Ha Fazlullah ha Fetullah – Fikrikadim

Ha Fazlullah ha Fetullah

Ömer Lekesiz

Ömer Lekesiz

Fazlullah Esterâbâdî, Esterâbâd’ta (şimdiki adıyla Gürgân’da) doğmuş, bugünkü İran, Azerbaycan ve Gürcistan coğrafyasında yaşamış bir sapkındır.

Bağlılarından oluşan cemaate Hurufilik adı verilmiştir.

Fazlullah ile yeni zamanın sapkını Fetullah’ın adlarına aynı başlık içinde yer verişim kafiye nedeniyle değildir; kaynak-türev ilişkisi planında sapkınlıklarındaki mütekabiliyetler nedeniyledir.

Fazlullah’ın hayatı ve görüşlerine aşağıda yer verirken, söz konusu mütekabiliyetleri de, muhatabım Yeni Şafak okurları olduğu için arife tarif gerekmez, maluma ilam yakışmaz söyleyişlerinden hareketle boldkarakterle belirtmekle yetineceğim.

Fazlullah’ın Câvidân-Nâme‘sini Türkçe’ye aktaran Fatih Usluer’in, kitabın (Kabalcı Yay., İst., 2012) girişinde verdiği bilgileri izleyeceğim ilkin:

1340 yılında, seyyid olarak doğan Fazlullah’ın babası Esterâbâd’ın Kadıyü’l-Kuzatıdır.

Küçük yaşta yetim kalmış, düzenli bir medrese eğitimi görmemiştir.

On sekiz yaşında, Mevlana’nın (ks) “Ölümden ne diye korkarsın, ebedi canın var / Mezara nasıl sığarsın, Sende Allah’ın nuru var” beytini duyarak riyazete başlamış.

Hakikati aramak üzere geldiği İsfahan’da, ertesi gün gerçekleşen bir rüya görür. Oradan hacca gider. Hac dönüşü Harezm’deyken tekrar Mekke’ye gitmek ister ancak rüyasında gördüğü İmam Rıza onu Meşhed’e yönlendirir. Meşhed’te bir süre kaldıktan sonra tekrar Mekke’ye giden Fazlullah, dönüşünce yine Harezm’deyken Hz. İsa (as), Hz. Süleyman (as) ve Hz. Muhammed’i (sav) rüyasında görür. O rüyada,

-Hz. İsa (as) ona muhlis evliyaların isimlerini verir.

-Hz. Süleyman (as), Kadı Taceddin’in halka iyi davranıp davranmadığını sorar ve onu kötü davrandığını öğrenmesi üzerine,Hüthüt’e Kadı Taceddin’i kargaya dönüştürüp, öldürmesi emrini verir.

Hz. Muhammed’ten (sav) rüya tabir etme bilgisini alır.

İsfahan’da inzivaya çekilen Fazlullah, Tohcı Mecsidi’ndeki ikameti sırasında rüyaları tabir eder.

Tebriz’de ikamet ederken, yine rüyasında Hz. İsa (as), Hz. Muhammed (sav) ve Hz. Adem’i (as) Allah’ın halifeleri, kendisini de Mehdi – Mesih ve peygamberler ile velilerin sonuncusu olarak görür.

Nübüvvetle velayetin kendisinde zuhur ettiğini ve böylece uluhiyet devrinin başladığını söylemesi üzerine Tebriz Uleması tarafından tekfir edilince, İsfahan’a dönerek, kendisine şer’i hükümleri tevil etme bilgisi verildiği inancıyla, Hurufi nazariyeyi kurup, çevresine yaymaya başlar.

“Helalhor Seyyid Fazlullah” olarak şöhret bulmasının nedeni, haram lokma yemeden, hediye kabul etmeden, acem tekkesi dikerek yaşadığına inanılmasındandır.

Beyaz keçe başlık ve elbisesiyle tanınmıştır. Namazlardan sonrasürekli evrad-u ezkar’la meşgul olduğu ileri sürülmüştür.

Sapkınlığının taraftar kazanmaya başlamasıyla Azerbaycan valisi Miranşah tarafından tutuklanıp, Alıncak kalesine hapsedilmiş ve hakkındaki fetva gereğince 1394’te burada öldürülmüştür.

Aynı zamanda şair olan Fazlullah’ın kitaplarındaki dil, ayetlere ve hadislere yaslı bir dildir. Kendi zamanı açısından bakıldığında bunun böyle olması da normaldir. Çünkü onun yaşadığı Hicri 740-796 yılları, dünyevi dilin din dili içinde massedildiği yıllardır. Ancak söz konusu dil, dünyevi dilin galip gelmeye başladığı zamanlar için bir örnek oluşturmuş, sonraki sapkınlıklar da (bugün Fetullah için geçerli olduğu gibi) kendilerini din diliyle ifade etmeye özel bir çaba göstermişlerdir.

Fazlullah’ın sapık düşünceleriyle vaktini israf etmek istemeyenlere, bu gerekçe ile onun kitaplarına ya da onunla ilgili kitaplara el atmaktan kaçınanlara, ilgili konularda hazır bilgileri içeren, Shahzad Bashir’in şu küçük hacimli kitabını önerebilirim: Fazlullah Esterâbâdî ve Hurufilik (Kitap Yayınevi, İst., 2013). Şu küçük bilgiler burada yer buluyor:

-Üreme maksatlı olmak kaydıyla cinsel ilişkinin manevi olarak zararlı olmayacağını söylemiştir.

-Karşısındakinin rüyasından ya da fiziki durumundan hareketle onun abdestli olup olmadığını bildiği iddia edilmiştir.

-Yakın çevresinde, biatlı kişilerden yedisine güven duymuştur (Fetullah bunu iki katına çıkmıştır).

-Vasiyetinde, kendisinin zamanının Hüseyin’i, Şimr ve Yezid‘in de düşmanları olduklarını söylemiş; “Azizler bilsin ki, bu fakirin din cihetinden hiç endişesi yok” diye belirtmiştir.

-Ona göre, kainatla insanın kesişen kaderlerinin bir tarafı önceden belirlenmiş, diğer tarafı ise işlenecek fiiller ölçüsünde değişime açık bırakılmıştır,

-Her bebek Allah’ın nutkunun işaretlerini yüzündeki yedi hatta taşır. İstiva hattı da denen bu hatlar saçı yüzden ayıran çizgi ile iki kaş ve ikişer çift olmak üzere dört kirpiktir. Bu hatlar aynı zamanda Fatiha suresindeki 7 ayete denk düşmektedir,

-Hz. İsa’nın (as) doğumu nübüvvet halkası içinde, ilahi dilin insanlar arasında tecessüm edişine mahsus özel bir zaman döngüsünü başlatmıştır.

Şimdi, biraz da Fetullah’tan söz etmeliyim ama yerim kalmadı ki, zaten asıl geçerli olan da yazımın başlığından söylediğimdir.

Ha Haşhaşilik, ha Hurufilik, ha Fetoşçuluk!

Al birini vur ötekine; zaman içinde değişen şey, sapıkların isimlerinden ibarettir.

Kaynak site: YeniŞafak

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun