Bilim insanları merak edilen o sorunun izinde – Fikrikadim

Bilim insanları merak edilen o sorunun izinde

Bir kral mıydı? Bir general mi? Sanatçı olabilir mi? Kimdi, nerede yaşadı? İsmi neden tarihe geçti? “O kişi benim!” diyorlardı geride bıraktıkları işaretlerde. Mağara duvarlarıyla seslerini ulaştırdılar. Belki ibadetlerinin bir parçasıydı, belki de öylesine ortaya çıkmış bir duvar yazısıydı, bilmiyoruz.

Kaynak: National Geographic Türkiye 
Fotoğraflar: AFP
 
30.000 yıl öncesinden bahsediyoruz. Yazı henüz icat edilmemişti, isimlerini duvarlara kazıyabilecekleri bir araçları yoktu. Onun yerine ellerini duvara yaslayıp, etrafına toz serpiştirerek iz bırakıyorlardı, burada görüldüğü gibi: Ve bundan sonraki 30–40 yüzyıl boyunca, Avrupa, Asya, Amerika ve Avustralya’daki mağara adamları, mağara çocukları, mağara kadınları, avcılar, çiftçiler, göçebeler ve askerler “biz buradayız” mesajını böyle bıraktılar. 
 
Birer bireye ait bu el işaretlerinin her biri özünde bir isim, bir tarih, anlatacak bir hikâye barındırıyor. Ancak yazı olmadan bu hikâyelerin ne olduğunu bilemiyoruz. Sadece Neolitik Çağ kabilelerinde avcı-toplayıcı oldukları bilgisine sahibiz. Onları sadece bir topluluk halinde hayal edebiliyoruz. Aradan onlarca, binlerce nesil geçse de, bir tanesini bile tek başına adlandıramıyoruz. Ta ki İÖ 3200 yılına kadar. Mezopotamya’da yazı ortaya çıkıyor. İnsanlar sözlerini kayıt altına alabiliyor, bazen fonetik sembollerle ifade ediyor ve biz onlara kulak kabartıyor, hikâyelerini dinleyebiliyoruz. Ve ilk defa, kulağımıza bir isim fısıldanıyor. Bir kişiye özel, bir bireye ait ilk isim.  
Kimdi peki? Dünya tarihinde resmi olarak kayıtlı ilk isme sahip olan kim olabilirdi? Kadın mıydı erkek mi? Tahminimce erkekti, çünkü yazı yeni bir buluştu ve yeni buluşları genellikle önce erkekler kullanır.  
Peki bu kişi bir kral mıydı acaba? Yoksa bir asker miydi? Şair, tüccar veya sokaktaki alelade birisi olabilir miydi? Naçizane fikrimce sokaktaki adam olamazdı. Adınızın eski kayıtlarda yer alabilmesi için itibar sahibi, varlıklı veya kâtip olmanız gerekirdi. Yani yoksul tabakayı da eleyebiliriz.   
 
Adı büyük başarılarla anılan, şan şöhret sahibi birisi miydi yoksa sıradan bir insan mıydı? Şanlı krallar, büyük liderler, halka öncülük eden şairlerin isimleri kulaktan kulağa yayılırken, sıradan birinin aralarından sıyrılması daha düşük bir ihtimal. 
Biraz interneti karıştırıp, birkaç kitap okuduktan sonra beni şaşırtan bir bilgiyle karşılaştım. Tarihte kayıt altına alınan ilk isim ne bir asker, ne de şairdi… Aradığım kişi bir muhasebeciden başkası değildi. Yuval Noah Harari, Sapiens: A Brief History of Humankind kitabında Mezopotamya’da bulunmuş, İÖ 33. yüzyıla ait 5.000 yaşındaki bir tabletten bahsediyor. Tabletin üstünde pay ifade eden çizgiler, delikler, oyma desenler bulunuyor ve ticari bir anlaşmanın kayıtları olduğu ortaya çıkıyor.  
Bir arpa sevkiyatının makbuzu niteliğinde. Ve basitçe şunu söylüyor:  29.086 birim arpa 37 ay Kushim “Yani şunu ifade ediyor,” diyor Harari, “29.086 birim arpa 37 ay içinde teslim alındı. İmza, Kushim.” Kimdi bu “Kushim”? Veya bu kelime ne ifade ediyordu? Belki bir kişiyi değil de, bir mevkiyi belirtiyordu (belki de kushim arpa sevkiyatçısı demekti). Ama sonra bir video izledim. Bu tabletin hesap kitap işleriyle uğraşan, kanlı canlı bir muhasebeciyi tarif ettiğini öne sürüyordu. “Eğer Kushim onun ismiyse,” diyor Harari, “kendi ağzından hikâyesini anlatan bir kitap kahramanı gibi, onun hikâyesini de tabletinden dinleyeceğiz. Kushim’in komşuları ona seslenirken de gerçekten “Kushim!” diye bağırıyorlardı belki de.”
 

Şu açık ki Kushim ünlü değildi, büyük işler başarmamış, küçük dağları o yaratmamıştı. Hele hele bir kral hiç değildi. Bütün akıl yürütmelerim hedeften uzakmış meğerse.  Ama bir dakika. Kushim tableti Irak çöllerinde bulunmuş on binlerce ticaret kaydından yalnızca bir tanesi. Tek bir örnek çok da kesin bir şey söylemiyor. Daha fazlasına ihtiyacımız var.  Araştırmalarımı sürdürdüm ve bildiğimiz en eski ikinci, üçüncü, dördüncü isimler olabilecek isimler buldum. Onlar da farklı Mezopotamya tabletlerinde yer alıyor.  

Bunlar da antikçağın süperstarları değil. İÖ 3100’de, yani Kushim’den bir-iki nesil sonra hazırlanmış bir tablette “Gal-Sal’a ait iki köle” yazıyor mesela. Sonra da kölelerin adı: “En-pap X ve Sukkalgir.” Elimizde dört isim var: bir muhasebeci, bir köle sahibi, iki de köle. Kral filan yok. Hatta birkaç nesil daha hiç rastlanmıyor kendilerine.  
Sıradan Sümerlilerin baskınlığı Harari’yi çok da şaşırtmıyor. 5000 yıl önce dünyadaki insanların çoğu çiftçiydi, çobandı veya mallarının ve borçlarının hesabını bilmesi gereken zanaatkârlardı. Yazı da ortaya böyle çıktı zaten. Sıradan insanların duyduğu bir ihtiyaçtı. Güçlülerin gücü için icat edilmiş bir araç değildi.  “Kaydedilen ilk ismin,” diyor Harari, “bir krala, bir peygambere, bir şaire veya büyük bir generale değil de bir muhasebeciye ait olması çok şey anlatıyor aslında.” Ne de olsa insanların büyük çoğunluğu iş güçle meşguldü.  
 
Hükümdarlar gelir geçer. Ama arpanızın, koyununuzun, paranızın, mal mülkünüzün kaydını tutmak, işte bütün mesele bu.  Akademisyenler en eski ismin kime ait olduğu konusunda hemfikir değil. Yuval Noah Harari yeni kitabı Sapiens: İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi’nde birinciliği Kushim’e veriyor. Chicago Üniversitesi’ndeki akademisyenler ise 2010-2011’deki yıllık raporlarında Gal-Sal diyor. Writing and Script: A Very Short Introduction adlı kitabın yazarı Andrew Robinson da Gal-Sal diyor. Fakat onun kitabı daha önce çıkmıştı, yani Harari’nin bulguları daha güncel olabilir.
KaynakSite: NTV.com.tr
Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun