America's spies are killing Kurds love! – Fikrikadim

America’s spies are killing Kurds love!

Amerika’nın Kürt aşkı casusları öldürüyor!

 

17 Eylül 2014’te kaleme aldığım  “Urfa Göbekli Tepe’de casus savaşları”nda Suriye sınırımızda yaşanan istihbarat örgütlerinin faaliyetlerine az da olsa dikkat çekmeye çalıştım. Bkz (http://www.haber-sanliurfa.com/urfa-gobekli-tepede-casus-savaslari/) “Mimarlar İçin Etüt ve Bina Ölçmeleri” kitabının yazarı, Kapadokya bölgesinde arkeolojik kazılar yapan ekip üyesi 69 yaşındaki Alman Arkeolog Werner Herbert Schnuchel’in,  51 EE 728 plakalı otomobil ile  Urfa-Amed (Diyarbakır) karayolunun 30’uncu kilometresinde direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu ölümünden yola çıkarak, bölgede faaliyet gösteren yabancı istihbarat mensuplarının sıradan ölümlerinin aslında suikast olabileceğini belirtmiştim.

Ne kadar haklı olduğum; İran’ın İngilizce yayın yapan televizyonu Press TV’nin Kobani’deki gelişmeleri izleyen muhabiri Serena Shim’in geçtiğimiz Pazar günü Urfa’nın Suruç ilçesinde, içinde bulunduğu arabanın bir beton mikseriyle çarpışması sonucu ölümüyle bir kez daha ortaya çıktı.

Lübnan asıllı Amerikan vatandaşı iki çocuk annesi 30 yaşındaki muhabir Serena Shim; aslen Lübnanlı Şii bir babayla Amerikalı bir annenin çocuğu. Lübnan ve ABD vatandaşı. ABD pasaportu taşıyor. BBC’nin haberine göre Shim, Ölümünden iki gün önce Cuma günü çıktığı programda Türk istihbaratı MİT’in ”yapabileceklerinden biraz korktuğunu” belirtmiş. İran’ın İngilizce yayın yapan televizyonu Press TV, Kobani’deki gelişmeleri izleyen muhabiri Serena Shim’in Pazar günü Urfa’nın Suruç ilçesinde, içinde bulunduğu arabanın bir beton mikseriyle çarpışması sonucu ölümünü ”şüpheli bulduğunu” söylüyor.

Serena Shim adlı gazetecinin Press TV ile yaptığı bir söyleşide, ölüm tehditleri aldığı ve casusluk ile suçlandığını söylemesi düşündürücü. Shim, ölümünden iki gün önce yaptığı bir açıklamada, Ankara yönetiminin kendisini casusluk yapmak ile suçladığını ve Türkiye’nin Kobani olayları konusundaki haberlerini yayınladığı için böyle bir suçlamaya maruz kaldığını söylemişti.

Shim, Türkiye sınırı üzerinden Suriye’de savaşan insanların haberini yapan ender gazetecilerden olmak ile birlikte, IŞİD teröristlerinin Dünya Gıda Örgütü kamyonlarına binerek, Türkiye-Suriye sınırında geçiş yaptıklarını gösteren fotoğraflar da yayınlamıştı. İşte tüm bunlardan dolayı Serena Shim ölümü şüpheli görülüyor. Ancak Şanlıurfa Valisi Küçük, İran’da İngilizce yayın yapan Press TV muhabiri Serana Shim’in, Suruç ilçesinde trafik kazasında ölmesinin ardından ortaya atılan iddiaların gerçek dışı olduğunu belirtmesini de göz önünde bulundurmak gerekir.

Geçtiğimiz Cuma günü kısa süreli Türk güvenlik güçleri tarafından kısa süreli sorguya alınan gazetecinin, aradan geçen birkaç gün sonra şüpheli bir trafik kazasında ölmesi, ister istemez şimşekleri Türkiye’nin üzerine çekiyor. Aslında Türkiye’nin üstüne yıkılmaya çalışılan tek olay bu değil!

Türkiye’de cezaevinde olması gereken HSBC bombacısı’nın,  Suriye’de Esad güçleri tarafından öldürülmesini haberleştiren, Eylül 2012’de bir keskin nişancı tarafından Şam’da öldürülen Maya Nasr ile   yine geçtiğimiz yıl, Suriye’nin batı kesiminde Dabaa Hava Üssü yakınlarında bir yerde haber sunarken bir keskin nişancı tarafından vurularak öldürülen Suriyeli gazeteci Yara Abbas’ın akıbetleri Türkiye ile irtibatlandırılmaya çalışılıyor.

Serena Shim’in ölümündeki sis perdesini koyulaştıran olaylar zinciri, gerçek katil veya katillerin izlerini örtmek için oldukça iyi tasarlanmış ve zamanlanmış. Sorulması gereken soru; Serena Shim’in hangi ülkenin istihbaratı adına görev yaptığı? Bir tarafı Lübnanlı, bir tarafı Amerikalı, bir tarafı İranlı. İran’ın yanı sıra Lübnan, USA (ABD) pasaportları taşıyor. Üç ülkenin de vatandaşı. Ancak çalışıyor göründüğü Press TV, İran’da İngilizce yayın yapan bir televizyon kanalı. Serena Shim; Lübnan, Irak, Türkiye ve Ukrayna’dan Press TV için haber geçen bir isim. Anne ve babasının yaşadığı dün Lübnan’ın başkenti Beyrut’da Press TV’nin muhabiri Serena Shim’in anısına dün merasim düzenlendiği bildiriliyor.

Mevta gazetecinin üç ülkenin de istihbaratı adına çalışmış olabileceği ihtimal dâhilinde. Aslında Lübnan istihbaratı taşeron işlere imza atıyor. Daha çok İran ve Fransa istihbaratı adına alandan topladığı malumatları ilgili ülkelere servis ediyor. Ancak ABD’nin Lübnan’da güçlü bir istihbarat ağı mevcut. Beyrut Amerikan Üniversitesi, Amerikan misyonerlerden Daniel Bliss tarafından 1866’da Suriye Protestan Koleji adıyla Beyrut’ta kurulan ve 18 Kasım 1920’de Beyrut Amerikan Üniversitesi olarak adı değiştirilen eğitim kurumu.

Bu üniversitede çalışan bilim insanı görünümlü CIA ajanları Ortadoğu’da fink atıyor. MOSSAD’ı unutmamak gerekir. Serena Shim gibi donanımlı ve etnik kökeni melez bir gazeteci, bu gizli servisler için bulunmaz Hint kumaşı. Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca biliyor. Serena Shim aslında mevta gazetecinin kullandığı takma bir isim. İsmin gerçek sahibi Amerika’da İndiana Eyaleti  Muncie  kentinde 25 Temmuz 1917 kurulan Ball State Üniversitesi’nde Eğitim Psikoloji Bölümünde Psikoloji Doçenti. Yani olaylar hiçte göründüğü gibi değil. Bir iddia da ben ortaya atayım; Serena Shim İran gizli servisi Savama’ya çalıştığı için CIA ajanları tarafından öldürülmüş olabilir veya İran gizli servisi tarafından CIA’ya hizmet verdiği için Savama ajanları tarafından öldürülmüştür! Sahi siz ne dersiniz?

Gazetecinin ölümü; Türkiye’nin ABD’nin baskısına direnemeyerek Kobani politikasında bir U dönüşü yaşadığı iddialarının gündeme geldiği bir süreçte gerçekleşti. Amerikan ordusu Kobani’de IŞİD’e karşı savaşan Kürt milislere yardım için askeri kargo uçaklarıyla silah, mühimmat ve sağlık malzemesi attığını açıkladı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Harf, ülkesinin PYD ve PKK’yı ayrı örgütler olarak gördüğünü söyledi ve “PYD’nin desteklenmesi gerektiğini Türklere anlattık” dedi.

Harf, Türkiye’nin koalisyonda kilit bir rol oynadığını da söyledi. Casuslar savaşı devam ediyor. Bu savaş devam ediyor ama Amerika’nın Kürt aşkı casusları öldürüyor! Kör göze parmak kabilinden bir haberi sizlerle paylaşalım. Bir Amerikalı eski asker Jordan Matson, Amerikan ordusunda iki yıl görev yapıp ayrıldıktan yıllar sonra Rojava’da YPG için savaşıyor. Jordan Matson’un CIA casusu ve Pentagon görevlisi olmadığına beni kim ikna edebilir?

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

11 adet yorum var.

  1. uray dedi ki:

    çok şüphecisiniz

  2. can dedi ki:

    su testisi su yolunda kırılır

  3. Komençero Aslı dedi ki:

    cinayetlere kılıf uydurmanız yok mu size yakıştıramıyorum, özenli olun lütfen!

  4. mühendis dedi ki:

    dünkü yazınızında vardı men dakka dukka buda öle

  5. Bayburtlu Kerim dedi ki:

    yüce Rabbim nelere kadir

  6. apaçi gençlik dedi ki:

    olan gazetecilere oluyor

  7. Царица dedi ki:

    индейка опасной страной для иностранцев. Турки насильственные и жестокие

  8. charliie dedi ki:

    Spies patriotes qui ont servi leur pays.

  9. kerim dedi ki:

    siz başka sitelerde tanıdım, bir kaç aydır yazılarınızı takip edemiyordum, yazdığınız site değişmiş, farklı bir bakış açısıyla olayların arka planına ışık tutuyorsunuz iyiki varsınız

  10. Abbas Tevfik dedi ki:

    Nefis bir yazı,teşekkürler

  11. Doktor dedi ki:

    ava giden avlanır, darılmaca gücenmece yok!

Bir yorum bırak