Derin Bilinç Kürtleri büyük buluşmaya hazırlıyor! – Fikrikadim

Derin Bilinç Kürtleri büyük buluşmaya hazırlıyor!

Kuzey Irak Kürt Yönetimi uzun süredir bağımsızlığı ilan etmenin peşinde. Ancak IŞİD gailesi bu ilanı biraz geciktirdi. Şimdi hazırladıkları Yol Haritası’na göre ’Bağımsız Kürd Devleti’ni Sykes-Picot antlaşmasının 100. yıl dönümünde, yani 16 Mayıs 2016’da duyurmaya hazırlanıyorlar. Bu çerçevede; bir grup parlamenter, üniversite öğretim üyesi, aydın ve akademisyenden oluşturulan heyetin ’Bağımsız Kürdistan İçin Yol Haritası’ hazırlayarak Kürdistan Bölge Yönetimine ve siyasi partilerin liderlerine sunduğu biliniyor.

Kürdistan coğrafyasında, yeni siyasi aktörlerin ortaya çıkacağı anlaşılıyor. Türkiye’de de benzer hazırlıklar göze çarpmakta. 2012 yılında kuruluşunu ilan eden Kürdistan İslami İnisiyatifi / Azadî İnisiyatifi, bu yılın eylül ayında parti hareketine dönüşerek Kürdistan İslami Hareketi / Azadî Hareketi adıyla İslami bir hassasiyetle Kurdî ve Kurdistanî duyarlılığını açıkça ortaya koydu. Partiya Azadî ya Kurdistanê’nin (PAK) örgütlenmesini değerlendiren uzmanlar, bir üst bilinç çizgisinde daha çok aydın kitle arasında popüler hareket olduğunu belirtiyor.

Azadî Hareketi, yakın bir zamanda Siverek şubesini açmıştı. AZADÎ’nin Van, İstanbul, Batman, Elazığ, Malatya, Urfa, Muş, Hakkari, Adıyaman, Kızıltepe ve başka birçok merkezde örgütlenmesini tamamladığı ve şube açacak heyetlerin teşekkül ettiği bildiriliyor. Şimdilik STK statüsünde faaliyet gösteren bu yeni oluşumun, Hak Adalet ve Hürriyet için Kürdistan İslami Hareketi / AZADÎ adıyla, siyasi parti hüviyetine kavuşacağı anlaşılıyor. AZADÎ Olağan Kongresinin 2015 yılında veya 2016 yılının başlarında yapılabileceği söyleniyor. Muhtemelen Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetiminin bağımsızlık deklarasyonunu açıklaması beklenecek.

Bir diğer politik örgütlenmeyi temsil eden, Hak ve Özgürlükler Partisinin (HAK-PAR’ın), 6. Olağan Kongresi, 26 Ekim 2014 tarihinde Diyarbakır’da gerçekleştirildi. Kongreye Türkiye’nin Doğusundan, Güneyinden, Güney Batısından birçok parti/örgütün temsilcisi ve üyeleri katıldı, konuşmalar yaptı. Türkiye ve Kuzey Kürdistan’dan birçok parti ve sivil toplumu kuruluşu temsilcileri, çok sayıda yazar, bağımsız siyasetçi ve aydın da HAK-PAR Kongresinde bulundu. Ancak bu iştiraklerin nezaket çerçevesinde gerçekleştiği ve halkın ilgisinin sınırlı olduğu ortaydı.

Kürdistani Demokratik Partisi adı alması beklenen ve Türkiye’de KDP-T olarak adlandırılan, Mesut Barzani’ye yakın oluşumun temelini 12 Eylül öncesi faaliyet gösteren 8 Kürt örgütünün oluşturduğu biliniyor. Resmi başvurusu gerçekleşmeyen Partinin kuruluş çalışmalarını 5 üyeden oluşan “Kürdistani Parti Girişimi” yürütüyor. Bu isimler arasında, Mehmet Emin Kardaş,  Fettah Karagöz ve Faik Bucak’ın oğlu Sertaç Bucak yer alıyor. 4 Temmuz 1966’da Urfa’nın Karaköprü mevkiinde suikast sonucu öldürülen Faik Bucak’ın oğlu Sertaç Bucak, Almanya’daki Heidelberg Üniversitesi’nden mezun. 1991 yılında Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder’in himayesinde düzenlenen Uluslararası Kürt İnsan Hakları Konferansında kuruluş kararı alınan Uluslarası Kürt İnsan Hakları Merkezi başkanlık ve yöneticiliğini üstlendi. Almanlarla ilişkisi bilinen Sertaç Bucak; Hak ve Özgürlükler Partisi eski Genel Başkanı.

Partinin temel amaçları arasında, eşit, adil, demokratik ve özgür koşullarda, Kürt milletinin kendi kaderini tayin hakkını, kendi toprakları üzerinde kendi kendisini özgürce yönetme ve Kürdistan’ın devlet olma hakkını savunması bulunuyor. Bu partinin kuruluş toplantısına 12 Eylül döneminin örgütleri olan, Kürdistan Demokrat Partisi(KDP), Devrimci Demokrat Kürt Derneği(DDKD), Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları (KUK), Rızgari, Alarızgari, Özgürlük Yolu, Têkoşin, Kawa temsilcilerinin katıldığı belirtiliyor.

Kürt siyasi aktörleri arasında Barzani’den sonra, en çok gündemde olan isim Abdullah Öcalan. Türkiyeli Kürtlerin bir kısmını kontrol altında tutan Öcalan, Suriye Kürtlerinin de doğal lideri kabul ediliyor. Ancak Öcalan’ın en büyük defosu, İmralı’da ömür boyu hapis yatacak olması. Onun adına politik kazanımlar peşinde koşan HDP, Kandilden esip gürleyen PKK liderleri, Kobani’’de IŞİD’e karşı ölümüne savaşan PYD/YPG, Öcalan’ın kendisine sakladığı büyük kozları.

Suriye Kürtleri, PKK bağlantılarına rağmen kendilerini dünya kamuoyuna kabul ettirmeyi başardılar. Suriye Baas rejiminin yanı sıra, Amerika ve bazı Avrupa devletlerinden silah ve mühimmat yardımı alabiliyorlar. Siyaseten rakipleri Peşmerge güçleri dahi onların yardımına koştu. Kobani Kantonu Başbakanı Enwer Müslim ile PYD temsilcisi Xerib Hiso’nun Güney Kürdistan (Kuzey Irak) temasları devam ediyor. YNK Pilotbüro üyeleri ile bir araya gelen Müslim ile Hiso, Goran Hareketi’ni de ziyaret etti.

Bu ziyaret, Peşmerge güçlerinin Kobani’ye intikalinden sonra gerçekleşti. En önemlisi ise Suriye Kürtlerine yakın siyasi partileşme faaliyetlerine izin vermeyen Hewler yönetiminin yumuşama temayülü göstermesinden sonra vuku buldu. Güney Kürdistan’ın Süleymaniye kentinde kongresini toplayan Kürdistan Özgür Toplum Hareketi (Tevgera Azadî ya Civaka Kurdistanê), kuruluşunu ilan etmiş, iki yıldır hazırlıkları yapılan Kürdistan Özgür Toplum Hareketi, 17 Ekim günü 150 delegenin katılımı ile Süleymaniyê’de kongresini yapmıştı.

İran’da Kürtlere şirin görünmeye çalışan bir strateji takip ediyor. Yapılan bir anketten, Türkiye Kürtleri içerisinde en sempati toplayan ülkenin İran olduğu sonucunun ortaya çıkması, İran’ın hevesini kamçılıyor. Alman GFK kuruluşunun düzenlediği anket araştırmasında, Türkiye Kürt halkından %73’ünün, İran’a karşı müspet görüş taşıdığı belirlenmiş. Bu ankette Türkiye Kürtleri içerisinde İran’a olan sempati, Kürtlerin ortak bağ ve dil taşıdıkları Kuzey Irak Kürt yerel yönetiminden de fazlaymış. Bu ankette Amerika ve İsrail ise Kürtler içerisinde en nefret edilenlerin ilk sırasında yer alıyormuş.

Türkiye’de örgütlü, İran, Irak ve Suriye Kürtleri arasında partneri bulunan bir başka siyasi güç ise Türkiye Hizbullah cemaati. Cemaatin Müstezaflar Derneği adı altında faaliyet gösterdiği biliniyor. Bu dernek Hz Muhammedi Anma toplantıları düzenlediğinde yüz binlerce insanı toplayabiliyor. Muharrem ayında ise Kerbela Şehitlerini anma toplantılarını tertipliyor. Hizbullah cemaatinin siyasi örgütü Hür Dava Partisi birçok ilde teşkilatlanmasını tamamlamış durumda.

Hüda Par genel merkez ve yöneticileri Irak Kürdistan’ı Komala İslami Partisi ile Irak Kürdistanı Büzitnava İslami Partisiyle bağlantı içindeler. Kuzey Irak’taki Kürdistan Bölgesinin önde gelen İslami partilerinden Cemaat-i İslami ile İttihad-ı İslami partileri, Kuzey Irak’ta yapılan seçimlerde ittifak yapabiliyor. Ayrıca bu üç patinin Suriye’deki Müslüman Kürtleri temsil eden, Kürdistan İslam Birliği (Yekgirtu) ile diyalog ve irtibatta olduğu sanılıyor. PKK’dan sonra yaygın örgütlü siyasi hareket Hüda Par.

Sorun şu; Kürdistan coğrafyasında ortaya çıkan ve Kürtlerin Birliği ideolojisi etrafında örgütlenen hangi siyasal hareket, Kürt halkının büyük bir çoğunluğunun teveccühünü kazanabilecek? Irak merkezli Kürt hareketlerin avantajı, neredeyse yüzyıla yakın süredir silahlı mücadele içinde olmaları, otonom devlet yapıları ve petrol gibi stratejik enerji kaynağının üzerinde oturmaları. Petrolden elde ettikleri geliri, Kürdistan İmparatorluğu için kullanabilecekleri kimseye sürpriz gelmiyor.

Bölgede güçlü bir diğer oluşum ise Türkiye, Suriye İran ve Irak’ta örgütlü PKK. Kuzey Irak’ta Kandil gibi kaleleri mevcut. Kuzey Irak halkının desteğini arkasına alabiliyor. Suriye’de PYD/YPG gibi örgütlü yapıya sahip. Türkiye’de HDP bu silahlı oluşumun sivil kanadı biliniyor. İran’da illegal yapılanmaları mevcut. Ayrıca ümmet şuuruyla faaliyet gösteren Hüda Par, bu yarışta ben de varım, Kürdistan coğrafyasında gayri İslami yapılanmalara müsaade etmem diyor.

Lakin tüm bunların üstünde bir derin bilinç, Kürtleri ama tüm Kürt halklarını ve örgütlerini aynı çatı altında, aynı hedefte toplamaya hazırlanıyor. Sosyal paylaşım sitelerine bakın, interneti tarayın, bütün Kürt gruplarının söylemlerin dışında ve üstünde, yeni bir söylemle Kürtlerin birleşmesine yönelik yayın yapan gruplar göreceksiniz. Bunların büyük çoğunluğu, aynı ustanın nizam verdiği, destur verdiği bir kutlu iz taşıyor. Ümmetin yetimi Kürtler, imkânsızlıklara rağmen, çağdaş firavunlara, zalim kral Dahhaklara rağmen, İslam kardeşliğini tesis edecekler. Türkiye gibi İslam Aleminin fedakar ve cefakar bir mensubunun yanında saf tutacaklar, bir olacaklar, diri olacaklar iri olacaklar..!

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

6 adet yorum var.

  1. Abbas Tevfik dedi ki:

    Dilerim Ömür kardeşimin görüşleri isabetli çıkar. İslam coğrafyasının şu sıkışık anında Kürtler müslümanların yanında saf tutarlar; böylece diğer müslüman toplumların ilk umumi harp sonrası yaptıkları hataları nedeniyle yüzlerini kızartır ve iyi bir örnek olurlar. Fakat aksine bir tavır içerisine girerlerse ne Allah ve nede Tarih huzurunda hesap veremedikleri gibi,diğer müslüman toplumların işledikleri şuçu işlemiş olurlar. Allah Ümmetin yardımcısı olsun.

  2. koçgiri dedi ki:

    KÜRTLERİN MAKUS TALİHİ inş değişir

  3. ersin duman dedi ki:

    rüya, hayal, olmayacak şey

  4. Alpaslan dedi ki:

    Türklerin Turanı na boşuna özenmeyin, kaptırmayız vallahi

  5. Kamil dedi ki:

    Malcolm X hacca gidip gelmiş, ırkçı düşüncelerden tamamen sıyrılmış, ismini Malik El-Şahbaz olarak değiştirmiş ve ümmet şuurunu yakalamıştır.
    Bu nedenle de Elijah Muhammed liderliğindeki eski yol arkadaşlarının baskı ve şiddetine maruz kalmaktadır.
    Şahadetinden birkaç gün önce eşi Betyy’e şöyle der:
    “Siyahlardan kurulu dünyanın en iyi teşkilatını kurmuştuk, lakin zenciler mahvetti”
    Malcolm X’in bu sözünden ilham alarak şunu söylüyorum.

    Kürtler yerkürenin en kadim topraklarında birlik içerisinde, huzur içerisinde ve barış içerisinde yaşayabilirler, lakin kendi içlerindeki “kürtçüler!” buna ne kadar müsaade eder, işte asıl mesele…

    Bu mufassal malumat için yazara teşekkürler…

  6. Doktor dedi ki:

    Her kim iyilik yaparsa kendine, her kim kötülük yaparsa da kendinedir.
    Ben Kamil ‘e katılıyorum

Bir yorum bırak