Aydın tavrı aydından ne bekler? – Fikrikadim

Aydın tavrı aydından ne bekler?

Rasim Özdenören / YeniŞafak

Aydının belirleyici tavrının onun muhalif duruşu olduğu söylenir.

Aydın, neye muhalif?

Sayalım:

Önyargıya…

İktidar şakşakçılığına…

Haksızlığa, adaletsizliğe, zulme…

Dalkavukluğa…

Aydın, yerine göre kendi duruşuna da muhalefet etmesini bilen kişidir. İlkelidir, ama ilkeli davranıyorum sanısıyla kendini kapadığı kapana da muhaliftir…

Aydın, yerine göre kendisiyle, kendi fikirleriyle, önyargılarıyla hesaplaşmayı göze alabilen kişidir…

O, kendini de tartışmaya açabilen biridir…

Kendini sevmeyeni de sevmesini bilir…

Kendini sevenin yanlışını söylemenin de üstesinden gelir…

Ama sevmede ve sevilmede yanılgıya düşmekten de kaçınır. Kur’an hükmü bu açıdan ona yol gösterici olur: ‘İşte siz o kimselersiniz ki onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler, Siz Kitap(lar)ın hepsine inanırsınız, onlarsa (yalnız) sizinle buluştukları zaman «inandık» derler. Aralarında baş başa kaldıkları vakit de (size karşı olan) kin(lerin) den dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki «Kininizle geberin». Şüphesiz ki Allah onların sinelerindeki bütün özü hakkıyla bilicidir.’ (Kur’ân-ı Kerim, 3/Âli İmrân: 119, Hasan Basri Çantay meali).

Demek ki, o, kendini sevmeyen karşısında uyanık bulunur.

Onu sevmeyenin hilesine karşı göğüs germenin üstesinden gelir.

Aydın değişime açıktır.

İçinde yaşadığı toplumun siyasal, toplumsal, hukukî ve iktisadî yaşantısıyla ilgilidir. Değişmesi gereken her ne varsa ona öncülük etmekten geri durmaz. Getirilmesi gereken için öne atılmaktan sakınmaz. Cesaretlidir. Ne ki, cesaretini ahmakça kullanmaz. Cesaretini kıran hususlar varsa onun üstüne yürümekten de sakınmaz.

Meselesini açık yürekle tartışır.

Kendini, tartışmaya açık tutar.

Değinilen özellikleriyle o yeni bir toplumun kurulmasına öncülük eder.

Kurulu düzen yeni bir toplumun kurulmasına engel oluşturuyorsa onu özeleştiriye davet eder.

Aydının önde gelen bir başka vasfı da özeleştiriye açık bulunmasıdır.

O, dönüştürmek istediği toplumun önünde ayak bağı olacak hukukî düzenlemelerle karşılaşırsa onları bertaraf etmenin yolunu arar ve bulur. Bu yönüyle de asla tutuculukla yan yana gelmez. Tutucularla buluşmayı reddeder.

O, sürekli sorgulama halindedir: kendini, toplumunu, çevresini, düzeni sorgular.

İslam geleneğinde, aydının devlet ricaline uzak durması salık verilirdi. Bunun başlıca nedeni, aydın, bu yakınlıktan dolayı ola ki, eleştirisini yöneltmekte çekingen dursun… Ne ki, aydın böyle bir konumda bile eleştiri oklarını atmaktan kaçınmıyorsa gerçek aydın olma liyakatini haiz sayılmalıdır.

Gerçek aydın için mahkemeyse mahkeme, hapisse hapis… O, pilavdan dönen kaşığın sapı kırılsın diyebilen biridir de…

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak