Flynn: Müttefikimiz Türkiye krizde ve desteğimize ihtiyacı var – Fikrikadim

Flynn: Müttefikimiz Türkiye krizde ve desteğimize ihtiyacı var

Michael T. Flynn

Michael T. Flynn

ABD’de başkanlık seçimini kazanan Trump, Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak Michael Flynn’i seçti. Bu kararın ardından Flynn, Türkiye’de en çok konuşulan isimler arasına girdi. 8 Kasım’da, yani ABD’de başkanlık seçiminin yapıldığı gün, Amerikan ‘The Hill’ sitesi için kaleme aldığı yazıda “Gülen’e sığınacak bir liman vermemeliyiz. Bu krizde gerçek dostlarımızın kim olduğunu hatırlamamız şart” diyor. Flynn’in yazısının tamamını yayınlıyoruz.

flynn-main

Bugünlerde çoğu Amerikalı, uzun vadeli istikrarına karşı siyasi bir krizle mücadele eden müttefikimiz Türkiye hakkında tam olarak ne düşüneceğini bilmiyor dersek yanlış olmaz. Amerikan medyası, Erdoğan hükümetinin muhaliflere yönelik baskılarını bolca haber yapıyorsa da bunu bir perspektife oturtmuyor.

İlk olarak Türkiye’nin ABD’nin çıkarları açısından hayati önem taşıdığını anlamamız gerekiyor. Türkiye, Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı gerçek anlamda en güçlü müttefikimiz olmasının yanında bölgede bir istikrar kaynağı. Amerika’ya askeri operasyonlarda o çok ihtiyaç duyduğu işbirliğini sağlıyor. Ancak Obama yönetimi, Erdoğan hükümetine mesafeli duruyor ki bu, köklü ittifakımızı tehdit eden, akılsızca bir politika.

Gülen kendisini ılımlı biri olarak nitelendirse de aslında bir radikal İslamcı. Her türlü talimatını yerine getirmeye hazır “askerlerinden” alenen övgüyle bahsetmiş biri. Gerçekten ılımlı biri olsaydı, ne sürgünde olurdu, ne de Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetinde öfke uyandırırdı.

ABD ile Türkiye arasındaki başlıca anlaşmazlık nedeni, şaibeli bir Müslüman din adamı olan Fethullah Gülen. Pensilvanya’da yaşayan Gülen, eski Başkan Bill Clinton’ın, meşhur bir video görüntüsünden de hatırlayacağımız üzere, bir zamanlar “dostum” dediği bir isim.

Gülen kendisini ılımlı biri olarak nitelendirse de aslında bir radikal İslamcı. Her türlü talimatını yerine getirmeye hazır “askerlerinden” alenen övgüyle bahsetmiş biri. Gerçekten ılımlı biri olsaydı, ne sürgünde olurdu, ne de Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetinde öfke uyandırırdı.

Gülen’in söyledikleri ve yaptıkları, Müslüman Kardeşler’in kurucuları ve taraftarları Seyyid Kutub ile Hasan el Benna’nın hayatlarını iyi bilenlerimize son derece tanıdık gelecektir.

Özellikle merhum Seyyid Kutub, Gülen örneği ile büyük benzerlik gösteriyor. Eğitim ve güzel sanatlar üzerine 24 kitap yazan Kutub, yakın çevresine aydınları ve etkili siyasetçileri topladı. Fakat bu güzelce maskelenmiş görüntünün aksine, Kutub’un yazdıkları, El Kaide gibi terör örgütlerine esin kaynağı oldu. Kutub, 1966’da Mısır’da halkı isyana teşvik ettiği gerekçesiyle asılarak idam edildi.

Benzer şekilde, 1949 yılında ölen Mısırlı Hasan el Benna da caydırıcı cihadın ilk safhasını, kuvvetlerin sonucu kesin bir saldırıya hazırlanabilmesi adına gerekirse çeyrek yüzyıl sürecek, uzun ve sessiz bir süreç olarak tanımlıyordu. El Benna’ya göre, kabul edilebilir tek hukuk biçimi Şeriat’tı.

Profesyonel istihbaratçılar açısından bakıldığında, Gülen’in tüm açıklamalarında, tıpkı Kutub ve el Benna örneklerinde olduğu gibi, terörün izi var. Gülen’in başında bulunduğu küresel çaplı ağ, uyku halindeki tehlikeli bir terör şebekesinin tüm özelliklerine sahip. Ankara’nın bakış açısına göre, Washington şu anda Türkiye’nin Usame bin Ladin’ine yataklık ediyor.

Türkiye’nin demokratik seçimle iş başına gelmiş cumhurbaşkanının salt siyasi muhaliflerini bertaraf etmek için askeri bir darbe düzenleyip kendi meclisini bombalattığı ve ülkenin güçlü ekonomisine olan güveni baltaladığı yönünde inanması güç iddialar dile getirilirken, Washington’ın bu tartışmalı meseledeki sessizliği ise çok şey anlatıyor.

Bu mesnetsiz iddia, düşmanlarımız tarafından yayılan, 11 Eylül saldırılarının aslında Müslümanların topraklarını işgal edip petrol kaynaklarını ele geçirmek için Amerikan istihbaratı tarafından içeriden tertiplenmiş bir olay olduğu yönündeki o korkunç dedikoduları hatırlatıyor!

Üstüne üstlük, Gülen’in ABD’deki 160 sözleşmeli okulunun parası Amerikalı vergi mükelleflerinin cebinden çıkıyor. Bu okullara Google’a verildiğinden daha çok H1-B (geçici çalışma) vizesi verilmiş. Vize memurlarımız, İngilizcesi anlaşılmayan İngilizce öğretmenlerine nasıl olup da binlerce kez vize verdi, insanın aklı almıyor. Nitekim CBS kanalında yayınlanan “60 Minutes” (60 Dakika) programında Türkiye’den ithal bu İngilizce öğretmenlerinden biriyle yapılmış kısa bir sohbet durumu ortaya koyuyor. Ohio ve Teksas dahil birçok yerde devam eden davalar da bu okulların işleyişi ile ilgili usulsüzlüklere dikkat çekiyor.

Ancak görünen o ki Gülen şebekesinin finansman konusunda hiçbir sıkıntısı yok. Emrinde çalışan avukatlar sayesinde Gülen ve şebekesinin Amerikan devleti kaynaklı gelirleri akmaya devam ediyor. Cosmos Vakfı gibi önemli yardım kuruluşları, Gülen’in sözleşmeli okullarına desteği sürdürüyor.

Bu arada, Cosmos Vakfı, Clinton Vakfı’nın da önemli bağışçılarından. Yani Bill Clinton’ın Gülen’e “dostum” demesi boşuna değil. Hillary Clinton’ın yakın kurmayı ve sırdaşı Huma Abedin’in 12 yıl boyunca Müslüman Azınlık İlişkileri Enstitüsü tarafından yayınlanan bir derginin editör yardımcılığını yaptığı artık herkesçe biliniyor. Londra merkezli bu enstitü, Kutub ve el Benna’nın da aralarında bulunduğu radikal Müslüman düşünürlerin görüşlerini desteklemiş bir kuruluş.

Amerikan kamuoyu, Gülen’in Mevlana’nın öğretilerini yayan, dinler arası diyaloğu geliştirmek için çalışan ve Amerikalı gençlere matematik, bilim ve İngilizce alanlarında yüksek kaliteli eğitim sunan bir mutasavvıf olduğuna inandırılmak isteniyor.

Gülen ile ilgili olarak dile getirilen endişeler, emrindeki halkla ilişkiler uzmanları ve hukukçular vasıtasıyla hızlıca bertaraf ediliyor. Gülen, kendisini Türkiye’deki otokratik yönetimle anlaşamayan ılımlı biri gibi göstererek yalan bir imaj oluşturuyor.

Dış politikamızı Türkiye’ye öncelik verecek şekilde düzeltmemiz gerekiyor. Dünyayı Türkiye’nin perspektifinden görmeliyiz. 11 Eylül’ün hemen ardından Usame bin Ladin’in Türkiye’de bir tatil beldesinde güzel bir villada yaşayıp Türk vergi mükelleflerinin parasıyla 160 tane sözleşmeli okul işlettiğini duysaydık ne yapardık?

Bu tablo bize Amerika’nın geçmişte yaptığı ve uluslararası güvenliğin bedelini sonsuza dek değiştiren bir hatayı anımsatıyor. 1978 yılında Paris’in Neauphle-le-Château isimli banliyösünde bir elma ağacının altında oturan, sakallı, sessiz, yaşlı din adamını hepiniz hatırlarsınız.

Ülkesindeki diktatörü devirip iktidarı halka geri vermek isteyen, kendini tanrıya adamış bir din adamı olduğunu iddia ediyordu. Washington ona inandı. Ne yazıktır ki, kendisinin İran Devrimi ile birlikte iktidara gelmesinden kısa bir süre sonra, bir zamanlar Ortadoğu’daki en güçlü müttefiklerimizden biri olan ülkede, diplomatlarımızın 444 gün boyunca rehin tutulmalarına dehşet içinde tanık olduk.

Geri dönüşü olmayan bu hatadan sonra dünya bir daha hiç eskisi gibi olmadı. Ayetullah Humeyni, elma ağacının altında oturan, kendisini tanrıya adamış o sessiz adam, dünyanın bir numaralı terör destekçisini yarattı. Emrindeki Devrim Muhafızları, Lübnanlı meşhur terör örgütü Hizbullah’ı yarattı.

Ayetullah’ın teröristleri Amerikan askerlerini öldürdü, binlerce Iraklı Sünniyi katletti. Emrindeki acımasız Kudüs Gücü, Suriye’de masum Sünni sivilleri öldürdü. Ve sonunda, radikal Sünnilerin elma ağacının altında oturan dost canlısı mollamızın yarattığı kaosa tepkisi olarak IŞİD doğdu.

Tarih, insanlar geçmişteki hatalarını yineledikleri zaman tekerrür eder. Şimdi Türkiye’nin önemini yeniden değerlendirip önceliklerimizi doğru bir perspektife oturtma zamanı. Washington’ın kendi arka bahçesinde, Pensilvanya’da rahatça yuvalanmış bu gizli terör ve istikrarsızlık kaynağı tarafından aldatıldığı şu dönemde, NATO müttefikimiz Türkiye’nin aleyhine hareket etmek mantık dışı.

Dış politikamızı Türkiye’ye öncelik verecek şekilde düzeltmemiz gerekiyor. Dünyayı Türkiye’nin perspektifinden görmeliyiz. 11 Eylül’ün hemen ardından Usame bin Ladin’in Türkiye’de bir tatil beldesinde güzel bir villada yaşayıp Türk vergi mükelleflerinin parasıyla 160 tane sözleşmeli okul işlettiğini duysaydık ne yapardık?

Radikal İslam güçleri, ideolojilerini Gülen gibi insanları aldatan radikal din adamlarından alıyor. Gülen’e sığınacak bir liman vermemeliyiz. Bu krizde gerçek dostlarımızın kim olduğunu hatırlamamız şart.

Kaynak Site: Aljazeera

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun