Tercümenin hanımefendisi 400’ün üzerinde kitabı, İngilizceden Türkçeye çevirdi – Fikrikadim

Tercümenin hanımefendisi 400’ün üzerinde kitabı, İngilizceden Türkçeye çevirdi

Gazap Üzümleri, Şibumi, Atlas Silkindi, Hayatın Kaynağı, Parfümün Dansı ve daha yüzlerce eser. Hepsinin ‘altında’ onun imzası var. Belkıs Çorakçı Dişbudak, bugüne kadar 400’ün üzerinde kitabı, İngilizceden Türkçeye çevirdi. 78 yaşındaki Dişbudak, simultane tercümanlık da yapıyor.

Basak cubukcu

Basak Cubukçu

Yaptığı işten zevk alma ve yaparken eğlenme… Onu, kendi alanında bu denli ‘seçilir’ kılan da bu. Keyif almadığı hiçbir şeyi eline dahi almak istemiyor. Yıllar içinde bu lükse sahip olmanın verdiği hazzı, müstehzi gülümsemesinden okumak mümkün. Tecrübesiz olduğu dönemde kendi talepleri değil; arz edileni yapmakla yükümlüydü, çünkü. Belkıs Çorakçı Dişbudak, pek çok kişinin okumaktan keyif aldığı kitapları İngilizceden Türkçeye çeviren isim. Dile kolay, 400’ün üzerinde kitabı var. Her çevirdiği kitabın konusunu anımsıyor ama iş, kendi hanesindeki sayıları saymaya gelince o kadar net değil. Tam olarak kaç kitap çevirdi, o da bilmiyor.

Belkıs Dişbudak, 78 yaşında. Kitap çevirmenliğinde 45 yılı geride bıraktı. Hepsini yazmanın imkânı yok. En bilinenleri, Gazap Üzümleri, Şibumi, Atlas Silkindi, Hayatın Kaynağı ve Parfümün Dansı… Aşk romanlarından strateji kitaplarına uzanan kalabalık bir kütüphane oluşturdu. Ancak, tarih ve mizah kitaplarını çevirirken ayrı bir keyif alıyor. Ortaokul yıllarında kurduğu hayali, onu bugün Türk edebiyatının gizli kahramanlarından birine dönüştürüverdi.

“Benim için kitap çevirmek çok keyifli. Tıpkı o yazarın o sıradaki ruhsal durumunu taklit etmek gibi. Kitap çevirmek, bir taklit etme işi. O yazarın, o kitabındaki çekirdeğini taklit etmek lâzım. Her kitapta ayrı kimliğe bürünüyorum. Doğuştan kolay taklit yaparım. Aksanları da taklit edebilirim. Böyle şeylere yatkınlığım var. Onun için, hele sevmişsem de bir kitabı, oymuşum gibi yazmaya çalışıyorum. Yaptığım bu.”

Dişbudak: Fıkrayı çok severim. Kısa ve özlü fıkraları severim.

 

“Türkçe yazılmış gibi…”

Kullandığı dil, kendi ifadesiyle Belkıs Dişbudak’ın ‘kimliği’ni oluşturan en temel özellik. Yalın, sade ve anlaşılır olmayı her şeyin üstünde tutuyor.

“Okurken benim tutkum, çeviriyi yaparken okuyan insan ‘Ne dedi bu?’ diye tekrar cümlenin başına dönmek zorunda kalmasın. Sanki Türkçe yazılmış gibi okuyup gitsin, rahat rahat. Çeviride fazla şeylerle de rahatsız etmek istemiyorum, okuyucuyu. Sahicisini okuyormuş gibi okusun okuyucu. Yani illâ yeni kelime kullanayım ya da eski kelimeyi kullanayım diye bir tutturursam o zaman o, rahatsızlık verici bir şey, zorlayıcı bir şey olur. Sokakta nasıl insanlar konuşuyorsa öyle bir dil tutturup gitmek istiyorum. Dolayısıyla eskiyi de yeniyi de kullanıyorum. Tutarsız bir dil kullanıyorum, onu bilinçli olarak öyle yapıyorum.”

Dişbudak, simultane tercümanlığa 1968 yılında başladı.

Romanlar, Dişbudak için sadece bir ‘iş’ değil. Çocukluğundan bu yana sürdürdüğü bir alışkanlık, hayatının olmazsa olmazı. Sevincini de üzüntüsünü paylaştığı bir arkadaş.

“Kitap başka roman başka. Roman okuduğunuz zaman o karakterin ne hissettiğini tarif ediyor ya ağzından o sırada ne çıkıyor? Aslında ağzından o çıkarken ardında yatanı da romanda görebiliyorsun. Bunlar hep egzersiz. Genç yaşta başlayınca roman okumaya kendini karşısındakinin yerine koyabilmeye başlıyorsun, daha bir anlayış gösteriyorsun. Roman okumayan biri empati nedir bilmez. Üzgün ya da depresif olduğum zamanlarda kendimi Bernard Shaw ile tedavi ederim. Bir tiyatrosunu alıp gidip odama kapanıp onu okumaya başladığımda üzüntüm kaybolur. Kafasının muzip çalışması beni çok eğlendiriyor.”

Belkıs Dişbudak’ı anlatabilmek tek ‘iş’ ile pek mümkün değil. Simultane tercümanlığı, kitap çevirmenliğinden de eski. 48 yıl önce başladığı simultane tercümanlıkta son derece aktif. Yoğun bir programı var. Ses rengi ve Türkçe hâkimiyeti farkını anında çeviride de ortaya koymasına destek.

Belkıs Dişbudak’ın amcası da Ali Sami Yen.

Şemsettin Sami’nin torunu

Edebiyat genlerinde var. Belkıs Dişbudak, Şemseddin Sami’nin torunu. Sami, Türk yazın hayatının önemli isimlerinden. İlk Türkçe sözlük ve ansiklopediyi yazdı. Şemseddin Sami, ilk Türkçe roman ‘Talat ile Fitnat’ın Aşkı’ kitabının da yazarı. 

“Çok gurur duyuyorum, bundan. Türk diline pek çok hizmeti var ama Şemsettin Sami unutuldu, Türkiye’de. Büyükbabam bir dil uzmanı. Şemsettin Sami 18 yaşındayken ilk yazılarını koltuğunun altına kıstırıp İstanbul’a başkente gelmiş. Hem Arnavutça hem Türkçe yazmış. Bizim aile Fransızca konuşur. Büyükbabam 7 dil bilir. Amcam bütün Avrupa dillerini bilir. 20 küsur dil. Babam da 7 dilli. Annem 3 dil. Haftada bir kere eve gelen İngilizce hocasıyla büyüdüm. Okula gittiğimde de zaten biliyordum.”

‘abcd’ liselere hazırlık kitapçıkları

80’li yıllarda kullanılan bir test kitabı. Öğrencileri, Anadolu-kolej sınavlarına hazırlayan test ve konu anlatımlardan oluşan bir seri. Bu eğitim çalışmasının arkasındaki isim de Belkıs Dişbudak. Yalnız içindeki eğitimci kişiliği öyle kendiliğinden çıkıvermiş değil. Çocuklarının sınava hazırlık sürecinde yaşadığı azap sonunda ortaya çıkmış bir durum.

“Sınavı kazansınlar diye kendi çocuklarıma ders aldırdım. Dördüncü ve beşinci sınıfta aldıkları ders, bütün eğitimlerini kaplayabilirdi. Hâlbuki ortaokulda da lise de de aynı şeyler okunuyor. Bunları bir pakete koyup ‘Hangisini öğrenirsem diğerini mantık çerçevesinde daha iyi öğrenirim’ tarzında toparlama yaptık. Gördüm ki dört ayda koca bir yılın bilgilerini bitirebiliyorsun. Bu çocuklara yazık, ne sanata ne de spora vakit ayıramadan mütemadiyen beş seneyi dolduruyorlar. Bana bu çok ters gelmişti.”

Cevap şıklarından esinlenerek oluşturulan ‘abcd’ eğitim paketi uzun yıllar devam ettikten sonra noktayı koydular. 

Kaynak Site: Aljazeera

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun