Platon, kadın-erkek eşitliğini kabul eder miydi

Platon, kadın-erkek eşitliğini kabul eder miydi

Batı felsefesinin temelini atan Yunan düşünürlerden Platon, kadın erkek arasındaki eşitliği onaylamasına rağmen, kendi çağının sınırları içinde kalmış ve düşünce tarzına bu eşitliği tam yansıtmamıştı. Platon’a göre eşitlik sadece yurttaşları için geçerliydi. Nicole Bacharan, Françoise Héritier ile yaptığı söyleşide Platon’un kadın erkek eşitliği düşüncesi üzerinde duruyor.  Platon’un düşünceleri gerçekten çok ilginç.

Nicole Bacharan: Erkek ve kadın arasındaki bu arkaik ilişkiler bizim tarihimize kadar uzanmış olmalı. Batılı düşüncenin temellerinde Yunan düşünürler, özellikle de Platon ve öğrencisi Aristoteles yer alıyor. Platon, kendi döneminde de var olan cinsiyetler arası değer ayrımcılığını fark etmiş miydi? Bu durumu olağandışı bulmuş muydu?

Françoise Héritier: Platon da, kendisini takip eden diğer birçok düşünürle aynı çelişkiye düşmüştü: İki cinsin eşitliğini teorik ve soyut olarak kabul ediyor ama zamanının düşünce sistemlerinin koyduğu engelleri aşamıyordu. Düşünce yetisi ne kadar gelişmiş olursa olsun, insan içinde yaşadığı toplumun ve çağın sınırları içinde kalıyor ve kör noktaları fark edemiyor. Hepimizin kör noktaları var, kaçınılmaz. Diğer yandan, zamanlarında hâkim olan söylemin tamamen zıddı olan görüşleri mantık adına savunan nadir insanlara, savları ne kadar mantıklı olursa olsun pek kulak asılmamıştır.

Nicole Bacharan: Yine de Platon kadın erkek eşitliğini onaylıyordu değil mi?

Françoise Héritier: Evet, kadınların erkeklerden daha aşağı görülmesinin mantıklı bir nedeni olmadığını kabul ediyordu. Ancak bence diğer düşünürler gibi Platon’da da, soyut “cinsiyetler arası eşitlik” düşüncesi ve kişiler/cinsiyeti olan bedenler arasındaki gerçek ilişki bağlamında küçük bir ayrım vardı hep. Platon’da beni en çok şaşırtan, kafasındaki cinsiyetler arası eşitlik düşüncesinin yalnızca belirli bir sosyal sınıftaki kadınlar için geçerli olmasıdır. Yalnızca yurttaş sınıfında yer alan, Yunan ebeveynlerden doğmuş özgür kadınlar eşitlik hakkından yararlanabilirlerdi.

NB: Ya diğerleri, diğer sınıflarda yer alan kadınlar, köylüler, köleler?

FH: Onlar için erkeklerle eşitlik söz konusu bile değildi. Platon, kendi yurttaşlık vizyonu ile mantığı arasındaki ikilemi çözememiştir. “Demokrasi” olarak adlandırdığı yurttaşlık vizyonu, aslında “yurttaş” olarak tanımlanan ayrıcalıklılar grubundan oluşan aristokrat bir yönetime bağlıdır. Mantığı ise erkekler ile kadınların gerçekten eşit olduğu bir vizyona ulaştırır.

NB: Platon yalnızca yurttaş kadınlar ile erkekler arasında bile olsa, bu eşitliğin ne şekilde gerçekleştirilebileceğini düşünüyordu?

FH: Kadın ile erkeklerin ayrılması yoluyla. Ona göre kadınlar eşittirler eşit olmasına ama farklıydılar da. Erkeklerin görevlerini paylaşmak yerine, kadınlar dünyasında bunlara paralel görevler üstlenmeliydiler. Platon yalnızca kadınların katıldığı, bir araya gelip eğlendikleri ve felsefi konuları tartıştıkları ziyaretler yapılabileceğini düşünüyordu örneğin. Eski Yunan’da kadınların bu şekilde erkeklerle paralel işler yaptıkları bir dönemin gerçekten de yaşanıp yaşanmadığını bilmiyorum. Ancak Platon böyle öngörmüştü.

Yaşarken cesur olmayan ve dolayısıyla da insan sıfatını hak etmeyen bir erkek, öldükten sonra bir kadın bedeninde geri gelebilir.

NB: Buna rağmen Platon’un kendi zamanının düşünce kalıplarına tutsak kaldığını vurguluyorsunuz. Nasıl, açıklayabilir misiniz?

FH: Platon’u okurken, yazdığı metinlerde göze çarpan kadın erkek ayrımcılığı temelli ve hep erkek üstünlüğünü öne çıkaran düşünce kalıpları insanı şaşırtır. Örneğin Platon, ölenlerin ruhlarının hayvan şeklinde yeniden dirilebileceğine ve aynı şekilde bazen de bazı hayvanların insan şeklinde yeniden dünyaya gelebileceğine inanır. Çok cesur bir erkek aslan, bir erkek vücudunda yeniden dirilebilir. Buna karşılık yaşarken cesur olmayan ve dolayısıyla da insan sıfatını hak etmeyen bir erkek, öldükten sonra bir kadın bedeninde geri gelebilir.

NB: Bu da o kadar iyi bir şey değil…

FH: Kesinlikle iyi bir şey değil! Böylelikle, erkeklik özelliğinin eksik olmasının cezasını çekiyor. Platon’a göre hayvanlar insanlardan daha aşağı düzeydedir ama vahşi hayvan özellikleri (heybetlilik, korkusuzluk, yırtıcılık) bir yönüyle “erkeksi” olan özelliklerdir. Bu özellikler hayvanın insan olarak dirilmesini sağlar. Yine de bu yalnızca bazı hayvanlar için geçerli değildir.

NB: Mesela tavsanlar bu kategoriye girmiyordur herhalde!

FH: Tavşanların en iyilerinin, erkek olmayı umabilmeleri için önce araf olarak bir kadın bedeninden geçmeleri gerekecektir kuşkusuz! Platon’a göre, vahşi hayvanın erkeksiliği ile erkeğin erkeksiliği arasında yakınlık, kadın ile erkek arasındaki yakınlıktan daha fazladır. Bu da bana Platon’un kendi kültürünün tuzağından kurtulamadığını düşündürüyor. Aynı şekilde, insanı insan yapan bütün özelliklerin (yaşam, görünüş, tinsellik) taşıyıcısının, spermin içinde olduğuna inanması… Sonuç olarak, mantıken kadınlara eşitlik hakkı verilmesinden yana olsa da, bunu ancak erkeklerin idealine göre yaratılan toplumun kaymak tabakası (nec plus ulta) temsil edenlere -yurttaşların kızlarına, eşlerine ve annelerine- tanımaktan öteye gidemiyor.

(Kaynak: Kadınların En Güzel Tarihi, Çeviren: Yonca Aşçı Dolar, İş Kültür Yayınları, 2013)

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited: Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited
2017-06-06 02:20:10
yorum ikonu
2017-04-21 18:04:31
yorum ikonu
2017-04-21 10:13:45
Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.