You Are Browsing ‘KÖŞE YAZARLARI’ Category

Arrayİşleri incelikli ve kusursuz yapmanın yollarını tanımak ve tanıtmak çok hoş. Böyle şeylerle karşılaşınca insan ister istemez, memleketimizde de her işin böyle incelikli ve kusursuz yapılmasını arzuluyor elbette. Bunun olamayacağına ilişkin o kadar çok hadise yaşamış oluyoruz...

Hakikatin ışığı her nerede ise aradım; kimi zaman okul sıralarında, kimi zaman kitaplar arasında. En çok insan yüzlerinde… Yüzlerinden yüreklerini görmeye çalıştığım insanlarda… Işığı yakalamaya ramak kalmıştı. Birden gözlerim kamaştı, ışığı gördüğüm insanların yüzlerini seçemedim. Her biri beşerî zaafların, ihtirasların...

Bu arada, geç modernliğin bilinç yapılarını çözümleyen hınzır bazı sosyologlar, geleneksel cemaatin yerini alması beklenen “özgür halk”...

Bu iki kavram, aslında ontolojik ve söylemsel açıdan birbirine rakip olabilecek kavramlar değil. Ontolojik açıdan cemaat, bilinen tarihle yaşıt neredeyse; ya da şöyle mi demeli: “Cemaat, uzun tarih çağları boyunca insanoğlunun tanıdığı tek gerçek varoluş formu olarak rakipsizdi. O, kendini dayatan ve kabul ettiren bir limit durumdu; insan ancak bir...

Tahsin Varol Melekler konusunda bildiklerimiz genellikle Din Kitapları’na dayanır. Nitekim “meleklere inanmak” İslam Dini’nin temel esaslarından biridir[1]. Bize ulaşan dört Kitabın neredeyse ortaklaşa tasvir ettikleri bir “melek” kavramı var: “İslâm dininde melekler, yemeyen, içmeyen, erkeklik ve dişiliği olmayan, uyumayan, günah işlemeyen,...

Kur’an kurslarında, milletin namaz kılabilmesi için daha çocukken ezberletilen dualar (sureler) genellikleElemtere’den aşağısıdır. Hocalık yaptım, ordan biliyorum, hocalarımız dahi çoğunlukla Elemtere’nin hemen üstünde yer alan yani ondan bir önceki sırada gelen Hümeze suresini çoğunlukla ihmal ederler. İhmal ederler derken, namazlarda zammı...

Birkaç gündür gündemi meşgul eden; duymazdan, görmezden geldiğim bir sorundan bahsetmek istiyorum. “Neden bu konuda yazayım? Yazmayayım. Yazmamalıyım… Sen dindar adamsın, sofu adamsın.” dedimse de kendime dinletemedim. Ayran içtim, yazmaya başladım.  Sorun, benim sorunum değil. Ama…  Rakı, şarap, konyak, votka ve bilumum sarhoş edici...

Yargı, medya, ordu, sermaye, devrimci, solcu, sağcı, dinci, kapitalist… Devlet dediğimiz organizasyonu var kılan bütünün parçaları, devletin ortakları… Muktedir olmanın kavgasını veren vicdan sömürücüleri, örgütlü çetelerdir nihayetinde… Ben ve benzerlerim gibi örgütlenememiş, örgütçü olamamış koyunların etinden, sütünden...

Bilimin siyaset ve iktidar kavgasının bir parçası haline dönüşmesi, ikinci sınıf muhteris ve kifayetsiz entelektüellerin eliyle gerçekleşmiştir. Toplumun çeşitli katmanlarına nüfuz edenler de bunlardır. Bilim ve düşüncenin topluma ulaşmasında asıl işlevi bunlar görür. Bilim adamı ve entelektüel, toplumla ilişki (ütopik beklentilerin haricinde)...