Küresel egemenler karşısında Yeni Türkiye – Fikrikadim

Küresel egemenler karşısında Yeni Türkiye

rasim-ozdenoren

Rasim Özdenören

Mahut 15 Temmuz darbe teşebbüsünün akim bırakılmasından sonra yalnız Türkiye’de değil bütün dünyada ikili ve küresel ilişkilerin ekseni kaydı.

Türkiye işbu darbe teşebbüsünün akim bırakılmasının ardından uluslararası ilişkilerde eli güçlenerek çıktı.

Uluslararası ilişkiler bağlamında, bizim, yeri geldikçe tekrarlamaktan bıkmadığımız cümlemizi bir daha söylemiş olalım: diplomasi, hasmın gücünü kendi lehine imale etme maharetidir…

Bu da fırsat işidir. Veya ortaya çıkan fırsatı değerlendirme becerisidir.

Son darbe girişimi, aslında, ona girişenlerin düşünmedikleri bir sonla, fiyaskoyla sonuçlandı. Eğer darbe başarılı olaydı, bu ülkenin başına da bir Sisi bulup getireceklerdi. Veya zaten buldukları o Sisi’yi darbeden sonra tahta oturtacaklardı.

Peki, darbenin püskürtülmesinin Türkiye’nin önüne çıkardığı fırsat ne oldu?

Bu soruya, ilkin, söz konusu fırsatı göz ardı etmek suretiyle Türkiye’nin NATO’dan çıkmasını, ABD ile AB ile ilgisini koparmasını önerenlerin görüşünü değerlendirerek cevaplamaya çalışalım. Bu görüşte olanlar diyor ki, madem bu darbenin kotarılmasında NATO’nun parmağı olduğuna ilişkin kuşkular var, öyleyse NATO’dan çıkalım… NATO’dan artık bu ülkeye, Türkiye’ye hayır gelmez…

Acaba öyle mi?

Aslında Türkiye NATO karşısında her zamankinden daha güçlü bir hale gelmedi mi? Türkiye’nin NATO’dan çekilmesiyle bu örgüt ortadan kalkmayacağına göre onun Türkiye’nin müstakbel dış politika stratejisine hizmet edecek hale getirilmesini hedeflemek daha akıllıca olmaz mı? Türkiye, öteden beri NATO’nun yeniden yapılanmasını ve örgüt içinde Doğu Avrupa’da ve Ortadoğu’da öncelikler elde etmeyi istemiyor muydu? Şimdi bu fırsatı tepmek mi gerekir, yoksa ondan yararlanmak mı?

Gene aynı görüş sahipleri ortaya çıkan bu son durum muvacehesinde ABD’ye ve AB’ye kafa tutalım, nasıl olsa Rusya ile de bazı anlaşmalara vardık, bu da bize güç kazandırıyor; bu durumda ilişkilerimizi Asya ülkeleriyle sıkılaştırmanın yolunu arayalım, diyorlar.

Bu görüşte de alternatifi yanlış denklemlerde arama açmazı var. Asya ülkeleriyle ilişkileri geliştirmenin bedeli Batı ile ilişkiyi koparmak olmamalı… Bilakis Asya ülkeleriyle ilişkimiz güçlendirilirken, Batı ile olan ilişkilerde de inisiyatifi elde tutmanın inceliğini elden bırakmamaya gayret göstermeli… Diplomasi, bu ince çizgilerde dengede kalmayı gerektirir.

Türkiye önüne çıkan işbu imkânlar yelpazesine at gözlüğüyle değil, fakat altı ciheti aynı anda görme yeteneğini kullanabilecek feraset ve basiret gözüyle bakmayı hedeflemelidir

Büyük ülke olmanın yolu dünya barışına katkı sağlamaktan geçer. Barışın anahtarı olmaktan geçer. Barışın anahtarına sahip olan savaşın anahtarını da elinde tutuyor demektir.

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun