Yirminin üzerinde etnik grubun toprakları Gine

Yirminin üzerinde etnik grubu topraklarında barındıran Batı Afrika ülkesi Gine, sadece Afrika’nın değil dünyanın da en fakir ülkelerinden. Fransa’dan bağımsızlığını kazanmasının ardından Doğu Bloku’na yönelen, ancak darbeler ve çatışmalar sebebiyle istikrarın sağlanamadığı ülkede aslında zengin maden yatakları var.

gine640

Batı Afrika’nın elmas ve altın zengini ülkesi Gine, 1958’de verdiği kararla eski Fransız sömürgesi olan Afrika ülkelerinden ayrılıyor. 1958 referandumuna ‘hayır’ diyen tek ülke olması sebebiyle Gine’nin sonraki 50 yılı, savaşlar ve krizlerle boğuşarak geçti.

Eylül 1958’de Fransa, Beşinci Cumhuriyet’i başlatan anayasayı oylarken bağımsızlık isteyen Afrika’daki sömürgelerinde de bir referanduma gitti. Eğer sömürgeler ‘evet’ der ve anayasayı kabul ederse, Fransa kontrolü altında kalmayı da kabul etmiş sayılacaktı. Bu ülkelere ‘egemen ülke’ statüsü verilecek olsa da aslında Fransa’ya daha da bağlanacaklardı. Anayasayı reddeden ve gerçek anlamda bağımsızlık isteyen ülkeleri ise dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle, tüm desteği çekmekle tehdit ediyordu.

Referanduma katılan tüm ülkelerde –çoğu yüzde 90’ın üzerinde- evet oyu çıktı. Sadece Gine anayasayı kabul etmedi, üstelik ‘hayır’ oyunun oranı yüzde 95’in üzerindeydi. Böylece Gine Fransa’dan tamamen bağımsız bir ülke olmak istediğini duyurmuş oldu.

Fransa’dan kopuş, Doğu Bloku’na yöneliş

Bunun sebebi, dönemin yürütme konseyi üyesi Ahmed Sekou Tourè’nin yürüttüğü “köle olarak zengin olmaktansa; özgür olup yoksul kalmak” kampanyasıydı. 1958’deki referandumun hemen ardından milyonları peşinden sürükleyen Tourè, devlet başkanı seçildi.

1958 bitmeden ülkedeki tüm Fransız iş adamları, askeri ve politik danışmanlar, mühendis, teknisyenler, hatta taşınabilen tüm tesisler geri çekilmişti. Ancak ülkede Tourè’ye olan destek azalmadı. Tourè ekonomik kalkınmayı sürdürebilmek için Doğu Bloku’na yöneldi. Ülkenin yeraltı zenginliklerini Rusya işlemeye başlarken, Küba da asker desteği gönderdi. Tourè, kendi para birimini de oluşturarak Fransız Frankı’nı ülkeden çıkardı.

Ancak Gine, her ne kadar yönetimin sosyalist ideolojisi ağır bassa da, Soğuk Savaş’ta taraf olmamaya özen gösterdi. Bu sebeple tüm bu anlaşmalar yapılırken ABD ve İngiltere gibi ülkelerle de işbirliği anlaşmaları yaptı, başkentlere ziyaretlerde bulundu.

Ülkede istikrarın nispeten sağlanmasının ardından de Gaulle, ülkedeki Fransa yatırımlarını tehlikeye atan Tourè’nin iktidardan düşmesi için Fransız gizli servis elemanlarının aracılığıyla Fransız Frankı’nı ülkenin dört bir yanına yaydı. Ülkede iki farklı para birimi kontrol dışı kullanılınca ekonomi alt üst oldu.

Bir yandan muhalefet de Fransız gizli servis elemanları tarafından silahlandırıldı. Bugünkü adı Gine-Bissou olan komşu Portekiz Gine’sinde üslenen muhalifler, 1971’de Tourè’ye karşı başarısız bir darbe girişiminde bulundu.

Bunun üzerine Tourè, muhalefete yönelik çok sert bir sindirme politikasına yöneldi. 1984’te ölümüne kadar ülkeyi demir yumrukla yönetti. Bir yandan da Fransa’nın cezalandırma yönteminden çekindiği için Fransa ile ilişkileri de yumuşattı, ekonomik işbirliği anlaşmaları yaptı.

Askerin kontrolünde 26 yıl

1984’te ölümünün ardından bir hafta geçmeden ülkede darbe oldu ve Lansana Conte devlet başkanı oldu. Conte döneminde para politikaları IMF’ye danışarak yapıldı, Batılı yatırımcılar ülkeye davet edildi ve serbest piyasa ekonomisine geçildi. Ve o dönemde bu geçişi yaşayan birçok ülke gibi IMF’ye borçlandı. Bu borçlar bugün hâlâ ödenemedi.

Conte, askeri yönetimi kaldırıp seçimlere gitmesinin ardından 2008’de öldü. Ölümünün ardından yönetimi ele geçiren ve kendisini devlet başkanı yerine ‘Cunta lideri’ olarak adlandıran Dadis Camara’ya yönelik protesto gösterileri yapıldı.

Gine, 2009’da hiç unutulmayan korkunç günler yaşadı. Çünkü Camara orduya, “Devlet başkanı olmamı istemeyen kim varsa saldırın” emri verdi. Askerler, uluslararası toplumun da tepkisini çeken katliamlarını, tecavüzlerini ve işkencelerini günler boyunca sürdürdü.

Olaylar sırasında saldırıya uğrayan ve ülkeyi terk eden Camara’nın ardından Uluslararası Ceza Mahkemesi de dâhil olmak üzere birçok uluslararası kuruluş devreye girdi. 2010’da ülke yıllar sonra demokrasiye dönüşü yaşadı. Seçimden en büyük muhalefet partisinin lideri, bugün hâlâ devlet başkanı olan Alpha Conde galip çıktı. Seçilene kadar uzun yılları hapishanelerde ve sürgünlerde geçmiş olan Conde, iktidara geldikten sonra Camara’ya yakın isimlerin çoğunu tutukladı ya da sınır dışı etti.

Darbe dönemleri sonrası etnik çatışmalar

Conde, ülke nüfusunun yüzde 30’unu oluşturan ikinci büyük etnik grup Malinkelerden. Conde’nin yakın rakibi Dalein Dallo ise ülkenin yüzde 35’ini oluşturan en büyük etnik grup olan Fulbelerden. Conde’nin seçimi kazanması, hile yapıldığı iddiasıyla Fulbeleri sokağa döktü. Bunun üzerinde 2010’da Fulbeler ile Malinkeler arasında etnik çatışmalar yaşandı. Etkisini azaltsa da, 2015’de Conde’nin yeniden kazandığı ikinci seçim sonrası çatışmalar devam etti.

Yıllarca darbe yönetiminden dolayı istikrarı sağlayamayan ülkede politik istikrara doğru adımlar atılmış olsa da, hem komşuları olan Sierra Lione ve Liberya’daki iç karışıklıktan kaçan göçmenler hem de etnik çatışmalar sebebiyle ekonomik istikrar sağlanamadı. Zengin elmas ve altın yataklarından ülke hâlâ yeterince faydalanamıyor.

Ülkenin komşularıyla ilişkisi de göçmenler sebebiyle tam anlamıyla düzelemedi. Tourè iktidarında sosyalist yönetime yakın şekilde yönetilen ülke yıllarca, Fransa etkisi altındaki komşularıyla iyi ilişkiler geliştirmedi.

Ardından komşu ülkelerde yaşanan iç çatışmalar ve Gine’deki kabilelerin bu çatışmaların taraflarıyla akrabalığı sebebiyle, sınırda meydana gelen olaylarda Gine yönetimi komşularını suçladı.

Kullanılmayan maden yatakları ülkenin umudu

2010 seçimleriyle iktidara gelen Conde yönetimindeki Gine, Batı’ya açılmaya devam etti. Bugün ülkedeki yabancı yatırımların çoğunu İsveç, ABD, İngiltere ve Fransa sermayesi oluşturuyor. Boksit yataklarının işletmesi ise hâlâ Rus şirketlerin elinde.

Afrika’nın en fakir ülkelerinden olan Gine’nin aslında hâlâ hiç dokunulmamış demir, boksit, altın ve elmas madeni yatakları var. Gine, birçok nehrin yatağını da barındırıyor ve bu özelliğiyle hidroelektrik üretme, hatta üretilebilecek yüksek miktarda elektriği ihraç etme potansiyeline sahip.

Zengin su kaynaklarının yarattığı hektarlarca verimli tarım alanı da, çatışmalar ve istikrarsızlık sebebiyle işlenemiyor. Ülke nüfusunun yüzde 47’si yoksulluk sınırının altında.

Boksit yatakları çoğunlukla Rusya’nın işletmesinde olsa da, diğer maden yatakları Batı ülkelerinin ilgisini çekmiş durumda. 2010’daki seçimin ardından ülkeye ‘politik istikrar, şeffaflık’ gibi şartlar sunan IMF, istikrarın sağlanıp yatırımların yapılabilmesi için yeni krediler de verdi. Ancak ülkeye yönelen Batılı şirketler, son etnik çatışmalar ve Ebola salgınının ardından, dokunulmamış madenlere yatırım yapma konusunda diğer Afrika ülkelerine göre çekimser tutumunu korudu. Conde, yabancı yatırımcıyı çekebilmek için hem yurt dışı ziyaretlerini artırdı hem de IMF, Dünya Bankası gibi kuruluşlarla daha fazla işbirliği yapmaya başladı.

Ülkede işgücünün yüzde 76’sını tarım alanında çalışanlar oluşturuyor. En fazla üretilen tarım ürünleri pirinç, pamuk, mango, kahve, ananas, kakao, muz ve patates.

En çok ihraç edilen ürünlerin başında da boksit, altın, elmas, kahve, balık geliyor. Maden yataklarının tümü işletilebilirse, ihracattan gelecek gelir ülkenin kalkınmasında çok daha büyük bir rol oynayabilir. En büyük ihracat ortakları Güney Kore, Hindistan, İspanya, İrlanda ve Almanya. En büyük ithalat ortakları ise Çin, Hollanda ve Hindistan. Bu ülkelerden aldığı ürünlerin başında petrol ürünleri, metaller ve makine gereçleri, ulaşım araçları ve tekstil ürünleri geliyor.

Ebola vursa da yaşam süresi Afrika ortalamasının üzerinde

Atlas Okyanusu’nun ilgi çeken sahillerinde kurulu Başkenti Conakry, ülkenin en yoğun şehirlerinden… Ülkenin nüfusu 11 milyona yakın. Nüfusun yüzde 62’sini 0-24 yaş arası genç ve çocuklar oluşturuyor. Yüzde 7 civarında 55 yaş üstü nüfusu barındıran ülkenin ortalama yaşam süresi de 60 yıl.

Sağlık hizmetlerine erişim Sahraaltı Afrika ortalamasının altında, yüzde 20’lerde. Ülkeyi 2013 yılının sonunda başlayıp 2014’te etkisini artıran Ebola virüsü de vurdu. 2263 kişi ebola sebebiyle hayatını kaybetti.

Gine, 1958’de sömürgesi olduğu Fransa’dan bağımsızlığını ilan etse de resmi dil ve tek eğitim dili Fransızca olarak kaldı. Ancak sömürge dönemlerinde olduğu gibi halkın sadece yüzde 25’e yakını Fransızcayı kullanıyor. Etnik gruplar günlük yaşamda ana dillerini kullanmaya devam ediyor. Ülkenin yüzde 35’ini oluşturan Fulbe kökenli kabilelerin konuştuğu Fulanice, ülkede en fazla kullanılan dil. Bunun dışında 40’a yakın yerel dil kullanılıyor.

Okuma yazma oranının yüzde 30’un üzerine ancak yakın zamanda çıkabildiği ülkede çocukların yüzde 25’i zorla çalıştırılıyor.

Nüfusun yüzde 85’i İslam dinine inanıyor. Yüzde 10’a yakını ise Hristiyan.

Kaynak: Al Jazeera, IMF, Dünya Bankası, CIA

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun