı gelecek. Avrupada bu üst akla kim evet derse onları iktidara taşıyacak kamuoyunu yaratmaya çalışacaklar

  3. şeyma dedi ki:

    öldürenler kendi, ölenler kendi
    fatura bize
    yok ya
    pışşık
    oldu gözlerim doldu

  4. Doktor dedi ki:

    Bizdeki FOX TV nin sahibi Murdock diyorki “müslümanların birçoğu barışçıl olabilir ama bize bunu ispat etmeleri gerekir”
    Bizdeki FOX TV nin sahibi Murdock
    Bizdeki FOX TV nin sahibi Murdock

  5. Tahsin dedi ki:

    Anlaşılan o ki, bu saldırıda dahli olmayan tek gurup müslümanlar. Herkesler bir şeyler için bir sürü halt karıştırıp olayı tezgahlamışlar ama nasıl edip de bunu bize yıkıverdiklerini bir türlü anlayamıyorum. Allah müstehaklarını versin.

  6. muharrem dedi ki:

    iş bizim başımıza patlamasa hükümet başbakan düzeyinde yürüyüşe katıldı teröre karşıyız mesajı verdi
    aklıma gelen odurki gelişen hadiseler nedeniyle hükümeti istifası yerine laf dinleyen parelellerin gelmesi veya ülkenin bölünmesi gibi seçenekleri önümüze koyabilirler sebebide
    -filistine destek israil e köstek olmak
    -el kaide ye yardım etmiş olmak
    -iişid e yardım etmiş olmak
    rusya ile yakınlşmak
    ile bize yüklenecekler
    çevremizdeki gelişmelerde şöyle
    2015’i “büyük ayaklanma” yılı olarak gören PKK, bölgede 27 karakol kurdu sözde komutanlık ve karakollar oluşturdu. Yol kesen kimlik soran örgüt 20 bin silah dağıttı
    -mısır ırak asker gönderecekmiş hasekide musulda mısır askeri olacak şey değil ama oluyor mısır iriş değil ama olacak gibian türkiye çatışması olacak

  7. muharrem dedi ki:

    son cümle karışmış
    -mısır ırak a asker gönderecekmiş hasekide musulda mısır askeri olacak …olacak şey değil ama oluyor. bölgede iran mısır türkiye çatışması olacak

  8. Hozan dedi ki:

    açın gözünüzü açın
    neymiş efendim..?
    Müslümanlar öldürmemiş

Bir yorum bırak