Başkanlık sistemi: Mecburiyet mi, tercih mi? – Fikrikadim

Başkanlık sistemi: Mecburiyet mi, tercih mi?

GÜLAY GÖKTÜRK / AkşamGazetesi

Görüldüğü kadarıyla başkanlık sistemi kampanyası resmen başlamış bulunuyor. Bizlere de “tartışın” çağrıları yapılıyor. 
Elbette tartışacağız. Ama önce bir noktayı netleştirmemiz lazım: 
Biz başkanlık sistemine parlamenter sistemden daha iyi olduğu için mi geçmek istiyoruz; yoksa buna mecbur muyuz? Yani, 367 skandalı yüzünden cumhurbaşkanını halk oyuyla seçmek zorunda kaldığımız ve bu yüzden de şimdi cumhurbaşkanı ve başbakanın pozisyonları arasında problemli bir alan oluştuğu için böyle bir değişiklik yapmaya elimiz mi mahkûm? 
Eğer mecbursak, iki sistem arasında bir seçme yapma hakkımız da yok demektir, dolayısıyla tartışma açmanın da anlamı kalmaz. Hatta referendum yapmanın da…  
Ne diyeceksiniz halka? “Cumhurbaşkanını halka seçtirmekle  geri dönülemeyecek bir yola girdik. Yani biz bu değişikliği yapmaya mecburuz ama sizin oyunuzla yapmak istiyoruz” mu diyeceksiniz? 
Ama mecburiyet söz konusu değilse,  o zaman da sistem tartışmalarının orta yerinde, bu geçişin kaçınılmaz olduğunu, aksi takdirde büyük siyasi krizler çıkacağını hatırlatıp  “boşuna tartışıyorsunuz” havası yaratmamak gerekir. 
***
Ben bugünlük  tartışmaya temel bir soruyla başlamak istiyorum: 
Eğer yukarıda söz ettiğim “mecburiyet” durumunu kabul etmiyorsak,  ilk sormamız gereken sorunun “Neden değiştirmek zorundayız?” sorusu olması gerekmez mi? 
Öyle ya, bu kadar  önemli bir sistem değişikliği “biraz da onu deneyelim” diye yapılmaz. Parlamenter sistemin ciddi olarak krize girmiş olması, bu sistemle “Yönetilemez  bir Türkiye” manzarasının ortaya çıkmış olması gerekir. 
Oysa Türkiye’de tam 13 yıldır süren gayet istikrarlı bir yönetim var. Koalisyon ihtimali de görünmüyor. Kaldı ki, koalisyonların “felaketin öbür adı” olduğu varsayımını da ciddi olarak gözden geçirmek gerekiyor (bu başka bir yazının konusu) AK Parti iktidarı bu 13 yıl boyunca parlamenter sistem içinde icraat yaparken zorlanmadı; iktidar yetkisini rahatlıkla kullandı ve zaten o sayede az zamanda çok büyük dönüşümler başardı. Dolayısıyla ben şu anda ülkede parlamenter sistemden kaynaklanan bir kriz yaşandığını düşünmüyorum. Böyle düşünenlerin “ülkeyi prangalarından kurtulmak” gibi genel ifadeler kullanmak yerine mevcut sistemin nerelerde zorlandığını daha somut ortaya koymaları ve bizi ikna etmeleri gerekiyor. 
Bu noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuyla ilgili ilk açıklamasına  daha yakından bakmakta fayda var. Erdoğan parlamenter sistemin en önemli zaaflarını “çok başlılık” ve “yavaşlık” olarak görüyor olacak ki, başkanlık sisteminin iki önemli avantajını “tek başlı yönetim” ve “hızlı karar alma imkânı” olarak koyuyor ortaya.  
Oysa bu iki nokta da bana avantaj olarak gözükmüyor. 
Halkın yüzde 35-40’ının en büyük korkusunun “tek adam yönetimi” olduğu ve asıl beklentinin iktidarın paylaşılması, katılımın artırması, mümkün olan her alanda konsensus aranması olduğu bir ülkede,  “tek başlılık” vurgusu yapmak, ikna edicilik bir yana mevcut endişeleri daha da körükleyen bir etki yapar. 
Ayrıca, kararların hızlı alınması her zaman iyi bir şey değildir. Çoğu zaman da oldu-bittileri çağrıştırır. Özellikle içinde yaşadığımız dönemin yeni bir inşa dönemi olduğunu düşünürsek ve bu inşa sürecine dışlandığını hisseden kesimlerin de katılımını sağlamaya çalışmanın önemini kabul ediyorsak; asıl ihtiyacımızın daha hızlı karar almak değil; daha çok tartışarak, daha ince eleyip sık dokuyarak,  daha katılımcı karar alma mekanizmaları kurarak ilerlemek olduğu da görülür. 
Belki de cumhurbaşkanının  “tek başlılık” ve “hızlı karar” ifadeleri, üzerinde çok düşünülmeden, fazla önemsenmeden söylenmiş sözlerdir ve bazı okurlar, benim bu iki kelimeye fazla takıldığımı düşünebilirler. 
Bu itirazları yapmamın nedeni daha tartışmanın başında, bütün önkabullerin ve klişelerin gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulamak içindi. 
Önyargısız, özgür bir zihinle tartışmaya, başkanlık sistemine ikna olmaya hazırım. Her iki sistemi de zihin terazimin kefelerine koyup tartmaya çalışıyorum. Ama yıllardır tekrarlan kerameti kendinden menkul klişeleri  kabul etmeye de niyetim yok. 
Daha işin başındayız ve çetin bir tartışma olacağı şimdiden anlaşılıyor.

YAZAR HAKKINDA

fikrikadim.com sitesinin görüllü editörü
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak