Richard Bach'ın Martı Romanından Hayata Dair 13 Unutulmaz Söz - Fikrikadim

Richard Bach’ın Martı Romanından Hayata Dair 13 Unutulmaz Söz

Martı Jonathan Livingston, Amerikalı yazar Richard Bach’ın, bir martının hayatını ve bize kendi sınırlarımızı aşabileceğimizi söyleyen, bir ders vermek amacıyla yazılmış masal türünde romanı. Bu kitapta Jonathan’ın hayatı, uçuş denemeleri vb. olaylar anlatılıyor. Bütün martıların amacı uçmak değil yemek bulmaktır, ama Jonathan’ın amacı uçmak ve yeni şeyler öğrenmektir. Bu nedenle martılar tarafından dışlanmıştır. Romanın ikinci bölümünde Jonathan iki martıyla birlikte cennet sandığı yere gider. Orada Sullivan ile tanışır. Birlikte uçuş çalışmaları yaparlar. Sullivan dostluğa çok önem verir. Jonathan’ın kardeşi olur. Daha sonra Chiang adlı yaşlı bir bilge martıyla tanışır. Oranın cennet olmadığını, cennetin bir mekâan ya da zaman dilimi olmadığını ve ancak cennete mükemmelliğe ulaşabileceğini öğrenir. Chiang’ten hız dersleri alır. Chiang bir gün parlaklaşarak yok olur. Üçüncü bölümde Jonathan’ın öğrencileri olur. Daha sonra birlikte, dışlandığı sürüye giderler. Birçok dinleyicileri olur. Dördüncü bölümde Jonathan bir simgeye dönüşerek martıları yanlış yola sürüklemiştir. Fletcher buna engel olmaya çalışsa da başaramamıştır

Herhalde Richard Bach’ı en çok Martı Jonathan Livingston’ın hikâyesinde özümsedik. Martı Jonathan, Richard Bach’ın uçma tutkusunun, bizimse ulaşılması zor bütün tutkularımızın simgesi ve kahramanıydı. Genlerine kodlanmamış bir ‘sonradan çıkma’ dürtüyle hep yükseğe, daha yükseğe ve daha ustaca uçmaya çalışan bir martının ‘kişisel gelişimine’ tanık olduk. Hayalle gerçek karışır gibi oldu, sonra yine satırların aralarında denizin iyot kokusunu alıp rahatladık ve ‘kişisel geliştik.’ O incecik kitabı defalarca okuduk, biz okuduktan sonra da bir bankta yan yana oturup bu hikâyeyi tek kitaptan birlikte okuyan arkadaşları gördük.  Martı aynı zamanda “kişisel gelişim kitapları” fırtınasının şafak çığlığı gibiydi.

1

Bir martının Kurultaya karşı yanıt hakkı kesinlikle yoktu ama Jonathan’ın sesi yükseldi. “Sorumsuzluk mu? Ama kardeşlerim! diye haykırdı. Yaşamın anlamını, daha yüce bir amacını bulan ve ona ulaşmaya çabalayan bir martıdan daha sorumlu biri olabilir mi? Binlerce yıldır balık kafaları kovalayıp durduk, ama şimdi bir yaşama nedenimiz var – öğrenmek, keşfetmek, özgür olmak!”

2

Martı Jonathan, bir martının yaşamını o denli kısaltan nedenlerin, sıkıntı, korku ve öfke olduğunu keşfetti ve bunları zihninden silerek uzun, güzel bir yaşam sürdü.

3

Neden bu kadar azız? Garip! Benim geldiğim yerlerde…”

Binlerce ve binlerce martı yaşardı, biliyorum” diyerek başını salladı Sullivan. “Sana verebileceğim tek yanıt, senin ancak milyonda bir rastlanan bir martı olduğun. Çoğumuz öylesine yavaş geliştik ki. Dünyayı değiştirdiğimizde, vardığımız yer hemen hemen aynısıydı terk ettiğimizin, nereden geldiğimizi hemen unutarak ve geleceğe aldırmayarak günü birlik yaşadık. Karın doyurmanın, didişmenin sürü içinde iktidar hırsının ötesinde değerler olduğunun bilincine varmak için kaç yaşamdan geçtik dersin? Binlerce Jon, on binlerce! Sonra da yetkinlik denen şeyin varlığını öğrenmek için yüz yaşam ve ona ulaşmak için bir yüz yaşam daha. Şimdi aynı kural bizim için yine geçerli elbette: Gelecekteki dünyamızı burada öğrendiklerimizle kuran. Bir şey öğrenmedik mi, geleceğimiz şimdikinin eşi olur. Hep aynı sınırlamalar, üstesinden gelmemiz gereken kurşun gibi ağır bir tekdüzelik… hep aynısı.”

4

İyi ama bundan sonra ne olacak? Nereye gidiyoruz? Cennet diye bir yer yok mu?”

Hayır Jonathan, öyle bir yer yok. Cennet ne bir zamandır, ne de bir mekan. Cennet yetkinliğin ta kendisidir.” Sustu bir an. “Sen çok hızlı bir uçucusun, değil mi?”

Ben … ben hızı severim”, dedi Jonathan. Vasisinin fark etmiş olmasına hem şaşırmış, hem de onur duymuştu bundan.

Yetkin hıza ulaştığında, cennete ulaşmış sayılırsın Jonathan. Ve bu, ne saatte bin mildir, ne milyon mil, ne de ışık hızı. Çünkü herhangi bir sayı sınırdır daima, oysa yetkinlik sınır tanımaz. Yetkin hız cennettir yavrum.”

5

İstediğin herhangi bir yere ya da zamana gidebilirsin. Ben, düşünebildiğim her yere ve her zamana gittim.” Denizin ötelerine baktı. “Ne garip! Yolculuk uğruna yetkinliği yadsıyan martılar, o yavaşlıkla hiçbir yere ulaşamıyorlar. Yetkinlik uğruna yolculuktan cayanlarsa, anında her yere gidebiliyorlar. Unutma Jonathan, cennet bir mekan ya da zaman değildir, anlamsızdır mekan ve zaman.”

6

Sır, gerçek özünün, henüz söylenmemiş bir sayı mükemmeliyetiyle, zaman ve mekânın her yerinde aynı anda yaşadığını bilmekti.

7

Eğer dostluğumuz zaman ve mekân gibi şeylere bağlıysa, sonunda zamanı ve mekânı yendiğimizde, kendi dostluğumuzu da yıkmış oluruz! Ama mekânı yendiğimizde, geriye yalnızca Burası kalır. Zamanı yendiğimizde, bize kalan yalnızca Şimdi’dir. Burayı ve Şimdiyi paylaşacağımıza göre, nasıl düşünemezsin sık sık birlikte olacağımızı?

8

Onlara karşı sert olma Martı Fletcher. Seni dışlamakla onlar yalnızca kendilerini yıprattılar ve bunu bir gün anlayacaklar. Bir gün gelecek, onlar da senin gözünle görecekler. Bağışla onları ve anlamalarına yardımcı ol.

9

Gerçekte her birimiz, Yüce Martı düşüncesinin, sınırsız özgürlüğün ta kendisiyiz. Uçuş yetkinliği, özümüzü dile getirmeye doğru bir adımdır. Bizi sınırlayan her şeye karşı çıkmalıyız. Yüksek hız denemeleri, yavaş uçuşlar, hava akrobasisi, bunların tümünün amacı sınırları yıkmaktadır.” Jonathan akşamları kumsalda böyle eğitiyordu öğrencilerini.

10

Sürü Yasası der ki, dışlanmış olan asla geri dönmez ve on bin yıldır bir kez olsun bozulmamıştı bu yasa. Yasa, gitmeyin, kalın diye buyuruyor, Jonathan gidin diyordu; ve şimdiden bir mil uzaklaşmıştı bile. Daha uzun süre bekleyecek olurlarsa, düşman bir sürüyle tek başına karşılaşacaktı.

Eh, sürünün bir parçası olmadığımıza göre, yasaya uymak zorunda değiliz, ne dersiniz?” Fletcher’in sesi kaygılıydı. “Ayrıca bir kavga verilecekse, orada, burada olduğumuzdan daha fazla işe yararız.”

11

Çok yalın şeylerden söz ediyordu Jonathan: “Uçmak bir martının doğal hakkıdır, özgürlük varlığının özündedir. İster boş inançlar ve gelenekler, isterse sınırlamanın herhangi bir biçimi, özgürlüğü kısıtlayan ne varsa kaldırıp atılmalıdır.”

Kaldırıp atılmalı mıdır?” diye bir ses yükseldi kalabalıktan. “Bu sürü yasası olsa bile mi?”

Tek gerçek yasa, özgürlüğe gidendir. Başka yasa yoktur.”

12

Az önce seni linç etmeye kalkışan bu ayaktakımı kuşları sevmeyi nasıl becerebildiğini anlamıyorum.”

Yok Fletch, o değil sevdiğim! Kin ve kötülüğü sevmezsin elbet. Ama gerçek martıyı, her birinin içindeki iyi yanı görebilmelerine yardımcı olmalısın. Sevgiden benim anladığım budur. Üstelik bir kez tadına vardın mı, vaz geçemezsin bu işten, düşünmüyor musun?”

Öfke dolu genç bir martı hatırlıyorum örneğin. Adı Martı Fletcher Lynd. Henüz dışlanmıştı ve Sürüye karşı bir ölüm kalım savaşına girmeye hazırlanıyordu, Uzak Kayaları kendi cehennemi edecekti az daha. Ve işte bugün burada kendi cennetini inşa ediyor. Üstelik tüm sürüyü de buna yönlendiriyor.”

13

Sevgili Fletch! Gözlerinle gördüklerine inanma. Dış görünüştür onlar yalnızca, sınırlıdır. Kavrayışınla bak, öğrendiklerinin bilincine var, ve böylece uçmanın yolunu bulacaksın.”

Kaynak Site: oggito.com

Bu yazı takriben 102 görüntülendi.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.