Birdman veya cahilliğin umulmayan erdemi – Fikrikadim

Birdman veya cahilliğin umulmayan erdemi

soner unveren

Soner Ünveren

87.Oscar ödül töreninde, en iyi film ödülünü, Alejandro Gonzales Inarritu imzalı Birdman adlı film kazandı. Akademi, 12 yılda çekilen Boyhood filmini es geçti. Birdman; en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi sinematogrofi ve en iyi orijinal senaryo olarak 4 önemli ödül kazandı. Hollywood’un kısır bir yıl geçirdiği senede Meksikalı yönetmen büyük bir iş başararak, meslektaşlarını geride bırakmasını bildi. Inarritu’nun, Akademinin kendisine layık gördüğü en iyi film ödülünü, en iyi filmiyle alamaması insanın biraz canını sıkıyor o kadar. Yoksa Birdman, tek sekans filmler arasında yeri nadir doldurulacak bir kaliteye sahip.

Paramparça, aşklar ve köpekler filmiyle tanıdık Inarritu’yu. Bundan sonraki filmlerinde de göreceğimiz gibi 3 farklı hayat hikayesini tek filmde işliyordu. Bu mükemmel filmin 2001 yılında en iyi yabancı film oscarını alamamasının tek sebebi de Kaplan ve Ejderha gibi bir filmle aynı yılda çekilmiş olmasıydı. Paramparça, aşklar ve köpekler göstermişti ki, Meksika, dünyaya Guillerme Del Toro ve Alfonso Cuaron’dan başka bir ismi daha hediye etmişti. Ardından gelen 21 Gram, Babel ve Biutiful gibi güzelliklerin ardından Inarritu, Birdman’le oscarı kazanabilmiştir.

Riggan (Micheal Keaton) bir süper kahraman olan Birdman’le sinema dünyasında tanınmış bir oyuncudur. Yıllar geçtikçe filmleri eski çekiciliğini kaybeder ve Birdman artık unutulmaya yüz tutmuştur. Riggan kalan tüm malvarlığıyla Broadway’de bir salon kiralar, kendi yazıp yönettiği bir tiyatro eserini sahnelemek, tekrar insanlar tarafından fark edilmek ve kabul görmek ister. Eserin Hollywood’da daha çok kitleye ulaşması içinde ünlü oyuncu Mike Shiner (Edward Norton) ile anlaşır. Kendisine Ünlü olmanın kapılarını tekrar açacak bu oyun için yapabildiği bütün fedakârlıkları yapacaktır. İç sesine yani gerçek Birdman’e kulakmı verecek yoksa oyununu sahnelemek için elinden gelen herşeyi yapacakmıdır?

oyuncularBirdman, süper kahramanlıktan çıkıp Riggan’ın egosu haline gelmiştir. Ve bu egosu yüksek adam, filmde, popüler kültürün en güzel eleştirilerinden birini vermektedir. Unutulmak her insanın korkusudur. Herkes tarafından tanınıp daha sonra unutulmaya başlanmak ise daha büyük bir korku ve travma getirir zannımca. Çünkü sahibi olduğu tek şeydir fark edilebilmek. Bu elinden alındığında, geriye hayali bir süper kahramanla ağız dalaşından başka bir şey kalmıyor elinde. Biz izleyiciler de yaparız bunu bazen. Sevdiğimiz bir karakteri hayatımıza davet eder, acaba ‘o’ olsaydı ne yapardı derken buluruz bazen kendimizi. Sadece Film yıldızlarına has değildir unutulma korkusu; bilim adamları, filozoflar, yazarlar… Öldükten sonra da hatırlanma isteği, içten içe yer beyinlerini. Ve siyasetçiler, zaten unutulmamak için hayatlarımızı cehenneme çevirmiyorlar mı? Nietzsche, “İnsan birine bir iyilik yaptığında, bunun farkında olmasa bile kendi egosunu tatmin etmek için yapar. Sırf kendisi hakkında güzel sözler söylesin diye, yaptığı diğer kötülükleri unutması için birine bir iyilik yapar ve övülmeyi bekler” der. Riggan’ın yaptığıda tam olarak bu. Filmin sonunda da bir insan unutulmamak için nereye kadar gidebilirin cevabını Riggan veriyor zaten.

Filmin senaryo kısmından ziyade çekim tekniği büyülüyor insanı. Tek sekansda çekilen film izleyiciyi bir an olsun gözlerini ekrandan ayırmasına izin vermiyor. Kamera gereksiz detaylara girmeden, star odasından, koridorlara; tiyatro sahnesinden, sahne arkasına, görüntü bir an bile kesilmeden devam ediyor. Tüm film tek sekanstan oluşmuyor elbette. Bunun tek örneği, Rus yapımı dahi yönetmen Aleksandr Sokurov imzalı 99 dakikalık tek çekimden oluşan ’Rus Hazine Sandığı’ filmidir. İnsanın aklına, Meksikalı olan bir başka usta Alfonso Cuaron’un ‘the Children of Men’ filmindeki o meşhur araba sahnesi geliyor. Cuaron’un araba sahnesinindeki aldığım o 5 dakikalık hazzı bu filmde alamadığımı da söylemek isterim. Tabi bunu sadece tek sekansdaki başarıları kıyaslayarak söylüyorum, filmleri değil. Birdman’i güzel kılan bir diğer detayda Edward Norton’un varlığı. Asi star rolünde Hollywood’un şımarık çocuklarını çok güzel resmetmiş.

Yazıyı son olarak benimde yeni öğrendiğim küçük bir bilgiyle bitirmek isterim. Ntv haber sitesinin kültür sanat bölümünde gördüm. Yani ben onların yalancısıyım. Yazı şöyle başlıyordu. “ Meksika’da bir adam hayatı hakkında ne yapacağına bir karar vermemişken, bir gün bir film izler ve yönetmen olmaya karar verir. O adam; Paramparça, aşklar ve köpekler, 21 Gram ve Babel gibi filmlerin yönetmeni alejandro Gonzales Inarritu. İzlediği film ise ‘Yol (Yılmaz Güney)’.”

*BU MAKALEDE YER ALAN FİKİRLER YAZARA AİTTİR VE FİKRİKADİM?COM'un EDİTORYAL POLİTİKASINI YANSITMAYABİLİR.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir adet yorum var.

  1. Tahsin Varol Tahsin dedi ki:

    Filme gideceğim Soner bey ama seans saati benim saatime uymuyor. Sanırım DVD’sini alacağım, çıktıysa ya da çıktığı anda. İnarritu’nun Paramparça Aşklar ve Köpekler ile 21 Gram’ının DVD’leri var. Güzel filmler. Bu daha iyi diyorsunuz, eh ödül de aldığına göre benim Oscar arşivime girecek herhalde. Tanıtım için teşekkürler.

Bir yorum bırak