Diyanet İşleri Başkanı Ramazan’da hangi kitabı tavsiye etti – Fikrikadim

Diyanet İşleri Başkanı Ramazan’da hangi kitabı tavsiye etti

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Ramazan ayına ilişkin  Milli Gazete Haber Müdürü Gökçen Göksal’ın sorularını yanıtlamış. Görmez, Ramazan’ı her sene gelen ve bütün müminleri eğiten bir mektep olarak tarif ediyor. Ramazanın, bizi on bir ay işlediğimiz günahlardan ayıran geçici bir ay olmadığının altını çizen Görmez, şatafatlı iftar sofralarından da kaçınmamız gerektiğini hatırlatıyor.

46e_12

Gökçen GÖKSAL

MANEVİ İKLİME GÖLGE DÜŞÜRMEYELİM

DİYANET İşleri Başkanı Mehmet Görmez, “Son zamanlarda ciddi bir sorun yaşıyoruz. İbadetler Müslümanları değiştirmemeye başladı. Müslümanlar ibadetleri değiştirmeye, kendisine uygun hale getirmeye başladı. Festivalleri andıran bir takım eğlencelerle Ramazan’ın o manevi iklimine gölge düşürmeye başladı. Bu konuda dikkatli olmalıyız” dedi.

BİN AYDAN HAYIRLI OLAN GECENİN KIYMETİNİ BİLELİM

Malumunuz bin ay seksen yıldır. Seksen sene ortalama bir insanın hayatıdır. Allah bize her Kadir Gecesi’nde bir müstakil hayat daha yaşama imkânı veriyor. Bu fırsatı değerlendirmemek için sadece insanın kendini kaybetmesi gerekiyor. Bu imkanı çok iyi değerlendirmeliyiz.

RAMAZAN NEFSİMİZİ TERBİYE ETMEYİ ÖĞRETECEK

Oruç bize Rabbimize olan ihtiyacı hatırlatacak nefsimizi terbiye etmeyi öğretecektir. Hazreti Peygamber (s.a.v.) diyor ki, sizlerden birinizin aç kalmasına, susuz kalmasına  haşa Allah’ın ihtiyacı yoktur. Mühim olan hem gözüne, hem kulağına, düşüncesine zihnine kalbine oruç tutturarak kendisini bütün günahlardan koruması ve muhafaza etmesidir.

Annemizin babamızın gönlünü yapalım, sokakta terk edilmiş yetimin sokak çocuğunun gönlünü yapalım, mahrum kalmış ülkemize sığınmış göçmenin muhacirin gönlünü yapalım, arkadaşlar dostlar olarak birbirimizin gönlünü yapalım. Oruç tutarken Ramazan ayında aynı zamanda gönüller inşa etmeninin vahdeti gergef gergef örecek ilmek ilmek dokuyacak önemli bir unsur olarak gördüğümüz için bu konu üzerinde durmaya karar verdik. Belki gönül yıkmamak gerekiyor ama bu yetmez gönül yapmak da gerekiyor. Bunun bir de tebliğ ve davet boyutu da var.

RAMAZAN denilince Müslümanlar olarak neyi anlamalıyız?

* Ramazan bize her sene Kur’an’ı yeniden getiren aydır. Ama Ramazan bir defa Kur’an getirmedi insanlara. Ramazan Kur’an’ı her yıl getiriyor. Bir defa her Müslüman Ramazan’a önce böyle bakmalı. Ramazan bizimle Kur’an-ı Kerim arasındaki ilişkiyi yeniden inşa eder. Ben Ramazan’ı her sene gelen ve bütün müminleri eğiten mektep olarak tarif ederim. Muhteşem bir programı var. İmsakla başlar, oruçla devam eder, iftarla biter, teravih namazıyla devam eder. Sürekli bir ay boyunca bize eğitim verir. Bu eğitimin gayesi bize gerçek özgürlüğümüze kavuşturmaktır çünkü oruç ibadeti özgürlüktür. İnsana nefsani duygularının esaretinden kurtaran bir boyutu vardır. Bize takva kazandırır içindeki fıtır sadakasıyla, teravihiyle, imsakiyle, iftarıyla, müminleri orucuyla sürekli eğitir bütün organlarımıza oruç tutturmayı öğretir. Kötülüklerden korur. Kadir Gecesi’yle kadrimizi yüceltir. Bayram ile beraberde adeta bir diploma vererek bizi mezun eder. Her yıl bizi eğiten bir Kur’an mektebi olarak görmek ve o şekilde yaşamak lazım.

NEFSİMİZİ TERBİYE ETMEYİ ÖĞRETECEK

Ramazan ayını nasıl ihya etmeliyiz

* Rabbimizim bizin için hazırladığı Ramazan programının, içini Peygamberimizle (s.a.v.) doldurmalı, böyle bir programa teslim olarak  yaşarsak o takdirde Ramazan’ı hakkıyla idrak etmiş oluruz.  O programı harfiyen uyguladığımızda o taktirde iftar bize fıtratımızı hatırlatacaktır. Oruç bize Rabbimize olan ihtiyacı hatırlatacak nefsimizi terbiye etmeyi öğretecektir. Hazreti Peygamber (s.a.v.) diyor ki sizlerden birinizin aç kalmasına susuz kalmasına haşa Allah’ın ihtiyacı yoktur. Mühim olan hem gözüne, hem kulağına, düşüncesine zihnine kalbine oruç tutturarak kendisini bütün günahlardan koruması ve muhafaza etmesidir.

Ramazan, diğer 11 ayı inşa etmek için gelir

Ramazan’ı nasıl idrak etmememiz gerektiğinin altını çizdiniz… Peki Ramazan’ı nasıl görmemeliyiz? Ramazan ne değildir?

* Şöyle görmemek lazım Ramazan’ı. Her sene gelip  bizi 11 ay işlediğimiz günahlardan ayıran geçici bir ay olarak bakılmamalı. Ben bir ay teslim olurum ondan sonra 11  ay her şeyi yaparım anlayışıyla bakılırsa bu da doğru olmaz. O  bir ay, on bir ayımızı inşa etmek için gelmiştir. Ramazan ayı diğer on bir  ayı inşa etmek için gelir ondan sonra bizi yenileyerek hayatımıza devam etmemizi sağlar. Ramad veya Ramda iki manaya gelir Ramazan kelimesinin kökü birisi kor ateş birisi de yağmur manasındadır. Kor ateş manasını verirsek bizi pişiren, bizim kötülüklerimizi  yakıp yok eden bir ay manasına gelir. Yağmur manasını verecek olursak, rahmete muhtaç bir toprak gibi gelen, ilahi rahmeti iliklerimize kadar bize hissettiren bir ay manasına gelir. Biz Ramazan’ı değiştirmeye kalkışmayalım Ramazan’ın bizi değiştirmesine izin verelim. Ramazan’ı Kur’an mektebi olarak tarif ettiysek her kardeşimizin Kur’an’la ilişkisini gözden geçirmesi gerekiyor. Aksi takdirde Kadir Gecesi’nde kadrimiz yücelmez. Bayram yapma hakkına sahip olmayız.

RAMAZAN EĞLENCELERİ…

Bir de Ramazan eğlencesi adı altında düzenlenen etkinlikler var, bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

* Son zamanlarda ciddi bir sorun yaşıyoruz. İbadetler Müslümanları değiştirmemeye başladı. Müslümanlar ibadetleri değiştirmeye, kendisine uygun hale getirmeye başladı. Festivalleri andıran bir takım eğlencelerle Ramazan’ın o manevi iklimine gölge düşürmeye başladı. Bu konuda dikkatli olmalıyız.

İMSAK VAKTİ  TARTIŞMALARI…

Her Ramazan özellikle medyada başta imsak vakti olmak üzere çeşitli tartışmalar zuhur ediyor. Bu tür tartışmalar nedeniyle kafaları karışan Müslümanlar için nasıl bir yön tayin edersiniz?

* Şunu ifade edeyim, biz, Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bir şahıstan oluşan bir müessese değiliz. İmsak konusunda ve diğer bütün fetva meselelerinde Diyanet İşleri Başkanı’nın şahsının görüşü kabul edilmez. Bizim Din İşleri Yüksek Kurulu diye bir kurulumuz var. Bu kurul 16  ilim adımından oluşuyor. Diyanet İşleri Başkanı  bu kurula katılır ama oy hakkı yoktur. İlme saygısından dolayı yoktur. Dolayısıyla ben bireysel olarak  verilen aykırı şazz denilebilecek İslam tarihinde hiç uygulanmamış bugün İslam dünyasında hiç uygulanmayan, bireysel, aykırı fikir ve düşüncelere kapılmamalarını ben hasseten isterim. Söz konusu tartışmada gündeme getirilen husus tarih boyunca hiçbir İslam âlimi tarafından söylenmediği gibi bugün de hiçbir İslam ülkesinde geçerli değildir. Biz Diyanet olarak tarih  boyunca İslam’ın ana yoluna dikkat ederiz. Ehl-i sünnet mezhep değil ana yoldur. O anayolda da âlimlerin cumhuru dediğimiz çoğunluk âlimlerin söylediğini esas alırız. Biz şazz aykırı bireysel fikirlere itibar etmeyiz. İbadetlerimiz önemlidir. İbadetlerimizi yaparken biz temkini esas alalım şazz bireysel aykırı tarihte tatbiki olmayan bugün herhangi bir yerde tatbiki olmayan fikir ve düşüncelere kapılarak Ramazanımıza gölge düşürmeyelim. Ben doğrusu bu tartışmaları her yıl başlatan kardeşlerimize sevgili hocalarımızdan da istirhamda bulunuyorum. Her sene bu tartışma yapıldı. Toplumdan zaten eğer sizin kanaatinizi paylaşanlar varsa onlar biliyorlar zaten bunun propagandasını yaparak Ramazan’a gölge düşürmeyelim diye istirhamda bulunmak isterim.

İFTAR SOFRALARI…

Ramazan’da Müslümanlar nasıl iftar sofralarına oturmalı?

* İftar sofralarını israf sofraları yapmayalım. Mümkün olduğu kadar iftar sofralarımızı çok farklı kesimlerle paylaşarak sadece zengin sofraları olmasın Peygamber Efendimiz davet sofralarının sadece zenginlere açık, fakirlere kapalı olmasını eleştirmiştir. Onun için hassaten kendi çocuklarımızı aile hayatımızı bir tarafa bırakarak Ramazan’ı sadece toplu iftarlarda da geçirmeyelim. Toplu iftar yapacağımız zamanda mutlaka gerçekten muhtaç fakir insanlarla bir araya gelelim. Onların başına kakmadan onlarla bir kardeşlik havası içerisinde iftarlarımızı yapalım. Beş yıldızlı otellerde şatafatlı sofralarda iftarımıza gölge düşürmeyelim. İsraftan mümkün mertebe kaçınalım. Belediyeler son yıllarda oruç tutan mümin kardeşlerimize daha fazla hizmet etmek için bir takım çalışmalar yapıyorlar. İftar çadırları kuruyorlar benim onlardan istirhamımda ibadet hayatımıza gölge düşürecek şenliklerle festivallerle aynı teravih namazına denk gelecek bir takım başka etkinliklerle ibadete mani olmasınlar.

Bin aydan daha hayırlı kadir gecesi

Bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi Ramazan ayı içerisinde. Kadir Gecesi’nin önemine ilişkin neler söylemek istersiniz?

* Malumunuz bin ay seksen yıldır. Seksen sene ortalama bir insanın hayatıdır. Allah bize her Kadir Gecesi’nde bir müstakil hayat daha yaşama imkanı veriyor. Bu fırsatı değerlendirmemek için sadece insanın kendini kaybetmesi gerekiyor. Bu imkanı çok iyi değerlendirmeliyiz. Hakikaten, “O Ramazan ki onda Kur’an nazil oldu. Biz o Kur’an’ı kadir gecesinde indirdik” dolasıyla Kadir Gecesi, Ramazan’ı Ramazan yapan gecedir. Kur’an’ın nüzulüne şehadet eden gecedir bin aydan hayırlı olması da bize yeni bir hayat kadar zaman tanımasıdır. Onun için bilhassa bu Ramazan’da yapmak istediklerimizi daha da artırarak Kadir Gecesi’ni bir milat kabul edip ve mümkün olduğu kadar Ramazan’dan sonraki 11 ayı da programladığımız; Rabbimizle ilişkilerimizi annemizle babamızla çocuklarımızla tabiatla bütün canlılarla ilişkilerimizi gözden geçirdiğimizi insanlığımızı keşfetmeye çalıştığımız, bir milat kabul edeceğimiz bir gece olarak idrak etmeliyiz.

GELİN GÖNÜLLERİ YAPALIM!

Diyanet işlerimiz her Ramazan’da farklı bir tema üzerinde duruyor. Bu seneki Ramazan teması “Gelin gönüller yapalım, bu Ramazan ve her zaman”. Bu temayı seçmenizin sebebi ne?

* Dünyadaki Müslümanların millet olarak bize ve bizim birliğimize çok ihtiyacı var. Biz birlik içinde olmaz gönüller arasında merhamet şebekeleri kurmazsak dünya mazlumlarına da yardımcı olamayız. Biz  millet olarakta sudan bahanelerle birbirimizi çokça kırmaya başladık. Çokça gönül yıkmaya başladık. Gönül yapmak ve  gönül yıkmak bizim İslam medeniyetinin çok önemli iki kavramıdır. Bu sebeple biz kutlu doğum haftasında gelin birlik olalım diyerek tevhid ve vahdet üzerinde durmuştuk onun bir devamı olarak  gelin gönüller yapalım dedik. Annemizin  babamızın gönlünü yapalım, sokakta terk edilmiş yetimin sokak çocuğunun gönlünü yapalım, mahrum kalmış ülkemize sığınmış göçmenin muhacirin gönlünü yapalım, arkadaşlar dostlar olarak birbirimizin gönlünü yapalım. Oruç tutarken Ramazan ayında aynı zamanda gönüller inşa etmeninin vahdeti gergef gergef örecek ilmek ilmek dokuyacak önemli bir unsur olarak gördüğümüz için bu konu üzerinde durmaya karar verdik. Belki gönül yıkmamak gerekiyor ama bu yetmez gönül yapmak da gerekiyor. Allah’la ilişkisini kesmiş gönülleri Allah’la irtibatlandırmak gönül yapmaktır aynı zamanda. Zaten Ramazan da bizim gönüllerimizi inşa etmeye geliyor. Onun için bu sene biraz da Hazreti Yunus Emre’den ilham alarak, Yunus’un çokça üzerinde durduğu “Gönül yapmak Kabe’yi yapmaya bedel, gönül yıkmak Kabe’yi yıkmak gibidir” bu kavramlar üzerinde durmaya çalıştık.

Kan ve gözyaşı içinde kıvranan İslam coğrafyasına iyi ki rahmet eli olarak uzatılan

Ramazan geldi. İslam dünyası yine bir Ramazan’ı kan ve gözyaşı içinde karşılıyor. Artık bu  duruma bir son vermek gerekmiyor mu?

* Müsbet taraftan bakalım bu kadar kan ve gözyaşı içinde kıvranan İslam coğrafyasına iyi ki rahmet eli olarak uzatılan Ramazan geldi. Ya o da olmasa. Bizim mutlaka Ramazan’ı bayramı aynı zamanda dünyada zulüm altında inleyen kardeşlerimizle aynı sevinci nasıl paylaşabiliriz birey olarak her birimize düşen nedir, millet olarak bize düşen nedir, sadece Suriye’den bize kalbimize sığınan 3 milyon kardeşimize kapılarımızı açmak yeterli midir. Belki bunların bir kısmı 5 yıldan beri çadır kentte yaşıyor, belki de büyük kısmı  ev ortamını hiç tatmadı. Bazıları belki orada dahi yer bulamadı sokaklarda kaldılar. Ramazan da kalbimizi gönlümüzü daha fazla açmak durumunda değil miyiz. Sonra neden İslam dünyası bu hale geldi bizden kaynaklanan eksiklikler nelerdir biz bu hali ortadan kaldırmak için neler yapmalıyız. Mümin olarak sürekli üzerinde düşünmemiz gereken hususlardan bir tanesi de bu olmalıdır. Sadece bunu tefekkür ederek dahi oruç tutmak başlı başına bir ibadettir.

UÇAKTA, ARABADA, YOLLARDA OKUMAYA ÇALIŞIYORUM…

Sayın başkanım sizin entelektüel birikiminizi biliyoruz. Akademisyen bir yönünüz de var. Bu yoğun tempoda neler okuyorsunuz. Okumaya fırsat bulabiliyor musunuz?

Şu sıralarda birkaç konuda kitap okumaya çalışıyorum. Doğrusu ben nasıl okuyorum. Uçakta, arabalarda, yollarda okumaya çalışıyorum. Bilhassa İslam âleminin içerisinden geçtiği süreçleri dikkate alarak, az önce ifade ettiğim o medeniyet kuran ana yolumuz bu ana yolu işgal eden düşünceler bize nasıl bulaştı bizi nasıl kuşattı bununla ilgili kitapları okumaya çalışıyorum. En son okuduğum kitap daha önce öğrenciliğimde okumuştum Faruki’nin Tevhid kitabı. Herkese tavsiye ederim. Ben üç Kitâbü’t-Tevhîd’i mukayese ederek okudum. Birisi İmam Maturudi’nin Kitâbü’t-Tevhîd’i, birisi İbn-i Abdülvahap’ın Kitâbü’t-Tevhîd’i, birisi Faruki’nin Kitâbü’t-Tevhîd’i. Bu üçünü mukayese ettiğimde bugün İslam dünyasının içinde geçtiği inanç ve düşünce bunalımlarını tespiti etme imkanına sahip olabiliyorsunuz. Teferruatına girmeyeyim. Sadece bunu söylemiş olayım. Bir de tabii çokça hediye kitap geliyor. Mümkün olduğu kadar onun önsüzünü, sonuç kısmını, kitap kapağını okuma imkanı buluyorum.

İFTAR SOFRALARINI İSRAF SOFRALARI YAPMAYALIM

İftar sofralarını israf sofraları yapmayalım. Mümkün olduğu kadar iftar sofralarımızı çok farklı kesimlerle paylaşarak sadece zengin sofraları olmasın, Peygamber Efendimiz davet sofralarının sadece zenginlere açık, fakirlere kapalı olmasını eleştirmiştir. Onun için hassaten kendi çocuklarımızı, aile hayatımızı bir tarafa bırakarak Ramazan’ı sadece toplu iftarlarda da geçirmeyelim.

“BÜTÜN OKUR KARDEŞLERİMİZİN RAMAZAN’INI TEBRİK EDİYORUM”

Millî Gazete okuyucularına neler söylemek istersiniz?

Ben bütün okur kardeşlerimizin Ramazan’ını tebrik ediyorum. Cenab-ı Hakk bizi istikametten ayırmasın. Ülke olarak ve İslam dünyası olarak zor bir süreçten geçiyoruz. Bu zor süreçte her kardeşimizin kendi dini hayatını ve dindarlığını da gözden geçirmesi gerektiğini düşünüyorum. Bizi kuşatan bir dünyevileşme var bir de canımız kadar aziz bildiğimiz dinimiz var. Bu dünyevileşme gölgesinde dinimize zarar vermeyecek bir hayat için Allah’a dua edelim, dinimizden aldığımız ilhamla dünyevileşmeye teslim olmamanın yollarını arayalım. Ramazan mektebini aynı zamanda bu amaçla eğitim gördüğümüz bir ay olarak idrak edelim. Allah nice nice Ramazanlar nasip etsin.

Sayın başkanım siz Ramazan’ı nasıl geçiriyorsunuz?

    İnsan ve kul olarak Ramazan’daki vazifelerimiz ile resmi vazifenin getirdiği vazifeleri birlikte götürmenin mücadelesi içinde oluyorum. Bir geceyi engelli kimsesiz kardeşlerimizle, bir geceyi şehit aileleri ile huzur evindeki insanlarla, bir geceyi Suriyeli göçmen kardeşlerimizle geçirmeye çalışıyorum. Fakat bu arada evde çocuklarla aileyle birlikte paylaşmamız gereken anlardan da mahrum kalıyorsunuz. Mümkün olduğu kadar da uykudan keserek Kur’an okumaya çalışıyorum.

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun