Dünyanın en gizemli arkeolojik buluntuları – Fikrikadim

Dünyanın en gizemli arkeolojik buluntuları

Tarihin belirli bir dönemi hakkında bilgiler sunduğu düşünülen arkeolojik bulguların her zaman netlik içerisinde değerlendirilmeleri pek mümkün olmuyor. Bazı şeylerin nasıl ve neden var olduğuna dair oldukça ilginç açıklamalara sebep olmaları sebebiyle kafa karıştıran bazı bulgular bizleri cezbetmeye devam ediyor. Live Science’ın listelediği bu 25 arkeolojik bulgu yıldan yıla gizemini koruyarak insanları hayrete düşürmeye devam ediyor…

Antikythera Düzeneği

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

Antikythera Düzeneği, büyük bir muamma olarak kalan en önemli arkeolojik buluntulardan biri. Batan bir antik Yunan kargo gemisinin kalıntılarından çıkarılan bu düzeneğin astronomik amaçlarla kullanıldığı düşünülüyor. Arkeologlar, bu aletin nasıl kullanıldığı hakkında hala çalışmalarına devam etse de bu düzeneğin oldukça karmaşık bir astronomik takvim olabileceğini iddia ediyor.

2 bin yaşında olduğu bilinen bir gemiden çıkarılması ise bu düzeneği o döneme ait bulunan en ilginç antik kalıntı kılıyor.

 

Kosta Rika’nın Taş Küreleri

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

Devasa büyüklükteki bu taş küreler Güney Kosta Rika’nın Diquis Deltası’nda bulunuyor ve bazılarının yapımı M.S. 600 tarihine dayanıyor. Orijinal dilde “Las Bolas” yani Toplar olarak bilinen bu anıtların Kolomb öncesi uygarlıklar tarafından volkanik bir taş türü olan gabro kullanılarak yapılmış. Arkeologlar, mükemmel bir şekilde oyularak küreleştirilen bu taşların yapımında nispeten daha küçük taşların kullanıldığı iddia ediliyor.

Bu taşların tam olarak ne için kullanıldığı halen netlik kazanmasa da bir kesim tarafından bu taşların astronomik amaçlar için kullanıldığına dair spekülasyonlar üretiliyor. Başka bir kesim ise bunların önemli alanların yerlerini işaret ettiğini düşünüyor.

 

Kleopatra’nın Mezarı

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

VII. Kleopatra, M.Ö. 305 ile 30 yılları arasında Mısır’a hakim Ptolemaios Hanedanı’na mensup yöneticilerin sonuncusu olarak biliniyor. Hem Jül Sezar hem de Marcus Antonius’tan çocukları olduğu bilinen Kleopatra’nın, zekası, güzelliği ve sansasyonel romantik ilişkileri hakkında önemli miktarda bilgiye sahip olsak da onun hakkında bir gerçek hala gizemini koruyor: Gömüldüğü yer…

Eski müttefikleri Octavianus tarafından Actium Savaşı’nda yenilgiye uğratıldıklarının ardından Kleopatra ve Antonius’un intihar ettikleri biliniyor. Tarihçi Plutarkhos vaktiyle yazdığı bir eserinde, ikilinin beraber gömüldüğü yeri, Mısır tanrıçası İsis’in tapınağına yakın, “güzel ve gösterişli” bir anıt olarak tarif ediyor; fakat mezarın tam olarak nerede olduğu henüz bilinmiyor. Arkeologlar, bu aşıkların mezarını birisi bulsa dahi içinin tamamıyla boş olabileceğini çünkü antik zamanlarda mezar hırsızlığının oldukça yaygın olduğunu bildiriyor.

 

Qin Shi Huang’ın Mezarı / Kilden Askerler

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu©Shutterstock

1974’te Çin’in Shaanxi bölgesindeki çiftçiler tesadüfen 20’nci yüzyılın en büyük arkeolojik buluntusunu gün yüzüne çıkardı: İmparator Qin Shi Huang’ın Terakota Askerleri…

Aslına bakarsak, M.Ö. 259 ile 210 yılları arasına dayandırılan bu keşifteki askerler bir gizeme işaret etmiyor çünkü tarihçiler bu topraktan askerlerin imparatoru ahirette korumak adına yapıldığını biliyorlar. Gizemini koruyan asıl şey ise bu imparatorun tam olarak nereye gömüldüğü ve mezarının ne gibi hazineler içerdiği. İmparatorun son istirahat yerinin inşasını anlatan antik dokümanlar, hazinelerle dolu bu yeraltı sarayının Çin’de yapılmış en gösterişli mezar olduğunu iddia ediyor.

Atlantis

 
Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

İlk olarak milattan önce 360 yılında Yunan yazar Plato tarafından bahsedilen bu mitolojik adanın, sular altına gömülmeden önce hatırı sayılır bir deniz gücüne sahip olduğu iddia ediliyor. Arkeologlar halen bu gizemli adanın tarihsel varlığını tartışıyor ve vaktiyle var olması ihtimaline karşın dünyanın birçok batık kalıntılarında çalışmalar yürütüyor. Varlığına dair kesin bir kanıda henüz rastlanmamış olsa da Atlantis akıllarda bir gizem olarak yer edinmeye devam ediyor.Atlantis

 

Stonehenge

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

Stonehenge olarak bilinen ve İngiltere’de bulunan tarih öncesine ait bu devasa yapıt, dünyanın en meşhur arkeolojik alanlarından biri olarak kabul görüyor.

Megalitik taşların oluşturduğu bu çember yapının 4 bin yıl önce yapıldığı ve büyüklüklerinin o dönemin insanları için oldukça fazla olduğu düşünülüyor ve nasıl inşa edildiğine dair henüz net bir açıklama getirilmiş değil. Bunun haricinde Stonehenge’in ne amaçla kullanıldığı da net olarak bilinmeyen bir diğer gerçek. Bu yapı hakkında astronomik gözlemevinden tutun da bir “iyileştirme” tapınağı olabileceğine dair çeşitli teoriler tartışılmakta.

Antik Hayvan Tuzakları

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

İsrail, Mısır ve Ürdün çöllerini çapraz kesen çizgiler şeklinde inşa edilen bu kısa taş duvarlar, keşfedildikleri tarihten itibaren arkeologların aklını karıştırmaya devam ediyor.

“Çöl Uçurtmaları” olarak da adlandırılan 64 kilometre uzunluğundaki bu yapıların milattan önce 300 yılında inşa edildiği düşünülüyor. Yapılma amaçları hakkındaki gizemin yapılan son araştırmalarla ortadan kalktığına inanan arkeologlar, bu yapıların vahşi hayvanları avlamak amacıyla hazırlanmış bir çeşit tuzak olduğunu iddia ediyor.

Nazca Çizgileri

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

Peru’da bulunan bu çizgiler yerden bakıldığında pek de etkileyici bir görüntü sergilemese de onlara yukarıdan bakıldığında durum bir hayli değişiyor.

Arkeologlar, bu görkemli çizgilerin, geometrik şekillerden tutun da hayvan, bitki ve hayali figürlere kadar çeşitli şeyleri betimleme amacıyla çizildiğini ve bunların yaklaşık olarak 2 bin yıl önce yapıldığını düşünüyor. Fakat, ne amaçla yapıldıkları hala birçok tartışmaya sebep olan gizemli bir konu olsa da birçok arkeolog, bu çizgilerin Nazca tanrılarının aralarındaki bir çeşit iletişim metoduna işaret ettiğine veya doğa ayinlerinin bir parçası olarak çizildiğine inanıyor.

Gize Piramitleri

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

Mısır’ın büyük piramitleri hakkında arkeologların bilgisi önemli ölçüde olsa da hala gün yüzüne çıkarılmadığı düşünülen özellikleri de bu yapıları gizemli ve etkileyici kılıyor. Yaklaşık 5 bin yıl önce inşa edilen bu üçlü piramit kompleksi antik Mısırlıların Firavunlarına hürmetlerini gösterme biçimi olarak değerlendiriliyor.

Arkeologlar, günümüzde hala neden ve nasıl yapıldığı tartışılan piramitlerin içinde yeni tüneller keşfetmeye devam ettiklerini de vurguluyor.

Torino Kefeni

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

Hazreti İsa’nın kefeni olduğu düşünülen “Torino Kefeni” kadar tartışılan başka bir arkeolojik keşif daha yoktur demek abartı olmaz. Bu uzun kumaş parçası üzerinde kan ve bir adama ait olduğu bilinen bazı izler taşıyor.

1353 yılında Katolik Kilisesi, Fransa’nın Lirey bölgesindeki bir kilisede böyle bir kefenin varlığını resmi olarak kaydetti. Efsaneye göre, bu kefen günümüz Güney Filistin’inden Edessa yani günümüz Şanlıurfa bölgesine, oradan ise İstanbul’a gelmiş. 1204 yılında Haçlıların İstanbul’u yağmalamalarından sonra bu kefenin onlarla birlikte Atina’ya geldiği biliniyor.

1980’lerde bilim insanlarının eline geçen bu kefenin gerçekten İsa’ya ait olup olmadığını anlamak üzere test yapan bilimciler, bu kefenin sahte olduğuna kanaat getirdi çünkü yapılan testler kumaş parçasının M.S. 1260 ile 1390 yılında yapılmış olabileceğini ortaya koydu. Fakat varılan bu sonuca itiraz edenler ve bu testlerin kefenin sonradan eklenen yani yeni kısımlarına uygulandığını ama aslında kefenin daha eski zamanlara ait olduğunu iddia edenler de var.
(Fotoğraf: Diego Barbieri / Shutterstock.com)

Göbekli Tepe

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

1994 yılında Göbekli Tepe’de yapılan müthiş keşif, medeniyetin evrimi hakkında o zaman kadar bildiklerimizi zorlayarak yeni sorular sorulması gerektiğini ortaya koymuştur. Üzerinde hayvan figürlerinin oyulduğu taş sütunlarıyla Göbekli Tepe, yapılma tarihinin M.Ö. 10’uncu milenyuma dayanması sebebiyle dünyanın en eski ibadethanesi olarak kabul görüyor.

Eldeki bulgular, Göbekli Tepe’nin yarı-göçebe avcılar tarafından inşa edildiğini ve bu topluluğun tarımla henüz tanışmadığını gösteriyor. Göbekli Tepe’nin keşfi sonrası arkeologlar, önce yerleşik hayata geçilip sonra mı tapınakların inşa edilmeye başlandığı yoksa bunun tersinin de geçerli olup olmadığını tartışmaya başladı.

Yani, daha önceden kabul gördüğü gibi önce yerleşik hayata mı geçildi, yoksa Göbekli Tepe gibi dini amaçla inşa edilen yapılar insanları yerleşik hayata geçişe mi yönlendirdi? Bu henüz netlik kazanmış değil. 

 
Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

Bakır bir levhaya yazılan bu tomar, Ölü Deniz Parşömenleri ile birlikte Kumran bölgesinde bulunan 3 numaralı mağarada keşfedildi. Metinde fazla miktarda altın ve gümüşün yanı sıra madeni paralardan da oluşan oldukça büyük bir hazinenin kaydı tutulmuş; fakat bu hazinenin gerçekten var olup olmadığını henüz kimse bilmiyor.

Bilim insanları, tomardaki hazine kaydının gerçek mi yoksa bir hayal ürünü mü olduğunu halen tartışıyor. Bakır Tomarlarda anlatılan büyüklükte bir hazine henüz o topraklarda bulunamadı.

Tutankamon’un Ölümü

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

Tutankamon’un mezarının gün yüzüne çıkarıldığı 1922 tarihinden itibaren “firavunun laneti” olarak anılan ve mezara yaklaşan herkesin bir şekilde öldüğünü anlatan hikayeler kulaktan kulağa yayılmaya başladı. Firavunun mezarının gizeminden daha da dikkat çeken şey işte Tutankamon’un nasıl öldüğü konusu. Arkeologlar, bu çocuk kralın beklenmedik bir şekilde öldüğü ve ölümüne ya bir enfeksiyonun ya da bir iki tekerlekli araba kazası sonrası aldığı yaraların sebep olduğuna inanıyorlar.

 

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

Ahit Sandığı, içinde “Hz. Musa’ya Allah tarafından verilen 10 emir”in bulunduğu altın kaplı bir sandık. Antik dönemlerde, bu sandığın Kudüs’te bulunan Birinci Tapınak’ta saklandığı biliniyor; ancak tapınağın M.Ö. 587 yılında Babil ordusunca yıkılıp yağmalanması sonrasında bu sandığa neler olduğu hakkında kimse tam olarak bir şey söyleyemiyor.

Tevrat’ta bahsedilen bu olay ve kutsal kalıntının izine henüz kimse rastlamış değil. Bazı antik kaynaklar, şehrin yağmalanmasından sonra bu sandığın Babil’e götürüldüğünü, bazıları ise sandığın Kudüs’te bir yere gömüldüğünü söylüyor. Yeni tercüme edilen eski bir İbranice metin ise bu sandığın Mesih’in geleceği güne kadar ortaya çıkarılamayacağı yönünde bilgiler veriyor.

Voynich El Yazması

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

15’inci yüzyıla ait olduğu bilinen 250 sayfalık bu kitap, kozmolojik sembol, bitki ve çıplak kadın gibi birçok değişik figür içeriyor. Wilfrid Voynich adında bir sahaf tarafından 1912 yılında bulunan el yazmasının içeriğine dair henüz net bir bilgiye sahip değiliz çünkü metin henüz deşifre edilemedi.

Ancak metnin unutulan bir dille yazıldığına dair spekülasyonlar yaratılmaya devam ediliyor. Şuan Yale Üniversitesi’nde bulunan el yazması birçok bilim insanının dikkatini çekmekte.

Hobbitler

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

2003’te Endonezya açıklarındaki Flores adasında minyon insan formunda kemikler keşfedildi. Homo floresiensis olarak adlandırılan bu insan formunun en belirgin fiziksel özelliği ise yetişkinlerinin ortalama 1 metre uzunluğunda ve 25 kilo ağırlığında olduğudur.

Araştırmacılar, başta bu ufak kemikleri mikrosefali rahatsızlığına sahip bir insana ait olduğunu düşünse de buna benzer çok sayıda kalıntının bulunmasıyla yeni bir türün ortaya çıkarıldığını ortaya koydu. Homo floresiensislerin insanların ataları ağacındaki yeri tam olarak bilinmiyor.

Delikli Küp

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

Bu küp yapısı gereği ilgi çekmeye devam ediyor çünkü her yerinde delikler mevcut. İkinci Dünya Savaşı sonrası Londra’nın dış bölgelerinden birinde bulunan bu küpün Roma İmparatorluğu’nun İngiltere’de hüküm sürdüğü dönemlere (M.S. 43 – 410) ait olduğu biliniyor. Araştırmacılar, bu küpün vaktiyle bir lamba ya da içinde fare veya yılanın konduğu bir kafes olabileceği konusunda iddialarda bulunuyor. Tabii bunlar sadece tahminler…

 
Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

1986 yılında Çin’in Sichuan bölgesinde arkeologlar Bronz Çağı’ndan kalma hazinelerle dolu 2 kuyu keşfettiklerini duyurdu. Kuyularda, yeşim taşları, bronz heykel ve fildişlerinin ortaya çıkarıldığını bildiren araştırmacılar, bu el yapımı objeleri Sanxingdui Uygarlığı tarafından yapıldığı ve bu uygarlığın yaklaşık olarak 3 bin yıl önce ortadan kaybolduğunu belirtti.

 
Minjiang Nehri’nin kıyıları boyunca yaşadıkları bilinen bu topluluğun bölgeyi neden terk ettiği ve giderken hangi sebeplerle bu objeleri toprak altına gömdükleri araştırmacılar arasında tartışılan bir konu.

Nuh’un Gemisi

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

Bazı şeyler o kadar iyidir ki tekrar tekrar keşfetmek istersin; Nuh’un Gemisi gibi… O kadar çok insan Nuh’un Gemisi’ni bulduğunu iddia ediyor ki gerçekten bulundu mu bunu net olarak kimse bilmiyor.

Yüzyıllardır, tüm dünyadan amatör arkeologlar Nuh’un Gemisi’nin kalıntılarının Türkiye’deki Ağrı Dağı’nda olduğuna dair birçok iddiada bulundu. Fakat, bazı araştırmacılar bu konuya oldukça şüpheyle yaklaşıyor, hatta böyle bir geminin yapılıp yapılmadığına bile emin değiller. Tıpkı Atlantis gibi Nuh’un Gemisi’nin nerede olduğu gizemini korumaya devam eden arkeolojik bir soru.

Kayıp Mayalar

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

Oldukça gelişmiş bir uygarlık olan Mayalar’ın, milattan sonra 900’lü yıllarda bilinmeyen sebepler sonucunda ortadan kaybolduğu biliniyor. Bazı bilimsel çalışmalar, Mayaların yok olmasında kuraklığın etkin bir rol oynadığını ortaya koysa da birtakım araştırmalar bölgedeki toprak bozunumunun ve av hayvanlarının sayısındaki azalmanın Mayaların sonunu getirdiğini iddia ediyor. Yani, tam olarak neden ortadan kayboldukları gizemini koruyor.

Khatt Shebib Duvarı

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

150 kilometre boyunca uzanan taş bir duvarın net bir amaca hizmet ettiğini düşünebiliriz; ama arkeologlar Ürdün’de bulunan Khatt Shebib Duvarı’nın neden, ne zaman ve kimler tarafından inşa edildiğini hala tartışmaya devam ediyorlar. Duvarın uzunluğu göz önünde bulundurulduğunda bu duvarın düşman ordularının işgaline karşı yapılmadığı açıkça ortada, belki hayvanların istilasından korunmak adına yapılmış olabileceği tartışılıyor. Bir başka iddia ise çiftçilerin tarım arazileri arasına bir çeşit sınır çekmek adına bu duvarı inşa etmiş olabilecekleri.

 

Ürdün’deki Büyük Daireler

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

Khatt Shebib Duvarı, Ürdün’de bulunan antik yapılardan yalnızca biri. 2 bin yıllık olduğu düşünülen daire şeklindeki bu taş yapılar da arkeologların aklını karıştırmaya devam ediyor. Bu kısa duvarlı dairelerin hiçbirinde insan ya da hayvanların geçişine izin veren bir boşluk bulunmuyor. Neden orada olduklarını ve ne amaçla yapıldıklarını kimse bilmiyor…

Cochno Taşı

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

Bu yıl arkeologlar, İskoçya’nın Glasgow şehrinde 5 bin yaşında bir taş levhada kazı ve keşifler yaptı. Taşın üzerindeki motifleri değerlendiren bilim insanları, bunun antik dönemlere ait olduğu bir eser olduğuna karar verdi.

1930’lar bu kalıntı üzerinde çalışmalar yürüten bir grup araştırmacı, taşın üzerindeki işaret ve yazıların astronomik olaylar ile bir bağlantısı olabileceğini düşünmüştü; fakat yeni araştırmaya göre bu yargı doğruyu yansıtmıyor. Araştırmacılar tarih öncesi insanların bu taşı ne gibi durumlarda kullandığına dair çalışmalarına devam ediyor.

Super-Henge

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

Stonehenge’e yaklaşık olarak 3 buçuk kilometre uzaklıkta bulunan bu devasa büyüklükteki taş yapıtlar geçen yıl gün yüzüne çıkarıldı. Avon nehrine yakın ve 4 buçuk metre büyüklüğündeki bu yapıtların ne amaçla kullanıldıkları henüz bilinmiyor.

Sular Altındaki Taş Yığını

Dünyanın en gizemli 25 arkeolojik buluntusu

2003 yılında bir grup bilim insanı tarafından İsrail açıklarında devasa bir taş yığını bulundu. Bu anıtın 60 bin ton ağırlığında ve 10 metre uzunluğunda olduğu tahmin ediliyor. Dünyanın birçok yerinde buna benzer yapılar genellikle önemli bir mezarın yerini göstermek amacıyla dikiliyor; fakat bu anıtı keşfeden araştırmacılar henüz tam olarak ne amaçla yapıldığı konusunu netliğe kavuşturmuş değil.

Bu taş yapının vaktiyle kıyıda olduğu ve deniz seviyesinin yükselmesi sonucunda sular altında kaldığı tahmin ediliyor. İsrail Antik Çalışmaları Otoritesi ve Ben-Gurion Üniversitesi’nden Yitzhak Paz’a göre bu yapının inşası 4 bin yıl öncesine dayanıyor. 

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun