Yüzleşme – Fikrikadim

Yüzleşme

Rasim Özdenören/YeniŞafak

İnsan aynaya baktığında ne görür?

Orada, dışarıda herkesin gördüğü bir görüntü mü yansır gözüne? İki göz, iki kaş, kulaklar.. öyle mi?

Yoksa o görünen yüzün altında bir başka yüz de var mıdır? Ki, o yüz, ancak bazılarının görebildiği bir yüzdür. O kişinin sırrına vakıf olanlar tarafından görülebilen ve ancak onlar tarafından görülebilen bir yüz… O kişinin vaktiyle sırrına vakıf olanların bilebileceği ve onlardan başka kimsenin bilemeyeceği bir yüz… Bu durum da, o yüzün iç yüzünü ancak kısmi olarak yansıtabilir…

Bir de, kişinin kendinden bile saklamaya çalıştığı bir gerçekliğin yüzü vardır o aynanın yansıttığı görüntüde… İşte, asıl o yüzü görmek gerekiyor.

İnsan, kendi kişisel tarihçesiyle yüzleşmeyi göze almadıkça, aynada yansıyan görüntünün gerçekliğine vakıf olamaz. Çünkü öyle durumlar olabilir ki, o gerçeklik, kişinin belki de doğal bir savunma güdüsü olarak kendine bile gizli tutulmuş olabilir. Kişi, o gerçekliği kendinden bile gizlemek, üstünü örtmek isteyebilir… Ancak cesareti olan, o görünen yüzün altındaki gerçekliğe meydan okuyabilir. Yansıyan görüntünün bir maske olduğunu fark edebilir ve o maskeyi yüzünden tırnaklarıyla söküp çıkarma yürekliliğini gösterebilir.

Durum, toplumlar ve onun tarihi için de böyledir. Toplumun ve o toplumun tarihinin görünen (veya gösterilen) yüzünün altında saklanan gerçeklikler de var bulunabilir.

Belli kuşaklar, o gerçeklikle yüzleşmeyi göze almaktan kaçınmış olabilir. Ancak hakikat asla sürgit gizli kalmaz: insana rağmen, topluma rağmen ve asla hatır gönül dinlemeden kendi gerçekliğini ortaya koyar. Bunu yaparken de birilerinin çıkarının zedelenip zedelenmediğini, bu işten birilerinin çıkarı olup olmadığını umursamaz: neyse o olarak, olduğu gibi görünür…

Kendi geçmişiyle, kendi geçmişinin gerçekliğiyle cesaretle yüzleşmeyi göze alanlar bulunduğu gibi, o gerçeklikten kaçmak isteyenlere de rastlanabilir.

Bir daha söylüyorum, bireyin de toplumun da kendiyle yüzleşmeye geçmesi cesaret ister. Kendine ve geçmişine meydan okuma yürekliliği ister. Kısır saplantılarından kurtulup kendini özeleştiriye açma yeteneğini ve dirayetini gerektirir.

Yüzleşmeyi göze alamayansa kendi yakın ve uzak geçmişinin batağına saplanmış halde, orada debelenme bahtsızlığını tercih etmiş olur.

Rövanş, o geçmişle yüzleşmeye, onunla hesaplaşmaya “evet” diyenlerden yana çıkacaktır

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun