You Are Browsing ‘Elçin Yıldız Şimşek’ Category

Elçin Yıldız Şimşek Gezip anlatırken bu kadar seyahati nasıl yapıyorsun, bu işin bir de ön çalışması, mutfağı olmalı diye soran okuyucularımıza, hatta özellikle de üniversite öğrencilerine yönelik bir deneyimler, öneriler bölümü hazırlamayı düşünüyordum bir süredir. Kimi...

Zamanı bol olanlar için kaleye çıkarken sol taraftaki antikacıların kapıları aralanmak üzere sizi bekliyordur ya da en az biriki saat daha ayırabilecekseniz, Çengelhan´da mola verip Bilim Müzesi´ni de gezebilirsiniz. Ancak midenize hüküm geçiremiyorsanız Ankara´nın eski konaklarından herhangi birisinde kalenin içerisinde çeşitli Ankara lezzetlerinin...

“Yıllar bizi buldukları gibi bırakmıyorlar.” der Owen Meredith. Peki acaba yıllar gezdiğimiz, gördüğümüz ya da yaşadığımız kentleri buldukları gibi bırakıyorlar mı? Bir kenti ikinci defa gezdiğinizde ya da bir işiniz düştüğünde ve yeniden uğradığınızda günümüz dünyasının getirdiği değişimi, gelme sıklığımız ne kadar...

Bir süredir ara verdiğimiz gezi yazılarımıza bu sefer de Orta Anadolu´dan devam edelim istiyorum. Öyle ki belki bilinen diğerlerine nazaran başlara alarak biraz olsun iltimas geçeceğimiz bir şehirle; güzel atlar diyarı Kapadokya´nın pek de bilinmeyen bir kenti Niğde ile üstelik… Benim için gezmek ya da seyahat etmek fiilinin ruhumun derinliklerine...

Orta Avrupa´da Viyana ile başlayan yazılarıma çok sevdiğim Budapeşte ve Bratislava ile devam ettikten sonra Prag üzerine birşeyler kaleme almadan olmazdı diye düşünerek; II. Dünya Savaşı yıllarında pek zarar almamış ve ayakta kalan mimarisiyle sıklıkla kulağını çınlattığımız Çek Cumhuriyeti´nin ve hatta Orta Bohemya´nın incisi nam-ı...

Slovakya´nın en büyük şehri ve başkenti olan Bratislava biraz da Çekoslovakya´nın bölünürken bıraktığı mirastır bu ülkeye. Zira Çek Cumhuriyeti büyük ağabey Prag´ı alırken, daha geri kalmış ve üvey evlat muamelesi görmüş Bratislava´yı gördüğünüzde, bu öksüz yanını daha iyi kavrarsınız. Yine de Orta Avrupa´nın kendine has kültürü,...

Kardeş ülke Macaristan´ın başkenti Budapeşte, esasen Tuna nehrinin iki yakasındaki Budin ve Peşte şehirlerinin 1873 yılındaki birleşmesiyle oluşmuş. Bu iki başat şehri çift kutuplu kültürüyle öylesine yoğurmuş ki bünyesinde, zıtlıkların her rengini ahenk içerisinde barındırıyor. İlk gördüğünüzde tam bir Avrupa Hanımefendisi dediğiniz...

Doğum günü mumunu söndürürken dilenen dilek gibi, çocukluğumdan hatırlıyorum sanki. 1872 yılında Jules Verne tarafından kaleme alınan “Le tour du monde en quatre-vingts jours” yani nam-ı diğer Seksen Günde Devr-i Alem´i okuduktan sonra mıydı, yoksa Pazar Gecesi Sinema Klubü´nde Indiana Jones´un maceralarından birine tanık olduktan sonra mıydı...

acaba ot gibi yerden mi bittimacaba denizlerde mi şaşırdımve zamanı nasıl unutmaktayım zaman unutulunca mısrı kadîm yaşanabiliyorkendimi unutunca seni yaşayorumyaşamakbu ânı yaşamaktır ammon râ’ hotepveya tafnitkim olduğunu bilmek istemiyorumyalnız etrafında nefes almalıyım dut bu a’ru ünnek pahperkama pet kama tâmısır metinlerinde okuduğum...

Yine yapış yapış sokaklarda bir kent sabahı.. Yüzünü boz renkli bulutların ardında gizlemekten sıkılan güneş, soğuğun sertliğine aldırmadan gülümsemeye çalışıyor, arsız bir çocuk gibi.. Önceki haftadan kalmış buz kitlesi şimdi eriyiveriyor usulca, ama heran eski katı ve sessiz haline dönebilir. Belli mi olur ne yapacağı, kış bu; hele...