CHP, HDP ve AK Parti nereye? – Fikrikadim

CHP, HDP ve AK Parti nereye?

Ömer Altaş / Haber10

Birkaç sene önce, yemyeşil yaprakları açmış, yemişe durmuş, iki katlı ev büyüklüğünde, dalları çevreyi boydan boya kaplayan, bahçemizin gürbüz incir ağacı, hiçbir şeyin zarar görmediği sıradan rüzgârlı bir havada devrildi.

Nasıl oldu diye merak ettiğimizde, gürbüz incir ağacının, kökünden koparak devrildiğine şaşkınlık içinde tanık olduk.

İncir ağacının kökleri, İstanbul’un tarihi dokuları nedeniyle toprak altındaki boşluklara denk gelmiş, zaman içinde tamamen çürümüştü.

Bir bahçede boylu boyuna devrilmiş olan devasa büyüklükteki incir ağacına, bir köküne bakıp ağacın bugüne kadar nasıl ayakta kaldığını düşünüp durduk.

Sonuçta incir ağacının kökü yoktu ve devrildi.

Bu nedenle, kök problemi yaşayan siyasi yapıların dış görünüşlerine yansıyan cevvaliyeti, çok önemsenmemeli.

Türkiye siyaseti, bu anlamda köklü yeni değişimlere gebe görünüyor.

CHP, parti olarak kökü itibariyle sorunlu özellik gösteriyor. Parti kurmayları da gerekli köklü değişimleri gerçekleştirecek entelektüel bilince sahip görünmüyor.

Aslında olay hiç karmaşık değil, kapsamlı analizlere gerek duyulmayacak kadar sade ve net.

Kemalist devlet partisi olan CHP “devletini” kaybetti, kökünden oldu.

“Belki olur, bir sonraki sene mutlaka” diyerek vakitlerini boşa harcıyor ve kendilerini eğlendiriyorlar.

CHP’ye yapılacak her aşı da beyhude bir çaba olacaktır.

Her organizma bir misyon taşır; CHP misyonunu tamamladı görünüyor.

Ancak, “CHP tabanı” bu ülkenin önemli bir gerçeği.

Bu taban yok olmayacak, CHP tabelasını indirse bile kitlesi var olacak ve siyaseti biçimlendirmeye devam edecektir.

Peki, oluşacak büyük sosyal ve siyasal boşlukta, CHP tabanı hangi siyasi mecraya göç eder?

Bu sorunun cevabı başka bir sorunun cevabına bağlı.

Türkiye siyaseti bundan sonra hangi rotayı takip eder ve siyaset gemisi hangi limana demirler?

Türkiye siyasetine, yine “saklı dinamikler” yön verecek.

Partilerin adı farklı, sloganları farklı, tüzükleri farklı, toplum önünde hitapları farklı olacak ama kamuoyu, “sade algılar” üzerinden karar verecek.

“Doğru mu, yanlış mı?” tartışmasına girmeden Türkiye siyaseti gemisi; küresel ve bölgesel jeopolitik ve iç koşulların etkisiyle, İslam temelinde inşa edilen bir limana demir atacak ve uzun bir süre orada kalacak.

Bizim aydınlar, ne konuşmak ne duymak isterler ama bugün, topluma ve siyasete, “İslam’ı içselleştirenler” ile “İslam’ı yaşamdan dışlayanlar” şeklinde bir ayrım kendini dayatıyor.

Bu realitenin baskısıyla CHP’nin yaptığı dindar kesimlere açılım fayda vermeyecektir.

CHP’nin İslamlık açılımları dokusuna ve diline uymayacak, ikiyüzlülük, samimiyetsizlik olarak kodlanacaktır, aslı dururken yapayınayönelme olmayacaktır.

Öyle görünüyor ki CHP, kendi adına daha kötü olanı yapmak yerine, HDP ile ittifak yollarını aramalı.

Bugün, AK Parti karşısında söz söyleme gücü sadece PKK kökenli Kürt siyasetinde var.

Bundan sonrada böyle olacağına dair politik, sosyal ve psikolojik nice göstergegöz önünde.

Yeni Türkiye denen olguyu, inşa edecek iki dinamik söz konusu: AK Parti çatısı ve HDP çatısı.

Türk siyaseti, bir elek içinde bir oyana bir bu yana sallanacak ve enikonu bu sonuç ile karşılaşacak.

Tabi bu yeni şartlar diğer taraftan AK Parti’yi, “Türklüğün adresi” olmaya da zorlayacaktır.

Müslümanlık vurgusu yanında AK Parti, Türklük vurgusunu da atbaşı öne çıkarmak zorunda kalacak.

Çünkü önümüzdeki aylarda HDP, Kürtlük algısını zirveye taşıyacak. HDP, bölgedeki siyasetini Kürt milliyetçiliği ile dizayn edeceği için bu söylem, Batı bölgeleri ve Karadeniz için gün geçtikçe daha fazla rahatsızlık verecektir.

Bilinenin ve beklenenin aksine Çözüm süreci, AK Parti’den çok HDP’nin oylarında patlamaya neden olacak.

Çözüm süreci ile HDP, altın günlerini yaşayacak (ancak bunun yalancı bahar olduğunu fark edemeyecekler). HDP göze çarpan bir şımarıklık yaşayacak ki bu gereklidir, bu hevese müsaade edilmelidir.

Çözüm süreci derinleştikçe, arada kalmış kitleler de HDP siyasetine yazılacaklardır.

Ara topluluklar, canlı “bölge gücünden” yana tavır alacaklardır.

Öte yandan HDP, Türkiye partisi olmaya çalıştıkça -ki HDP buna mecbur ve son derece yararlı olur- Türkiye’nin Batı bölgesinde milliyetçilik de doğru orantıyla güçlenecektir.

Türkiye kamuoyu, bu gerçeklerle yüzleştiğinde sarsılacaktır. Hatta bu realite, Türklük referansını öne çıkaranlarda bir travma etkisi yaratacaktır.

İşte bu sarsıntı; AK Parti’yi, Türkiye’nin batısında hem Müslüman ve hem muhafazakâr milliyetçi bir politik dile evirecektir.

Peki AK Parti, HDP’nin şu an etkin olduğu bölgelerde nasıl bir siyasi çizgi takip etmelidir?

Tıpkı CHP’nin Müslüman açılımındaki çelişkisinde olduğu gibi, AK Parti’nin Kürt milliyetçiliği ile ilgili yapacağı her açılım bir çelişkidir ve PKK siyasetini besleyecektir.

AK Parti, asla tereddüt etmeden Çözüm sürecinin gereklerini yerine getirirse, kuşku yok ki, bölgenin tamamı bu mesajı doğru algılar.

Ancak AK Parti, HDP’nin popülariterliği karşısında telaşa kapılıp bölge siyasetinde Batı’da uyguladığı yöntemi tersinden devreye sokmamalıdır.

Hem Çözüm sürecini hem Kürt milliyetçiliğini dikkate alan bir siyaset olmaz.

AK Parti, Kürdistan’da kendine sadece “Müslümanlık”esaslı bir yol belirlemelidir.

AK Parti, PKK etkisindeki Kürt referanslı siyaseti sadece “Müslümanlık” ile yenebilir.

AK Parti genel seçimde; Doğu’da Kürt siyasetinden oy almaya yönelik bir siyaset takip ederek, milletvekillerini bu mantık içinde seçmeye eğilimli görünüyor.

Bu politika ile AK Parti kendi ayağına kurşun sıkar.

AK Parti, I. Meclis döneminde olduğu gibi hatta çoğunlukla bölgenin en dindar simalarını, mollalarını, gerekirse sarığı ve cübbesi ile Meclis’e taşımalıdır.

Batı’da, ümmetçi, Müslüman siyasetinin kapısını milliyetçi söylemlere açık tutmak zorunda kalacak olan AK Parti, Doğu’da daha reel dinamiklerden beslenmesine rağmen Kürt milliyetçiliği söyleminden uzak durmalıdır.

Bu siyasetin başarılı olmasının tek garantisi, Çözüm sürecindeki ısrarı ve samimiyeti olacaktır.

Sonuç itibariyle Türkiye, yakın gelecekte de kimlik siyaseti çelişkileriyle dizayn olacaktır.

Türkiye siyasetinin bir tarafında İslam, Müslümanlık, din, diyanet, Kuran, kitap kapsamını onaylayanlar, diğer tarafında, İslam’a, Müslümanlığa, dine, diyanete ve bunları temsil eden sınıflara tepkisi olanların altında toplandığı iki çatı olacak.

Birinci grubun çatısını AK Parti siyaseti belirleyecek; ikinci grubun çatısını, sancılı, zaman alıcı, bıktırıcı iniş-çıkışlarıyla milliyetçi Kürt siyasetinin ana akım olduğu yeni bir politik yapı belirleyecek.

Gezi Parkı ve Kürt milliyetçiliği dinamiği bir tarafta, yeni vizyonuyla AK Parti diğer tarafta.

“Seküler, batıcı, solcu ve milliyetçiler bu tarafa!”

“Kültürel ve dindar Müslümanlar o tarafa!”

Türkiye siyasetinin yeni hali, gürbüz ama köksüz incir ağacının bireysel olarak yaşattığı duyguyu herkese yaşatacak, kökü olan yapılara da yaşam alanı açacak ve hızla büyütecektir.

YAZAR HAKKINDA

fikrikadim.com sitesinin görüllü editörü
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak