Dirilişin ahı – Fikrikadim

Dirilişin ahı

Her günah temizlenir, bembeyaz yapılır”

Türkiye. 1960 İhtilali. Asker-bürokrat ortaklığı 2. Cumhuriyete geçmeyi. Türkiye’yi sosyalist/kemalist/baasçı bir zihniyetle zaptürapt altına almayı kafaya koymuş bir ideal peşinde. Var olan ana cadde lüks apartmanlardaki çocukların şiir, roman, hikaye,film diye yüksek sesle bağırarak yürüdükleri edebiyat caddesine inkılap etmiş. Hz. Ali Cenkleri okuyanlara karşı entelektüel bir üstünlük her yerden anlaşılacak bir güvenle 68 yürüyüşünde…

Kendisinden ibaret ve kendisinden başkasını görmeyen Edebiyat caddesi merkezden Anadolu’nun bütün şehirlerine Bulgar tırları gibi son sürat gazlamış geliyor.

Bütün patika, mezra, sokak mahalle, ocak bucaklarıyla Anadolu, bu caddeye atılmak için öğrenciden emekliye seferber. Sele karşı durmak iktidarın bile altından kalkamayacağı bir ivme içinde.

Gün sosyalist/Kemalist bir fırtınanın her yeri, zihni ve ekolü sarıp anaforuna kattığı günler.

Bu cadde çıkmaz sokak diyerek

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.” Dese de ana caddenin korosu “mistik şair” diye itirazı bireysel bir trajedi görmek çabasındadır. Bilmezler ki Müslüman bir Çile’nin feryatları, Büyük Doğu diye Batı’nın ve Kuzeyin radyasyonuna şemsiye açma Don Kişotluğunda. Gençlikteki Kaldırımlara itirazı artık bütün bir sisteme yönelmiş. Egemenlere bile kaldırımlar değişik bir çeşni iken, sisteme yönelik temel itirazı ötelemek için geri kalmamışlar hiçbir şeyden. Kumara, damara her zaafıyla gelmiş gündeme.

Ana caddenin assolistleri ile aşinalığına, tanışıklığına ve ilişkilerine rağmen kendisine değil bu topraklara, kadim zamanlardan gelip bugüne ulaşan apayrı bir cadde açmaya çabalayan var. Diriliş, açacağı caddenin inşaatına sarfeden, doğunun yedinci oğlu. Yükü ağır, bir medeniyeti, evren tasavvurunu ve idraklerin ihyasını önceleyen bir ihataya varıp dayanmış. Sanki kutsal topraklardan, tarih siyer fıkıh ve tefsirlerin haritasından bu ülkeye ihsan edilmiş bir yön açan/yol açan, medeniyete kapı açan şair, düşünür. Tek başına ana caddeyi trafiğe açık tutmayı murad edinen bir müceddit. Edebiyat ve medeniyet müceddidi. Öncesi yok ama kadim bir caddenin kavşağında. Çevresinde bir hâle var. Issızlığın ortasında, çölün insafsızlığını yaşayan çorak toprakta bir vaha açmış.

Batı ve Kuzey, Avrupa ve Rusya cesameti ile ezip kendine benzettiği dünyanın içine Türkiye’yi de katmış sürüklüyor. Türkiye’nin entelektüel zihninin her hücresi zaptürapt altına alınmış. Bunun bir yerinden sızan bir filiz seslenmiş Batı Notları ile “batı artık Türkiye’nin Büyük rüyası değil, aydınlarımız da distribütörü.” Bu toprakların tozunu kara kavruk gençler, Ankara, İstanbul, Paris’e bile bulaştırma azminde. Paris caddelerindeki monşerler gibi bir patronaj altında sürse de. Birlikte yol açmaya azmetmiş bir bilinçle Edebiyat çevresinde boy veriyor.

Debelenip canlandıkça filizler boy vermeye, kovanlar oğul vermeye her yana taşmaya başlar. Mavera böyle fışkırır. Batıya aşina ama reddeden, Kuzeye kapılmış bütün şiirlerin kavramlarını Adım Müslüman diye emeğin burcuna Allah Allah diyerek çeken. Bir özgüven var; her alana vukufiyet. Batı, doğu, İslam, müktesebatına almak için ekmek yerine kitap, su yerine dergi alan bir iştahla saldırıyor her yöne.

Sebilürreşat, Serdengeçti, Hür Adam, Bugün aklınıza ne gelirse ağdalı bir dille ve klasik cevaplarla moderne direnen bir muhafazakarlıktı.

Bu akım hem güncel bir dile sahip, hem de Anadolu’dan özgüven içinde yeni bir ses inşa ediyor. Nurettin Topçu bunun için çabalamıştı ama aradan nice zaman geçince bir başka kanaldan gerçekleşiyor umudu ve aydınları… Aynı ekolden olmasa da.

Zihni geleneğin idrakinde ama dili ve söylemi istikbale yönelik. Sağcılığın bütün yüklerinden arınmış; öztürkçe-osmanlıca büyük tartışmasına bile karışmadan her iki tarafın anlayacağı bir dil tutturuyor. Bütün bir Anadolu simsiyah asfalt dışında yeşil seccadeleri andıran bir örtüye bürünmüş caddeye dönüşecek sanki. Artık genel akımın otoban yaptığı yolun dışında bir ana caddenin inşa edildiğini, trafiğe açıldığını görüyoruz. Görmek istemeyenler gözlerini kapatsa da.

Aylık Dergi, Yönelişler, Yedi İklim dallanıp budaklandıkça çağa, zamana ve insana “Doğunun ve Batının rabbi” adına söylenecek söz/ses/kelime buluyor her soruya.

Ana cadde yoğunlaşmaya durmuş. Rejimin, kemalizmin, sosyalizmin batının ve kuzeyin, birikip vaveyla ile yürüdükleri cadde tali yol olmaya mahkum sanki. Batıdaki her yeniyi tercüme gücü ile kendine mal etme ve buradan entelektüel bir rant çıkarma ayrıcalığı elinden kaymış, gitmiş.

Bu bir iklim, atmosfer ve ruh doğuruyor. Artık bu topraklarda halkın içten içe gizli bir bilinçle hissettiği ama ifade edemediği ne varsa sütunlarını inşa edip rafine bir dil olmuş yeni caddede. Çatıyı kurmak için kubbeyi ayakta tutacak bir fikre kadroya ve organizasyona ulaşmış.

Bu iklime eklenenler, yan yollardan gelip Ana caddedeki hareket halindeki trene son anda atlayanlar yüksek katlarda direksiyonu belirleyen bir konuma ulaşmıştır.

Yeşilliklerimize kurduğu siyah gökdelenler;

“Cadde sokak ev bütün kent uygun kurulmamışsa samanyollarına

Mutluluk ne mümkün o kentin insanlarına!”

Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin 
Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan 
Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde 
Örneğin Hint Okyanusu gibi derin 
İsyanın kapkara sularına dalan

itirazları hafızalarda iken; bunlardan doğan duyarlılıklar, kısa dönem bir ikbal için unutulmuş. Yetmemiş. Geçmişin meşakkatli caddelerinden derlenen kan ter ve emek bir koltuğun dengesiz ayağının altına sıkıştırılmış.

Sallanmasın diye. Belki düşeriz, belki mide bulantısı doğar.

Şuraya bir Diriliş sıkıştır, şu masanın ayağının altına yedi güzel adam. İstihbarat ajitasyonuna kanmayanlar belki buna kanar. Her yer suskun. Susamış.

Nasılsa memleket ölmüş susuzluktan. HES’ten enerji verelim. Elektrik verince belki konuşurlar. Ne belkisi Kesin.

-Kes! KES.

 

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Fikri kadim’in editöryel politikasını yansıtmayabilir

*BU MAKALEDE YER ALAN FİKİRLER YAZARA AİTTİR VE FİKRİKADİM?COM'un EDİTORYAL POLİTİKASINI YANSITMAYABİLİR.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

2 adet yorum var.

  1. hasan Ali dedi ki:

    Sadece; teşekkürler, teşekkürler, teşekkürler demek istedim

  2. ömür dedi ki:

    geç kalmış bir teşekkür yazısı, kaleminize sağlık efendim

Bir yorum bırak